ViVaFiDeL
120 (çevresinde sevilen sayılan)
yedinci nesil yazar 1 takipçi 5.40 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    referandumda şafak türküsünü kullanmak

    1.
  1. akp'nin *girişimidir. akp'nin bunu istemesi süpriz değil, asıl süpriz ve korkunç olan şey, telif hakkı her kimdeyse - (bkz: nevzat çelik) veya (bkz: gülten kaya) - o kişinin bu telifi akp'nin eline vermesidir.
    (bkz: tövbeler tövbesi)
    0 ...
  2. entry yüzünden sözlüğün zor durumda kalması

    1.
  3. komik entry silme sebebidir.
    "başımıza bişey gelirse karışmayız!" "en ufak şikayette adını adresini veririz" çıkışlarıyla, ilk kayıt olunurken hakkında sormadık şey bırakmayan sözlüğün, "eyvah! bu çocuk bizi yakacak" korkusudur.
    senin başına niye bişey gelsin güzel kardeşim?
    sende olmayan tek şey fotoğrafım, bela(!) olacak kişinin ona ihtiyacı yok zaten.
    böyle silme sebebi mi olur.
    0 ...
  4. biber cafe bar

    1.
  5. ankara'da bulunan güzide öğrenci mekanıdır. bira normal mekanlara nazaran daha pahalıdır ama öküz tayfanın mekanı basmasını, mekandan taşmasını engeller. gelenler genelde kaliteli insanlardır.

    perşembe, cuma, cumartesi, pazar çıkan grup takdire şayan müzik çalar, söyler.
    isimlerini bilmiyoruz gençlerin. ama bağlama çalana "onur"*, gitar çalana "mustafa"* solist hanım kızımıza da "gülay"* diyoruz.*
    şiddetle tavsiye edilir.
    0 ...
  6. derbiyle ilgili başlıkların silinmesi

    ?.
  7. türk futbolunun gelişememe sorunsalı

    1.
  8. Yıllarca ağladı bu topraklar, Dünya Kupaları'nda, Avrupa Kupaları'nda yenilen hatalı goller, kaçırılan "güiza %100'leri" yüzünden.. Gerçi pek katılmadı geniş çaplı organizasyonlara, aslında katılamadı. Zaten ondan ağladık. Bayrağımız dalgalanamadı Yeni Zelanda'da, yurdumuzu tanıtamadık dünyaya..

    Futbolumuz hakkında yapılan en kılişe yorumdur "bir kaleci çıkaramadığımız" gerçeği. Fatih Terim bile söyledi "72 milyonluk ülkeden 72 futbolcu çıkaramayacak mıyız" diye. "bile" diyorum çünkü bu adamın Türkiye'deki başarısı, karizması tartışılmaz. Ta gitmiş Fiyorentina'yı yönetmiş, Milan'ın teknik patronluğunu üstlenmiş. Ama yorum sorsan "dünya futbolunda hücum artık savunmada başlıyor" der. Lan anladık. Bizim bakkal da maç kritiklerinde bu yorumuna yer verir hep..

    Konuşulan yanlış demiyorum da icraat lazım anam babam. Yoksa zaten toplumun çocukluğuna, çocuklarına inmek gerek. Sıkıntı orda zira...

    Çocukken, şişman arkadaşına, gözleriyle "kaleye geç" baskısı yapmayan var mı? Geri dörtlümüzün "geçilmez duvarı"nı hep kazmalar oluşturmadı mı?...
    Şişman problem çıkartıp "atan kaleye abi" diyince, sokakta aslan kesilip, forvette güiza olmadık mı?

    Lan atan kaleye ne bi defa?!
    Futbol dediğin yetenekle zekayı birleştirip oynadığın, "22 kişinin bi topun peşinden koştuğu" oyundur. Bunların oranına göre saha içi dağılımı yapılır, bu dağılım futbolun doğasından gelir zaten. Fazla bi zeka, uzun düşünme gerektirmez. Yani Ekrem Dağ ön libero oynamaz..

    E sen çocuğa 5 yaşından beri "kalede şişman, savunmada kazma" kollektif futbol anlayışını benimsetirsen*, tabi mahalle maçlarında herkes 10,5* numara olur..

    Adam, amatör takımda bile olsa, hoca ünvanı kazanmış. Ama çalım atan savunmacıyı azarlar. Anladık tehlikeli bölge de bak şimdi Türk Milli Takımı'nda Servet Çetin var. Gerçi ona da şükür, futbol tarihimizden Baki Mercimek de geçti..
    Top oynayanlar, hele de takımda oynayanlar iyi bilir savunmada oynarken atılan topu düşman ordusu zannetmenin verdiği bertaraf duygusunu.. bunlar da o duygunun ürünü işte, al sana Servet, al sana Baki!..

    Takım seçmeleri var bide..
    -Sen ne oynuyorsun evladım?
    -Ofansif orta saha hocam.
    -Sen yavrum?
    -Forvet hocam.
    La nerde bizim güven veren geri dörtlümüz, hani "Berlin Panteri"miz!
    Ee sen öğrettin bu futbol anlayışını. "sen defansın göbeğinde oyna, sen de kaleci ol aslanım" dediğinde, çocuk "lan amk ben ne kazmayım ne de şişman. Ne demek oluyo tüm bunlar" derse ne cevap vereceksin.... Veremezsin.

    Olayın eğitim boyutu da var..
    Türkiye'de niyeyse bu ikisi bir arada yürümüyor. Kendimden biliyorum...
    Lisede birkaç zayıf getirince babam benimle polemiğe girmemiş, "takımdan ayrılıyosun" demişti.. birkaç zayıf yaa. Onlar da 1 he, 0 bile değil. Nerde senin futbol sevgin be adam! Pes ya..
    Neyse... işte bu ikili yollarını ayırınca, ülkemizdeki futbolcular da boksörlere dönüyo... soru soran bin pişman.
    "niye bizim Avrupa'da oynayan topcumuz yok"... olsa ne olur, sanane 1, gidenlerin de hali ortada 2... Lan adam Türkçe'yi yarım yamalak konuşuyo, orda ne yapacak! Yabancı dil öğreneni de gördük. Fatih Terim! Adam "ay vazing" dedi. Tövbe yarabbi...

    Sözün özü şudur ki "ağaç yaş iken eğilir".. Bence Hiddink alsın kurmaylarını yanına, dolaşsın diyar diyar. Tabi. Mahalle maçlarının onur konuğu olsun, ailelerle analiz yapsın. Oğuz'la Metin bir hafta o mahallede kalsın falan. Belki öyle çözülür Cumhuriyet Tarihi'nin en mühim problemi. işte o zaman çıkar karanlıklar aydınlığa....
    2 ...
  9. efes ve yeni rakının hayatımızdaki yeri ve önemi

    1.
  10. Bu ne dünya kardeşim
    Seveeen sevenee. Çirkinleştim!

    Şakacıyım da gene sinirden aminor!
    Bu dünyada ne bok yiyeceğimiz düşüncesi aldı götürdü beni yine. Temeldeki düzensizlikten kaynaklanan, bilimsel olarak kanıtlanmış ama bizde psikolojik yandan ziyade, karakter olmuş, ego, süper ego ve bunları tatmin etme iç güdümüz. Hakkaten ne bok yiyeceğiz acaba bunlarla. Kıskanıyoruz, o yüzden zarar veriyoruz mânen, hep daha iyi şartlardakileri düşünüyoruz. Bu sefer de kendimize zarar veriyoruz. Bi hınçtır gidiyor yani, hayırlısı..

    Ciptekiler kıskanılıyor arabadakiler tarafından, onları da taksidekiler kıskanıyor. Taksiye binip, sigarasını yakıp, durağa falan da değil direk evine bırakılacak halbuki pezevenk. Ha onu da otobüstekiler kıskanıyor. Ya onlar? En alt tabaka mı? Onları da yürüyenler kıskanıyor, hatta otobüs durağında otobüs bekleyenler.
    Uzar bu liste. Çünkü senin gibi otobüs bekleyip, senden önce otobüsü gelene söversin "dakka bekleyip gitti .rospu çocuğu. Biz sabahtan beri bekliyoruz" diye...

    Temeldeki düzensizlikten kaynaklanır bu. Ta yaratılıştaki. Eğer öyle olmasaydı, biz isviçreli çocukları kıskanmazdık. Afganistanlı çocuklar da bize "ne güzel dünya" demezdi sebepli..

    Aslolan düzenle düzülen arasındaki ilişkidir aslında. Benim efkarım da düzülüp ses çıkarmayanlardandır... sığmaz içime...

    Sonra hayatın tadı kalmıyor damağımızda, hemen gidip yardım alıyoruz biz de. Dünya tarihinin en büyük psikologlarıdır, Yeni Rakı ve Efes Pilsen. Varlığıyla onurlandıran, bizi duygulandıran yegane varlıklardır..

    Sosyolojinin babasıymış mesela Sen Simon, ibn-i Haldun, Auguste Comte... Rakı içtiniz mi babacım? Hayır. "insan insanı nasıl bilir lan rakı içmeden" desen, susacak. Marks ha keza. Bak bunların arasında (bunlar dediğim sevdiğim adamlar olaraktan, yoksa 'aynı çağda yaşamıyolar ki manyak!' sakın....) en çok üzüldüğüm şahsiyet Bukovski'dir. "şu üç günlük dünyada" hatta milyonlarca yıldır süren şu üç günlük dünyada Efes içmeyi en çok hak eden kişiliktir. O yüzden kendisini her Efes içtiğimizde aklımızdan geçiririz. Hatta şerefine, onuruna, haysiyetine ve eşsiz sözlerine kadeh kaldırırız. Adam Efes içemeden gitti, "ölmüşlerin canına değsin" bu olsa gerek..
    Biz sakiniz. Çünkü kimsenin kıskanmadığı "yürüyenler" var ya, aha onlar biziz. Yanıma 1 kişi yada hafıza belleklerimize sıkıştırılmış birkaç sanatçı verin, yürürüz..
    Normali, süperi, belediyesi.. hiçbir ego s.kimizde olmaz bizim.
    Ve Rakı ve Efes... esas rahatlığımız bunlarla aile olmamızdan kaynaklanır.

    Bu vesileyle 'sır'rı çözmüş, hayata sol kroşeyle müdahale etmiş adamlarız, "bu hayat vız gelir tırıs gider" deriz ve soluğu ODTÜ sırtlarında alırız. Çok matah kişiler değiliz, sizin gibiyiz. Biz de Cem Yılmaz'a "çok komik .rospu çocuğu" diyoruz. Sevdiklerimizi överken "şerefsiz" sıfatıyla yad ederiz onları. Varsa biraz, cesaret farkından ibarettir, başka ne olabilir "hepimiz sıçıyoruz" sağol Henri..
    Rakıyı buzlu içeriz, varsa şalgam aldırtırız, ortaya da tarator canım!
    Çalsın klarnet ve keman, nihayet! gir baba sen de nihavent..
    Ve artık mutluyuz, dirhem derdimiz kalmadı, inanır mısın..

    tanım: insan hayatının dönüm noktalarından biridir.
    2 ...
  11. alican türkoğlu

    1.
  12. habertürk televizyonu ankara muhabiridir. yakışıklı şahsiyet ve şakacı yapı bünyesini daha bi çekici hale getirir.
    24 saat canlı yayın yapabilme kapasitesiyle üretilmiştir adeta.
    (bkz: başarılı muhabir)
    0 ...
  13. © 2025 uludağ sözlük