ekşide de bununla ilgili kısa kısa açıklamalar var zaten. buradaki anlayışın dümdüz ve anlaşılır açıklaması şudur: %20-%80 kuralı. direkt olarak ekonomi ile ilgiliymiş gibi görünse de, aslında erkek- kadın ilişkilerinde bariz şekilde görülür. özetiyse, kadınlar, erkek nüfusunun %20'lik kısmını oluşturan "alfa erkek" leri doğal yollarla beğenmektedir (seçmektedir). geri kalan %80'lik hayvani kesimi ise direkt çöp olarak görmektedirler. hatta evlilik kurumunun bile, bu ayazda kalan %80'lik kesim sinirlenip, %20'lik alfa kesimi götünden sikmesin, devletler yaşasın, düzen yürüsün diye icat edildiği teorisi de iddiaları güçlendirecek niteliktedir. er kişi açısından asıl sorun, "alfa erkek"* olamayışıdır. bayansa, gerçekten çirkindir, karaktersizdir, veyahut başka bir fiziksel-psikolojik problemi olabilir.
"özgüven" kelimesi, günümüz şartlarında, çoğunlukla orospu çocukluğuyla sıklıkla karıştırıldığından, gerçek özgüven sahibi bir insanın, toplumda pısırık olarak kabul görmesi, aynı şekilde sık rastlanılan bir durumdur. ilgili kişi, kendi haklarını korumak uğruna sesini dahi çıkaramıyorsa, evet, o kişide özgüven problemi vardır. lakin, gerektiğinde "höt" diyebilecek durumda olup, sessiz takılan nice güzel yürekli insan da, aynı toplum tarafından özgüvensiz olarak yaftalanır. karşı cins ile olan ilişkilerinde sıklıkla drama tadında şeyler yaşayabilecek erkektir.
çoğunlukla bir erkek, diğer bir erkeğin kendi alanına sızdığına kanaat getirdiyse, bunu tehdit olarak algılar. alan kelimesinden kastım, yaşam alanı da olabilir, tuvalet yaptığı yer de olabilir, içki içtiği yer de olabilir. bununla birlikte, erkekler arasındaki rekabet, derinlerde bir varoluş kaygısından gelir. hayatta kalma içgüdüleri devreye girer; sonu ölümle bitmese dahi, kavgaya giderken, vücut, ilkel şekilde ölüm-kalım durumu pozisyonu alır. zira, tarihöncesi çağlarda, bu kavgalar ölümle sonuçlanıyordu. hayatta kalan, varoluşunu sürdürüyor, manitaların hasını ayıklıyor, onlardan sıra sıra bebeleri oluyordu. günümüzdeki teknolojiydi, gelişmeydi falan hikaye. hala bir şey değişmiş değil.
zaten ufak tefek olan japon milleti, bu filmlerdeki karakterlerin fiziksel özelliklerini hiç olmadığı kadar abartmaktadır. "hep daha iyisi, hep daha büyüğü ve irisi" diyen kapitalist dünyanın kalanı da bu filmlerden nasibini almaktadır.
her milenyumda "limited" olarak geliyor bu kadın gibilerinden. "lisede herkesin içten içe delicesine arzuladığı, ama bir türlü yanaşamadığı kız" dır kendisi. murat boz adlı fanboy, tipik yandaş özellikleri sergileyerek, kendisini bir uzaylı ile aldatmıştır.
normalleşmiş durumdur. nasılsa patlak da olsa, şu da olsa, bu da olsa, kendilerine kociş olabilecek, hayatında vajina yüzü görmemiş binlerce dalyarak türk erkeği mevcuttur. 25 yaşına kadar kucak experti olup, kaslı, bmw sahibi heriflerin altında zevk çığlıkları atıp, orgizden orgizlere de koştuktan sonra, yüz vermediği efendi adamlar birden gözüne hoş gelmeye başlar. o efendi adamlarla da, toplumun gerektirdiği için birlikte olurlar. birlikte olurken de, kucaklarında inledikleri kaslı herifleri hayal ederler. haberleri sunduk.
ortada rahat takılıp, şut atabilmesi için, sağ tarafta etkin ve gününde bir quaresma'ya ihtiyaç duyan, bejekeli top tepici. beşiktaş takımını bir kişi oynatmaktadır. işler kötüye gittiğinde, maalesef arif erdem gibi ceza yayının çevresinde frikik almaya çalışıyor, dikkat edin.
selam verdiğinizde, "yauuuu, yaşıyon mu sen yea?" diyen insan, kadın-erkek farketmeden kalitesizdir. para içinde veya diğer kriterleri karşılasa dahi, su götürmezdir. dikkatli bakın.
Genc insanlarin bitirmek icin gotunu adeta ortadan ikiye ayirdigi lise, universite ve askerlik gibi sacma seyleri bitirmesi icin 27-28 yasini gormesi lazim olan insandir. Birey olarak ayaklarin yere 30'dan sonra basiyor ergen kardesim, hayat dedigin sey de 30'dan sonra basliyor, bilesin.
Hala kendisini sken gerizekaliyi don numarasina kadar stalklayip, cocugun yeni sevgilisinin ne kadar cirkin oldugu hakkinda mal mal tweetler atiyor. Cem adrian, mabel matiz ve mehmet erdem paylasip, full time carsi, pazar, avm, kafe, bar gezip, "iyi anilar biriktiriyor". Atamasini da cocugun yasadigi ilceye yaptirdi, eylulde gidecek. Araba alip son ses demet akalinla onunden pati cektirerek gececekmis, en son oyle demisti. Intikam istiyormus hala (cocugun sucu bunu sikmek. Yatagin icindeyken eleman baskasina is atarken, bu agliyomus falan.)
Askerligi yaptik, lokasyonu degistik falan. Is guc muallakta. Biraz ailevi ve maddi sikintilar var. Ozel hayat yok. Sosyal hayat da. Aksam oldu mu, gizli bi kapidan Hollywood a gecis yapiyoruz. Simdilik guzel.
Intikam duygusu yer bitirir haci, ben kendi hayal dunyamda mutluyum. Allahimiza sukurler olsun.
Eski sevgiliye kalpten ve icten sekilde mutluluk diliyorsaniz, gercekten unutmussunuzdur ya da olgunlasmissinizdir.
Bakire degilse ve seni igrendiriyorsa, hicbir sekilde ilgilenmez, hatta konusmaz ve uzak durursun, olur biter. Birak, kim ne istiyosa onu yapsin. Apartman yoneticisinden farkiniz kalmiyo amk. Bekaret benim icin de önemlidir, yalan yok, ama kalkip da tanimadigim profildeki insanlari da boklamam. Bu kadar uzun boylu da degil. Birakin yapsinlar, birakin gecsinler amk.
Bekareti onemseyen herkes de yobaz ve cahil degildir, kips.