tiksinti doğurandır. özetleyeyim, bir haftadır her şehit haberinde sayıya bakmaksızın içim sızlıyor, ama doğal, insan gibi sızlıyor. benim anlamadığım konu ise, sanat ve medya dünyasının yalancıktan serzenişleri.
bir müzik kanalı alttan mesaj geçiyor, sizin için hareketli şarkıları kaldırdık, slow olan şarkıları koyduk diyor.
bir evlendirme programı azmış adaylara siyah elbise giydirmiş, az sonra mal adaylarına çay içirmeye devam ediyor.
ekonomi programında şehitlere rahmet dileyen ekonomist amcanın 2. cümlesi şırnaktaki ekonominin durduğu yönünde.
la yapmayın bari, zorla yapıyosanız, size kalmasın dualar.
şu çalkantılı dönemde hayatının öncelik listesinde seksi alt sıralara indirip ilk sıraya siyaseti koyan yazarın bin türlü takip ve uğraşla çıkardığı gereksiz fişleme listesidir. beyni dağıtmak ve sözlükten kısa süreli uzaklaşmak için aşağıdaki şarkı dinlenebilir.
her ekmeleddin eleştirisine arap dölleri cevabı yazan dostlara, yozgatlı adayınızı ve okuduğu okulu az tanıyın, vahabilerle masonlara yuva olan üniversiteyi bi okuyun bakim. acep kılıçdaroğlu ve bahçeli neden genel kuruluna bildirmeden bu amcayı aday ilan etti. ilk link gayet açık.
30 yıldır çözülemeyen kürt sorununa, "çözümü gerçekleştiremeyenler sadece siyasilerdir" diyerek yaklaşan ana muhalefet liderinin anlayamadığım açısıdır. biri sam amca'dan bahsedebilir mi kendilerine acep.
olmayan ülkedir. chp nin son reklamında çocukların eğitiminini haklarını elinden alındığı bir türkiye mi, yoksa herkesin hakkını aldığı ülke mi diyor. şaka mı bu, geçen odtü deki başörtülüyü içeri almayan çocuğa bi yorumu var mı? bi zahmet bu reklamı açabilir misiniz, şaka geliyor kulağa. bi de sivilde başörtüye yaklaşımı bi zahmet ya, biri ntv ye ulaştırsın.
an itibariyle bir ntv programında daroğlunun cemaati aklaması ile gelişen okşama olayıdır. karşısındaki erkeği beğenmiş azgın kızın saçının ucunu parmağıyla oynaması izlenimini uyandırır.
kusura bakmasın kendileri, söze "evet teokratlar size hükmediyo ama muhafazakarlara da zulüm ettiler" cümlesi ve sözkonusu yazarın kendi zayıf tarzıyla başlıyorum. bu yaklaşımın niyete göre zayıf veya numaracı olduğunu rahat bir şekilde söyleyebilirim. tercihim zayıf olması yönünde, ki bu şirin hanımın niyetinin orta yollu olduğuna tekabül eder. gün olur devran döner muhabbeti yapmadan konuya gireyim.
"evet üniversitede başörtüsü ile uğraşanlarla zaman kaybettik" söylemi bana biraz olmamış dedirtiyor. buna bu yorumu yapmamın sebebi, gezicinin veya solcunun çilesini aşağılamak ve öncelik düşürmek değil. verimli birleştiricilik üzerinde durmak isteyen bir sol varsa, bunu önce bu bahsedilen geçmiş kirleri temizlemekle başlamaları gerektiği. mesela üniversite kapılarında hala başörtülüye ket vuran gençler varken, bunlara "o kızlara sahip çıkın" diyebilecek bir şirin payzın istiyorum. sözümona sol partilerin son dönem oy gayesiyle "başörtülü reklamı" muhabbetine tabii ki inanmıyorum . bu kişiler ve sözkonusu yazardan acilen "madem ki bu konularda gerçeği kabullenmişler" başörtülü kızlara yapılan engellere karşı durduklarını göstermelerini rica ediyorum. zira o eskileri onarmadıkça ne birleştirebilirsiniz, ne de oy alabilirsiniz. sizin de kârınıza ama anlayan a işte.
bu konuda örgütlenmek gerektiği ve oy zamanına yakın şu zamanlarda muhafazakarların solcunun gerçek yüzünü görmek maksatlı sola baskı yapmaları gerektiği kanısındayım. defalardır söylediğim, yargıtaya "sivilde başörtü" itirazları solu net bir şekilde yaftalamaya sebep hareketler. madem ki iktidar özgürlükle sınanıyor, sol da milletin muhafazakar kesimiyle sınanmalı.
mına mına diye yorumlamadan önce, mantalitelerinin idealistlik olduğunu iddaa eden ama alakası olmadığını anlatmak istediğim kitledir.
- yolsuz diyosun, skime kadar götürürsün sen olsan alasını yaparsın.
- 2 gram yardım toplayana 5 lira uzatmazsın, cemaate dinciye gider kesin o para diye. götünden kıl aldırmamaktır, cimriliğindir aslında, yahudi modasıdır sendeki. ama yine halkçıyım, robin hood'um diye geçinirsin.
- köydeki köle, sen bilgeymiş gibi ayırırsın. senin mantalitenin insanları hala başörtülüye avm kağısında laf atıyo bu devirde, üniversite kapısında nöbet tutuyo girmesin diye. faşizan ingiltere'de bile daha rahat yaşıyo o kadın, daroğludar, medeniyetten bahsediyosun. köylü sana 10 basar her konuda, yeni yetme paris modası seni.
- eylem yaparım, millet skilsin açığa çıkarız bi şekilde dersin. elindekinden bi pay vermezsin o karmaşada fakir olana. ama elin oteli sana kapı açtı mı o kahraman olur.
- sistemi değiştiremeyeceğini bilmezsin, hele de kendi dönemini. 50 seneye seslenmek için kitap yazmaya yeltenmezsin. çünkü okumazsın da, okurmuş gibi yaparsın. neler görüyoruz her gün, istersen test et.
- işine gelmeyeni yorumlamazsın. tayyipe giren yazılar oldu mu hemen sen de yaz, kürte, müslümana, türke küfür etsinler iplemezsin. işine gelmez, yancısın. fener gs fanatiği gibidir senin siyasete yaklaşımın.
- seçime vereceğin bir oy için hayvan gibi reklam yaparsın. seçtiğin adam boka benzemez. ama olsun bu bunun yanında bu daha iyi dersin. yaptığın çürük elma yanında ezik olanı seçmektir. bu saçma yeme alışkanlığından vazgeçmezsin. ama enteresandır idealistsindir aynı zamanda da.
dur orda, idealist felan değilsin, sadece çırpınan bi çocuksun. beynin daha ergen, okuman gerek. okuyamadan siyaset bokunuzda ölen o çocukların hatrına 2 gram okuman okutman gerek. önceliğin siyaset değil senin, beraber yaşayamadıktan sonra bölünecen afaki. git oku önce de çocuğuna ne isim takarsan tak, ona ne okutursan okut ona bi lafım yok. ama bu beyinle bi skm veremen.
zaten gitmekten ifrit olduğum, ama tişört ve kotum kokmaya başladığı için yüzyıl sonra yenisini almak için gitmek zorunda kaldığım semtte gün itibariyle gözlerimi boyamış şenliktir. akp, bdp ve hdp ağırlıklı rengarenk bayraklar o kadar alt bir yüksekliğe kadar dallanmış ki neredeyse amazonda ağaçları keserek ilerleyen maceracılar gibi hareket ederek geçeceğiz. arkadaş göz alışsın diye de böyle reklam mı olur, yeminlen ruhum daraldı şu seçim bi sktirse geçse gitse, ne olursa olsun amk.
"bugünlerde kadınlarımızda biraz basen fazlalığı var, oyumu akpye veriyorum" gibi bir cümle de bekliyordum aslında. acaba yazıyı okuyanlar hiç farketmiyor mu? cümlelelerin bazılarında 2li kiyaslar varken (eskiden bu kadardı şimdi böyle) çogunda anlık sentez bulunuyor. bendenötenearsaakp ye girsin mantalitesinde yazı yazmak beğeniliyorsa ben de çok rahat bi tane chp'ye yazarım emin olun.
daha dün -bu çağda hala- sivilde başörtüsü konusunun 2. gününde, -bugün birleştirici gücüz diye çıkan - chp'nin kurmaylarının soluğu yargıtay'da alması, çok da rahat muhafazakar kesime beyaztürk kavramının hala geçerliliğini sürdürdüğü gerçeğini anımsatacaktır. ondan sonra da o kişinin oyu akp'ye. solcu adam nası bu insanlara yapılan hatayı önemsemeden chp'ye oy vermeyecekse, muhafazakar da geziye, erkekli-kızlı muhabbetlerine aldırmadan oy verecek. neden akp chp ikilemesi yaptım, başka bi iktidar parti ihtimali göremediğimden. zira insanlar takiyye konusunda takipçi olmaktan ziyade mürid olmayı yeğliyor bu ülkede. solcu da mürid, sağcı da.. chp gezide 17 yalan fotograf yayınlarken susup kalan müridlerin, berkin'e yavrum diyip, ölen polisi iplemeyen bazı zengin ailelerin müridlerinin diger yanda bu zamana kadar tayyip ne dediyse ona uymuş müridden hiçbir farkı yok.
cemaatte müridlere "chpye verin oyları, chp size dokunmayacak" demesi yorum bile yapmayacağım olaydır. kulaklarıma inanamadığım olayın aslında daha şaşırtıcı gelen kısmı, bu sahtekarlığı göremeyen zavallı müridlerin çocuklarına olabileceklerdir.
3 fil yolda giderken, yavru fil çukura saplanır, bataklık dibe çekmektedir. anne fil ne yapacağını şaşırırken, babaanne fil hortumunun ucuyla bi tane koyar yavruya, çıkar yavru bataklıktan. burada dikkati çeken yavrunun hayatının kurtuluşu değil, annenin büyük anneden aldiği bilgi mirasıdır.
niye anlattım, 80'i gram bilmeyen gençlerin akp-chp diye malak bi tartişmaya girip, yolsuzluk tapelerinden orgazm olmasinin sebebi, akp nin varlığı değildir. gençlerin aidiyet duygularını siyasette bulmalarıdır. zira fenerbahçe-galatasaray kavgası yeterli gelmemektedir. zaten yeterli cinsel hayatları da yoktur ülkemin sağcı solcu gençlerinin. evlilik kurumu batmıştır çünkü, haliyle heyecanı hararetli birşeylerde aramaktadır.
neyse file döneyim, ayın 30'una ve ondan sonra seçim ne zamansa ona kadar devam edecek tantana, varolan yaşamınıza artı birşey katmayacak bu anlamsız kavgaların ve sosyal medya tartışmalarının benzerlerini seçimin icadından bugüne kadarki her dönemde bulabilirsiniz. azıcık tarih okumanız gerekiyor, muhteşem yüzyıl mı izliyorsunuz aman allah'im. o zaman tarih sevme noktasında bi ümit var demektir (dalga geçiyorum). o halde taht kavgalarını okuyun, kışkırtılan azınlıkları okuyun. devlet-i aliyye denen kurumun ayakta kalmasının sadece devletin sınırları içindeki vatandaşın sonsuz mutluluğu olduğunu sanarak okumaya başlayın. Sonra şüpheye düşün, yanlış bilinenleri görün. hiçbir devletin düzeninin mükemmel olmadığını, her yerde solcu sağci hırsız olduğunu okuyun. haber spikerliğinde ekol olarak gösterilen hoca-basan tiplerin hocalara kız gönderdiği dönemleri okuyun.
en nihayetinde anlayın ki seçim bokuna yapılan her türlü atışmanın, toplum gökkuşağında sizinle aynı haklara sahip farklı renkteki insana bi ikircilik, ayrımcılık tohumu attığını görün. siyasiler birbirini yerken, siz de birbirinizi yemeyin. Bu düzen böyle geldi böyle de gidecek. istediğiniz kadar ıkının gençler, bu zamanin kabızlığı daha çok uzun sürecek. çünkü neden mi? işte vurucu bilgiyi açıklıyorum: çünkü bu düzenden nemalananların çoğu bu düzeni yaşayan ve yaşatanlar. hepimiz hırsızız, hepimiz hoşgörüsüz.
eninde ve sonunda bu tek atımlık çabaların işe yaramadığını gören ve en azından kitap okumayı sürdüren dostlarımın farkina varacağı gerçek, bu dönem için hiçbir şey yapamayacakları ve gerçekten yapmak istiyorlarsa bundan sonraki 50-100 yıla seslenmek için kitap yazmaya başlamaya gerekmeleridir.
emin olun, soner'den daha iyi yazabilirsiniz. zaten çoğunuz yazmaya yeltenmeyecek, ama işte yeltenin de yazabilen adam görsünler.
abi kalite bu kadar mı yerde dedirten olaydır ne yazık ki. arkadaş nereye kadar bu kontrolsüz muhalefetle yaw. yok bi halta varamazsın, ülkemden nefret ettirme beni ya. bu ne arkadaş yeminlen soğuyorum herşeyden, bu kadar mı dangalaklık.
tüm çocukluğunu sanki pariste büyük tekerli velespitlerde geçirmiş, büyüdüğünde bi tarafı kalkmış yurdum insanının, tiyatro oyununda ezik karakteri oynarken takındığı kıyafet lehçe ve hareketler bütünüdür. tv gibi boktan bir cihazda az önce izlediğim doğaçlama tiyatro oyununda, "kayıp bulma" programlarına takılmaca maksatlı piyeste başrolü oynayan ablamız, köylü kıyafeti ve mimi-mimili lehçesiyle, yanındaki elit modern psikologdan destek almaktadır. lan ananız babanız anladık batıda büyütmüş sizi, 2 nesil önceniz neydi, tohumunuzu mu bilmiyonuz. aynı kıyafetler aynı konuşma. zaten o lehçelerdeki tattan azcık alabilseniz, o renk cümbüşünden, birbirinizi de yemezsiniz.
hadi anladık madem anadolu insanını illa malzeme etceksiniz, bu kıyaslamaya sokmayın, modern burda köylü şurda diye be. her tiyatralda aynı kolaya kaçma denemeleri. hıyarlı babasını anasını da gördük. o programlarda dalganızı geçer, sonra yasemin bradley anadolunun köylerine gidip sizin acıcık fikriniz olmadığı naturel beslenme konularında köylünün kadınından kızından, 80'lik dede-ninelerden pratiği fayda sağlayan bilgileri size aynı tv'den aktarınca, "ya kırsalın insan neler biliyo" dersiniz.
benim narsistik gözümde köylüye yaptığınız eziklemeden daha öte aşağılardasınız, acırım.
tıs tıs dedirtendir. düşünce hürlüğü mayasının temeline yoğuracağı maya için toplayacağı bilek gücünün okumak olduğunu bilmeyen zatın yorumudur. geç bağırıp çığırmayı, kitap oku, yorum yaz, anlat derdini, ondan sonra da ölmeden bi kitap yaz. hayrına.
olası iç savaş ihtimalinde merkez sağın maddiyat ve nüfuz bakımından güçlendiği ve mhpnin sessiz tutumu konusunda bi fikri olmayan solcunun serzenişidir. askerin de akp ile resetlendiğini düşünmesine rağmen kendisine kimin veya neyin sahip çıkacağını da bilmemektedir. sistemde yönetimden yana değil mi, neye güvenerek hükümet düşürme politikası güdülür acep?
insanların ekmek parasını siklemeyen ensesi kalın godoşların eylemle kepenk kapattırması olayıdır. ulen çalışan herkes mi akp li, alma git 50 lira ver üstteki tiki mekanlarına. dümdüz futbol fanatiği moduna girilmiştir.
lan zaten kıvranıyorum, bi de doktor olup hasta hikayemi istemez mi?
kahve çekirdeğine limon sık iç, starbucks'tan mi bulcam çekirdeği, gireyim de domates atsınlar.
duyan bakiyo işyerinde, ishalliye yardim, taksimde toplanıyoruz olayları.
gidin başımdan sıçarak havalanıcam yeminnen gaz yemiş gibi.
iliğime isledi güncel haber amk. ama ishal daha kötü, iyk.
her yazımda "millet cahil" dediğim için kendimi en üstlerde gördüğümü zannedip, "elitistsin, halka inemiyorsun" diyerek beni yeren kişidir. zira kitle cahilse bırakın aydınlatayım, evet inmek istemiyorum.
Gayet tabi. Aslında birşeylerin insanları buna itmesinden değil, bu insanlarda itilme arzusundan kaynaklı kanımca. Kendini eğitebilen insanla cahil kalan toplumun insanı arasında itme arzusu ve itilme arzusu gibi iki ayrı kalın çizgi var. Eğitilirsen itilme oranın azalır, daha çok yönlendirmeye çalışırsın.
Şimdi esas senaryomuza dönelim. Stresli sanal gündemleri her gün yakalamakta üstüne gül koklatmayan ülkede, minicik toplum bireylerimizin üstündeki travma yükü oldukça yüksek. Gerek dış dünyasındaki gelişmeler, savaşlar, yaptırımlar, kısıtlamalar, gerek iç dünyasında geçinmekti, yoluydu, yemeğiydi derken her canlı ve sağlıklı vücudun direnci gereği yaptığı üzere birey kendine bir çıkış yolu arıyor.
Normalde çıkış yolu eğlenmek, kafasını dağıtmak olmalıyken eğlenme ve bokunu çıkarma arasındaki incecik çizgiyi gözden kaçırabilmenin yolu cahil kalmak. Fener-GS maçının kasvetiyle karşı takımın adamlarına nefret duymak veya zamanında tatmin olmamış egosundandır belki, bir yere ait olma hissiyatından mütevellit elini verdiği futbol takımına kolunu isteyerek kaptırması yine aynı cahillikten. Sadece eğlen, yenilsen de bırak, yensen de bokunu çıkarma, yetkin bireyin yapacağı en fazla bu olmalı. Çözümü bireyden uzaklarda görmemeli.
ille de çözüm uzaklarda aranıyorsa, takım formalarından para kazanmaya gayretli, stada gelirken taraftarına kombinesini sattırıp kara parasını aklamaya niyetli klüp yönetimleri sorgulanabilir. Zira şu anki ekonomik düzen, piyonların ceplerinden alabildiğini almakta yatıyor. Bu alabilme oranını artırmak da tamamen takıma bağlayabilmekte yatıyor. Bağlanmazsanız cahil değilsiniz demektir.
Türk futbolunu izlemiyorum, nefret ediyorum, ingiliz ve ispanyol futbolu izliyorum, hem teknik ve oyun temelli, hem de bizim o kavgalı dövüşlü tantanalardan çok uzak. Herkese tavsiye ederim.
bi sap muhabbetinde ağzıma öylecene geliveren, kızılötesi kelimesini andıran enteresan doğaçlama kelimedir. muhtemelen adriana lima ile ilgili felandı geyik.
lise yıllarımızda nadiren gittiğimiz basket maçlarından birinde öndeki üst sınıflardan bi kızın erkeksi bir şekilde küfretmesi üzerine, arkadaşlarla "hangi donanımla abla" sorusuna peşimizden kovalamayla tepki gösteren bayan arkadaştır.