evet şaka değil küçük şirin olan bu kent köy olma yolunda hızla ilerliyor. sanayi namına hiç bir şey olmayan bu kentimizde halkın büyük bölümünü memurlar diğer bölümünü de tarımla uğraşan insanlar oluşturuyor. kenti ayakta tutan tek şeyin üniversite olması çokça manidar bir durum. unutmadan birde akpli belediyesi varki akıllara zarar. yolsuzluk harici Tokat'a yapılan en ufak bir şey yok. tabi tokat halkına müstahak bu durum nede olsa eşekçi memleket ünvanıylada ünlü. memur emekli harici gelmeyin arkadaş kaçan kurtarıyor nitekim türkiyenin en fazla göç veren şehri olmasıda buna en büyük kanıt. çukur yolları sel götüren kaldırımları b*k kokan deresi köyü aratmıyor.
Benim kişisel kanaatim biraz mantık dışı görünebilir size: Osmanlı padişahları sanki kendilerini hac gibi yüce bir iltifata layık görmüyorlardı! Bu davranışlarını, Ertuğrul Gazi ile Osman Gazi'ye ortak olarak atfedilen şu Kur'an-ı Kerim'in bulunduğu odada uyumama tavrıyla irtibatlandırıyorum. Burada adeta kendilerini günahkâr addettiklerinden o yüce vazifeye layık görmeme tavrının kokusunu alıyorum ben. Dediğim gibi bu tamamen kişisel bir yorum.
Padişahların, Peygamber Efendimiz'e (sas), Ehl-i Beyt'e ve mukaddes beldelere duydukları derin saygıyı ve bu saygının gereğini yerine getirmek için neler yaptıklarını bir hatırlayalım. Kanuni'nin Mescid-i Haram'ın minarelerini yenilettiğini ve oğlu Selim'e Ciddeye su getirmeyi vasiyet ettiğini hatırlatmak yeterlidir. Yüzyıllar boyu Mekke ve Medine halkına Sürre alayları ile birlikte her yıl hiç aksatmadan son derece değerli hediyeler yolladıklarını biliyoruz; yine her yıl iskat-ı hac için kendi yerlerine birilerini mutlaka hacca gönderdiklerini de. Bu saygıyla yetişmiş insanların hac gibi bir farzı ifa etmek istemediklerini düşünmek anlamlı olmaz.