177 insanının öldüğü, hükümetin yayın yasağı getirdiği günde halkın da ''derbi'' vesilesiyle uyutulması olayıdır. genelde yaşanan olaylardan sonraki derbilerle bu uyutulma geleneksel hale getirilmiştir.
demiri ve vitamini eksik, hepatitli kanda mevcuttur! şeklinde devam eden, güzel bir yazı.
alıntı yapıcam. ona göre.
--spoiler--
Merhaba sevgili Türk, sana seninle ilgili bir şeyler anlatacağım. Öfkelenmene rağmen bu yazıyı sonuna kadar okuyacağından eminim. Hadi başla.
Öncelikle söylemeliyim ki, iki lafından biri günümüzde yabancı dilin mümkünse birkaç yabancı dilin gerekliliğidir, bu yüzden ingilizce kurslarına çuvalla para dökersin, ille de yabancı dille eğitim veren bir üniversiteye girmek için kıçını yırtarsın, uyduruk Amerikan dizilerini Cnbc-e gibi kanallardan ya da internetten heves ve hayranlıkla takip edersin, hızını alamayıp birkaç sezonunu birden indirirsin, izlerken birkaç kelimeyi cümleyi anlayabildiğinde kendinle gurur duyarsın, konuşmalarında araya birkaç kelime ingilizce sıkıştırabilmek için fırsat kollarsın, kendi dilinde konuşup yazabilmekte aciz olsan da peşinen kabul etmeliyim ki gayretin takdire şayan. Edebiyat deyince aklına bir ders adı gelir, şiiri kafiyeli söz sanarsın. Dinlediğin müzikler, izlediğin filmler, kullandığın teknolojik aletler onların dilinde üretilmiştir. Çoktan alışmışsındır hiç yadırgamazsın. Yanıbaşında bir halk yaşar. On binlik, yüz binlik değil yirmi milyonluk bir halk yaşar. Onların dilinde kardeş ne demek hiç merak etmezsin, Kürtler bizim kardeşimiz diye başlayan tüm cümlelerin bir amayla biter. Dolmuşta yanında Kürtçe konuşulsa dişlerini gıcırdatırsın, bir dükkanın tabelası Kürtçe olsa ruhuna fenalıklar gelir. Kürtçe anadilde eğitim olmaması için ölümüne ayak dirersin ve fakat fırsatını bulsan çocuğunu ilkokuldan itibaren ingilizce eğitim veren kolejlere yazdırırsın.
Hiçbir tatilde sana Hakkari'ye, Diyarbakır'a, Kars'a gitme planları yaparken rastlayamayız. Ama bol bol nutuk atarsın Edirne'den (gitmediğiniz, asla gitmeyeceğiniz) Kars'a diye başlayarak ve ağzından köpükler saçarak. Birazcık parası olan, muhafazakarınız, seküleriniz, milliyetçiniz, liberaliniz, "solcunuz", dinciniz hep Bodrum'lara Antalya'lara kapağı atar. Olsun nenize lazım, gitmeseniz de görmeseniz de, sevmeseniz ve hatta bir kaşık suda boğacak olsanız da, Hakkari'den bir çakıl taşı bile vermezsiniz! Ve elbette yoksul ve zavallı Kürt çocuklarının hançereleri Hakkarinin yoksul köy okullarında "Ne mutlu Türküm diyene!" diye bağırırken yırtılmalıdır.
Kendin haksızlığa uğrayana kadar, dünyada haksızlık diye bir şeyin gerçekten var olduğundan bile haberin yoktur. Hakkını arayan herkese terörist, bölücü, yıkıcı damgası vurmaya şartlandırılmış beynin, haksızlığa uğradığında en fazla Nerde bu millet, nerde bu devlet! diye tepki verir. Oğullarını, kardeşlerini, nişanlılarını, arkadaşlarını En büyük asker bizim asker diye orduya uğurlarsın. O büyük asker batıdaysa bok temizler, sigara izmariti toplar, 40 derece ateşliyken buz gibi soğukta içtimada bekler, komutanların karılarının köpeklerini gezdirir, onların ayakçılığını yapar, anasına bacısına sövülür gıkını çıkaramaz. Eğer doğuya düştüyse eline bir tüfek verilir, mayınların üstüne sürülür, dağ taş dere tepe aç bilaç dolaşır, zengin yaşıtları Amerikada okusun ve güzel vatanlarına geri dönüp patronları olsun diye var güçleriyle vatanı koruyup dururlar. Şanslıysalar yaşayan bir ceset şanssızsalar sadece ceset olarak geri döner.
Senin gibilerini çok iyi tanıyorum ey çoğunluk. Şimdi kulaklarını aç daha dikkatli dinle beni. Sen eşcinsellerden nefret edersin öyle ki anüsün en kıymetli varlığındır ve haşa asla yabancı bir cisim girmemelidir oraya, sadece seninkine değil hiçbir erkeğin anüsüne ne pahasına olursa olsun asla yabancı bir cisim, hadi daha açık konuşalım bir penis girmemelidir. Sadece erkeklerin değil yakınında olan kadınların da herhangi bir yerine herhangi bir penis girmemelidir. Bu yaşamsal önemde bir mevzudur senin için. Bu yüzden karının, kızının, kız kardeşinin artık etrafında kim varsa işte iyice orasını burasını kapatmasını istersin. Sözüne uymazlarsa döversin, ille de diretirlerse alimallah namus için çeker vurursun. Oysa başkalarının kadınları helaldir sana, birazcık kırıştırdığın kadınların arkasından namuslu olsalar zaten yapmazlar diye düşünüp kendini avutursun. internet başta olmak üzere, her ortamdan karı düşürmeye çalışmak en büyük hobindir. Dar pantolon giymiş "yuvarlak ve güzel kalçalı bir kadını" takip etmek uğruna kimbilir kaç kez yolunu uzatmış, camiden çıktıktan sonra kendini tutamayıp, korunmasız olduğundan emin olduğun kadınlara laf atmışsındır. Hele bir de mahallene dul bir kadın taşınmaya görsün
Seni kanla kazanılmış, atalarından miras kalan vatanında, iliğine kemiğine kadar sömürürler gıkın çıkmaz. Asgari ücrete gider gelirsin ömrün boyunca. Ekmeğini yediğin yere hiç ama hiç pislemezsin, bir gün olsun ulan bu adam benim ürettiğim fırınlarca ekmeğin yalnızca kırıntısını bana geri veriyor, bu nasıl iş diye sorgulamazsın. Adam kazanmış çalışmıştır, sana da onlara amelelik yapmak düşer. Sana, orda burda Osmanlıyı överken ve eski günleri özlerken rastlanır. Sanki padişah ailesindenmiş gibi konuşup durursun. Bir adamın iki dudağının arasından çıkacak sözlerle hayatının belirlenmesi ölümüne özlediğin tek şeydir. Padişahım çok yaşa! Kafan karışıktır, zira sen her şeyi seversin, cumhuriyeti, padişahlığı, demokrasiyi, özgürlüğünü, dinini, vatanını, namusunu ille de bayrağını. Dün gibi hatırlarım ortaokul tarih dersinde Karlofça Antlaşması anlatılırken neredeyse gözünün dolduğunu. Bir daha da tarih falan okumazsın zaten. Televizyonlarda birileri anlatır, gazetelerde birileri yazar bu sana yeter de artar. Almanlar kaybedince biz de yenik sayılmışızdır, Araplar arkamızdan vurmuştur, her şey Kuranda yazıyordur, batının ilmini almak gerekmektedir, yeni aldığın araba kilometrede şu kadar benzin yakmaktadır, bu sene acaba kim şampiyon olacaktır, bunlar da yemesine yiyorlardır ama öncekilerden daha fazla çalışıyorlardır vs vs.
Ha unutmadan sen aydın cumhuriyet çocuğu, Emperyalist batıyı yenilgiye uğratmışsındır, ama ne hikmetse kazandığın halde onlar senin gibi değil sen onlar gibi yaşamaya başlamışsındır. Gözünü muasır medeniyetler seviyesine dikmiş nihayet bir planör yapabilmişsindir. Demir ağlarla örersin vatanını, Dersimi bombalarsın, komünistleri denize dökersin, Takrir-i Sükunlarla taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmazsın, Hatayı anayurda bağlarsın, sen var ya sen fırsat verilse neler yapmazsın?. Yüce bir ırkın istikbalisindir, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki demir ve vitamini eksik, hepatitli kanda mevcuttur. Kazanılan milli maçlardan sonra ve asker cenazelerinde eline bayrağını alıp sokaklara atarsın kendini o güçle. Ömrünü halkın özgürlüğü ve mutluluğu gibi bir davaya adamış, jopların, kurşunların, zindanların, faili meçhullerin cenderesinde boğulan ve asla susmayan bir devrimci görsen, kendin gibi çakal üç beş kişi daha bulup hemen linç etmeye soyunursun. Gazan mübarek olsun.
--spoiler--
son zamanlarda ortalarda bolca dolanan, kanser diye bir hastalığın olmadığını bunun sadece vitamin b17 adını verdikleri, aslında vitamin değil, kimyasal bir bileşiğin eksikliğinden kaynaklandığı iddia eden bir şey. bununla da beraber kanserin sadece pozitif düşünce ve vitamin b17 takviyesi ile tamamen iyileşebileceğini ileri sürüyorlar. kesinlikle böyle şeylere kanmamak ve bilinçlenmek, karşı çıkmak gerekiyor..
vitamin b17 adı altında satılan/desteklenen kimyasal, esasında "laevomandelonitrile" (kısaca "laetrile") adı verilen bir kimyasaldır. bu da, acı badem ("Prunus dulcis") türünden elde edilen "amigdalin" isimli bir glikosit (bir şeker tipi) türünden üretilmektedir. acıbadem haricinde kayısı ve vişne türlerinden de elde edilebilir.
ne amigdalin, ne de herhangi bir türevi, vitamin değildir. tam tersine, bu kimyasallar ölümcül düzeyde zehirlidir (toksiktir) ve hiçbir klinik araştırmada, kanseri tedavi etmek ve hatta önlemek konusunda faydası görülememiştir. bu kimyasalların yüksek dozda alındıklarında (örneğin acıbademden belli bir gramajın üzerinde üretildiğinde) ve ağızdan hap alarak alındığında ölümcül sonuçlar doğurabilir. çünkü laetrile denen bu kimyasal, sindirim yolundaki bazı enzimlerle (özellikle glukosidaz enzimleriyle) birleşerek son derece zehirli bir bileşik olan siyanit oluştururlar.
her başlığı, her olayı yaşa ve doğum tarihine bağlayan yazarlar topluluğudur. örnek vermek gerekirse:
zaten hep 94lüler yapıyor bunu. kesin 94lüdür.
95 doğumlular da büyümüşler baya.
98 ne ya? 98 nesil mi? benim arabam 98 model. hehe.
bizim zamanımızda öyle miydi? kapaklarla maç yapardık. milenyum çocukları, hehe.
adeta ''büyüğüm ben olm, çok büyüğüm ben. kapakla maç yaptım. ayrıcalıklıyım ben, büyüğüm ben. bu bebeler bir şey bilmez'' havasında takılan yazarlardır. yanlış düşünmektedirler, genelleme yapmaktadırlar.
bir sorun, problem karşısında karşıdaki insanın sorunu yaşayan insanı rahatlatmak için kullanacağı cümlelerden birisi. her şey halledilir, çözüme ulaştırılır sen kafanı takma gibi.
serebro adlı grubun mama luba şarkısının klibini farklı bir biçimde yapan ve güldüren grup. ayrıca birçok çalışmaları daha vardır, liseli rap versiyon da dinlenilmesi gerekenlerden birisidir. iyi güldürmüştür.