hayvanları konu alan bir belgesel. 3 ana başlıkta, hayvanların nasıl kullanıldığını anlatıyor.
ağlatır, vejetaryen yaptırır.
edit: türkiye'den bir görüntü de vermekte, belgeselin başında. ha üstteki tanım ilginiz çekmediyse "türkiye varmış izliyim"ci olmanızı umarak ekliyorum bunu.
amerika'da çok çok uzun süre önceden kullanımda olan, hatta benzinlilerden daha yaygın olan elektrikli arabaların üretiminin nasıl petrolcü civcivler tarafından baltalandığını anlatan belgesel.
--spoiler--
örneğin general motors un ev1 adlı elektrikli araba modeli çok güzel, kaliforniya'da falan yaygınlaşıyor bu, hem içi hem dışı güzel, hem elektrikli, süper. ancak petrolcülerden tırsan general motors, bu ev1 leri herkesten topluyor, ısrar edenlere de hırsız muamelesi uygulanacağını belirtiyor. toplanıyor tüm ev1 ler. gerçi 1 tane kalmış, adam bayağı ısrar etmiş. sonra toplanan ev1 leri buluyor adamlar, park yeri gibi bi' yerde. sonra gözden kayboluyorlar. helikopterle aramaya çıkıyorlar, general motors un bi arazisinde parçalanmaya hazır, ezilmiş dümdüz edilmiş biçimde buluyorlar. o kadar izledikten sonra o arabaları o halde görmek üzüyor insanı, ağlicaktım nerdeyse lan.
--spoiler--
bilim adamı, mucit, endüstri mühendisi, mimari tasarımcı, toplum mühendisi, fütürist ve düşünür*. zeitgeist oluşumunun en büyük isimlerindendir. the venus project ile oluşacak dünya için tasarımlar yapar. sadece ev mev değil, dünya tasarlamış adam.
gelecek ile ilgili projeler hakkında çizim yapmaya 8-9 yaşlarında başlamış. Metropolis filminden etkilenmiş 9 yaşındayken, "posta uçakları havalimanına iniyor, ordan postalar posta merkezine götürülüyor, ordan da evlere dağıtılıyor. e uzun ince bir posta merkezi yapsak, tavanı da hafif açılı olsa uçaklar inse direk bıraksa ordan postaları" diyerek bir çizim yapmış, bunu ve birkaç çizimini daha okul müdürüne göstermiştir. Okul müdürü de onu Bucky Fuller ile tanıştırmıştır. Albert Einstein ile de görüşmüşlüğü vardır.
birçok icadı vardır, ancak maddi sıkıntılar nedeniyle evine hacizler gelmiş, patent yaptırmak için bile parası olmadığından* icatları başka kişilere kaptırmıştır.
jacque fresconun, zeitgeist düşünce şekli ve dolayısıyla venus projesi sonucunda oluşacak yeni dünya için tasarımlarını sergilediklerini, florida*'daki venus adlı köydeki görüntüleriyle anlatan belgesel.
yaratıcılıktan uzak insan davranışı. hayır zor bir şey değil bu. en kötüsünü düşünerek; ansiklopedi açıp hastalık ismi yazın mına koyim. bir "ahmet" bir "esra" gördükçe ilerleyemez bu oluşum. onu söyleyeyim ben size.
günlerden bir gün, rivayet edilir ki, james hetfield ve temiz çocuk yalın guitar hero iii'de karşı karşıya gelmişlerdir. şarkı; and justice for all. yalın çatır çatır, gözü kapalı giderken, james bocalar, sağa sola bakar, ensesinden akmaya başlayan ter kıçında son buluncaya dek ezilir. yalın hiç istfini bozmaz, "ulan senin yazdığın şarkıda bile eline veriyorum daha ne diyim" demez. delikanlı adamdır. james hetfield o gün bu gün konserlerde gitar çalmayı bırakıp, sahnenin arkasından yalının attığı sololara playback yapmaktadır.
dennis schleussner ki$isinin ortaya cikardigi, cup stacking den sonra almanya'da en yaygin spor olacagina inandigim hede.
zar var, bardak var, salliyosun felan. youtube'da aratirsaniz bircok ornegini bulmak mumkun tabi.