firmaların ihtiyaçları doğrultusunda gerekli ürünlerin ithal edilmesi için önce tedarikçilerle görüşen, ardından onayını aldığı mal hazır oluş tarihlerini nakliyecisiyle paylaşıp yükleme planı oluşturan, ardından ithal edilecek ürünlerin ödeme planını oluşturan, gümrük işlemlerini takip edip, ürünler depoya gidene kadar takip eden ve tüm bu bilgileri günü gününe ilgili birimlere raporlayan iş.
hem bodrumlu olup hem de müslüman olmayı başarabilendir zira dinimizce günah olanlar bellidir ama ötesinde yapılan eklentiler tamamen saçmalıktan ibaret olup ayrıca günahtır da zira kur'an'da allah'ın haram ettiğini helal, helal ettiğini haram etmeyiniz denmektedir. içki içmeyip, daha yeni tanıdığınla yatıp kalkmadığın sürece bara da gidersin, kafa da sallarsın, özgürce bağırarak şarkılara eşlik de edersin, sabahlara kadar sürtebilirsin ancak sabah namazı vakti geldiğinde de usulca gider namazını kılarsın böylelikle ertesi gün baş ağrısı, mide bulantısı gibi hadiseler yaşamadan hayatına devam edersin ki ruhani rahatlamayı katmıyorum bile. yoksa müslüman olanlar eğlenmesin, gece çıkmasın, dans etmesin, kafa sallamasın, sevgilisiyle el ele gece çıkıp beraber şarkılar söylemesin diye bir yasak-haram yoktur.
hoşlanılan kişiye artık açılma işlemi başarıyla tamamlandıktan sonra yüz yüze görüşmek için belirlenen gün. işte bu özel gün içerisinde yaşananlar öyle her babayiğidin altından kalkabileceği mevzular değildir.
ya ilk buluşma gününde sevdicek, şaşkınlıktan zeki müren müzesine götürülür mü?
hem mecazi hem de futbol tabiri olarak kullanılan tilkisel düşünüm. günlük kullanımı gerçek bir kesitle özetlecek olursa mesela bugün oynamış olduğum iddia kuponum tutacak ve iyi bir kazanım elde edecekken 90. dakikada yenilen gol sonrası yaşadığım durum buna cuk diye oturacaktır. mecazi anlamı ise tam bir işi bitirecekken son anda çıkan aksilik sonucu işin bitirilememesidir. buna da gerçek bir kesit verecek olursak mesela girecek olduğumuz ihaleye son anda büyük bir markanın da dahil olması sonucu ihaleyi kaybetmemiz.
dünya tarihinde üretilmiş olan en iyi aracın sorgulandığı ve sonucunun kişiye ve kişinin "olmazsa olmaz" kriterlerine göre değişiklik gösterebileceği düşünüm.
'66 cobra shelby açık ara önde gidecektir diye düşünmekteyim naçizane.
bodrum'da cevat şakir caddesi üzerinde bulunan ve yıllardır kendine has halinden bir şey kaybetmeyen bakkal. sahibi de bekir çilek isimli dünya tatlısı bir amcadır. kendisi yıllar evvel çilek köyünden gelip bodrum'da yer sahibi olmuştur.
bodruma geldiğiniz gibi 18 km. daha yol gittikten sonra turgutreis isimli güzel bir beldeye ulaşırsınız. burada bulunan sabancı parkı içerisinde konumu ve güzel yemekleriyle insanı büyüleyen mekan.
kadınlar için hayati derece ehemmiyeti olan tek taş mevzusunun erkekler tarafında olan karşılığı playstation denen alettir. özellikle erkek arkadaşlarınızın d.günlerinde ne alsak ne yapsak diye dört dönceğinize, gidin bir mağazaya alın playstation. ha çok mu pahalı o zaman para biriktirmeye şimdiden başlayın! sonraki d.günlerimizde de sürekli değişik oyunlar alsanız samimi söylüyorum sizinle evlenmek dışında bir şey düşünmeyiz.
Eğer bi kadını seviyorsan; saçını boyatmışsa bunu farket, beğenmesen de beğen, kıyafetine karışma, seni giydirmesini güleryüzle karşıla, arkadaşlarıyla yıllardır arkadaşmış gibi ol, gidip geldiği yerlere karışma, o sana karışınca hoş karşıla, seni ararsa asla meşgule atma, sen aradığında açmıyorsa işi vardır...Eğer bi erkeği seviyorsan; playstation'a saygı duy yeter...
dostlar düşmanlar bir düşünün bakalım madem işsizlik bu kadar yüksek boyutta ve birlikten kuvvet doğar e..o zaman neden işsizler toplanıp da 5'erli 10'arlı gruplar halinde şirket kurup mal alıp-satmıyorlar ya da üretmiyorlar? ben mi çok hayalperestim yoksa işsizlik sebebiyle vuku bulan uyuşukluk mu buna müsaade etmez?
üniversite bittikten sonra erkekleri bekleyen askerlik mevzusuna karşı yapılan aldatma şekli. aynısının bir diğer versiyonu olarak iş bulma ve hayata atılma gerçeğini aldatmak için de kullanılabilir.
iş hayatında en çok kullanılan e-mail jargonu. birisinden bir şey rica edersiniz ya da yapması gereken bir işi yapmadığını ima eden bir e-mail atarsınız ve sonuna da bu notu iliştirirsiniz. illa örnek isterseniz:
Haldun bey,
dün akşam gerçekleşen Yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yayınlanacağı döküman size gönderilmiş. ilgili dökümanın, şirket içerisinde duyrulması gerekiyor. bu konuyla ilgili dönüşünüzü bekliyorum...
iyi çalışmalar,
saygılarımla
arkadaş ne kalıp ifadeler ya hani her sabah birbirlerine 'günaydın'dan başka kelime etmeyen, koridorda karşılaşsalar 'merhaba' lafına 'teşekkürler, siz nasılsınız' şeklinde otomatik cevap verecek derecede birbirlerini dinlemeyen insanların dünyası.
darbe ile ilgili haberler ve davalar ortaya çıktığından beri, pkk denen terör örgütünden hiç ses-seda çıkmadığının farkında mısınız? ortalık bu kadar karışıkken hiç bir fırsatı kaçırmaması gereken terör örgütünün bu suskunlundaki sebep nedir diye düşününce insan kendi kendisine sormaktan geri kalamıyor, acaba toparlanıyor mu? ya da bu gerçekten dış mihrakların bir oyunu mu? sonuçta terör olayları olsa veya an itibariyle bir karakol havaya uçsa tsk'nın eli direkt güçlenecektir. ordu zayıfladıkça bu olaylar ortaya çıkıyor diye. ya da tam tersi olarak ordu'nun bu kadar üstüne gidilmişken olabilecek bir terör hadisesi, ordu'yu tamamen çökertip başbuğ'un isitifasına gereken zemini yaratacaktır.
--spoiler--
Kenan Evren hakkında iddianame hazırladıktan sonra meslekten ihraç edilen eski Savcı Sacit Kayasu, HSYK'nın hukuksuz bir şeklide kendisini de görevden aldığını söyledi.
''Ben gerçekleşen darbeyi sorguladım.'' diyen Kayasu, ''Beni 11 yıldır canlı canlı gömdüler. Buna kimin hakkı var? Hırsızlık mı yapayım? Cinayet mi işleyeyim? Gasp mı yapayım?''
--spoiler--
--spoiler--
Vatani görevini izmir'de yapan Er Muhammed ibrahim Kum'u darp eden Piyade Üstçavuş Fatih Örs askeri mahkemeye verilirken, bölük komutanı disiplin, tabur komutanı da uyarı cezası aldı.
Kum ailesinin başvurduğu TBMM insan Haklarını inceleme Komisyonu da olaya el koydu.
--spoiler--
sol frame'de görmekten gına geldiği için bir bodrum'lu olarak direkt konuya netlik kazandırma ihtiyacı duydum. evet duydum.
türk kızları ve yabancı kızlar arasındaki en göze batan fark; yabancılar 25-28'e kadar bizim türk kızlarından daha güzel oluyorlar bu doğru. sonuna kadar katılıyorum hatta bazıları var kızı görüyorsun gidip küfredesin geliyor bu kadar güzel olup da dışarı neden çıkıyorsun diye.
fakat belli bir yaşı, ki bu 25 civarı oluyor genelde, geçince kesinlikle yabancılar çöküyor ve türk kızları muazzam bir şekilde çekici oluyor. iş bu sebepten, türk erkekleri genelde olgun kadınlardan hoşlanır hani böyle dolgun kalçalı, vücut oturmuş falan işte bunun temel sebebi 28-29'dan sonra türk kadınlarındaki muazzam çekici güçtür. zaten aldatılma vakalarını da incelerseniz genelde bu yaş grubu civarındadır.
diğer konulara değinmiyorum bile çünkü erkekler bu kısımdan sonrasını okumayacaklardır çünkü ilgilerini çekmez hani duyguları, konuşma tarzları, korkuları, mutlulukları falan önemsizdir erkek için ne yazıkki. fakat soruları olan bayan yazarlara yardımcı olabilirim.
bu dünya tatlısı canlıların, yaşamlarının büyük bir kısmını uyuyarak geçirdiklerini düşündüğümüzde doğru olması muhtemel olan bir önerme. sonuçta nerede, ne yapıyor, hiç mi gezesi gelmiyor bu canlının. bütün bunları matrix'te yaptığından, bu dünya sadece bedenini taşıyor diye düşünüyorum.
ülkemizin guizaide takımlarından fenerbahçe'yi tutmanın diğer takımları tutmaktan farklı olduğu gerçeği. bu takım sabır ister, cefa ister, sizden kepçeyle alır ancak kaşıkla verir, en büyük rakibiniz avrupa'yı titretse bile siz küçük şeylerle mutlu olmaya alışmışsınızya öyle devam etmenizi ister, her hafta kendiden soğutur hani her yatağa girişinizde size arkasını dönüp uyuyan eşiniz vardırya hani hep sizden ilgi bekler işte böyle bir takımdır fenerbahçe. ha ben fenerliyim ama inşallah eşim galatasaray'lı olur da çocuklarım kurtulur diyorum.
şimdi sen beni eksilersin, tamam da dostum vakti zamanında üniversite'den maçlara otobüs kaldırtan, 6-0'ın biletini torunlarına miras diye çerçeveleten, her maça ama her maça en önde koşa koşa giden beni bu hale sokanın hiç mi suçu yok?
günümüz dünya şartlarının gidişatı noktasında değerlendirildiğinde 10 yıl sonra ne olacağına dair tahminde bulunmak pek de zor olmasa gerek.
halen devam etmekte olan ve özellikle avrupa'yı ısrarlı bir şekilde sallayıp yünanistan'ın beyaz bayrak açmasıyla başlayan furyaya nicelerinin eklenip, enide sonunda avrupa'nın birliğinin dağılacağı aşikardır. yünanistan'a yardım edeceğini söyleyen almanya'nın, post-modern tarihinin en kötü seviyelerinde olduğu ortadadır. dünya'nın en büyük sanayi ülkesi'nin bu durumu ve olası bir beyaz bayrak hareketinin avrupa'da domino taşı etkisi yaratacağı beklenmektedir.
ortadoğu'nun durumunu özetlemek gerekirse, taraflardan birisi israil diğerleri ise arap ülkelerinden ziyade iran-suriye-filistin ve muhtemelen türkiye'dir. israil'in yapması beklenen iran harekatı, ki bunun sebebi iran'ın geliştirmeye başladığı uranyumdur, ortadoğu'da bir savaş rüzgarı estirecektir ve türkiye'de burada kesinlikle taraf olacaktır, olmalıdır ki ileriki dönemde söz hakkı olsun. iş bu noktada, gelişecek savaş rüzgarına amerika'nın dahil olmayacağını söylemek gülünç olmaktan öteye gitmeyecektir. zaten ekonomik krizde olan ülkeler ise, artan eneji ihtiyaçlarının yüksek maliyetleri sebebiyle petrol ve doğalgaz zengini ülkeler ile temasa geçecektir. temastan kasıt, çatışma. farkettiniz mi bilmiyorum ama son 5 yıldır doğu ve uzak doğu ülkeleri hem enerji kaynakları olarak hem de ekonomi olarak amerika dahil bütün batılı ülkelerini ilerisine geçmişlerdir. bugün çin dediğiniz ülke başlıbaşına amerika'ya kafa tutan bir ülkedir. fakat sorun şurda, ekonomik olarak güçlenen her ülke askeri anlamda da manevra yaparak kendisini dünya'da söz sahibi hale getirmek ister ve çin henüz bu hareketini yapmadı.
çin'in, ırak ile gizli anlaşmalar yapıp bunu 'devlet sırrı' adı altında basın mensuplarına aktardığını biliyor muydunuz? çin'in, dünya üzerinde en karışık ve petrol anlamında en zengin bölge olan ortadoğu'da söz almak için muhakkak bir hamlesi olacaktır. yukarıda belirttiğimiz büyük kapışma içerisine girecek olan bir çin, 3. dünya savaşını tetikler mi? işte bütün soru işaretleri burada. ha bir de işin kehanetler boyutu var ki bunların çoğu 2010-2014 seneleri arasında bir dünya savaşı öngörmektedir.
işte bu tespitlerden sonra ve bir gerçek olarak dünya'nın ömrü boyunca hiç olmadığı kadar kalabalık olduğu ve kaynaklarının yanlış idaresi sonucu aşırı zengin güruh ve bu güruha hizmet eden aşırı adaletsizliğe mağruz kalmış al ve biraz da orta sınıf olduğunu düşünrsek gelecek 10 yıl içerisinde, dünya açısından pek de hayırlı hadiselerin gerçekleşeceğini söylemek çok ama çok zor gözüküyor.
konuşma esnasında 'much' yerine 'muck' kullanan yabancının büründüğü hallerin tümü. sarışın ve mavi gözlü klasik yabancı ablamız kapalıçarşı'ya gider ve fiyat sorarken:
how muck is it?
der. ilgili halıcı kardeşimiz mahmut abi de cevap verir: