bu iki başlık sözlükte alt alta gelmiş. şiddetli bir şekilde dikkatimi çekti.
insanlar neden birbirlerini sağcı solcu ocu bucu diye kutuplaştırıp ötekileştiriyorlar anlamıyorum. sağcısı solcusuna düşman, solcusu sağcısına... bunlar yıpratan şeyler. insanlık olarak ciddi manada uzaklaştık birbirimizden, bir hiç uğruna.
bir hiç dediğimde insanların ideolojilerine laf etmek istemem. inandığı görüşü benimseyip onun uğruna pek çok şeyle mücadele içerisinde olan insanın gayret ve azmini tebrik ederim. ama görüşünün propagandasını yaparken empoze etmeye çalışmak, karşı tarafa bunun baskısını yapmak; hala geri kafalı olduğumuzun bir delilidir.
şu iki başlık her şeyi anlatıyor aslında. dini sevmek demek, müslüman olmak demek çomarlık veya tayyipçilik demek değildir; gericilik hiç değildir. aynı şekilde bir insanın atatürkçü olması da onun içki içen veya imansız, ahlaksız, allahsız kitapsız gibi çirkin kelimelerle yargılanmasını gerektirmez. atatürk'ü de sevebilir insan, dinini de, içki de içebilir, cumaya da gidebilir.
karşı tarafı anlamaya çalışmak, en azından bunu denemek inanın zor değil.
zihniyet devrimine ihtiyacımız var ciddi anlamda, insan olarak kaybettiklerimiz var.
ulu sözlükte vakit geçirirken zaman akıp gidiyor. etraftan soyutlanıyorum, insanlardan soyutlanıyorum. bir konu hakkında, özellikle fikir sahibi olduğum bir konu hakkında konuşmaktan güzel, keyif verici bir şey olamaz.
sözlük bize bu imkanı sunuyor. başka bir yerde vakit geçirmeye çalışsam saniyeler geçmez, buradayken kendimi zor alıkoyuyorum.
aslında bakarsan kardeşim, sen yavşak bir itsin. senden tiksiniyorum. hayatımda gördüğüm en riyakar ve dönek alçaksın. senle aynı havayı solumakta olduğum tüm koşullardan ve senden nefret ediyorum.
bir çocuğu sevdiğimizde doğar.
bir umudu paylaştığımızda, hayattan haz almaya başladığımızda.
küçücük insanların karınca yuvası kadar hayatlarındaki samimiyeti ölçüp biçtiğimiz zaman doğar.
güneş iyiliklerin perdesinde gizlidir, aralanmayı bekler, çağırılmayı bekler.
insaniyetimizde doğar, vicdanımızla ısıtır tüm kalbimizi. güneş bir ulaşımdır; iyiye ulaşım, aşka ulaşım, sevgiye ulaşım...
ekmeğimizi paylaştığımızda, paylaşmayı bildiğimizde doğar.
dostlukla beslenir, yardımlaşmayla beslenir.
güneş bir yaklaşımdır; hayata yaklaşım, insana yaklaşım, hürriyete yaklaşım...
tebessümle doğar güneş. yolda görüp tanıdığımız tanımadığımızher insana karşı ortaya atıverdiğimiz o samimi tebessümle doğar. boş verelim parayı pulu, malı mülkü. mutluluk paylaşalım, mutluluk kazanalım.
sahi bunu unutalı ne kadar oldu?
kavga etmeden birbirimizi kırmadan kardeşce ve güvenle yaşamayı unutuşumuz biraz fazla değil mi?
kimisi farklı giyinir; mavi, kırmızı, turuncu pantolonu vardır kimisinin. kimisi rakı sever kimisi çay. hiçbirimizin yediği yemek aynı değildir. birisi pizza sever birisi çorba. konuştuklarımız da bir değildir, kimisi turan peşindedir, bazı masalarda devrim lakırdıları yönetir konuyu. birisi hürriyet sloganlarıyla yaşarken diğerinin kurtuluşu islamdır.
oysa bir kadın düşse yere, bayılsa, hastaneye yetiştirebilmek için her birimiz onu yerden kaldırmaya çalışırız.
unuttuğumuz şey bu aslında.
insan eşref-i mahlukattır. akıllıdır, bilir, sever, yeri gelir kızar, gider, anlar, arar bulur. tüm yaratılmışların en şereflisi olmak bir sorumluluk ister.
gittiği yerden dönebilmek, baktığı şeyi görebilmek bir sorumluluk ister.
belki gideriz de dönemeyiz, bakarız da göremeyiz ha?
eğer gidersek belki bir sefere görüşürüz. kalırsak zaten görüşmek bir acziyettir.
iki kızın bir araya geldiklerinden yaklaşık birkaç saat sonra söylenilen cümledir.
o kadar zaman gıybetin dibine vurulur, atılıp tutulur sonra 2 saniyelik bir cümle ile ''bizi ilgilendirmez'' deyip, konu kapatılır.
Çocuğunuzu kendi ideallerinize göre yetiştirmekten vazgeçin! Kendi çizdiğiniz yolda onları yürütmek için diretmeyin. Size göre yaşamak zorunda değiller!
Onlara değer verdiğinizi, pahalı hediyeler alarak değil, severek gösterin.
Evlatlarınız arasında ayrım yapmayın; kız çocuklarınızı kısıtlayıp, erkek çocuklarınızı özgür bırakmaktan vazgeçin.
doktor kutsal meslektir çünkü(!).
maaşı da iyidir hem.
ayrıca doktor olunca bir saygınlığı olur kişinin.
herkes önünde eğilir mesela(!).
sonra.. babalar ve anneler de övünecek kişi ararlar: "benim çocuğum doktor" diyerek.
fazla klişe bir meslektir zannımca. ha kutsaldır o ayrı. ama klişedir de.
kimse anne-babası istedi diye kalkıp da doktor olmaya çalışmasın.
Tam ciddi ortamlarda gelen, ve gülmemek için kırk takla attığımız durumdur. Herkes ciddi bir mesele peşindedir, ama senin aklına bir şey gelir, sonra gülüverirsin.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
o olmazsa yaşayamam demiyeceksin...
demiyeceksin işte.
yaşarsın çünkü!
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela.
o daha az severse, kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden...