Yaşadığımız yüzyıl gerçekten enteresan. Yukarıdaki cümleyi az evvel kanal d de şuan izlemekte olduğum "soygun" isimli yabancı filmde duydum. Hemde kara para aklayan işadamı görünümlü modern bir soyguncunun kızından. Babasının servet teklifini elinin tersiyle itip "beni paranla satın alamazsın baba" diyen bir rol bu sadece. Peki ya gerçekler? Evet maalesef gerçekler artık hiç öyle değil. En azından türkiyede. Acı olan tarafı da bu.
Nikaltını açmak bize nasipmiş. Nicname i bile çok orjinal ulen. Süper..hoşgelmiş olsun.
Yazdıkları Özgün, zehir gibi, pek çoğu hınzırca (trol) belki ama müthiş. Sanki dehşet bir fikir fabrikası. Maşallah. Yanlız daha çok okumalı. Tebrike şayan. Sözlüğe hayırlı uğurlu olsun.
HAKKARi'nin Yüksekova ilçesine bağlı Akçalı köyünde, GSM operatörleri şebekeleri çekmediği için, cep telefonu görüşmelerinde drone kullanılıyor. Drone sahibi Ali Yücel Kaya'nın havalandırdığı hava aracına bağlı cep telefonu şebekeden sinyal alıyor, köylüler de bu telefona bluetooth ile bağlanıp, görüşme yapabiliyor. Kaya, 10 dakikalık görüşme ücreti için kişi başı 1'er lira alıyor.
Yüksekova'ya 5 kilometre uzaklıkta bulunan 70 hane ve 800 nüfuslu Akçalı köyünde, iddiaya göre, hiçbir GSM operatörü şebekesi çekmiyor. Köyde telefon görüşmelerinin sağlanması için ilginç bir yöntem geliştirildi. Köylüler, komşuları Ali Yücel Kaya'nın, insansız hava aracı drone hizmeti sayesinde yakınlarıyla cep telefonu görüşmesi yapabiliyor.
Portalın kilosu bahçede 50 kuruş kabuğunun kilosu 4 tl. Ne işe yarar derseniz ihraç olarak satılan portakal kabuğu Gıda, kozmetik, ilaç sanayi gibi sektörlerde hammadde olarak kullanılmaktadır. portakalın kabuğu yurt içi piyasada alıcı bulduğu gibi Almanya, Fransa, ingiltere gibi Avrupa ülkelerine de ihraç ediliyor. Kabuğu portakaldan daha çok rağbet görünce bu alanda yeni iş sektörleri oluşuyor.
Edebin olmadığı yerde yapılan edebiyat, edepsizlikten öteye geçemez. Görülen o ki uludağ sözlük hergeçen gün yayın hayatına başladığı ilk günlerdeki o nezih ortamından fersah fersah uzaklaşmakta. Sene 2011 idi hiç unutmuyorum kayıt olduğumda buraya. Okula kayıt olan talebeler gibi heyecanlıydım. Benden çok eskiler daha iyi günlerini de bilirler. Olsun az da bizde eskilere yetiştik sayılır. O ortamları gördük yazarları tanıdık. O nefis entryleri de okuduk. Demem o ki şuan uludağ sözlüğün durumu içler acısı bir halde. Resmen can çekişiyor. Toplumu saran ahlaksızlık dalgası her tarafı vurduğu gibi burayı da tarumar etmiş durumda maalesef. Fakat bu durum, sözlük sahibi yöneticisi amiri memuru moderasyonu olan tayfanın görev ve sorumluluklarının bilincinde olmasını engellememeli. Evet topluma karşı sorumluyuz sayın arkadaşlar. Sayın yöneticiler. Böyle yapmayalım. Böyle yaparsak elimizdeki nimeti kaybederiz. Gün gelir kimse yazacak bir yer bulamaz olur. Durumun vehametinin farkında olup kendince birşeyler yapma gayretinde olan bazı arkadaşlar her ne kadar ferdi ve fevri bir takım doğru yada yanlış davranışların içine girse bile bu onların bu bozuk gidişatı iyileştirme iyi niyetleri olarak görülmeli. Görülmeliydi. Görülmesi gerekirdi. Yok. Hayır. Ticari reklamlar kadar bile itibar görmediler. Kişisel hesaplaşma meselesi yapan aklı evveller, nemelazım bananeciler, sana mı kaldıcılar, sen kimsin nesin necisin sen karışmacılarla bu işler düzelmez arkadaşlar. Patronaj 3 maymunu oynuyor hala daha kimseden tık yok. Köklü radikal çözümler, sistematiğin ve disiplinin olmadığı yerde söz konusu olamaz. Zaten bu ticari kafa değişmedikçe sistem boşlukları düzensizliği lakaytlığı laçkalığı beraberinde getirmekte. Bir kaç güzel insanın (moonlight sonata) özverili çabası da yetmemekte. Biz isterdik ki lookin olayında gösterdiğiniz o insanüstü..! hassasiyeti bugün de gösterin. Daha beter bugün daha iğrenç şeyler yazılıyor. Zira işi iyice azıttılar bu pervasızlar. Pek çok yazar kardeşimiz yazmıyor susuyor. Dile dahi getiremiyor. Utanıyoruz artık. Lütfen. Birileri sesimizi lütfen duysun artık. Üzülüyoruz sadece hepsi bu.
Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,
Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma.
ilk darbede yere çakılma oğlum,
ilk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu..
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten…
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla..
Falan filan sonra,
Bilirsin ya..
Sen sen ol o kadını satma! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…
Macarların bizi çok sevmesi neticesi gerçekleşmiştir. Hatta aramızdaki 400 küsur euroluk bu tamamen duygusal muhabbete avrupa adalet divanının "türk araçlarından geçiş ücreti alınamaz" kararı bile engel olamamıştır. Tabiki macarlar bizi çoook seviyor olmalıdırlar..
Macaristan’ın geçiş belgesi vermemesi nedeniyle 400 Tır kapıda kaldı. Sorunun çözümü için Budapeşte’de Macar ithalatçılarla bir araya gelen UND icra Kurulu Başkanı Fatih Şener, çağrıda bulunarak “Macar ithalatçıları, nakliyecilere yükümüz nerede kaldı? diye soruyor. Macar dostlarımıza yüklerinin nerede kaldığını söylemek için bugün Budapeşte’ye geldik. Araçlar belge olmadığı için bekliyorlar. Belge verilmesi için Macar ithalatçıların da bu konuda çaba sarf etmesi gerekiyor. Desteklerini bekliyoruz” dedi.
Abd den ithal edilmiş bizde de uygulamaya başlanmıştır. Bu gece 00.00 dan itibaren hepsiburada nın da aralarında olduğu bazı alışveriş sitelerinde 24 saat boyunca elektronikten mobilyaya, kozmetikten kıyafete kadar binlerce üründe % 80 e varan indirimlerle yapılacak olan alışveriş kampanyasıdır. Hayırlı işler.
Bir konuda çekincede kalır bir türlü karar veremezsiniz ya hani, sonra içinizden niyetlenir yazı tura atarsınız. yazı gelirse şöyle şöyle yapıcam diye. Tabi Tura gelir. Kendi kendinize atışı iptal eder, Neticeye göre karar vermeyip içinizdeki sese kulak verir bildiğinizi okursunuz. Tıpkı bir konuda 10 kişiyle istişare edip, hepsinin bir ağızdan söylediğinin tam aksini yapmanız gibi. Çünkü içinize sinmemiştir.
Bu ifadeyi kullandın zaman o işi, allahtan bir mani olmadığı taktirde, -ölüm kaza bela hariç- mutlaka yerine getireceğine dair söz vermiş ve buna da cenabı hakkı şahit tutmuş olmaktasın. Konuştuğuna dikkat et.
Şayet gevşeklik gösterir, işi savsaklar, zamanında yapmaz ve sözünü yerine getirmezsen allahın indinde yalancı olmuş olursun.
Böyle söyleyeceğine de ki, kardeş müsait olursan yaparım de. Eğer o işi yapamayacaksan üzerine alma.
Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya demiş ya hani, sözlüğün hali de o hesap. -3-5 gün girmedik şaftı kaymış sözlüğün- durumudur. Şaka bi yana yeni dizaynı görünce söyleyecek ilk aklıma gelen budur. Tebdili mekanda ferah vardır kabul da değiştirdiğine de değmeli. Mercedes kullanan biri için bu durum, fiat doblo ya binmiş gibi olmuş. Hayırlı uğurlu olsun diyelim demesine de tahminim pek çok kişi tarafından hiç beğenilmemiştir.
insan başkasına (ekşi) benziyeceğim kendi özgün şeklinden ve halinden ödün vermemeli.
Aman, sakın ümitsiz olma..! Bütün kapılar (geçitler) kapansa bile, allah (c.c.) sana kimsenin bilmediği gizli bir patika (geçit/yol/kapı) açar. ---Hz. Mevlana---
Hakkın kapısında dua ile zikir ile sabır ve namaz ile bekle.
Suç, öncelikle suçu işleyene aittir. Bu sebeple onun cinsine cibilliyetine ailesine ırkına ceza uygulamak geneli aynı değerlendirmeye tabi tutmak, tarafgirlik yapmak, ırkçılık yapmak, faşistlik yapmak, ne dinidir, ne ahlakidir, ne insanidir, ne de hukukidir.
Yokluk gelip çattığı anda, susmak ve güzelce sabretmek, sanki lisanı halle ümid ederek beklemek ve fiili olarak dua etmek gibidir. Zaten Yaşanacak olan ne varsa yaşananacak. Başa gelen çekilir. Hiç olmazsa bari çekilen çilenin sonunda sabrın karşılının semeresi alınmış olur. En nihayetinde, zahmet olmadan rahmet olmaz. Zahmetsiz ele geçen nimetin kadri kıymeti bilinmediği gibi ömrü de az olur. Zülcelali vel ikram. Cenabı hakkın esma-ül hüsnada geçen isimlerinden biri. Duymuşsunuzdur. Celali (zorluğu, güçlüğü, sıkıntı ve meşakkati) yaşamadan cemale (nimete, ikrama, ihsana) eremez, kavuşamazsınız. Ve buna ilaveten de, her zorlukla birlikte bulunan mutlaka bir kolaylık da vardır.
Bu meyanda Susmak sabrın anahtarıdır. isyan etmeden Şikayet etmeden içinde bulunduğun hale rıza göstermek de sabırlı olmanın alametidir. Üstelik Bu durum, o halin düzelmesi için hakdan istekte bulunmaya, ümid etmeye, dua etmeye, gayret sarfetmeye, çalışıp çaba göstermeye engel de teşgil etmemeli. Aksi taktirde sabretmemiş olursun ki ele geçecek olan nimeti de elden kaçırırsın. imtihanı da kaybedersin. Sebeplere yönelmek de sabrın içindedir.
Unutma ki her güzel nimet sabırla ele geçer. Sabretmeyen sefa bulmaz. O halde sen güzelce sabret. Sus. işin sonunu bekle. Sabrın sonu selamettir. Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler..
Her şeyden önce bu bir balkon konuşması kabilinden değildir. Nedir o halde ?
Sözlük yazarlarının bu seçim süresince, her türlü emeklerinden ve katkılarından ötürü yapılan bir teşekkürdür. Sade fakat içten ve yürekten. Ülkemizin yoğun siyasi gündemine, olumlu yada olumsuz, kendince, karınca kararınca değerli fikirleriyle, sözlükte şurada girdikleri entry ve yazılarıyla kamuoyunu bilgilendirme görüş ve eleştirilerini karşılıklı paylaşma imkanı bulduğumuz tüm yazarlara yapılan bir teşekkürdür.
Madem ki her şey bu ülke ve bu millet için, o halde bunda herkesin bir payı var ve bunu hak ettiği ölçüde almalıdır. Teşekkürler türkiye. Başta zall ve tüm moderasyon olmak üzere Teşekkürler uludağ sözlük.
Şu bizi deli gibi seven, bağırlarına basmak için 50 senedir kapısında bekleten, kendine demokrat, fırsatını bulsalar bir kaşık suda boğacak olan avrupalı dostlarımız ne hikmetse ülkemize başkanlık sisteminin gelmesini şiddetle istememeleridir.
Bu, erdoğanı suçlayanlar 15 temmuzdan çok önce başlamışlardı karalamaya. Sonra Gördük milleti kandıranları 15 temmuzda. Nerdeler ya hani şimdi ? Abd ye, pensilvanyaya gitmiş olmalılar. Hocaefendi kucak açmıştır onlara.
Her türlü yalanı gözünü bile kırpmadan söyleyenleri, tiyatro seyreder gibi seyrettik. Meğer ne sağlam senaryolar yazmışlar. Baksanıza; şefkat tepe, Küçük Gelin", "sır kapısı, sırlar dünyası, "iki Dünya Arasında", "Sungurlar", "Çınarın Gölgesinde", "Hekimoğlu", "Ana Yüreği", "Bizim Aile", "Farklı Boyut", "Ritmini Arayan Kalpler", "iyi Seyirler Tv", "Doğruluk Ekseni", "Aile Mahkemesi", "Farklı Desenler", "Yusuf Yüzlü", "Hıyanet Sarmalı", "şubat soğuğu"
Ama Şu çok manidar: hıyanet sarmalı. Hollywood senaryoları bunların yanında sönük kalmış.
Öncelikle insanları psikolojik olarak çökertmek. Acıların üzerinden toplumu ayrıştırmak ve nihayi hedefe varmak. Fakat asla başaramayacaklar.
Bu topraklarda birliği kim tesis ettiyse, herşeye rağmen bu millet yine aynı güçle dimdik ayakta durmaya devam edecek. Bize asla boyun eğdiremeyecekler. Çünkü allah her zaman ve zeminde yar ve yardımcımızdır.
Yaşadığımız hayattaki gösterdiğimiz davranışlarımız, kişiliğimizi ve karakterimizi yansıtır.
insanlara ve olaylara yaklaşımımız bizi ele verir.
iyi ve kötü her ne yaparsak aslında biz oyuz. işimiz amelimiz bizi biz yapar.
Belkide kendi eksikliklerimizi görüp tamamlamakla vazifeliyiz.
ya bunu yaparız. Yada bu kafayı değiştirmeden ot gelip saman gideriz bu hayattan. Seçim elimizde. Kimisi de şanslıdır. ister istemez hayat onu yontar, törpüler, olgunlaştırır.