wagnermahler
138 (şirin baba)
altıncı nesil yazar 1 takipçi 4.30 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    gustav von aschenbach

    1.
  1. thomas mann'in en unlu romani venedik'te olum'un unlu kahramani, 50 yaslarinda ve ideal guzelligi takinti haline getirmis hastalikli bir yazar.
    1 ...
  2. 1812 uvertürü

    13.
  3. büyük rus bestecisi piyotr ilyic caykovski'nin en ünlü eserlerinden biri olmakla kalmayıp, tüm müzik tarihinde yer alan en ünlü müzik savaş tasvirlerinden de biridir. bilindiği gibi napolyon yönetimindeki fransız ordusu ile rusların 1812 kışında kar fırtınaları eşliğinde yaptıkları savaşın galibi ruslardır, fransızların çoğu donmuştur! bu savaşın müzikli anlatımında besteci, esere çeşitli efektler katmaktan geri kalmamıştır: zafer havasını tamamlayan kilise çanları ve fransızların yenildiğini bildiren savaş topu! dolayısıyla bu eser, konser salonlarında çalınamaz, açıkhava gereklidir. ama diyebilirim ki, bu kadar gaza getiren müzik azdır! eserin son beş dakikasında gaza gelip önüne gelene dalmak bile gelir insanın içinden, orgazmik enerji patlaması yaşanır. hele ki antal dorati'nin yönettiği ünlü kaydı dinliyorsanız, bu iş bitmiştir.
    4 ...
  4. prague carnival

    1.
  5. romantik dönemin büyük çek bestecisi bedrich smetana'nın yazdığı son eserdir. orkestra için yazılan bu eser, 1883 yılında, bestecinin akıl hastanesindeki ölümünden bir yıl önce tamamlanmıştır.

    müzik tarihinde sağır yaşamış tek bestecinin ludwig van beethoven olduğu sanılır, halbuki bu kötü kaderi smetana da paylaşmıştır, üstelik vltava senfonik şiirini yazdığında bile duymayan bir adam olarak. ama beethoven'dan farkı, sağırlığın yaşamının son yıllarında bestecinin psikolojisini bozmuş olması ve delirmesine, mental sağlığını kaybetmesine neden olmasıdır. herşeye rağmen müzik yaratmaktan inatla vazgeçmeyen zavallı dahi, doktorunun çalışmaması üzerine şiddetli uyarılarını da dinlememiş, bu eseri yazmış ve sonunda bir yıl sonra yaşama gözlerini yummuştur.

    bu eser 5 dakika sürer ve müziğin formal yapısı o kadar karmaşık ve parçapinçiktir ki, bestecinin akli dengesinin yerinde olmadığını farketmemek mümkün değil. kulağa uyumsuz gelen armoniler ve notalar, dinleyenin içini burkar. aslında eser son derece neşeli ve şenlik havasında geçecekken, yine içinde gizli bir acının var olduğunu hissederiz. 5 dakikanın sonunda dinleyende garip bir izlenim bırakır.
    0 ...
  6. bruno walter

    1.
  7. tüm zamanların en romantik tavırlı orkestra şeflerindendir. ikinci dünya savaşından ucuz kurtulmuş, beverly hills'e taşınmış ve yaşamını huzurlu tamamlamıştır. cbs (şimdi sony) plak şirketine 1950'ler ve 60'larda yaptığı kayıtlar çok değerlidir. özellikle johannes brahms ve gustav mahler senfonilerinde eşsiz güzellikler yaratmıştır. nitekim, mahler'in öğrencisi ve dostu olarak, onun müziğini otto klemperer (ki o da bestecinin öğrencisi ve dostuydu) ile beraber en iyi bilen şeftir ve müziğinin ününü dünyaya yayma çabasını göstermiştir. mahler'in 9. senfoni'sinin ve das lied von der erde'nin ilk çalınışlarını yöneten şeftir.

    yönettiği orkestralar ile yaptığı provalarda, diktatör tavrının tam tersini sergilemiş, oldukça kibar, cana yakın, herşeyi yalnızca rica ederek isteyen biri olarak müzisyenlerin sevgisini kazanmıştır. öyle ki, onun bu karakterinin tam tersine sahip olan otto klemperer (sert tavırlı, kibarlıktan uzak, otoriter), bruno walter hakkında şunlari söylemiştir:

    - o çok romantik bir karaktere sahip, fazla terbiyeli. ben böyle değilim, böyle de olmam, kesinlikle!
    2 ...
  8. sergei rachmaninov

    1.
  9. ölüler adası

    1.
  10. arnold böcklin'in en meşhur tablosunun adıdır. 1880 yılında tamamlanan ilk versiyondan sonra, üstüne dört versiyonda çeşitlemeler yapmış, genel renk paletini açmış, resmedilen adaya kimi ayrıntılar eklenmiştir. ama, orijinal basel versiyonunun en sevdiğim versiyonu olduğunu söylemem gerek, o da aralarındaki en koyu renkli ve mistik olandır.
    isviçreli sembolist ressam böcklin'in bu tablosunda, kayıkta üç kişiyi görürüz: biri kürek çekmekte, diğeri ise ayakta adayı karşılamakta, üçüncü kişi ise beyaz örtüyle kaplı tabutunda son yolculuğuna çıkmıştır. belli ki adanın yeni misafiri o'dur... adada ise heybetli ve ürkütücü ağaçlar, nereye gittiği konusunda gören kişiye ucu açık yorum sunan oda girişleri görmekteyiz. gökyüzü, fırtına bulutları ile kaplıdır.

    post-romantik dönemin büyük rus bestecisi sergei rachmaninov ise, bu tablodan esinlenerek, büyük kadrolu orkestra için yaklaşık 23 dakikalık bir senfonik şiir yazmıştır, ki kanımca, onun en başarılı orkestra eseridir. tablonun yarattığı koyu atmosfer, rachmaninov'un müziğindeki pesimist melodiler aracılığıyla, ustalıkla tasvir edilmiştir. kaldı ki eserin ana teması, katolik litürjisinde gazap - tanrı önünde hesap verme gününü anlatan, dies irae ilahisinden türetilmiştir.
    1 ...
  11. george szell

    1.
  12. macar asıll amerikalı çok önemli bir orkestra şefi. cleveland orchestra'yı dünya standartlarında başarılı hale getiren yegane adamdır. özellikle ludwig van beethoven, johannes brahms, gustav mahler senfonilerine getirdiği orijinal, sıradanlıktan uzak ve ritmik bakımdan son derece disiplinli olması ile, yüzyılın büyük şefleri arasında yerini almıştır.

    bu büyük şef hakkında bir anekdot aktarmak da fena olmaz: ingilizcede, müzikal "sus", yani "es"'lere, "rest" denir, dinlenme, ara verme anlamında kullanılan kelimenin aynısı olarak. halbuki, müzikte "es"in bile anlamı vardır, o da devam etmekte olan müziğin bir parçasıdır.
    bir gün, cleveland provalarının birinde, viyolonselcilerin "es" sırasında aralarında kahve-geyik muhabbeti yaptıklarını farkeder ve patlar:

    "How many times I will say that, ladies and gentleman?! The rest is not for rest!"
    1 ...
  13. hans knappertsbusch

    1.
  14. 20. yüzyılın ilk yarısında ünlenmeye başlamış alman orkestra şefi. özellikle alman romantiklerinin müziğini yorumlamada, richard wagner operalarında kayda değer ustalık ve derinlikli bir anlayışa sahiptir. elinde olmayan nedenlerle (hayatta kalabilmek için) nazilerin yönetimini ele geçirdiği berliner philharmoniker konserlerini de, onlara hizmet etmek şartıyla yönetmiş, savaş sona erdikten sonra daha huzurlu bir hayat için viyana'ya taşınmış, wiener philharmoniker ile çok sayıda kayıt yapmıştır. yönetiş stilinde kesinlikle abartılı dışavuruma rastlanmaz, hatta bundan nefret de eder: küçük ama anlaşılır hareketler ve vücut dili ile yönetmeyi tercih etmiş, ama etkili sonuçlar da elde etmiştir. herbert von karajan ile bu konuda birbirlerinden asla hoşlanmamışlardır!
    2 ...
  15. decca

    1.
  16. özellikle 1950'li yıllarda stereo sistemli kayıtları etrafa yaymak için çok girişimde bulunmuş, zamanın en ünlü müzisyenlerinin kayıtlarını kendi amblemleriye basmış, şimdi ise universal music şirketinin altında halen varlığını sürdüren, yaklaşık 70 yıllık ingiliz plak şirketidir.
    1 ...
  17. ernest ansermet

    1.
  18. ünlü isviçreli orkestra şefi. gençliğinde hem sıkı müzik eğitimi almış, hem de matematik öğrenmiş istisnai bir adamdır. matematikçi olması, müzikal yorumlarının doğrucu ve akademik yönlerinin ağır basmasından rahatlıkla anlaşılabilir. bu demek olmuyor ki ruhsuz bir müzisyen, tam tersi, ele aldığı her müzikte yenilikler arayan, fakat bestecinin yazdığı notaya sadık kalan (çok uçuk arayışlara girip de bestecinin isteğiyle alakası olmayan işler çevirmeyen) bir müzisyendir.

    bir başka önemli özelliği de, 1954 yılında daha çok yeni denenmeye başlamış olan stereo kayıt türünün ilk örneklerini vermiş, ingiliz decca plak şirketi için 100'den fazla plak kayıt gerçekleştirmiş, müzik dünyasını bu şekilde harekete geçirmiş olmasıdır.

    unutmadan, igor stravinsky'nin çok yakın dostu olduğunu ve onun eserlerini en iyi bilen şeflerden biri olduğunu da hatırlatayım. zaten bu stravinsky kayıtları, cd olarak piyasada rahatlıkla bulunabilir.
    0 ...
  19. rafael kubelik

    1.
  20. 20. yüzyılın en büyük çek orkestra şefidir. wiener philharmoniker, berliner philharmoniker, bavyera radyo senfoni dahil, dünyanın tüm birinci sınıf orkestralarını yönetmiş bir şeftir. özellikle orta avrupalı bestecilerin bedrich smetana (vltava onun yorumundan muhakkak dinlenmelidir!), antonin dvorak, gustav mahler'in müziklerini büyük bir ustalıkla yorumlamıştır. provalarındaki hümanist, diktatörlükten uzak tutumu ile yönettiği tüm orkestraların sevgisini kazanmıştır.
    1 ...
  21. hunların savaşı

    1.
  22. i. Ö. 451 yılında Katalonya topraklarında, atilla'nın komutanlığını üstlediği hunlar ile romalı ve vizigotlardan oluşan bir ordunun arasında geçen büyük savaştır. wilhelm von kaulbach'ın bu savaşı tasvir eden ünlü tablosunda ressam, olayı iki katmanlı anlatmıştır: tablonun alt kısmında yerde hunharca savaşanları ve ölenleri görürüz. resmin ikinci ve üst kısmında ise şunu farkederiz: savaş öyle vurucu bir seviyededir ki, ölenlerin ruhu bedenden koptuktan sonra gökyüzünde de savaşmaya devam etmektedirler.

    franz liszt de, bu tablodan etkilenerek etkileyici bir senfonik şiir yazmıştır.
    1 ...
  23. sergiu celibidache

    1.
  24. 20. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş büyük orkestra şeflerinden biri. herbert von karajan'ın ezeli rakibi. zen felsefesini hayatıyla birleştirmesinin ardından, yorumladığı tüm müziklere transandantal bir boyut, sözlerle anlatılamaz bir derinlik, filozofik yoğunluk kazandıran büyük müzisyendir. onun yorumundan johannes brahms, anton bruckner muhakkak dinlenmelidir, deneyimlemek gerekir.
    1 ...
  25. berlioz

    1.
  26. charles munch

    1.
  27. 20. yüzyılın belki de en büyük fransız orkestra şefidir, RCA firmasına yaptığı çok sayıda kayıtla arkasından değerli hazineler bırakmıştır. hele ki bu kayıtların arasında yer alan berlioz yorumları, aşılmaz bir noktadadırlar.

    (not: berlioz'un fantastik senfoni'sini dinleyin, hanyayı konyayı görebilirsiniz, müthiştir.)
    1 ...
  28. bruckner senfoni no 9

    1.
  29. büyük senfoni bestecisi anton bruckner'in tamamlayamadığı son senfonisidir. re minör tondadır, ilk üç bölüm tamamlanmış, son bölüm ise taslak halinde kalmış, bitirilememiştir.

    bilindiği gibi bruckner, aşırı mütevazi, sesini çıkarmayan, sinirlenmek nedir bilmeyen, neredeyse ürkek diyebileceğimiz bir adamdı. benim asla çözemeyeceğim şey ise, böyle bir adamın senfonilerinde nasıl da dünyanın en güçlü ve kudretli bir insanı gibi kükrediği, haşmetli ve asil bir müzikal dünya yaratabildiğidir. sanki, gerçek dünyaya karşı son derece korkak, ama müziğinin dünyasında tam tersi.

    kanımca bruckner, gücünün doruğuna 9. senfonisi'nde ulaşmıştır. bilindiği gibi bu senfoniyi, ölüm yatağında yazmıştır, doktorunun çalışmaması konusunda ciddi bir biçimde uyarmasına rağmen. rivayete göre, bir muayeneye geldiğinde doktor, odasına girmeden önce onu gizlice dua ederken seyreder: zavallı dahi Tanrı'ya yakarmaktadır: "Tanrım, görüyorsun ki son eserimi bitirmeye çalışıyorum, ama yeteri kadar güç bulamıyorum, sadık kulun olarak yalvarıyorum, canımı almadan önce bana birazcık daha süre ver..."

    1. bölüm yaylıların fısıltıları üstüne 8 kornonun duyurduğu mistik bir çağrıyla başlar. ardından bir gelişme başlar ve sonuçta bütün orkestranın heybetle duyurduğu ana temaya varır. arkasından gelen ani suskunluk ve endişe dolu bir geçişin ardından, lirik bir tema kemanlardan duyulur, ortamdaki gerilimi azaltır. ancak bu huzur da çok uzun sürmeyecek, oktavlar aracılığı ile duyurulan üçüncü temanin hasmeti etrafa hakim olur. bunu, bölümün genel bir gelişim kesiti izler, ardından ilk tema, bu sefer üç forte nüansla, engellenemez bir şiddetle gelir, sanki bruckner merdivenlerden ağır ağır çıkmaktadır, Tanrı önünde hesap vermeye doğru.

    2. bölüm şeytani bir danstır. scherzo adının verilmesine rağmen (italyancada şaka anlamına gelir), hiç de güldürmeyen, ölülerin dansını andıran, olsa olsa kara mizahın yer aldığı bir bölümdür.

    3. bölüm bestecinin yazdığı son sayfalardır: yaylıların esaretli başlangıcı, artık ölümün yaklaştığını hissettirir bize. ardından yaylıların geliştirdiği bir geçiş ile tüm bakır üflemelilerin duyurduğu bir koral, gökten gelen bir çağrıyı andırır. fakat arkasından gelen bir sessizlik ile wagner tubaları'nın duyurduğu, bestecinin "yaşama veda" adını verdiği tema ise, ölümün "ben buradayım!" dediğini hissettirir... bölümün son dakikalarına doğru dakikalarca süren bir ses yoğunlaşması, gelişme, uyumsuz notaların yer aldığı ve dinleyenin içini burkan 9 sesli bir akora bağlanır: bu çığlık, bestecinin kalan son gücünü de alır ve ardından geriye sessizlik ve son nefesi bekleyiş kalır...
    4 ...
  30. bitmemiş senfoni

    1.
  31. franz schubert'in 8 numaralı si minör senfonisinin adıdır. evet, tek bitmemiş senfoni bu değildir, ama bitmemişlerin en ünlüsüdür. fakat işin doğrusu şu ki, schubert kimi zaman kararsızlık yaşayan bir bestecidir ve üç-dört piyano sonatını da bu şekilde yarım bırakmıştır, hatta müziğin ortasında ve bitiş çizgisini çekmeden!

    ama bu senfoni, özellikle haşmetli ve dramatik ilk bölümü ile bir başyapıttır. viyolonsel ve kontrabasların kötümser bir mırıldanmayı andıran girişleri ve belli belirsiz yaylı çalgıların eşliğinde tahta üflemelilerin duyurduğu melankolik bir tema... ardından viyolonsellerin sunduğu ikinci bir tema, bir parça daha umudu içerir, tam bir pürüzsüz mutluluk içerisinde olmasa da...

    ikinci bölümde ise schubert huzuru ve dinginliği bulmuştur...

    bu eser üzerine metropolitan operası new york'da yapılacak bir bale temsili için salvador dali dekor olarak kullanılacak bir tablo yaratmıştır...
    2 ...
  32. alp senfonisi

    1.
  33. richard strauss'un kanimca basyapitidir, yazdigi son senfonik siirdir. devasa bir kadro ister, 20 korno, ruzgar makinasi, gokgurultusu makinasi, bas obua kadroda yer alanlardan bazilari... nietzsche'nin "anti-christ" (deccal) adli kitabindan etkilenerek yazilmistir: buradaki baglanti, eserin konusunda yer alan bir adamin alp daginin zirvesine kadar tirmanip orada bir tur ustun insan hissine kapilmasi, bunu izleyen bir firtina ile dagdan asagi inmesi ve sonra senfoninin baslangicindaki gece bolumunun eser biterken aynen tekrarlanmasi ile nietzsche'nin bengi döngü kavramina cagrisim yapmasidir.

    eser, richard strauss'un orkestrasyon bakimindan ne denli bir ustaliga eristiginin kanitidir, yaklasik olarak 45 dakika surer. muzik, birebir tablolarin muzikal tasviri seklindedir, manzaralar dinleyenin gozu onunde rahatlikla canlanir. ozellikle firtina bolumu, tum tarihin firtinaya dair en etkili muzikal tasvirlerinden biridir.

    onerilebilir yorumlar: herbert von karajan, rudolf kempe, sir georg solti ve andre previn'in yonettikleri kayitlar.
    0 ...
  34. otto klemperer

    1.
  35. sıfatı "granitten heykel" olan 20, yüzyılın büyük orkestra şeflerinden biri. özellikle beethoven, mahler yorumları sıradışı bir mükemmelliğe sahiptir. yaşamının orta döneminde geçirdiği ciddi sakatlıklar yüzünden oturarak yönetmiş, fakar şef kürsüsünden ölene kadar inmemiştir. bir de kanımca, belki de tüm tarihin en ciddi ve sert bakışlı şefidir, kendisinin bir kere bile güldüğünü, hafif bir tebessümünü dahi görmedim! müthiş bir müzisyen..
    2 ...
  36. poem of ectasy

    ?.
  37. scriabin'in 5 numaralı piyano sonatının başlığı. bu müziği çalana da dinleyene de ekstatik anlar yaşatan, normal tek bir anın yaşanmadığı, uçuk bir eserdir. ünlü piyanist sviatosloav richter'e göre tüm piyano dağarcığının en zor eseri budur.
    0 ...
  38. anton bruckner

    1.
  39. müziğinde tanrı'nın yer yer kükrediğini duyarsınız...yer yer sizi göğe çağırdığını zannedersiniz... belki de cehenneme... ama ihtişam asla eksik olmaz... haşmetin doruğu, görkem her notadadır.. özellikle 9. senfonisi'ni dinlerken gotik bir katedrale girdiğinizi hissedebilirsiniz, eğer ki gözlerini kapayarak dinliyorsanız..hele hele dinlediğiniz cd'deki şef herbert von karajan ise...
    2 ...
  40. © 2025 uludağ sözlük