tanım:japonya'daki depremin sebep olduğu radyasyon sızıntısından sonra alevlenen durum.
insanlar garip amk. bilgisi olsun ya da olmasın her konuda atıp tutma eğilimi gösterebiliyor. bazılarının fikirleri çürütülmüyor olabilir, keza klişe lafları söylediği için çok da işin tekniğine girip, tezlerini çürütemezsiniz. yeri gelir en can alıcı yerinden basarsınız tekmeyi, baston yutmuş gibi kalırlar, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın bedelini fazlasıyla öderler.
aynı şey nükleer santral konusunda geçerli şu günlerde. ben makine mühendisi öğrencisiyim. dolayısıyla enerji kaynakları ve enerji branşı benim alanımı oldukça ilgilendiriyor. az biraz da anlarım bu işten. mesela okulumuzda bile nükleer santral konusunda fikir ayrılıklarını düşen hocalarımız var kendi arasında. bir hocamız çıkar yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanalım der, bir diğer hocamız çıkar nükleer santral, çağın teknolojik imkanlarının kullanılmasıyla çok daha güvenilir bir enerji kaynağı haline gelebilir der. velhasıl kelam; nükleer santrale karşı olan adamların söyleyeceği yegane, klişe laf: ''çernobil vakasıdır''.
şimdi küfür edeceğim ama etmiyorum çünkü eğer edersem ana, avrat, bacı, hepsinin anasını bacısını... ama edemiyorum çünkü modlar beni çaylak yapıyor. neyse sizin için özet geçeyim; çernobil vakasının vukuu bulduğu zamanlardaki nükleer santralin güvenirliliği ile şimdiki nükleer santralin güvenirliliği bir değildir. bakın japonya gibi bir teknoloji devi bile 8.9 depreminden sonra nükleer tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. şimdi diyebilirsiniz ki yarın ne olacağı belli olmaz vs vs. sen tedbirini aldığın sürece senin santraline kolay kolay bir şey olmaz. sadece bunun gibi 8.9 deprem gibi tsunami gibi büyük felaketler sonucunda santralin dibe vurur. mantıklı düşündüğün zaman ise her türlü öleceksin zaten, ölüm şeklinin depremden ya da radyasyondan olması pek de tartışılacak bir şey değil.
tabii şimdi böyle dedim, çok basit anlatmış gibi oldum ama aslında basit olay. gerçekten.
bu devirde zor be reisler; ama benim kadar şanslı olursanız o kadar da zor değil tabii.
geçenlerde bizim bakkal rüstem efendinin mekanına gittim. bakkalın içerisi kalabalık. çok güzel bir hatun var hemen farkettiriyor güzelliğiyle, alımıyla, çalımıyla... neyse boşver işime bakayım ben deyip; süt reyonundaki 1 litrelik süte tam uzanacaktım ki, almak istediğim sütü o güzel kız eliyle yakaladı benden önce. tabii arada bir temas oldu. ben biraz irkildim hafif utangaç tavırlar da akabinde seyrettirdi kendini.
''buyrun alın'' dedim. aldı sütü gülümseyerek. bir baktım sütün üstünde ''helal'' yazıyor auuuhaha. sonrasında muhabbet gelişti etti, şimdi evlenmeyi düşünüyoruz ama öncesinde helal süt emmiş her kızın yaptığı gibi sabahlara kadar sevişiyoruz auuu.
yaptığı eylemin bedeline katlanması gereken ülkücüdür.
reyiz bir gün beyoğlu ülkü ocaklarının görkemli, yerleri kurt postlarıyla döşeli lobisinde oturuyorum işte wireless de var çok şükür ocakta bir yandan zift gibi demimi içiyorum bir yandan da zeykur sözlüğü okuyorum tamam mı? okuyorum falan, göktengri göktengri herkes birbirine panpa diyor ?? auuuuu
sonra bir daha okumaya başladım reyizzz, la her sayfada panpa kelimesi geçiyor göktengri göktengri ne ola ki bu ya diye sormaya başladım kendi kendime neyse reyiz sonra bir başlıktan bunun bir hitap şekli oldugunu öğrendim nacizane, şey gibim; reyiz gibim yani
sonra yaklaşık 4 saat 40 dakika 40 saniye kadar zeykuru okumuşum kafa allak bullak olmuş 20 demlik zift gibi dem içsem böyle olmam sen düşün artık neyse msnden asenayla yazışıyorum sevgili panpam selamınaleyküm =/ diyorum yetmezmiş gibi bir de =/ efektini yapıyorum auuhaha. annemle konuşuyorum panpa hanım nasılsınız diyorum, pederle konuşuyorum panpacım saygılar, dedemle konuşuyorum '' saygıdeğer panpacım bugün keyfiniz nasıl?'' diyorum..
kafamda sürekli panpa ibaresi var yani auuhaha neyse sonra ocak reyizi geldi tamam mı? dedim panpa selamınaleyküm ya nassın dedim dudağımı da yamulttum '=/ bu şekilde dememle birlikte kafamda başganımın mınçıka darbeleri belirdi gerisi blackout...
bu da böyle bir anımdır. zeykurda yazdığım başlığın alıntısıdır.
geçenlerde bizim arkadaş benlen taşak geçiyordu tamam mı reis? neyse işte sen böylesin hahahaha, sen öylesin kikikiki, sen şöylesin zuhahah, puhahaha zaaaaaaa xD... derken hiç istifimi bozmadan;
''panpa, az sus amk! ağzın bok kokuyor laf sıçmaktan'' dedim. sonrası malum ''ama sen bel altı vuruyorsun olmadı bu'' muhabbetleri auhahaha.
güzel türkiyemin refahı için verilecek olan vaatlerdir. mesela bunlardan dikkatimi çeken bir vaati anlatayım sizlere;
geçenlerde beyoğlu ülkü ocaklarının lobisinde ayakları uzatmış, sağ elime aldığım ince belli bardakta sıcacık zift gibi demi içerken mhp tv'yi seyrediyorum. bir baktım bizim devlet bahçeli kürsüye çıkmış bir şeyler anlatıyor, alkış kıyamet kopuyor, ne olduğunu idrak edemedim. sonra mübarek müezzin gibim, pavarotti gibim bir ses tüm alkış seslerini bastırıyor böyle... ''bunlar kendilerine bağladılar fortumu kendilerine bağladılaar!'' sonra bizim reyizin cevabı geldi: ''ne hortumu?!! kanalizasyon borularını bağladılar!!''
hemen ışık yandı tabi beynimde. başbuğumuz, canımız, ciğerimiz devlet bahçeli reyizimiz istanbul'un altyapı sorununa da el atacağını göstermiş oldu. canım başganım benim auuu.
twitter hesabını takip etmemek olacaktı lakin karakter dalgasına kıl olduğum için başlıkta özet geçtim. yeah işte bu auuu.
nasıl olabilir böyle bir şey diye sordurtan eylemdir. benim twitter, facebook vs ile işim olmaz reisler. bilen bilir zaten beni neyse ben bu sosyal ağlarda sosyal olmaya çalışan kişileri de anlamış değilim. farklı bakıyorum onlara harbiden. ya da gerçekten orada sosyal olunabiliyor da biz hakikaten asosyaliz. neyse süslü cümleler kurmakta çok beceriksizimdir. iki kelam edelim dedik sıçtık batırdık. ben konuya döneyim.
şimdi geçenlerde zift gibi demimi içiyorum lan bir baktım haberlerde devlet bahçeli reisin twitter hesabı aldığını gördüm. şüpheler açığa çıktı. ''kazıklanıyor muyum lan ben?'' diye soruyorum sorguluyorum. başbuğ böyle yaparsa yavru kurtlar ne yapsın. dedim herhalde twitter'dan hatun ayarlayacak bizim reis *
yakışır dedim benim reisime, başganıma, liderime. elin asenası ondan iyi adam mı bulacak sanki. hıh. ayrıcana da auuu.
edit: seri eksileyen kişi, kesin tam teşekküllü komunist amk.
var sanırım böyle bir şey reisler. yoksa herkes boşuna boşuna kendini afişe etmezdi böyle. bakın şimdi hayatım boyunca anti-depressan kullanmadım. kullanmışsam da genelde bana annem ya da arkadaşlarım ağzıma verdikleri için o dalgayı, ben bakmam ismine cismine, huyuna suyuna, boyuna posuna. neyse ama kullanmadığımı düşünüyorum.
sonra işte orada burada anti-depresan isimleri ilem ilgili başlıklar açılıyor. twitterlarda, msn iletilerinde arkadaşlarım ''apranax, cipralex mükemmel bir şeymiş yahu bir içtim havada uçuyorum sanki'' diye cümleler kuruyorlar. herhalde garizmatik bir şey bu reis.
geçenlerde ben de ocakta aynı şeyi bizim reise söyledim. bizim reisin başı ağrıyormuş, garibim kafa ata ata bir hal olmuş neyse dedim ben de ''reis bir apranax, cipralex, sitalopram, sertralin, paroksetin, fluoksetin, nortriptilin, klomipramin, imipramin bunun çözümüdür'' demez olaydım amk. küfür ettiğimi sanıp 2 günlük zift gibi dem içme özgürlüğümü elimden aldı.
edit: hay amk zeykurda hiç bir entryim eksilenmezdi. bu ne lan? espriden, geyikten de anlamıyorusunuz. gene eksilemiş götverenler auuhaha.
rüyamda yaptığım hede, hödö ( bir de böyle derler ya hede, hödö falan ağız burun dalasım geliyor şerefsizim). gelin size rüyamı anlatayım. çok zift gibi dem içmişim tamam mı reisler? e malum her şeyin azı karar, çoğu zarar. sızdık kaldık öyle...
''goccaaaamaaaan bir oda reis! ben diyeyim 500 sen de 600 metrekare auuhaha bildiğin velireyiz hipodromu... neyse şimdi malum bizim çay ocağının aylık cirosu milyon dolarları buluyor, ihracat falan yapıyoruz tamam mı reis? işte ne bilem ingilteresemalarına, zimbabwesemalarına, arada bir türkmenistandolaylarına, bazen yeri geliyor tibet-nepalgibi ücra köşelere de kaçak bahreyn çayımızın asfalt gibi mis kokan o özütünü pazarlıyoruz. gümrüktür vs herşey yolunda gittiğinde milyon dolarlar bizim oluyor. işte saçmalık bizde amk o kadar para kazanıyorsun ne diye teknolojiye yatırım yapmıyorsun ki değil mi auuhaha? varsa yoksa silah endüstrisine yatırım yapıyoruz * tabi arta da para kalıyor reis. o parayla da kendime şöyle bir oda almışam. benim götüm, patilerim ve kürküm değerlidir biliyon mu? popomu yaya yaya, zift gibi demimi içmek isterim ben çünkü...
aldım aga odamı lan bir baktım oda mercidabık savaşı'nın yapıldığı alan kadar büyük auuhaha
para da var nasıl olsa aldım bir tane 3 yaşlı ingiliz tayı... bindim üstüne... attım bizim ocağın reisini önüme (zaaaaaa)... deh olm deh deyom gitmiyor deh olm deh diyom gitmiyor... sinirden 'auuu amk tayı auuu' dedim lan bir baktım gazi koşusunu burun farkıyla önde bitirmişiz. e malum reisin burnu laz burnu *''