"meh meh" diye gülesimi getiren gerçek. kürtçe'yi filan koy bi' kenara siktir et de, ulan bu kürtçe'nin dil olmadığı savını şöyle cümlelerle savunuyorlar ya, öpesim geliyor:
"tabikide kürtçe herşeyden önce bir dil değilki,kürtlerde yok zaten,tabikide dil değil kürtçe"
sikeyim. önce kendi dilini bi' konuşup yazabilsen, sıra kürtçe'nin olmazlığına da gelir belki.
anne ve babanın hangi sınırlar dahilinde sevişip bireyi imal ettiği ile ilgili bir haz olan "türklük hazzı" ile, anne baba ve çevrenin etkisi ile gelişen, oluşumuda asla hür irade ve akıl bulunmayan bir dinsel aidiyet olan "müslümanlık hazzı"nın bir araya gelmesiyle oluşan sikindirik haz.
yüceliği nereden geliyor anlamış değilim. tesadüfi aidiyetlerden "haz" alanı "baz" alarak söylemek isterim ki, kafanız gerçekten pek çalışmıyor.
"olmayan bir dilin etkinliğidir" diyenlerin, resmi tarih kitapları ve ders kitapları dışında bi sikim bir şey okuduğunu sanmıyorum. kürtçe'nin olmayan bir dil olduğu savını ise tek destekleyebildikleri argüman, başka başka dillerden türemiş bir dil olması. pek bu "kürtçe diye bir dil yoktur" demeye yeterli mi? o halde aynı mantıkla türkçe'nin kolları kabul edilen bir sürü lehçeyi de dil olarak kabul etmeyelim? mesela "azerice bir dil değildir" diyebiliyor muyuz. diyemiyoruz.
neyse ki, milyar kişi bir araya gelip "kürtçe diye bir dil yokrerörerö" dese de, bu kürt dilinin var olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.
kendi dilini konuşup yazmaktan aciz bünyelerin bu söylemi dile getiriyor olması ise ayrı bir gariplik.
bir entrym "forum-chat tarzı giriler silinir" gerekçesiyle uçuruldu. o entryi yazmış olma sebebim, artık yedi sekiz yaşında bebelerce bile kavranmış olan çok basit bir imla hatasını, uyardığım halde düzeltme yoluna gitmeyen bir yazara mecburi çemkirmiş olmam.
bu sözlükte yazmaya başladığım ilk andan taaa şimdiye kadar, sözlüğün yaş ortalaması hakkında ciddi endişe sahibiyim. bahsettiğim bu güruh, gayet sikindirik ve lüzumsuz entryleri bir de öyle budalaca yazım hatalarıyla süslüyorlar ki, okunması imkansız, ucube şeyler çıkıyor ortaya. yine de ben elbette gerekli/gereksiz entry meselesi hakkında laf etme hakkına sahip olduğumu düşünmüyorum zira burası neticede hür bir mecra olduğu için herkesin fikir ve ifade hakkının elbet saklı tutulduğu bir yer olacaktır. isteyen istediğini yazar. bu doğal. doğal olmayan ise neredeyse inatla çok basit yazım kurallarına dikkat etmeyen, bilmeyen ve bunları özellikle öğrenmek istemeyen yazarların bolluğu.
isteğim şu ki, bilmiyor olabilirsiniz, ama öğrenin lan. lütfen. çok çirkin oluyor. tüm dil bilgisi kurallarını hatmetmiş olmanıza lüzum yok. şu ayrı yazılan bağlaçlar meselesini bile çözmüş olsak sadece, burası çok daha kaliteli ve okunabilirliği artan bir yer olacak. budur.
o değil de, üzülerek bir kez daha görüyorum ki, dil bilgisi kurallarının artık neredeyse en bilinenlerinden biri haline gelmiş "bağlaçların ayrı yazılma meselesi" bu sözlükte zerre siklenmemekte. bu kuralı anlayıp uygulayabilmek için dil bilgisi konusunda doktora yapmış olmak gerekmiyor. hiç kitap, dergi, gazete okumadığınızı bile düşünsek, yine de sözlükler aleminde çokça dikkat edilen, ayar verilen, uyarılan, alay edilen, sinir getiren, ömür tüketen bu yanlış yazıma, sözlük dahilinde bulunduğunuz süre içinde de hiç dikkat etmiyor musunuz, diye sorası geliyor insanın. yazmak iyidir bak, ama bazen okumak da lazım.
tanım: en asil duyguların futbolcusudur.
edit: o hoooooo arkadaş. bir paragraf bi' şey yazıncaya kadar uçan uçmuş, kaçan kaçmış. bu yukarılar dutluktu hep.
borges ustanın geneli fantastik ögeler içeren on dört adet öyküsünün toplandığı kitaptır. otobiyografik unsurlar da içerir bunlardan bir çoğu ve "ayna ve maske" adlı öyküsü, kafa kırdırtır. ben kırdım, oradan biliyorum.