ağzıma pelesenk olan laf. hayır arkadaş ortamında sorun yok da sen gelir bunu altın gününün orta yerinde "börek çok seks olmuş aynur teyze ahahhah aa öhmm..." şeklinde söylersen büyük bir problemle karşı karşıyasın demektir. (bkz: anne çimdiği)
tek bir sırrı vardır, onu da şimdi burada açıklıyorum ey ahali.
kafa dengi olmaktır, bir nevi dost gibi. aynı şeylerden zevk alabilmektir. bir müziği dinlediğinizde, kitap okuyup film izlediğinizde aynı hisleri paylaşmaktır. birbirinizin cümlesini tamamlamaktır. ruhunuzdaki eksikleri doldurmak, asla ayrılmayacak iki yapboz parçası gibi görebilmektir yansımanızı.
tek bildiğim köpeklerdir. adet gören köpeklerinin üzerine dayımın ve yengemin orkid fırlatması ve zavallı köpeciğin utançtan düz duvara tırmanmasına şahit olduğumda öğrenmiştim.
gilbert sinoue - sen bana mevsimlerden söz et
kostas mourselas - kızıla boyalı saçlar
paulo coelho - onbir dakika
franz kafka - dönüşüm
şimdilik aklıma gelenler. tek bir tane yazmaya gönlüm elvermedi.
yugioh animesini bilirsiniz. hastasıydım o zamanlar. babama da kartlarını aldırmıştım. ama es geçtiğim bi nokta vardı ki ben o kartlardan animedeki gibi canavarlar çıkacak sanıyodum. gerçeği kabullenmek zor olmuştu.
bir de harry potter'ı çok severdim ki halen öyle. felsefe taşını izledikten sonra babamla ablamın satranç oynaması bana ölüm gibi gelirdi. yenilen tarafın öleceğini sanırdım.
finlandiya'nın temiz havasından şifalı suyundan nasibini almış epik müzik grubu. miika tenkula gibi bir deha yetiştirmiştir, daha ne olsundur. sonra da öldürmüştür tabii o ayrı.
"hiçbir bok bildiğim yok" ya da "belki de allah vardır lan, göte gelmeyelim sonra" gibi aptallık sınırlarını zorlayan düşünceler sonucu meydana gelmiş saçma bir akım.
kadınların zayıf yanlarını bulup kullandığı için kendi çapında zeki fakat olduğu gibi davranmadığı için kişiliksiz olan yazar. ayrıca romantik erkek çok bayağı lan.
eskisi gibi aşka inanan küçük bi' kız çocuğu olsam bu önermeyi kesin bir dille reddeder ve pembe gözlüklerimi geri takardım. şimdiyse "insanlar doğar büyür ve ölür" kanununda ölmek sürecine mümkün olduğunca çabuk yakalanmak isteyen kadınla o küçük kız çocuğu aynı kişi mi? kim bilir... her neyse. aşk dediğimiz olgu, kafamızda dallandırıp budaklandırıp, hoşlandığımız insana oturttuğumuz bir maskeden ibaret. bunun zayıflık değil, hayalperestlik ve/veya umutvarilik olduğu kanısındayım. şu da var ki hayaller ve umutlar insancıl duygulardır. en sert görünümlü, çetin ceviz biri bile aşık olabilir fakat ona bunun için zayıf demek haksızlık olur. o sadece kaderinin şanssız akıbetini yaşayacak olan zavallı bir insandır.