kasap. geçen yıl çorum'a gittiğim zaman diş hekimi diye gittiğimiz ama kasap çıkan insan. gördüğüne oyar dolgu yapar. dişlerinizin ebesi varsa itinayla beller. arkadaşıma 6 dolgu birden yapıp yeme özelliğini elinden almış, yaşamdan soğutmuştu. sağlık bakanlığı'na şikayet ettik. ha ne oldu hala hekim deyu çalışıyor kasabımız.
uludağ sözlüğü yazarları tarafından ortaya atılan ve 2010 yılında tüm dünyada uygulanması beklenilen yenilik. taksitle albüm fikrinin ikinci aşamasıdır. böylelikle gazete okumayan kalmayacak ve herkes kültürlenecektir.
hep ağlatılmak istenendir. bu yüzden ne kavgalar çıkartılır ki sonuçta o güzellik ortaya çıksın ve yeni meşklere sebep olsun. en iyi sevişmeler bu kadınları ağlattıktan sonra ortaya çıkmaktadır.*
bir wordpress bloğu ya da güncesi. enteresan bir blog, ne anlattığı pek anlaşılmıyor. felsefik yorumlar, dinler hakkında düşünceler var ama hepsi havada uçuşuyor gibi.
ücretsiz online yayınevi. editör olmak için başvuru kabul ediyor. ücretsiz eserini yayımlatmak isteyen eser sahiplerinin eserleri değerlendiriliyor. uygun bulunanlar yayınlanacakmış.
zamanında esin avşar bu eserle katılmış ve resmen cortlamıştır. 1975 yılındaki eurovision şarkımızdır zaten. sözleri:
bir adam vardı canı sıkılan
bir kadın vardı canı sıkılan
buluştular bir gün
sıkılmamak için
bir adam vardı canı sıkılan
lay la la lay lay la
lay la la lay lay la
verdiler elele
çıktılar kolkola hey
sonu ne ola bu hikayenin
ne adam bilir ne kadın bilir
bu işin sonu nereye varır
bir adam vardı canı sıkılan
lay la la lay lay la
lay la la lay lay la
verdiler elele
çıktılar kolkola hey
kadın anladı herşey bir oyun
sıkılan adam imkansız adam
dünya yuvarlak dört köşe olmaz
bu işin sonu bir yere varmaz
lay la la lay lay la
lay la la lay lay la
adam bir yana kadın bir yana
bu hikaye de burada biter
Tüm dünyadaki ülkelerin kendi bilim terminolojisine sahip olmasına rağmen Tükçenin böyle bir terimler bütünlüğüne sahip olmayışıdır. maalesef, türkçede pekçok hastalığın, yabancı terimin türkçe yazılışı hakkında görüş birliği yoktur; böyle bir birlik oluşması için çaba da yoktur. daha hastalıkları, terimleri kendi dilinde adlandıramayan bir ülkede bilimsel gelişmelerin gerçekleştirilmesini beklemek ise saftilliktir.
hulki cevizoğlu'nun bugünkü programının girişi ve alttan akan yazıların uyandırdığı izlenim ile sanki ileride gerçekleşecekmiş gibi duran çok doğru girişim.
bu genelleme, biraz iddialı da olsa maalesef doğrudur. örnekler göstermektedir ki, ya hem fenotipik hem de vokal güzelliği mevcut olanlara şans verilmemektedir ya da iki güzellik bir arada tek bünyede barınamamaktadır.**
makinada şu anda konuk olan bu şarkıcının, itiraf etmek gerekir ki şarkısı bizim şarkıdan daha iyidir. türkçe şarkı söyleyerek benim gönlümü fethetmiştir. çok sempatikmiş. kenan doğulu'nun şarkısını da söylemiştir. kazansın bu eleman sevdim bu adamı.
basit bir alternatif arayışından çok bir gerekliliği yansıttığı son günlerde toplumda beliren yorumlamalarla da anlaşılan zorunluluk. (bkz: ne dedim lan ben)
garip bir arama motoru. iki seçeneği var. birincisi ya da soldaki google gibi, aradığınızı bulup getiriyor. diğeri ise yani sağdaki sizi bir kılavuza bağlıyor ve kılavuzu karga olanın burnu .oktan çıkmıyor. adamla ya da kadınla muhabbet ederek - ingilizceniz varsa tabi - aradığınızı bulmaya çalışıyorsunuz.
bu kılavuzlara saatte 5-10 dolar veriliyor ve her aramanın ardından kılavuza puan veriliyor. buna göre de alacağı parayı belirliyorsunuz. enteresan bir vakıa.