büyük umutlarla aldığım ancak internete bağlayamadığım android tv. çok şık ve kurulumu basit. wifi ağını görüyor ancak şifreyi kabul etmiyor. bu sorunla karşılaşınca forumlara baktım, bayaa bir insan bu sorunu yaşamış. tavsiye edilen tüm çözümleri denedim, ama sonuç alamayınca üzülerek iade ettim.
mart ayında aldım, haziran ayında kafamdayken sağ kulaklık tık diye kırıldı, çok entereasan, durduk yerde kırıldı, kafamda normal insan kafası ölçülerinde yani. garanti kapsamında değil tabii bu durum. bunun dışında kulağı iyi kavrıyor, şarjı uzun süre dayanıyor. ama sesi çoook dışarı veriyor.
pazar günleri saatlerin 18 : 00 ı göstermesiyle baş gösteren gerginliktir. çalışan ya da okuyan bünyede yarının yaklaşmasıyla renk solukluğu, tırnak yeme, nefes alış verişlerde düzensizlik şeklinde kendini gösterir.
the stone roses grubunun 1989 yılında çıkan stone roses isimli albümlerinin hiti . ian brown un orada kimse yokmuş gibi mırıldandığı kendi kendini sevici bir melodiyle akıp gider, gider, gider.
the cure un 1985 tarihli The Head On The Door albümünde yer alan japon ninilerinden birinin melodisini kullandıkları şarkıları. o zamanları kyoto nedir denmiş olması muhtemeldir. sözleri kopyalarsam tam olur:
A nightmare of you
Of death in the pool
Wakes me up at quarter to three
I'm lying on the floor of the night before
With a stranger lying next to me
A nightmare of you
Of death in the pool
I see no further now than this dream
The trembling hands of the trembling man
Hold my mouth
To hold in a scream
I try to think
To make it slow
If only here is where I go
If this is real
I have to see
I turn on fire
And next to me...
It looks good!
It tastes like nothing on earth
It looks good!
It tastes like nothing on earth
Its so smooth it even feels like skin
It tells me how it feels to be new
It tells me how it feels to be new
A thousand voices whisper it true
It tells me how it feels to be new
And every voice belongs
Every voice belongs to you
taksim, şişli, ortaköy vs. gibi kutlu belediyelerin halkımıza yaptığı bir güzellemedir. bedava konserlerde coşan güruhlara -erkekler demek daha doğru - zapt edemedikleri yılbaşı enerjileri ile maytap fırlatma, kurşun sıkma, sarkıntılık etme ortamları yaratılır.
process failure mode effect analysis in baş harfleri olup, proseslerde oluşabilecek hataları ve etkilerini öngörüp aksiyonların belirlendiği tablolardır. önceleri nasa da uygulanmaya başlanmış olup sonra sonra otomotiv başta olmak üzere birçok alanda yapılmaktadır.
Production Part Approval Process in baş harfleri. otomotiv sektöründe ilk üretimini yaptığınız parçanın proseslerini belgeleyen dökümanları içeririr. hazırlarken kendinizden geçersiniz.
bu yıl r.e.m. in 4 ekim istanbul konserinde sesi olacağı organizasyonumsu. henüz net bir bilgi olmasa da şöyle de bir siteleri mevcut: http://www.sosistanbul.com/
türkiye'nin hayvanlar için tam bir cehennem olduğunu ve türkiye deki hayvan katliamı durduruluncaya kadar türkiye ye seyahat etmemeyi öneren site. ertuğrul günay da nasibini alıyor bu öfkeden. adresi: http://turkeymassacre.wordpress.com/
asıl adı Jean-Baptiste de Laubier olan ve Fransız elektronik müzik camiasında hatırı sayılan bir müzisyen ve yapımcı. tekrarlanan ritmlere eklenen "ahhhh, oooo" nidalarıyla pek bir leziz şarkılar icra eder, remiksler (misal: f.u.d.g.e.) .
sakız çiğneyen erkek gibi görüntü kirliliğine sebep olan, sinir bozan erkektir. gözleri bir yerlere dalmış ağzında kürdanla ağır ağır devinmesi ya da bir eliyle ağzını kaparken bir eliyle de dişlerini oyması, aman yarabbi dedirtir. tabii diliyle dişlerini temizlemesi de ayrı bir olaydır. o da diğer bir entry e.
dün cnbc e de izlediğim film. yalnızken de mutlu olurum yalanı ile avunan, sevgilisi tarafından terk edilmiş, harvard dan atılma hemşire erin ın hüzünlü hikayesi. izlenebilir.
mesai arasında müdürdü, patrondu bir türlü fırsat bulamayan çalışanın, öğle arasında 10 dakika içinde yemeğini yiyip giriştiği deneyimdir. bazen de çalışmaktan fırsat bulamayabilir tabii.
son harfi r ile biten kelimelerde adı geçen harfin kullanılmaması ile baş gösteren yersizlik. gelio, bekliyo, seviyo vs. gibi yazımları bir de "konuşma diliyle yazıyorum" diye savunmazlar mı, şeytan diyor sık boğazını.
"bu blog teknosa'nin magdur ettigi binlerce kisinin sesini duyurabilmesi, teknosa yonetici ve calisanlarinin arizali mallari satip ürünün geri iadesini veya degistirilmesini istediginizde size sergiledikleri piskin ve vurdumduymaz tavirlari ve teknosa'dan urun almayi dusunen herkesin bir kez daha dusunmesini saglamak icin acilmistir. teknosa SABANCI kurumuna olan sempatiyi ve guveni lekeleyen bir markadir!"