yerden yaklaşık 30 santimetre yükseklikte havada durabilecek bir masa ve onunla paralel bir şekilde asla titremeyecek bir sandalye, tabi ki bunlar uçabilecekler, onun üzerinde tüm şehri gezip özgürce yazabilirler. Bazı şeyler not alamadan uçup gidiyor çünkü aklımızdan.
Toplumun baskısına ve kendi kendimizin baskılarına rağmen kendi istediğimiz gibi düşünebiliyorsak ve kendi hayal dünyamızı özgür bir şekilde şekillendirebiliyorsak yalnızlığımızı kendimize ayrılan bir zaman olarak tasnif ediyorsak ve en önemlisi hala koklayabiliyorsak çiçek ve hala göre biliyorsak deniz evet bence özgürüz.
'' alper bana 700 lira borç verdi bugün
israil kaç mermi yapabilir bu parayla?
tarık ali’nin muhammed ikbal için söyledikleri doğru mu?
frengiden öldü diyor lahor pavyonlarında.
işte 90’larda böyle şeyler düşündük biz sevgilim
düşündük şiir yazınca temizlenir ülkemiz. ''
Filmi tamamen objektif bir şekilde incelemek gerekirse, bence Cem Yılmaz senaryoyu yazmaya başlarken sadece bir fikir ile yola çıkmış. Sonunda nereye gideceğini, nasıl bir final yapacağını bilmediğinden bir kopukluk hissettim. Eğer sonunu biliyor olsaydı, yani finali bilip de yazmaya başlasaydı. Daha da güzel bir film bizi bekliyor olabilirdi. Cem Yılmaz ülke komedisi için önemli bir yere sahip daha iyi işler yapabilmesi umuduyla...