yarisinda cikt
440 (süper mario)
on birinci nesil silik 17 takipçi 358.10 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    anlatmamak vs anlatamamak

    1.
  1. Anlatmamak tercih meselesidir Ama anlatamamak, en büyük çığlığıymış aslında insanın. bunu fark ettiğim günden beri tüm bildiklerimi bağırdım, yine olmadı. anlatamadıklarımı anlatanları okudum, benim yerime konuşanları. Sonra sustular bir gün hep bir ağızdan. yazdım. her yere yazdım. anlatamadığım her şeyi anlatamayana kadar, bitene kadar anlattım, beceremedim, bittim. ben bir ışığın altında, sarhoş, önümde boş bir kağıtla otururken geldiler hep. beni kelimesiz de seveceklerini, anlatamadıklarımı anladıklarını söylediler, inanmadım. inadına öyle sessiz kaldım ki bu sefer, boğdu onları, dayanamadılar, gittiler. ben bekledim yine köşemde, kıpırdamadan izledim gelişlerini ve gidişlerini. gidişlerimi ve kaçışlarımı.

    Çok eskiden, Bizim istanbul'da o zamanlar oturduğumuz mahallede bi' adam vardı, ali amca. ufacık, 50 kilo bir ihtiyar. bizden 10 yaş falan büyük bir oğlu vardı, rahmetli oldu biz daha çocukken. Ali amca, ağızlığına taktığı birinci sigarasını söndürmeden diğerini yakıp, bütün gün kahve camından dışarı bakardı, hiç kimseyle konuşmadan. saatlerce gözlerini diker, öylece yola bakardı, geleni, geçeni izlerdi. hep "ne kadar meraklı adam" diye düşünürdüm.
    bir kış günü, tabi çocuktuk henüz o zamanlar, çocuklarla sokakta oyun oynarken, ali amca yine camdan dışarı bakarken sobayı yaktı kahveci. camlar yavaş yavaş buğulandı. dışarısı hiç görünmüyordu ama ali amca dışarı bakmaya devam etti saatlerce, sandalyesinden kıpırdamadan. sigaralarını birbiri ardından yakarak baktı durdu o buğulu cama yine, tek kelime etmeden. sigarasını çekmese nefes aldığını anlayamazsınız.

    üzerinden nerden baksanız bi' 10 sene geçti. nerdeyse sabah oldu .Ve ben bir camın önünde, tüm can sıkıntımı elimdeki şişeden çıkartırken, sigaraları üst üste yakarken, o camın ötesinde tek bir gölge göremezken, tek bir kelime edemezken biliyorum artık ali amcanın nereye baktığını. anlatamadığı için öldü o adam, anlatamadığı için saatlerce Bakıyordu, göremediği her şeye. Daha iyi anladım bu gece.
    23 ...
  2. hepimizin şizofren olma ihtimali

    1.
  3. hepimizin şizofren olma ihtimali oldukça fazladır. düşünüyorum da, belki de sen, ben, o, hepimiz şizofrenizdir.

    şizofren olanlar şizofren olduğunun farkında olmaz derler. ama ne derece doğrudur bu söz? sonuçta şizofrenlerin de lügatında hala 'şizofren' kelimesi vardır. ben şizofren miyim lan acaba diye düşünen şizofrenler de pekala vardır. ama farkında değillerdir olduklarının. belki biz de öyleyizdir. farkında değilizdir. her gün bir şeyler yaşarız bu hayatta. uyuruz uyanırız, kahvaltı yapar dışarı çıkarız, birileriyle buluşur muhabbet eder eğleniriz, gezeriz, çevreyi gözleriz, insanları izleriz vs.. belki de tüm bunlar, şizofren olduğumuz için kendi kendimize kurduğumuz dünyamızın birer parçalarıdır. Kendi yarattığımız hayal dünyamızda yaşıyoruzdur Belki de. Sen dışarda biriyle buluşup, bi kafeye oturup muhabbet ettiğini sanırsın; belki de evinde, hastanede ya da hastanenin bahçesinde kendi kabuğuna çekilmiş bir halde kendi kendine konuşurken, acıyan gözlerle sana bakıyorlardır ailen, arkadaşların, hastane görevlileri.. Bunu bilemezsin, farkında bile olamazsın. Belki de hepimiz, hepimiz olmasa da bazılarımız şizofrendir, kim bilir.
    7 ...
  4. dünyanın en şerefsiz aleti

    1.
  5. bugün şirkette kendisine bulaşmak gibi bir hata yaptığım, vantilatördür.

    şirkette gözüme çarpması sebebiyle öylesine bi' çalıştırdım bugün. çalıştırmaz olaydım. dakikalarca "sakin ol şampiyon" diye boynunu okşadım, bana mısın demiyor hâlâ. "nerde lan o amına koduğum" dercesine kafasını sağa sola çevirip hedefini arıyor sanki. arkasındaki fişi çektim kafasını sabitlemek için, daha hızlı çevirmeye başladı bu sefer. yanlışlıkla lambasını da yakınca, terminatör'ün bile görüp de "abi merhamet et.." diye dizlerine kapanacağı acımasız bi' makineye dönüştü. sarsıcı bir şekilde titremesi ve çıkardığı hırıltı da cabası. yatışsın diye klâsik müzik açmak bile geldi aklıma ama iş arkadaşlarımın deli olduğumu düşünme fikirleri beni vazgeçirdi doğrusu. ''kalk lan biraz da ben entry gireyim'' derse şaşırmam bu saatten sonra. galiba birazdan sorunu kökünden halletmek için nezaketi bi' kenara bırakıp zor kullanmak zorunda kalabiliriz, yani kafasına vurup kırabiliriz, gidişat öyle görünüyor. çünkü bu nasıl bir arızaysa artık, çalıştığından bu yana durmadı bi' türlü. ve bende belki de dünyanın en ilginç fobilerinden birini oluşturdu; vantilatör fobisi.
    21 ...
  6. mantık evliliği yapmak ne kadar mantıklıdır

    1.
  7. yaşa göre değerlendirilmesi gereken sorunsaldır.

    mesela kişi yaşlanmaya başladıysa veya belli bir yaşa geldiyse, normlarda biraz düşüş yaşayacağı için yaşlılığını paylaşacak birini bulmak istemesi mantıklıdır evet.

    ama;
    kişi gençse, mantık evliliği yapmak istemesi kadar mantıksız bir şey yoktur. ne mantığı oğlum? sevmek, sevilmek, aşk, heyecan, kavga, trip, barışma, seks vs varken hangi mantıktan bahsediyorsunuz? genç adama/kadına önce aşk yakışır.
    4 ...
  8. insanların aslında birer hiç olması

    1.
  9. her şey gibi insanların da hiç olması durumudur. şimdi öyleyiz, az önce de öyleydik, dün de öyleydik, yarın da öyle olacağız.

    mesela ölsek şimdi, bir kaç saate kokarız. ruhumuz bedenimizden çıksa leş gibi olmamız saliselik iş. önce soğuruz, sonra şişeriz. sonra pamuğu tıkayıp indirirler iki metrelik çukura. 3-5 dost, 3-5 aile ferdi üstümüze toprağı verdiği gibi hemen eve yollanır. okunan onca kitap, izlenen onca film, dinlenen onca şarkı. ölüm karşısında koca bir sıfırdır. çünkü insanlar da dahil, her şey bir hiçtir.
    4 ...
  10. zamanlamanın hayatımızdaki önemi

    1.
  11. büyüktür.

    ve şu asla aklınızdan çıkmasın; niyetler istenildiği kadar iyi olsun, eylemin değerini niyetin iyi olması değil, 'zamanlaması' belirliyor.

    sevdiğimiz ve saydığımız bi' amca anlatmıştı bir keresinde. bu amca oğlunu sünnet ettirecekmiş. gariban işi, mahalle düğünü gibi. mahallesindeki komşulardan biri de güzel saz çalıyor türkü söylüyormuş falan. her neyse gidip bu adamdan rica etmiş, "bizim oğlanın sünnetinde iki tangırdatıp, söyler misin?" diye, öbürü de kabul etmiş hemen. düğün günü gelmiş, arayıp taramışlar ama bizim bu amatör sanatçı abimiz ortalıklarda yok. herkesin tadı kaçmış tabi. her neyse bunlar teyple, kasetle falan bitirmişler düğünü ki bizim sazların efendisi belirmiş köşede nihayet, sarhoş hem de. saat olmuş ebesinin şeyi, bu gelmiş bir elinde sazı, öbür elinde bira torbası, "yav nereye gidiyorsunuz, saz çalıcaz daha türkü söylicez" demiş. düğün sahibi bu amca da kendisini sakince yanıtlamış, "bu saatten sonra çalacağın sazı da sikeyim, söyleyeceğin sözü de."

    yani buradan da görüleceği gibi niyet ne kadar önemli olursa olsun, sonucu her seferinde zamanlama belirler.
    5 ...
  12. eşine sürekli çiçek alan adam

    1.
  13. manyaktır.

    erkek dediğin libidosunun peşinde koşmalıdır, çiçeğin-böceğin değil. zaten kadınların büyük bir çoğunluğunun cinselliğe bakış açısını biliyoruz. bizim bu adam ne yapıyor peki? kadının cinselliğe bakış açısının genişlemesi için ona yardım edeceğine, otla-böcekle kadının libidosunu ve bilinçaltını iyice köreltiyor.

    aklına şöyle en kralından bi' seks yapmak için güzel bir akşam yemeği hazırlayıp o uğurda mücadele etmek gelmez nedense. öyle salak salak her gece çiçekle eve düşmek nedir lan.
    4 ...
  14. eski sevgili neden mesaj atar

    1.
  15. Bir sorunsal.

    bunun birçok sebebi olabilir. en basitinden örnek vermek gerekirse telefon numaranızı silmediğini göstermeye çalışıyordur. bunun ne anlama geldiğini düşünmeyin sakın. düşünmeyin dedim ama düşündünüz biliyorum. ben de düşündüm sizinle birlikte. ve hiçbir mantık bulamadım. hem de ayrılığın üzerinden tam 2 yıl geçmesine rağmen.

    eski sevgilinin mesaj atması kesinlikle 'akıl x mantık' sınırları içerisinde düşünülmemesi gerekiyor. madde madde incelemek gerekirse;

    1- kendisinin geçmişte kalmasını yediremiyordur:

    * bu tip kişiler kendisini eskitmek istemezler. sizin yaşamınızda bir rolleri olsun isterler. sizin onu aşıp hayatınıza devam etmenizi kesinlikle kabul edemezler.

    2- ilgiye açlardır:

    * ilgiye açtır bunlar. yani herkesin değil de istedikleri kişilerin onla ilgilenmesini isterler. aksi düşünülemez, teklif dahi edilemez.

    3- her yazdığınız şeyi, her yaptığınız davranışı kendisi için yaptığınızı sanırlar:

    * sizin en normal laflarınıza bile bi' anlam yükler, direkt üstüne alınırlar.

    4- halâ ali-cengiz oyunları peşinde koşarlar:

    * eğer geçmişinizde işe yarayan oyunları varsa, bunları tekrar yapmayı ve bunları gene tutturmayı düşünür. yani sizin mutlu kalmanızı istemez. onunla mutsuzluğunuzu ister..

    5- çantada keklik hallerinde takılırlar:

    * bir üst maddede açıklandığı gibi gene geçmişinizde bu tarz entrikalara fırsat verdiyseniz sizi hep cepte görür. yaptığı kışkırtıcı tekliflerle aklınızı çelmeye çalışır.

    6- sizin onu istemiyor olmanızı hazmedemezler:

    * en tehlikeli tiptir. net. sizin onu istemeyişinizi hazmedemeyip türlü şeyler denerler. bir gece vakti ansızın kapınızı çalıp sizi yatağa atar ve sabah siz uyanmadan giderlerse şaşırmayın.

    7- 'ben' merkezcidirler:

    * eğer bu hanım kızımız zamanında ilgi gösterilen biriyse adeta bir 'barbie'dir. siz onun oyuncağısınız yani. siz siz olun sakın onun için değerli olduğunuz gibi bir kanıya kapılmayın. sizinle oynar, canı sıkılınca bırakır, canı sıkılınca tekrar geri ister. favori oyuncağı sizsinizdir. o gezegendir, siz de uydusu.

    8- halâ görüşme umudu taşırlar:

    * aslında bu 'ağa düşürme' adımının başı olabilir. bunlar önce konuşmak ister. sonra belki buluşmak ister.. ustaca, sinsice işleyen bir zehir, gizliden yaklaşan bir yılandır. sizi zehirlemiştir daha önce, tekrar zehirleyecektir, amacı odur.

    şu an için bu kadar yeterli ama seriyi devam ettirebiliriz türlü sebeplerden dolayı. aklıma geldikçe editlerim belki.
    5 ...
  16. ertesi gün hapı erkekler için olsaydı

    1.
  17. neler olurdu merak konusu olan hede. lan bazen diyorum ki şu s.ktiğimin şeyini erkekler için yapsalardı da bunun dırdırını dinlemeseydik. kadınlar ne içse hormonal dengesi bozulur bilirsiniz. sonrası bitmek tükenmek bilmeyen çileler.
    şimdi hayal edin. diyelim ki bu hap erkekler için olsaydı, hepimiz çakıp ilacı maç izlemeye gitseydik ''ay ertesi gün hapı aldım, hormonlarım alt üst oldu" deseydik n'olurdu? "siktir git lan buradan sikik!!" derlerdi. yeminle ağzımızı açıp tek laf edemezdik biz. hey yavrum hey.
    2 ...
  18. ortamdaki bebekleri sevme zorunluluğu

    1.
  19. hayatımda en nefret ettiğim şeylerden biridir. mesela bi' ortamda takılıyorsunuz. oradan ''tesadüfen'' geçen tanıdıklardan biri ''şöyle bi' geçerken'' yanınıza uğrar ve gelirken yanında minik bebeğini de getirir. neden? ''bak benim bebeğim var, sevin lan'' dürtüsü için. kaçarı yok, illa seveceğiz, illa aagucuk bugucuk diye yalandan sevgi gösterilerinde bulunacağız. böyle sevimsiz bi' olay yok amk. hadi onu geçtim bazıları da bir sevimsiz oluyor ki arkadaş, duvarı s.ksem daha güzelini çıkartırım diye düşünüyor insan elinde olmadan. senin genlerini sokayım lan ben, kromozomun kurusun yavşak.
    7 ...
  20. © 2025 uludağ sözlük