insanlarla iletişimin oldukça az olduğu mesleklerdir. Kimisi için kabus, kimisi için huzurdur. Bir yerde okuduğum kadarıyla kütüphanecilik başı çekmektedir.
Hakkında hiç başlık açılmamasına şaşırdığım, 2011'deki depremin ardından yeniden inşaa edilen yeni zelanda şehri. Aynı zamanda ülkenin en büyük üçüncü, güney adasının en büyük şehri.
google street view aracılığıyla 2007 2015 yılları arası geçiş yaparak şehirdeki durumu görebilirsiniz.
Klişedir. yazdıklarım yüzlerce amerikan filminin senaryosunu içerebilir.
--filmin başı--
her şey rutine bağlı ve yolundadır.
genellikle olaya yeni girmiş karakterlerden biri (yeni eleman, olayı denetleyen kişi vs..) ilk kez bu rutine şahit olur ve tüm rutin karaktere anlatılır.
başrol oyuncusunun geçmişine gidilir. geçmişte bir olay olmuştur ve bizim eleman bunun etkisindedir. anıların sadece bir kısmı gelir ve bir bok anlamayız.
bu arada yavaş yavaş bir şeylerin ters gideceğinin sinyallerini alırız.
--ısınma aşaması--
mutlaka "sürpriz" bir şekilde aksilik çıkar ya da birinin başı belaya girer.
genellikle bizim eleman bir şeylerden kaçar.
kendini kovalayanları atlattıktan sonra ilk uğradığı yer; danışacağı, sorunu çözmek için yardım alacağı biridir. (bir ihtiyar, marjinal bir dost, önemli mevki sahibi tanıdık, bilim adamı vb..)
--filmin ortası--
bizim eleman alacağı öğüdü alır ve kılık değiştirip olay yerine döner.
karşı cinsten güzel/yakışıklı birini yanında götürür. (kaçırır, ikna eder vs..)
tekrar kovalamacasıydı, boku püsürüydü derken olayların kopacağı yere varırlar.
bizim eleman başarısız olur ve ya kaçar ya da orayı terkeder.
--süpriz kötü adam--
hiç beklenmedik kişinin kötü adam olduğu bu civarlarda ortaya çıkar
--sona doğru--
bizim eleman ya kendini motive eder ya gaza getirilir ya da kurtarılır. genelde intikam almak için hazırlanır. bu süreçte bir çok kişinin gözünü açarak yanına çeker. bir çok kişi de kendi kendine gerçeği görür ve bizim elemanın yanında yer alır.
bizim elemanın anılarının tamamını görürüz.
kötü adam kapana kısılır ve dövüştü
filan ne boksa yapılır sonunda kötü adam ölür. (intihar eder, öldürülür, kazayla ölür, ölür işte) bir de afilli bir sonsöz söyler.
--filmin son kısmı--
her şey tekrar yoluna girer ve bizim eleman anılarının etkisinden kurtulmuş huzura kavuşmuştur.
ilk telefonum. Tasarımı harikaydı ama donup dururdu, kamerası berbattı, hafıza kalitesi yerlerdeydi. Bu telefondan sonra aldığım samsung E250'ye hayran kalmıştım.
ankaralı olan ya da olmayan birçok kişinin duyduğu Anlamsız düşmanlık.
memleketimin marifetmiş gibi hor görülmesini, alaya alınmasını anlayamıyorum.
Nedenini başkentin internet ve televizyonda kötü tanıtılmasına bağlıyorum. Bir de siktiğimin ankara türküleri. millet ankara'yı çinçin'den sincan'dan ibaret sanıyor herhalde.
Şehir ismi vermeyeceğim ama şuan 200 bin kişilik bir şehirde yaşayan ve oralı olan arkadaşım "ankara köy gibi." dedi. Delireceğim abi ya...
disney yapımı, phineas ve ferb çizgi filminin kötü karakteri ve çizgi filmi izleme sebebimdir.
çok kötü bir çocukluk ve gençlik yaşadığı için, dahice mi salakça mı belli olmayan icatlarıyla yaşadıklarının intikamını almak ister. onun bu planlarını bozan ise şapkalı bir ornitorenktir.
bir çok türk erkeğinin yıllarca beklediği, amerika'da ortaya çıkan yeni vücut akımı. göbek bırakmak ama obez olmamak. kızların bu tarz erkeklerin yanında kendini rahat hissettiği söyleniyor.
Bir çok türk erkeğinin yıllarca beklediği, Amerika'da ortaya çıkan yeni Vücut akımı. Göbek bırakmak ama obez olmamamak. Kızların bu tarz erkeklerin yanında kendini rahat hissettiği söyleniyor.
Yunanistan'nın her şeyi sahiplendiği gibi Makedonya'nın çok ciks olan eski bayrağındaki sembolü de sahiplenip Makedonya'ya baskı uygulaması yüzünden aceleyle tasarlanmış bayrak.
Ulaşımdan başlayayım.
henüz liberland'ın havaalanı olmadığından şehre ulaşmak için karayolunu kullanabilirsiniz. Yaklaşık iki saatlik Uçak yolculuğu ile Sırbistan ya da Hırvatistan'a inip karayolunu kullanmak da bir alternatif. Oraya giden Karayolu var mı onu da bilmiyorum.
Turist olarak geliyorsanız kalacak otel sıkıntılı olabilir. Çünkü henüz Otel yok. Siz en iyisi çadır kurun.
Yaşamak için gelenler, kiralık ev bulmak sıkıntılı. Aslında satılık ev bulmak da mümkün değil. Çünkü henüz ev yok. Ev yapılana kadar siz de çadır kurun.
Çadırı kurmak için merkezi bir yeri tercih edin derim. Başkanın oturduğu yere yakın olsun. birkaç metreden fazla uzaklaşmayın.
fazla gezecek bir şey de yok. Tuna nehrinde yüzebilir, balık tutabilirsiniz. Ama mutlaka başkent liberpolis' i görün.
Hayat pahalı değil. Ucuz olduğu da söylenemez. Aslında kimsenin fikri yok. Çünkü satın alacak bir şey de yok.
iş imkanı şuan yok. işsizlik çok yüksek. En son % 100'dü. Ülkenin Başkanı bile işsizin teki belli. Ama ileride mühendis, doktor, özellikle de işçi talebinin hızlı bir şekilde artacağı düşünülüyor.
Eğitim için gelenlere bu ülkeyi tavsiye etmiyorum. ülkede henüz değil üniversite, ilkokul bile olmadığından sadece hayat okulunda Eğitim görebilirsiniz.
Toplu taşıma birçok Avrupa ülkesinin aksine gelişmemiş. Çünkü yok. Zaten doğru düzgün yol da yok. Ülkenin tamamını birkaç dakikada turlayabileceğinizden, Toplu taşımaya ya da arabaya ihtiyaç da yok.
disko olmadığından Gece Hayatı da sönük.
En büyük şehri liberpolis'te bile hayat gün batınca duruyor.
Kısacası bu ülkede yok oğlu yok. Gitmeden bi düşünün.
Hiç gitmediğimden hangisinin alacağını bilmediğim, şuana dek başlığının açılmamasına Şaşırdığım, alfa++ almış iki dünya kentinin karşılaştırılması durumu.
Tüm afrika'nın abd'ye yardım için para topladığı, tembel Almanlar'ın sonradan görme petrol zengini olduğu, Arap birliği'nin Avrupa'dan göç aldığı, Yunanistan iç savaşından Türkiye'ye kaçan helenli Mültecilerin hakkari sokaklarında dilendiği bir Dünya'da ortaya atılan görüş.
türklere tip olarak çok benzeyen samimi insanlardır. bizim liseye gelen portekizliler aynımızdı lan. gerek davranış gerek sima olarak. hani bayan hocaları saçını üçe vurup kalan kısmını uzun bırakmasa ve esmer öğrencilerden biri kulak üstündeki saçı sarıya boyamasa, "portekizli diye yan liseden öğrenci getirmişsiniz. kimi yiyonuz la hayırdır?" diyip olay çıkaracaktım. bizden farkları var tabi. bir kere çok rahat ve sıcakkanlılar. bir de çok iyi futbol oynuyorlar. en kötüsü bile rastgele gol atarken çok pis gösteriş, artistik yapıyor. izlemeye doyamıyorsun. yani, bana kimse türkler iyi futbol oynuyor demesin.
Azeri katılımcı sözlüğü olan soz6'da yazılmış olan, çoğu ben dahil "iki devlet tek millet!" Diyen herkesi şaşırtacak ve bu konuda yanıldığını gösterecek yazılardır.
Genelde yazılanlar; Türklerin kendini beğenen, azerileri hor gören, üçkağıtçı, yobaz kişiler olduğudur. Belki bazı türkler için doğrudur ama hepimiz mi?
Bize küfreden de kinini kusan da var. Var oğlu var.
Avrupalıyı anlarım diğer Türkmen ülkelerin halklarını bile anlayabilirim de; Bize en yakın ülkenin insanlarının bile nefretini kazandıysak vah halimize.
Azerilerin hakkımızda genelleme yapmasına ne kadar kırıldıysam da bu genellemelerin yapılmasında bizim de payımız olduğu çok açık. Kendimize bir çeki düzen verelim En iyisi.