gördüğüm bir çok hostesi, eğer yanlış görmediysem, bekar olarak gördüm.
iyi kazanıyorlar, fizikleri ortalama bir türk kadınından daha iyi ve statüsü yüksek bir iş yapıyorlar.
acaba neden koca bulamıyorlar ?
yoğun iş tempoları bunun nedeni midir ?
Her gün baklava, börek olsa çekilmez. Bir zaman sonra bıkar insan ama..
Gene de insanın zaafı olan yiyecekler bunlar.. Türk mutfak kültürünün altın halkaları.
Bir de cevizli ev baklavasıyla desteklenirse, bünye kendini aşar, mükemmel combo kurulmuş olur.
hayatını white chocolate mocha'ya adamış, starbucks'ın demirbaşı veya bir çalışanı sayılabilecek kadar orayla bütünleşmiş erkeği hayatından ve sevgilisi kızdan soğutabilecek cümle şu olmalıdır:" aşkııııımmm, bana bir yarım tavuk döner alır mıssııınnn"..
tavuk döner ve white chocolate mocha.. bir araya gelemez iki unsur, mıknatısın artı ve eksi kutupları.
rüya tabirlerinde değişik yorumlarla karşılanan durum.
ben bill clinton ve al goreu görmüştüm aynı rüyada. clinton benimle hiç ilgilenmedi. al gore ise çok yakınlık gösterdi, benimle konuştu, sırtımı sıvazladı, espri yaptı.
teknolojiyle ilk tanışılan örneklerdendi.
klasik olarak 'arkadaş arıyorum arkadaş' denirdi.
artık karşınıza yakınlarda başka bir telsiz sahibi çıkarsa.
abazanlığın had safhada olduğu kişiyse bu kişi, telsiz üzerinden kadın aradığı da tahmin edilebilir.
türkiye vatandaşlarının dünyadan uzak kalmasının ispatlarından biri.
78 milyon kişinin yaşadığı bir ülkede, şöyle nereden baksan, 35-40 milyon insanın pasaportunun ve yurt dışı tecrübesinin olması gerekir diye düşünüyorum.
böylelikle, avrupa birliği'ne ve evrensel değerlere daha yakın bir toplum haline gelebiliriz.
kişinin imanı ve öbür dünyası açısından tehlikeli bulduğum bir ifade.
mesela: tecavüz eden müslümansa, ben müslüman değilim.
veya: rüşvet yiyen müslümansa, ben müslüman değilim.
Niye kendini imanını adamın eyleminin bir objesi haline getiriyorsun ya.. adam ne yapıyorsa yapıyor, sen kendi imanına bak.
islamiyet son din ve öbür dünyada seni kurtaracak olandır, başkası her ne yapıyorsa sen niye dininden vazgeçiyorsun..
böyle tiplerle ne işi olduğunu kendine sorabilirsin o kişinin.
öyle bir tekinsiz, öyle bir acayip şahsiyetlerle takılmanın acaba ne tür bir nedeni var..
Oyunculuğu profesyonel düzeyde algılamayan oyuncuların yaptığı bir iş genelde.
yalnız türkiye'de değil, yurt dışında da bir çok örneği var bunun.
insanlar diyebilir ki, 'aynı sette, aynı ortamda çalışıyorlar; yakınlaşmalarından, sevgili olmalarından daha doğal ne olabilir'
benim itirazım, bir çoğunun bunu reklam için yapması. çünkü ilişkinin süresi, beraber çalıştıkları projenin süresiyle aynı oluyor çoğunlukla.
diğer itirazım ise, bunu göstermek için çaba göstermeleri.. başkalarına, özellikle medyaya, göstermek için çaba göstererek bu ilişkiyi yaşıyorlar. halbuki, böyle yapmak zorunda değiller.
ironi mi oluyor şimdi bu, oksimoronluk mu..
bu eleman, askerlerimizi ve polislerimizi şehit etmekten geri kalmayan pkk örgütünün başı değil miydi ?
pkk yoksa sivil toplum örgütü de biz mi bilmiyoruz ?
türkiye koşullarında o yüzdeyi koruması zor bir disko.
yüzde sekseninin kadın olduğu duyulursa, ki duyulur, yurdum erkekleri o diskoyu kuşatma altına alarak diskonun demografisini değiştirir.
Bence var olan bakanlıklara yeni bakanlıklar eklenerek aralarında bir rekabet ortamı oluşturulabilir.
Serbest piyasa düzeninde rekabet başarının sırrıdır dostlarım.
Haziran 2015 seçimlerinin en önemli sonucu, şimdiye kadar barajı geçmeye yaklaşamamış olan HDP'nin barajı geçmesiydi. HDP'nin bu kazanımını tek bir nedene bağlayamayız çünkü hiç bir siyasal aksiyon tek bir sosyolojik nedene bağlı olarak gelişmez.
HDP'nin bana göre bu gelişimindeki en önemli neden, HDP'nin parti yapısı içindeki en yüksek kuvvet olan yerel Kürt burjuvazisidir. Lokal Kürt burjuvazinin bu yükselişini ulusal çaptaki Türk burjuvazisiyle çıkarlarının çatışması ve dahası, artık ulus devlet çapındaki o burjuvaziye diklenebilecek seviyeye gelmiş olması olarak okuyabiliriz. HDP'nin diğer kuvveti, geleneksel oy tabanı olan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinden almış olduğu oylardır. Diğer ve belki de en çarpıcı olan, 2013 Gezi Parkı olaylarından bu yana yükselen kentli / sol / seküler / orta ve alt sınıf harekete dayalı oylardı. Mevcut iktidarın kırsal / sağ / muhafazakar / kapitalist kimliğine karşı çok-kimlikli, bir çok kimliği kapsayıcı bir duruş olan Gezi Parkı hareketi, sermayenin yoğunlaşan saldırısına karşı toplumun bu saldırıda payı olmayan bir çok kesimince sahiplenildi.
Şu nokta siyaset ile ilgilenen birinin merakını celp edebilir ki, Kürt milliyetçiliğine dayalı, Kürt kökenli Türkiye vatandaşlarının haklarını arama iddiasında ve açıkça dillendirmese bile, olası bir Kürdistan ihtimalinin peşinden koşan bir siyasi hareket ne kadar sosyalist, eşitlikçi ve alt ile orta sınıfın çıkarlarını temsil eden bir partiye dönüşebilir ? Burada daha çok bir karşılıklı beklentilerin uyuşmasını temaşa ediyoruz: anti-sistem kitle kendi haklarını / çıkarlarını dillendirecek bir partiye ihtiyaç duyarken, HDP'de barajı geçmek için kendi kemik oy tabanını kırarak onu genişletmeye ihtiyaç duyuyordu. HDP'nin bu 'emekçi' partisi görünümünün geçici ve günün koşullarına bağlı olarak kazanılmış zoraki bir kimlik olduğunu belirtmek zorundayız. HDP böyle bir toplumsal hareketin / altyapının oluşturduğu bir parti olmadığı gibi, parti misyonunda da böyle bir amaç bulunmamaktadır.
Keza en başta söylediğimiz gibi, HDP en öncelikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki yerel Kürt sermaye gruplarının (hemen tamamı etnik olarak Kürt) çıkarlarının temsilcisidir. HDP'nin yükselişi en başta lokal ölçekteki bu burjuvazinin güç kazanması olarak okunmalıdır. HDP bu yöndeki rengini gelecek günlerde daha da çok belli edecektir. Zaten Kürdistan hedefinin altında yatan neden de budur; yerel Kürt burjuvazisinin çıkarlarının Türkiye Cumhuriyeti'nden kopmayı gerektirmesi.. en azından özerklik veya federasyon ile şimdi olduğundan daha avantajlı bir konuma taşınması. Bu açıdan HDP'nin burada durmayacağını söyleyebiliriz. HDP'nin derdi ne birinci parti olduğu bölgelerdeki insanların çıkarlarını savunmak ne de Gezi olaylarına müteakip oluşmuş ve siyasal alanda temsil özlemi duyan kitlelerin çıkarlarını temsil etmektir. Her ne kadar bu bireyler sistemin üç başat partisinden (AKP, MHP, CHP) yılmış olsalar da, her ne kadar kendilerini temsil edecek yeni bir siyasi soluk isteseler de, farkında olmadıkları HDP'nin burjuvaziye hizmet açısından ismi sayılan üç partiden farklı olmadığıdır.
Esasen mevcut sistem içerisinde de alt ve orta sınıfın çıkarlarını temsil eden bir parti kurulabilir. Bu daha önce örneğini 1961 yılında Meclis'e milletvekili sokan Türkiye işçi Partisi ile vermiştir. Ancak böylesi bir parti yapısı, kendi içinde sınıfsal çıkarlarının gayet bilincinde olan bir sınıf bilinci ister. Gezi olaylarının bıraktığı tortuda var olan toplumsal gruplar, böylesi bir siyasi partiyi kendi içinden çıkarmaktan çok uzaktır. Hareketin çok parçalı ve heterojen yapısı yalnızca bir siyasi parti çıkarımını zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda onu kolay dağılabilen, kırılgan bir sosyolojik görünüme oturtur. Nitekim de öyle olmuştur: 2013 Haziran'dan bu yana geçen zaman diliminde hareket kendini tekrarlayamadığı gibi bir siyasi parti oluşturamamış ancak sözde sosyalist - emekçi - özgürlükçü sloganlarla gelen HDP'nin yanında toplanmayı tercih etmiştir. Yani, var olan bir partiyi. Tabii hareketteki kişilerin tamamının da HDP'ye oy vermediğini unutmamalıyız. Velhasıl-ı kelam, HDP ve Gezi hareketi destekleyenleri arasındaki bu geçici ilişki mümkün olduğunca az ciddiye alınabilir ve Türkiye'deki anti-sistem bireylerin ve grupların daha ciddi bir oluşuma ihtiyaç duyduğu aşikardır.
bana nedense kız yeğen - teyze ilişkisinden daha mesafeli gelir.
şimdi şöyle bir kadın gruplaşması düşün: kız çocuk - anne - teyze - anneanne
bunu yapmak daha kolay gibi.
şu da olabilir: kız çocuk - hala - babaanne.. bu, biraz daha uzak geliyor bana.
bir çok ev hanımı için geçerli durum.
bütün gün yemek yap da yemek yap.. yemek yap da yemek yap.
diğer açıdan; eğer yemek yapmak hobinizse sizin için de geçerli olabilir.