13. Yüzyılda karacahisar yakınlarında yaşadığı rivayet edilen, savaşlarda kimsesiz kalan çocuklara sahip çıkan iyi yürekli zengin bir kadın olan sazem hanım, anlatılana göre osmanlı beyliği'nin ilk zamanlarında tüm servetini bu çocuklara barınma ve yiyecek temini için harcamıştır.
çocuklara kendi elleriyle yaptığı çeşitli tatlı yiyeceklerle meşhur olan sazem hanım, herhangi bir idarecinin veya bir padişahın veya bir liderin eşi olduğu için değil, çocukların ona sultan diye hitap etmeleri sonucu "sazem sultan" diye anılmaya başlamış.
ince yufka, tereyağı ve kaymakla yaptığı tatlı bugünkü baklavayı andırmaktadır. Zamanla bu tatlıya fındık, ceviz ve fıstık ilave ederek tatlıyı lezzet bakımından zenginleştirmiş,yöre halkı tarafından sevilen bir tatlı haline dönüştürmüştür. Ürettiği tatlılardan hiçbir zaman ücret almamış ve tüm gayretini kimsesiz çocuklar için harcamış.
Ne zaman nerede ve nasıl öldüğü hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Sadece mc donalds değil, fast food çalışanlarının neredeyse tamamının ezik tipler olması durumudur.
Geneli kendine güveni olmayan, asosyal, idealleri olmayan, hayattan pek bi beklentisi kalmamış insanlardır.
Aşağılamak için söylemiyorum. Haddim değil. Lakin dikkatimi çekti.
Bilerek seçildikleri belli. Bu bi strateji belli ki.
Dikkat edin bakın bi tane yakışıklı çocuk, bi tane güzel kız bulamazsınız kolay kolay.
2016–2017 eğitim öğretim yılı itibariyle getirilen yasaklardır.
Bu yasaklara göre kantinde çikolatalı gofret bile satılamayacak.
Her türlü bisküviyi kek falan da yasak.
Simit, süt, ayran ve taze sıkılmış meyve suyu hariç her şey yasak.
Obeziteyle mücadele, sağlıklı yaşam için diyorlar.
Lakin çok enteresan bi durum var.
Yasak olan gıdalar dışarıdan alınıp okul içerisinde tüketilebilir. Ama kantinde satılamaz.
Trafik ışıkları yeşilden kırmızıya döndüğü o ilk saniyede geçmeyi kendine hak gören şofördür.
Şerefsiz herifin tekidir ayrıca.
Kazaya sebebiyet verir. O ışık kırmızı olacak diye öncesinde yeşil yanıp sönüyor, ardından sarı yanıyor. Daha ne işaret bekliyorsun davar herif. Dursana!
Söyleyecek çok şeyin olduğu halde bazen sinirden, bazen başlığı açana acıdığın için, bazen de ne söylesem azdır diyerek başlığın ilk entrysini okuyup bi süre düşünüp bi türlü yazamazsın. Yazsam boş, yazmasam içimde kalır diye düşünüp durursun...
Sözlükte açılan bazı balığa entry girmeme durumudur.
kuğulu park, güven park ve çevresinde polisler rastgele yoldan geçen vatandaşların telefonlarını alıp whatsapp sohbetlerini kontrol etmesi olayı. Asılsız bir iddiadır muhtemelen.
az önce ankara'da ikamet eden geri zekalı bi arkadaş böyle bi iddiada bulundu.
– wandering dikkatli ol bana yazarken böyle böyle bi durum var.
+ saçmalama yahu olamaz öyle bi şey. gözünle gördün mü?
– yaa arkadaşlar görmüş.
bokunu çıkartıyorlar bazı şeylerin. böyle bi saçmalık mümkün değil, her duyduğuna inanmayı ne kadar seviyor insanlar.
Ateist gençlerin büyük bir kısmının yaptıklarına, sözlerine ve yaşam tarzlarına bakıldığında varılan sonuçtur. Bir önermedir.
Bir çoğu inanan ama imanı zayıf anne babadan olan bu insanlarda gördüğüm en belirgin özellik şudur;
Ezbere tüm inananları aşağılayıp sövmek. Bunu ateizm sanıyorlar yazık.
Bilinçli olarak ateistlik yazdım.
Başlığa virgül eklenmiyor, ateistlik'ten sonra olması gereken virgül gibi.
Oğlu için zor bir durumdur. Zibidi, alkolik, uyuşturucu bağımlısı evlatlar için olağan bir durum olabilir.
Lakin Hiç bir yanlışı olmadığı halde yaptığı işlerde çok çalışıp dididen iyi bir aile kuran, çoluk çocuğa karışan evladına "sen o işi yapamazsın, beceremezsin" şekilde demoraliZe cümlelerle şevk kıran, destek olmayan baba güvensizliği hiç çekilmeZ.
istemeye istemeye defalarca dinletilen bıkkınlık veren bir şarkıyı daha sonra bir ortamda birinin mırıldandığını duyunca verdiğim istemsiz tepki.
Ayıp oldu çocuğa.
Çok entersan bi tınısı olan, biraz da erkek sesine benzeyen kalın ve çatallı bir ses tonudur.
Ben dikkat ettim hep birbirine benziyor bu otuzlu yaşların kadınlarının ses tonları.
Korkuyorum bazen.
Genelde ucuz sigara içen kişilerdir bunlar. Bir çeşit savunma mekanizması. Ezik hissetme neticesinde gelişen davranış biçimi.
"Malbıro içemiyorum inan, bunun kadar lezzeti gelmiyor".
Hadi len.
"Bitti" dersin, sayar, söver, kırar, üzer, ağza alınmayacak laflar eder. sesini çıkarmaz izlersin. aradan biraz zaman geçer tekrar bir yakınlaşma olur. Söylediklerini hatırlatırsın; "yüzüme mi vuracaksın" der utanmadan. Seni suçlar bi de.
Kızlar, yapmayın böyle amk. Kapatmayın bütün kapıları, atmayın tüm köprüleri lan. Seviyosanız az sabır, biraz çaba amk çok mu zor?
az evvel tff genel kurul sonrasında yıldırım demirörenin "fenerbahçemizin adı çok geçmektedir" şeklinde bir ifade kullanmış olması durumudur.
kendi kulübü haricindeki kulüplere bu zor günlerde sahip çıkmak, türk futbolunu düşünerek birlik olmak kenetlenmek güzel olabilir ama ben şahsen takımımın başkanının başka bir takıma iyelik ekleriyle hitap etmesini istemem. aziz yıldırım çıkıp der mi "beşiktaşımız" diye?
devletin birçok kuruluşunda olduğu gibi bugün gözlerimle şahit olduğum, gereksiz onlarca insanın bu devletten maaş
alıp boş boş oturması durumudur. Tam 35
dakika bekledim ve almış olduğum sıra
numarasının mesai bitimine kadar o ışıklı panoda
görünme ihtimalinin kalmadığını anladım. 35 dakikada sadece 1 (bir lan! Yuh aq) kere ding dong sesi duyuldu ve o
afedersin amına koduğumun memuru bi içeriye doğru gitti ve bi daha
ortalıkta görünmedi. Ve fakat içeride (elinde
kağıtlarla gelip gidenler hariç) 11 memur vardı ve bir
tanesi bile herhangi bir işle meşgul değildi. Masadan
masaya muhabbet ediyorlar.
Benden önce gelip belli ki çok uzun zamandır bekleyen bir teyze dayanamadı ve fütursuzca sağa sola çemkirdi. "kimse yok mu işimizi yapacak" şeklinde bir serzenişti bu. Ve neticesinde azarlanan kişi o teyze ve teyzenin destekçileri oldu. Anladım ki biraz daha kalsam kavgaya dahil olacak ve işimi halledemeyecektim.
Eşim hamile,doğum yakın ve hastaneler provizyon vermiyo, halletmem gerekirdi bugün bu sorunu. Sırf sinirime hakim olamama korkusundan uzaklaştım.
"olmaz" deniliyordu, "yeşil sermaye" deniliyordu, "mümkün değil" deniliyordu, "eti harici imkanı yok askeriyeye bedava verseler alınmaz" deniliyordu. artık bu kaygılar mı ortadan kalktı yoksa değişen başka şeylermi var bilinmez ama mantıklı olan da "ikisi de bu memleketin markası nasıl olsa, ha eti ha ülker düşük teklif veren ihaleyi alır" diye düşünebilen zihniyet olmalı bence.
18.mknz piyade tugayı kantinlerinde bizzat şahit olduğum durumdur.