sözlü sınavlarda yaşandığı takdirde çok daha ibretlik hal alabilen olaylardır. başımızdan geçmiştir.
beyin cerrahisi sözlüsü sırasında hoca sınava giren stajyer doktorlardan oluşan grubun ortasına soruyu salar:
-brodman 13 ne yapar?
-...
-sen biliyo musun?
-hayır.
-sen?
-hayır.
bana dönerek
-peki sen söyle.
-yok hocam.
-işte bu, aradığım cevap bu. evet, yok. brodman 13 diye bir alan yok. tamam çocuğum sen çıkabilirsin.
şimdi söyleyin bana, bu ibretlik değilse ne ibretlik?
6 yıllık tıp eğitimini bitirip doktor olduktan sonra tusu kazanıp, seçilebilecek uzmanlık dalları içerisinde en iyisidir.
(bkz: radyoloji): minimum nöbet, maksimum kar, hastalar için çokça fayda, teknoloji gelişimi ve artan kanser insidansına bağlı gelişmeye mahkum bir alan ve ayrıca girişimsel olarak çalışılabilmesi de cabası. adamlar beyin cerrahisinin sağladığı faydadan fazlasını kasıktan (uyluktan) sokulan bir kataterle sağlıyorlar.
adalet ve kalkınma partisi'ni, günlük hayatta nasıl telaffuz etmeliyizin cevabını arayan sorudur. malumunuz bahsi geçen partiye muhalifler akp derken, iktidar yanlıları ak parti şeklinde kullanmaktadır. ortamlarda suya sabuna dokunmayı sevmeyen insanlar da bu iki kullanımı duruma göre naif bir sırayla söylemektedirler. bir önceki kullanımda akp demişse, bir sonrakinde ak parti derler. hatta bu kişi çizmeye çalıştığı tarafsızlık imajına adamakıllı vurgu yapmak isterse eleştirel cümlenin içeriğinde ak parti'yi, bir diğer övücü cümlede (ama adamlar iyi hizmet yapıyo yine de derken mesela) akp ifadesini kullanır. böylece tarafsızlığından taviz vermez ve bi şey de kazanmaz; ama en azından gerizekalı siyasi yaftalama geleneğinden de nasibini almaz; ama zaten yaftalanır eninde sonunda. işte kazancının olmaması da bu yüzdendir.
bardağın dolu tarafından bakarsak cumhurbaşkanı olması yolunda başka bir kapının açıldığını görebileceğimiz, hayra vesile olabilecek kayıptır. sonuçta allah bir kapıyı kapatır, başka bir kapıyı açar. elitist kesimin koyun diye aşağıladığı yüce halkımız da mansur yavaş'a yapılan alçaklığı, hileyi görüyor; emin olun görüyor. zamanında nasıl zulmedilen tayyip bey'i başbakanlık koltuğuna layık gördüyse, aynı şekilde mansur bey'i de cumhurbaşkanlığına layık görecektir.
kadir abi'nin koyduğu chp genel başkanı oluyor (bkz: kemal kılıçdaroğlu). bu mantaliteyle yaklaşırsak insanın, sarıgül de yakın gelecekte cehape genel başkanı olabilir şeklinde yaklaştığı sorunsaldır.
twitter'daki en müthiş trolldür. aynı zamanda kısa öykü yazarı, gümüşhane merkez sağ hareketi temsilcisi, 2 çocuk babası ve bir aile reisidir.
zamanında öys türkiye 3.'sü ve turgut özal'ın özel kalemi olduğunu da es geçmeyelim.
ayrıca koyu da bir galatasaraylıdır.
girilmesi gereken başlığı ıskalayan, bir de bunu iki kere yapan sakar yazarların başına gelebilecek talihsiz olaydır.
evet, bugün benim başıma gelmiştir. evvela raşkolnikov başlığına girerek karakter hakkındaki görüşümü bildirecekken ordan bir yazar başlığın raskolnikov olması gerektiğine dair beni aydınlatmıştı. sonrasında hatasını kabul eden ben raskolnikov başlığına aynı entry'i girince o başlıkta da (bkz: rodion romanovic raskolnikov) ayarı aldım. bu kadarı artık fazlaydı. yok mu şöyle güzel bir ilber ortaylı capsi.
keşke dediğim iddia. bu keşkenin sebebi her iki ilde gösterilen adaylar. ankara'da akp'ye gönül vermiş vatandaşlarımız için dahi melih gökçek'in tekrar aday olması abartıdır. mansur yavaş gibi düzgün ve az yıpranmış biri ankara için büyük şanstır. iddialı politikadansa ankara'nın bu aşamada ihtiyacı bir miktar sosyal belediyeciliktir. izmir içinse durum tam tersidir. çünkü izmir artık yerinde sayan vasat belediyeciliktense bir dönemliğine olsa bile ak parti belediyeciliğine şans vermelidir. hele bir de bu ak parti belediyeciliğinin başkan adayı partinin övünç kaynaklarının büyük kısmının oluşmasının başındaki adam olan binali yıldırımsa. izmir'de chp'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın kalbinden geçen de kuşkusuz budur; ama malum koruma mekanizmaları bu isteğin seçime yakın dönemde bilinç düzeyine çıkmasını engeller. lakin ülke geleceği için kararlarını bir kez daha elini vicdanına götürerek, bağnazlıklarını bir kenara bırakarak vermelidir seçmen. ankara, izmir ve ülkemiz için hayırlısı olması temennisiyle...
izmir'de mutlu olmak için yapılması ve yepılmaması gerekenlerdir.
1) izmir, güzel kızların memleketidir derken yalan söylememişler. güzelliğiyse şundan gelir: siz bir kıza yavşamaya başladığınız zaman kız kesinlikle olumlu yaklaşır (olumlu sonuçlanmayabilir o ayrı). düşünce dünyanıza göre kızla sevişebilir veya tatlı diliyle hoş sohbetler edebilirsiniz. yani sonuç: kızlara yavşayın.
2) sakın siyasi meselelere, tartışma ortamlarına girmeyin.
3) boyoz, gevrek, midye dolma, kokreç, midye tava (eğer muhafazakar değilseniz yanında bira iyi gider), kokoreç gibi izmir'e has lezzetler dışında; buraya göçmüş anadolu insanının da mutfağına dadanabilirsiniz.
4) siz ben siyasetle ilgilenmiyorum dedikçe daha da ısrar edeceklerdir, kati bir dille reddediniz.
5) bakmayın izmir'in süper ligde takımı olmadığına çok fantastik yetenekleri ve güzel halı sahaları vardır, haftada bir halı saha maçı yapınız, ama ben sevmem ki diyorsanız tenis kortları, basketbol-buz pateni sahaları çok burda. olmadı gidiniz güzelim parklarda dolaşınız: ama muhakkak spor yapınız.
6) ya abi böyle olmaz ki ya sen de bi şeyler söyle diyeceklerdir gündem siyaseti hakkında. tamam 1-2 şey söyleyin ve aaa selin naber ya diyip ben kaçtım gençler hesabı ortamdan ayrılın. bu selin'in de hoşuna gidecektir.
7) gezilecek yer de çok izmir'de. kafanız attı mı iniverin kordon'a. kızlı-erkekli arkadaş ortamlarıyla sayısı epey çok olan kafelere gidin çekin bi nargile (yeşilaycı değilseniz tabii, yeşilaycıysanız da bi kereden bi şey olmaz canım). bi de çeşme, alaçatı, sasalı, bornova, balçova gibi yerlere arada akın.
8) eğer sizi hala siyasi tartışmalara çekmeye yeltenecek kadar yüzsüzlerse ki öyledirler. siktiriniz gidiniz efendim deyin terbiyeden ödün vermeyerek... ama asla ve asla izmir'li adamla siyasete girmeyin. tüm enerjinizi emerler.
izmir büyükşehir belediye başkanı binali yıldırım bey'e seçim propagandasında kullanması için önerilen şarkılardır.
benim naçizane önerim: http://www.youtube.com/watch?v=IxR-M0nWnfI . binali lalilla binali lala...
edit:allah söyletti, lan valla billa başkan adayı yazacaktım.
şu anda son dakikaları oynanmakta olan maçta arsenal'in 4-1'lik üstünlüğü bulunmaktadır. mesut ise bugün alışılmışın dışında iyi bir performans ortaya koydu, giroud da iyiydi.
tuhaf tuhaf sos isimleri olan, salatası güzel, dürümü eh işte, fiyatları makul, genelde menülerini tavuk üzerinden şekillendiren, bornova'daki şubesiyle bornova ahallisinin sipariş vermesi açısından ideal bir restoran.
iki büyük hırsızın kapıştırılmasıdır efendim. sizce cingöz mü yerli arsen lupen'dir; yoksa cingöz, arsen lupen'i cebinden mi çıkarır? zamanında peyami safa, server badi mahlasıyla yazdığı cingöz recai serisinin bir kitabını bu hırsızların ve peşlerindeki sherlock ile usta türk polisi başkomiser mehmet rıza baba'nın bulunduğu bir macera kalema almıştır.
tabii ki kazanan taraf, sherlock ve rıza babanın tüm maharitine rağmen hırsızlar oluyor.
cingöz arsen lüpen'in götürdüğünden daha güzel bir bayanla mercimeği fırına veriyor.
erkeklerin birbirlerine seslenirken kullandıkları hitap şekillerinden olan "kardeşim" söyleyişini yerli yersiz, bilhassa hiç tanınmayan, dolayısıyla samimi olunmayan ve dahası senden yaşça büyük olduğu belli birine söylenmesinin oluşturduğu gıcıklıkla söyleyen kişiye kullanılan hitaptır.
hele bir de bu zat-ı muhteremin 96'lı (bkz: 96'lılar üniversiteye başlamış) olup üniversitede kendisinden büyük olan bir abisine bu hitabı kullanması pek bir yadırgandırıcı.
son seçimlerde yaklaşık %50 oy alan akp'nin 16 kişi baz alınarak yapılan değerlendirmede ortaya çıkan gerçektir. bu değerlendirmeye göre 16 oydan chp 4'ünü, mhp 2'sini, bdp 1'ini, diğerleri de 1'ini almıştır (diğerlerindeki bu gülünç düşüklük için üçün biri de denebilir tabi). demek istediğim şudur ki: eğer türkiye'deki oy oranları dış mihraklar tarafından ayarlanıyorsa, bu ayarlayan dış mihrakların çocukluğuna inildiğinde matematikle hastalık derecesinde ilgili oldukları görülebilir.
bu vasıtayla da seçim anket şirketlerine, seçim tahmini yaparken elde edilen verileri yuvarlayıp kamuoyuna sunmadan evvel buna benzer bir matematiksel bağıntı kurmaya çalışmalarını öneriyorum.
tabii, bu tespit başka faydalı amaçlar için de kullanılabilir. önemli olan zararlı amaçlara hizmet etmemesi. (bkz: aynştayn- atom bombası meselesi), (bkz: aynştayn was here).
son günlerde peydah olmuş iki büyük(!) ittifakın karşılaştırmasıdır.
hepimizin bildiği üzere bir yarışma ortamında bir grup bariz bir biçimde üstünlüğü ele geçirdiğinde diğer gruplar bu durumu çok yadırgar ve tepedekini indirmek için legal- illegal oyunlara baş vururlar. bunlar için etik ve hukuk artık ikinci plana düşmüştür. önemli olan tepedekinin inmesidir. nasıl olursa olsundur; ama tepedeki muhakkak inmelidir.
işte bunun iki tipik örneğini ülkemizde de görmekteyiz. bunlardan birisi futbol alanındayken, ötekisi siyaset alanındadır. futbolda bildiğiniz gibi teşvik ve şike yüzünden ceza alan iki takım halk nazarında fbjk olarak bir kulba sokulmuştur hali hazırda. bu grup türkiye'nin avrupa'da her dönemde gururu olmuş, asla şike ve teşvik gibi mide bulandırıcı rezilliklere bulaşmamış, tertemiz bir camia olan galatasaray'ı hedef alırken; bu yapılanmanın siyasetteki karşılığı olan ana muhalefet cehape ve yavru muhalefet mehape de türkiye'nin gerçek lideri olan başbakanımız sayın recep tayyip erdoğan bey ve dünyaya karşı dik ve gururlu bir duruş sergilememizi sağlayan ak parti'yi hedef almıştır.
başlangıçta bu birliktelik milletin nazarında zerre değer görmemiş ve halk bu üç kağıtçıları sandıkta bir güzel tokatlamış, ak partiye ve büyük ustaya olan güvenini ortaya koymuştur. tabii doğanın yasası işlemeye mahkum, bu sefer bu oluşum büyük yükselişi içten yıkmaya çalışan dış mihrakların etkisindeki iç mihraklarla itiifak kurmaya yeltenmiştir. efendim ilerleyen günlerde bu gruba milletimizin vereceği asil karşılığı göreceğiz elbet. ne de olsa aynı millet zamanında ulu önder m. kemal atatürk'le emperyalist güçlere de aynı cevabı vermişti. yine aynı aziz millet dış güçlerin elindeki gözünü hırs bürümüş cemaat, cehape, mehape ittifakına da gerekli cevabı verecektir.
evet iki farklı örgütlenmeyi gördük. şimdi sorarım size, hangisi daha kirli: fbjk mi cemehape mi?
yemin edilirken kullanılan bir kelimenin, kişinin nasıl yazdığına bakılarak desteklediği siyasi partinin üç aşağı beş yukarı anlaşılabilmesidir.
valla: chp, mhp;
vallah: mhp, akp;
vallaha: bdp, akp.
not: yazış biçimlerinden sonraki ilk yazılan parti, o deyişe daha spesifik olduğu için ilk yazılmıştır.
en yakışıklı futbolcuları barındıran takımdır.
an itibariyle real madrid'dir. ronaldo, casillas, xabi alonso, ramos'la diğer kulüplere şans tanımamaktadırlar.