Diyanet'in akıllara zarar açıklaması. Cenaze ölüden çok geride kalanlar için yapılır, o insanların ailelerinin ne suçu var? Bir de üşenmedim araştırdım dini açıdan geçerliliği olan bir uygulama değilmiş. Ayrıca madem böyle bir şey vardı neden Kenan Evren'e tam teşekküllü tören yapıldı? Selalarını bile okumayız denmiş. Saatlerce gereksiz yere okunan selalar fazla geldi sanırım.
Vardır. Bu insanlar etraflarındaki herkesi önce imana sonra cemaate getirmek için kendilerini yırtarlar. Açlıkla mücadele eden sömürgelerde okullar açıp, öğrencilerine bedava eğitim, yurt ve yemek verirler. Bunu okuyunca 'ne güzel yaa' dediniz, değil mi? işin aslı öyle değil ama. Aynı zamanda bu öğrencilerin dilini ve dinini de değiştiriyorlar. Çin'de hastalık zamanı açılan kiliselerden ne farkı var o okulların? Aynı okulda çalışan öğretmenlerin 'misyoner' lafını duyunca ağızlarından köpük, gözlerinden yaş geldiğini gözlemleyebilirsiniz. Sanki kendi yaptıkları çok farklıymış gibi.
sayın başbakan, sayın kültür bakanı ve tüm yetkililer,
size bu mektubu pekin'den yazıyorum, bu akşam çin'de konserim var. programda kendi eserlerim var. ben japonya'da turnedeyken, 3 eserim
ankara'da programdan çıkarılmış, olay
türkiye'de ve dünyada tepki ile
karşılanmış. hoş bir durum değil. size
söylemek istediklerim var. umarım
okursunuz ve bir insanı anlamaya
çalışırsınız...
ne zaman gerçekten "güçlü" olunur
biliyor musunuz? hem doğuyu, hem
batıyı, hem de ikisinin sentezini en iyi
şekilde varettiğinizde. ankara'da
çalınması yasaklanan "istanbul
senfonisi" eseri işte bu yüzden dünyanın
her yerinde çalındı. daha geçen hafta
tokyo senfoni orkestrası çaldı. istanbul
senfonisi, 80 kişilik batı orkestrasının en
önünde, ney, kanun, bendir ve kudüm ile
çalınan bir eserdir. istanbul'u müzik ile
anlatır. eserin sözleri yoktur. 2010'daki
ilk seslendirilişinden sonra dünya üzeri
50'den fazla orkestra bu eseri
repertuvarına almıştır. hemen hemen
tüm türk orkestraları da çalmıştır. bu
eser ile ben 2013 echo klassik ödülünü
kazandım, klasik müzikteki en mühim
ödüllerden biridir. daha da önümüzdeki
tarihte nice çalınışları olacak.
bununla gurur duyabil. korkma bundan,
bu eser sadece bir müzik eseri. gel bu
bütün dünyada şaşkınlık ve öfke yaratan
"yasakçı" tutumunu değiştirebil. yıkıcı
olma. gel bu eseri ankaralılar da
dinleyebilsin. bırak kim neyi seviyorsa
sevsin. destek ol buna. fazıl say'ın 56
eseri var. 3 tanesi ankara'da çalınamadı
diye hiç bir şey değişmiyor fazıl say için.
dünya, bu "yasakçı" tutumu ayıplıyor
sadece. türkiye'de de kimse daha iyi
hissetmiyor bir müzisyene boykot
uygulaması getirildiğinde. sen de iyi
hissetmiyorsun. gel bunu değiştirebil.
kaybeden sadece bu kararı veren oluyor.
korkma el uzatabilmekten. hatta "bu
eseri orkestramız olmayan şehirlerimize
de götürelim" diyebil. uzat elini. merak
etme değeri bilinir. katar'da bile
dünyanın en pahalı opera
prodüksiyonları yapılıyor...
farklı yaşam tarzları korku ve tehtid
altında kalırsa, bu çok sağlıksız bir
toplum dokusu yaratmakta. ne ezen
mutlu olur ne de ezilen. bırak türkiye
sanatta da dünya ile yarışsın. gel
operaları, tiyatroları, orkestraları
kapatma, bırak izleyen izlesin, seven
sevsin, halk karar versin neyin iyi
olduğuna. hatta, daha iyi olması için
bütçelerini bile arttır, dünya yarışında
varolsunlar, bırak ne yapıyorlarsa
yapsınlar, 21. yüzyıldayız, özgür bir
dünyadayız, pozitif kılabil dünyayı,
"türkiye'de iyi sanat yapılıyor" dedirt tüm
dünyaya.
yıllardır karşı karşıya geldik. bu hükümet
ile bir türlü anlaşamadık. başka
sansürler, konser iptalleri, hep bizi karşı
karşıya getirdi. hep tuhaf karşılandı.
kimse mutlu olmadı. gel antalya'da
dünya çapında bir müzik festivali
yaratmış bu ekibi işine geri koy, o
festivali biz yarattık, emeğimizle,
düşüncemizle, yaratıcılığımızla,
hakkımızdır. hatta bu başarılı ekibe
başka imkanlar bile tanı, "gelin diğer
başka şehirlerimizde de yeni festivaller
yaratalım" diyebil. "gelin beraber
büyüyelim" diyebil. korkma bundan.
fazıl say'ın dünya üzeri her yıl 100-130
konseri var. istersen incele. "kimdir bu?"
diye bir kere olsun bak, anlamaya çalış.
bir türk vatandaşı. tüm eserlerinin
konusu türkiye olan bir sanatçı. her yıl
30'dan fazla ülkede 100-130 konseri var.
bak, 3-4 konserimi iptal edince ne benim
için bir şey değişiyor ne de başkası için.
sadece şaşkınlık ve küçümseme ile
karşılanıyor bu tutum. istediğin bu mu?
bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden
kaybetmedi mi? dünya'da pek çok
sanatçı var, aralarında dinlere inananı,
inanmayanı, budist olanı, deist olanı,
ateist olanı var. kimse sanatçıları bu
yüzden sorgulamıyor. açık olabilelim.
türkiye'nin dünya üzerinde tanınan bir
kaç sanatçısı var. ve bu noktaya şans
eseri gelinmiyor, yarışmalar kazanılıyor,
ödüller kazanılıyor, dünya üzeri yüzlerce şehirde binlerce konser vererek on yıllar süren bir emeğin karşılığında bir yere varılıyor ve hiç kolay değil o noktaya varmak.
Dinlemeyenin çok şey kaybedeceği simon and garfunkel şarkısı.
a winter's day
in a deep and dark
december;
i am alone,
gazing from my window to the streets
below
on a freshly fallen silent shroud of snow.
i am a rock,
i am an island.
i've built walls,
a fortress deep and mighty,
that none may penetrate.
i have no need of friendship; friendship
causes pain.
it's laughter and it's loving i disdain.
i am a rock,
i am an island.
don't talk of love,
but i've heard the words before;
it's sleeping in my memory.
i won't disturb the slumber of feelings
that have died.
if i never loved i never would have cried.
i am a rock,
i am an island.
i have my books
and my poetry to protect me;
i am shielded in my armor,
hiding in my room, safe within my
womb.
i touch no one and no one touches me.
i am a rock,
i am an island.
and a rock feels no pain;
and an island never cries.
öncelikle başlığın iğrençliğinin farkındayım ama durumu en iyi böyle açıklayabilirim galiba. bugün mehmet pişkin'in intiharı ile ilgili yorumları okurken bir kez daha karşılaştığım durumdur bu. "şarap içiyomuş,
allah'a inanmıyomuş, zina yapıyomuş bi de kendini öldürmüş yancak cayır cayır, pis." gibi insanlıktan da (benim gördüğüm) müslümanlıktan da nasibini
almamış insanların, kendilerinin isteyip de yaşayamadığı hayatı yaşayan insanlara yönelik nefret söylemidir. muhtemelen intihar kısmı hariç. bu sadece küçük bir örnek ama bunu yazan insanın tipi gözünüzün önüne gelmiyor mu? dil dışarıda, salyalarını akıta akıta yorum yazıyor adam/kadın. bu acınası insanlar bütün hayatlarını kısıtlayarak yaşayıp, öyle
yaşamayan insanların türlü türlü işkencelerle dolu sonsuz bir hayata mahkum edilirken kendilerinin sırça köşklerde, hurilerle/nurilerle oynaşacaklarını düşünüp bunun hayaliyle yaşıyorlar. ölümden sonraki hayata
inanma değil bu, içleri kinle ve kıskançlıkla dolmuş insanların sadist tarafı bence. nasıl bir kafa yapısı anlamadım.
önemli not: başlıkta dinci dedim 'müslüman' değil.
3 gündür aralıksız dinlediğim şarkı.
Lana Del Ray'in Ultraviolence albümünden.
All the pretty stars shine for you, my love
Am I the girl that you dream of?
All those little times you said that I'm your
girl
You make me feel like your whole world
I'll wait for you, babe, that's all I do, babe
Don't come through, babe, you never do
Because I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
All those special times I spent with you, my
love
They don't mean shit compared to all your
drugs
But I don't really mind, I've got my drugs
and that
Like my memories, I don't need that
I'll wait for you, babe, you don't come
through, babe
You never do, babe, that's just what you
do
Because I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
Don't say you need me when
You're leaving, you leave again
I'm stronger than all my men
Except for you
Don't say you need me then
You leave last, you're leaving
I can't do it, I can't do it
But you do it best
I'm pretty when I cry, I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry, I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry, I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
I'm pretty when I cry
He stopped watching, he is fucking now, diye devam edebileceğimiz cümle. 1984'ü okuyunca zaten şu an yaşadığımız hayatlarla benzerliği beni korkutmuştu, hala korkutuyor.
The smiths'in az bilinen çok güzel şarkılarından biridir. Zaten bu gruptan dinleyip olmamış diyebileceğiniz şarkı yok da, laf olsun işte. Pazar sabahları nasıl aklıma everyday is like sunday geliyorsa, ne zaman geçip giden bir trenin sesini duysam aklımdan geçen ilk şeydir ayrıca.
"when a train goes by, it's such a sad sound,
it's such a sad thing."
"and when i'm lying in my bed
i think about life
and i think about death
and neither one particularly appeals to me"
"and if the day came when i felt a
natural emotion
i'd get such a shock i'd probably lie
in the middle of the street and die
i'd lie down and die"
Ve tabii ki hepimiz "would like to drop our trousers to the queen"
israil'in Filistin'de yaptıklarına ilişkin bir haberi izledikten yarım saat sonra telefonda arkadaşımın yaptığı bir şakaya kahkahalarla gülerken fark ettiğim durumdur.
Aynı şekilde ethem'in katiline hiçbir tarafımızla gülemeyeceğimiz kadar komik bir ceza verilirken, ışid resmen hobi olarak kafa keserken bildiğimiz bilmediğimiz daha nice korkunç olaylar olaylar olurken belki beş dakika üzülüp sonra hiçbir şey yapmadan hayatlarımıza devam ediyoruz. Ama nazilerin yaptığı katliamda, vietnam savasinda, nagasaki ve hirosima'ya atilan atom bombalarinda, ülkemize bakarsak deniz gezmis'in, erdal eren ve bi sagdan simdi bi de soldan diye diye asılan 50 kişinin, adnan menderes'in * haksız idamlarında insanların susup izlemiş olması bize ne kadar korkunç geliyorsa şimdi aynısını biz yapıyoruz. Tuhaf bir kabullenme duygusu içinde sadece izliyoruz. Aynı dedemden bunların olmasına nasıl izin verirsin diye hesap sorduğum gibi ileride torunlarım da benden hesap soracak gibi geliyor bana. Tabii hesap sormayı bilen bir nesil bırakırlarsa...
Diye bir şey de var maalesef. Muhafazakar kesim açık giyinen, alkol kullanan, sokaklarda el ele gezen, öpüşen, sarılan çiftlere öcü görmüş gibi bakıp hatta 'beni gunoho sokuyorsonoz' diye taciz ederken kendine özgürlük ister. 'Laikçi' kesim türban takan, haşema giyen insanlara uzaylı hastalıklı muamelesi yapıp yine kendine özgürlük ister. Hepimiz özgürlükçüyüz, evet.
I remember thinking
I'll go on forever only knowing
I'll see you again
But I know
The touch of you is so hard to remember
But like that touch I know no other
And for sure we have danced
In the risk of each other
Would like to dance
Around the world with me
I'll be falling all about my own thing
And I know your the heaviest weight
When your not here that's hung
Around my head
And your lips burn wild
Thrown from the face of a child
And in your eyes
The seeing of the greatest few
Do what you will, always
Walk where you like, your steps
Do as you please, I'll back you up
I remember thinking
Sometimes we walk
Sometimes we run away
But I know
No matter how fast we are running
Somehow we keep
Somehow we keep up with each other
I'll be falling all about my own thing
And I know your the heaviest weight
When your not here that's hung
Around my head
And your lips burn wild
Thrown from the face of a child
And in your eyes
The seeing of the greatest few
Do what you will, always
Walk where you like, your steps
Do as you please, I'll back you up
insana keşke ben hasta olsaydım dedirtir. Ayrıca insanı ebeveyn durumuna sokan olaylardan biridir. Hastane hastane dolaşırken doktorlarla ve hastane personeliyle papaz olmanız muhtemeldir.
Son sözleri:
I call on my friends family and loved ones to rise up against my real
killers, the US government. For what will happen to me is only a result of
their complacency and criminality.
My message to my beloved parents: save me some dignity and dont
accept any (unclear, possibly says media) compensation for my death,
from the same people who effectively hit the last nail in my coffin with a
recent aerial campaign in Iraq.
I call on my brother John, who is/was (that part is inaudible) member of
the US Air Force, think about what you are doing, think about lives you
destroy including those of your own family.
I call on you John, think about who made the decision to bomb Iraq
recently and kill those people, whoever they may have been.
Think John, who did they really kill? Did they think about me, you our
family when they made that decision?
I died that day John, when your colleagues dropped that bomb on those
people they signed my death certificate.
I wish I had more time, I wish I could have the hope of freedom and see
my family once again, but that ship has sailed. I guess all in all, I wish I
wasnt American.
Söylenecek bir şey var mı bilmiyorum. Allah belanızı versin, vermiş de zaten.
Damien Rice ve Lisa Hannigan'ın söylediği müthiş şarkıdır. Özellikle Damien Rice'ın kendinden geçip haykırmaya başladığı kısım harikadır.
I remember it well
The first time that I saw
Your head around the door
'Cause mine stopped working
I remember it well
There was wet in your hair
I was stood in stare
And time stopped moving
I want you here tonight
I want you here
'Cause I can't believe what I found
I want you here tonight want you here
'Cause nothing is taking me down, down, down...
I remember it well
Taxied out of a storm
To watch you perform
And my ships were sailing
I remember it well
I was stood in your line
And your mouth, your mouth,
your mind...
I want you here tonight
I want you here
'Cause I can't believe what I
found
I want you here tonight want
you here
Nothing is taking me down,
down, down...
Except you my love. Except you
my love...
Come all ye lost
Dive into moss
I hope that my sanity covers the
cost
To remove the stain of my love
In paper mache
Come all ye reborn
Blow off my horn
I'm driving real hard
This isn't love, this is porn
God will forgive me
But I, I whip myself with scorn,
scorn
I wanna hear what you have to
say about me
Hear if you're gonna live
without me
I wanna hear what you want
I remember December
And I wanna hear what you
have to say about me
Hear if you're gonna live
without me
I wanna hear what you want
What the hell do you want?
Well you look into the water and the fish are dead
You close your eyes and all you see is red
Now you're all tied up inside your head
And I already forgot everything you said
When you think of all the things that I said to you
They wouldn't cut to the bone if they weren't true
You can keep em locked away inside your head
But I already forgot everything you said
Well you came to me when the night was young
But you could not stay for very long
You were looking for a place to unload you head
And I already forgot everything you said
Well you left with him but he changed his mind
You left everything that you love behind
Now I would take you back but the feelings dead
And I already forgot everything you said
Now you can ease your heart you can ease your mind
You can save your thoughts for another time
Because the sun is rising on your bed
And I already forgot everything you said