Gerçektende hamburgerleri güzel olan ohannes burger'in izmir alsancak'taki şubesi.. mutlaka denemelisiniz. adamların özellikle baharatlı patates kızartmaları çok lezzetli.. bir de heinz mayonez ketçap kullanmaları kaliteden ödün vermediklerini gösterir tabi..
varis çorabı satan ilginç bir site. varis çorabı araştırayım derken karşıma çıktı. varisle ilgili test falan yapmışlar hoş olmuş. taksit olanaklarının olmaması kötü belki ama olsun http://www.variscoraplari.net den incelenebilir.
çeşitli varis çorabı markaları modellerini içeriğinde bana göre son derece uygun fiyatlara bulunduran kaliteli bir site. http://www.variscoraplari.net buradan ziyaret edilebilir. geçen gün bir varis çorabı aldım. bulmak zor oldu siteyi ama hızlı servis verdiler. anladım ki iyi araştırma yapmak gerekiyor. bazı firmalar baya bir geçiriyormuş onu anladım. adamlar gayet uygun fiyat veriyor beyler...
Yaratıcı olabilecek, hatta söylendiğinde gülümsetebilecek, maruz kalındığında cinayete kadar gidebilecek gerçekleşmesi imkansız küfürlerdir. Örnekle açıklayalım:
Senin ananın .... çam diker, gölgesinde seni ..... ile başlayan küfür son derece ilkel ve yaratıcılığını yitirmiş eski nostaljik küfürlerdendir. içeriğine bakacak olursak söz konusu bölgede çam ağacı dikmek olanaksızdır. Söz konusu bölgede toprak olmadığından, güneş görmediğinden ve ara sıra sulanmadığından ötürü o çam ağacının gölge yapacak büyüklüğe ulaşması beklenmediğinden, gölgesinde de hiç bir halt yenilemez. Daha büyük ve gölgesi olan çam ağacının sözkonusu bölgeye dikilmesi olanaksızdır. Bu durumda bu küfür imkansızdır. Geçerliliği yoktur. Canım sıkılıyor benim ben anladım.
Bürokratik üslup ve hitaplarla vakit kaybetmeden söze başlamak istiyorum. Bürokratik üsluplara özen göstermediğimi düşünmeyin lütfen, sadece alışkın değilim. Tespit edebildiğim ve ilgili olduğunu düşündüğüm CHP mail adreslerini çıkardım ve hepsine yazıyorum.
Uzun uzun düşüncelerimi yazmak ve paylaşmak isterdim. Söyleyeceklerimi yaşanmışlıklarla da desteklemek. Ancak zamanı daha etkin kullanmak adına ve sizlerin de zamanından fazla çalmamak adına bunu yapmayacağım. Daha önce Konak Belediyesine yazdığım her mail yanıt buldu, şikayetimle ilgili işlem de yapıldı, ilgilenildiğimi hissettim. O nedenle Konak Belediye'sini birazdan söyleyeceklerimden ayrı tutmak istiyorum. Merak edenler için söylüyorum, Sayın Hakan Tartan'ı tanımam, bir bağım ya da bağlantım da yok. Konak'da bir değişiklik de göremedim. Ama bir maile bile yanıt gelmesi, sizinle ilgilenilmesi güzel bir şey. Özellikle'de bu yıllarca oy verdiğiniz bir partinin belediyesi ise.
CHP'den başka hiç bir partiye oy vermeyen bir ailenin çocuğuyum. Benim durumumda binlerce insan sayabilirim. Neden? Mustafa Kemal'den ötürü. Karşılıksız sevdiğimiz ve inandığımız bir lider, bir siyasetçi, bir komutan ve bir vatansever olduğu için. Medyadaki, gazetelerdeki Mustafa Kemal ile ilgili kafa karıştırıcı haberler, saldırılar bizleri etkilemeyecektir.
Hepimiz biliyoruz ki bu dünyanın gerçek efendileri dünya bankası, imf , büyük şirketler ve bankalardır. Onların çıkarları için neler yapabileceklerini burada anlatmama gerek yoktur sanırım.
Ama bütün bunlara rağmen yaşadığımız toplum ve ülke, daha doğrusu o ülkenin insanları bir güçtür ve belirleyicidir. Örgütlü ve birlikte hareket ediyorlarsa, hiç kimse büyük kitlelerin karşısında duramaz. Neden? gerekirse direniriz; Mustafa Kemal'in Bursa Miting'i sanırım bu sorunun yanıtıdır.
Bir araya gelerek savaşmak demek (elbette ülke çıkarları söz konusu olduğunda, savaşmak için kapımıza geldiklerinde, daha önce olduğu gibi gerekirse top ve tüfekle), kalemle, bilgiyle, eğitimle, bilinçlenme ve aydınlanmayladır. Bir araya gelerek savaşmanın adı, bu değerleri kullanarak sadece kendisi ve çevresindeki sevdikleri için adalet aramak değildir. Ya da koltuğunu sağlamlaştırmak hiç değildir. Bu duygu ve değerlerin sömürülmesine en başta CHP karşı çıkmalıdır.
Seçimlerde CHP'ye e-posta yazdık, sandıkta duralım, görev verin ,kapı kapı dolaşalım dedik. Bırakın görevlendirilmeyi yanıt bile gelmedi.
Biz bütün bunlara rağmen yasalardaki (oylama kapalı, sayım açık yapılır) hakkımızı kullanarak sayımlarda sandık başında bekledik.
Seçimlerde yine sokaklarda dolaştık, tüm parti seçim ofisleri boşken, CHP'nin ki doluydu, "sizlerin dışarıda halkın yanında olmanız, çalışmaları sokakta yapmanız gerekmiyor mu dedik", azarlandık.
izmir'de bir işiniz varsa "yardımcı olalım" diyen bir delegeye "bu yaptığınız doğru değil, neden çalışmıyorsunuz" dedik, ön yargılı ve nankör olmakla suçlandık.
Seneler önce Gaziemir Belediyesine (Gaziemir AKP Belediye Başkanlığı), kendilerini suçlayarak , Gaziemir girişinde bulunan Tansaş Süpermarketin arka sokağının sürekli yol yapım çalışmaları nedeniyle kazınmasından yola çıkarak, bu ihalelerin kötü koktuğunu düşündüğümü, "birileri acaba gelir mi elde ediyor" diye şikayet yazdım. Ne oldu? AKP Gaziemir Belediye Başkan Yardımcısı bizzat beni telefonla arayarak ve son derece kibar bir üslupla beni bilgilendirdi. Yol yapımın büyük şehirde olduğunu, ama buna rağmen belediye meclisinde bu şikayetimin duyurulacağını söyledi. Ben o dönemde yine CHP'ye oy verdim. Neden? Mustafa Kemal'den ötürü.
Nasıl değerlendirirsiniz bilemem ama, bu anlamda değer verildiğini hissettiren yine AKP oldu. AKP'nin laikliği kaldırmayacağına, Demokrasiyi sürdüreceğine ve "özgürlüklerin" devam edeceğine inansam koşa koşa gider oy veririm. Neden? Çünkü adamlar o veya bu şekilde çalışıyor. Bu çalışmaların ardında neler dönüyor, dönüyorsa bunlar nelerdir bilemem. Ama herkesin gözleriyle gördüğü bir şey var. O da adamlar o veya bu şekilde çalışıyor ve sizinle ilgileniyor. Buna göz boyamak deyin, kinaye deyin çok önemli değil. Ben ortalama bir seçmenin, ya da çekinser bir seçmenin bu yaklaşımlar karşısında oyunu AKP'ye vereceğine eminim.
Mustafa Kemal olsaydı bugünkü CHP bu duruma gelmezdi. CHP'nin neden bu durumda olduğunun nedenleri, niçinleri, nasılları mutlaka vardır. Ama önemli olan bugün nerede olduğudur.
Neden CHP izmir'de %60 üzerinde oy alıyor? Mustafa Kemal'den ötürü. Yoksa CHP'nin izmir için bir şey yaptığına inanmıyorum. En azından gözle görünür bir şey olmadığını biliyorum. Bütçe yok, hükümet engelliyor gerekçeleri Eskişehir örneğinden sonra geçerliliğini ve hükmünü bana göre yitirmiştir. Sayın Büyükerşan mecliste bile olmayan bir partinin belediye başkanıydı. Yurt dışından kredi buldu, şehri ne hale getirdiğini hep birlikte izledik. Alınan o krediler de ödendi. Demek ki, istenirse, çalışılırsa oluyormuş. Eskişehir'i seneler sonra tekrar ziyaret ettiğimde gözlerime inanamadım. Muhteşem bir şehir olmuş.
Şimdi gelelim izmir'e, ben izmir'de son 10 yılda (Daha önce Ankara'da yaşadım) hiç bir değişiklik göremedim. Palmiye ağaçlarındaki ışıklandırma sistemleri, yeşildere yolundaki büyük Atatürk heykel'i dışında. Fuar bitik, Atatürk stadı yeni öğrendim alış veriş merkezi yapılıyormuş. Metro zaten tam bir facia ve yılan hikayesi. Şehrin ana caddesi dışındaki tüm yerler bir köyü andırıyor. Körfeziyle, deniziyle bu güzel şehir ne halde? Bunun farkında olmamanız olanaksız.
Eskişehir örneği olmasaydı, bütün gerekçelere güvenir, inanırdım. En azından "haklı bir nedeni var" derdim. Ama Eskişehir'i gördükten sonra asla. CHP izmir'de %60 oy hep garanti, koltuğu hep sağlam olduğundan mı bir şey yapmıyor bu şehre? Bence tanımlanan bu sorunun nedenlerini ya da gerekçelerini anlatmaya çalışmak için harcanacak enerji ve zaman bir şeyler yapmaya başlamak için harcanmalıdır. Gerekçeler gösterip, bir şeyleri ya da birilerini suçlamak gereksiz zaman kaybıdır ve kimseye faydası olmayacaktır.
Bu yazımda, eleştirdiğim CHP düşüncesi, yaklaşımı, anlayışı'dır. Kişilere kesinlikle saldırmıyor, haksızlık etmiyorum. içimdeki kızgınlığın ve kırgınlığın bir dışa vurumu olarak algılanmasını çok rica ediyorum. Elbette CHP içerisinde çalışan, vatan sever, Atatürk'e "Mustafa Kemal" diyen, gerçekten eleştiriye açık insanlar olduğuna eminim.
Son olarak, bu sabah bu e-postayı yazmaya karar verdiğimde dolmuşa bindim ve dolmuşun içerisinde, dolmuş sahibinin Mustafa Kemal fotoğraflarını her yere yapıştırdığını gördüm. Daha öncede görmüştüm. Ama ilk kez bu sabah bu düşüncelerimle hissettiklerim yüzünden utandım. Neden? Mustafa Kemal'den ötürü.
Seçimlerde elim belki AKP'ye oy vermeye gitmeyecek ama CHP bir şeyler yapmazsa oy vermeyeceğim kesin. Benim gibi düşünen ve farklı bir çok nedenlerden dolayı binlerce insan olduğunu da biliyorum. Eğer AKP'ye oy verirsem, o dolmuşa tekrar bindiğimde Mustafa Kemal'in yüzüne bakamam. Buna duygusallık deyin, fazla ütopik bulun bu beni çok ilgilendirmez. Ama CHP bu şehirde %60 üstünde oy alıyorsa nedeni Mustafa Kemal'dir. CHP'nin üstün hizmetleri ve çalışması değil. Ve bu ülke bu hale geldiyse çok özür dilerim ama nedeni AKP değil, CHP'nin kendisidir.
Musttafa Kemal'i bize bırakın, siz şehrimiz için, bu ülke için lütfen artık bir şeyler yapın. Nasıl Mustafa Kemal küçük bir şehirden başladıysa sizler de izmir'den başlayın.
Buraya kadar okuyanlar ve tahammül edenler için teşekkür ederim. Kısa olacağını belirtmiştim ancak özetlememe rağmen biraz uzadı. Ben senelerdir zaman ayırıp sandık başına gidiyorum. Bazen oy verebilmem, sıra nedeniyle bir saat sürebiliyor. Umarım sizler bu maili okumak için bir 3 dakikanızı ayırmış olursunuz.
Biraz duygusal bir yazı olmuş olabilir, ama duygusallık değil, artık gerçekten bir şeyler yapmanın zamanı geldi.
Duygularımı ve düşüncelerimi paylaştım. Zaman ayıran herkese teşekkür ederim. Hiç bir yanıt beklemiyorum. Okuduysanız benim için yeterlidir.
Türkiye'nin fransada kabul edilen ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili yasasının ardından bu ülkeye karşı uygulanacak yaptırımlarıdır. Yaptırımlara şöyle bir göz attım. yaptırımlar gerçekten çok ciddi )) özellikle seminer ve kurs iptalleri )) bir de gemiler toplu değil de teker teker izin alacakmış. çok ciddi bir dış politikamız var gerçektende.. fransızlar bu yaptırımlar karşısında panikte..
Duygusal atatürkçü'ler genelde hatta sık sık anıtkabir'e gider. Mustafa Kemal hakkında çok az fikre sahiptir. Hatta devrimlerin bazılarının ya da hiç birinin tarihini bile bilmezler. Genelde ağlarlar ve Atatürk hikayelerini bilirler.Kemalistlerse anıtkabir'e gitseler bile bunu bir duygusallıkla yapmazlar. Örneğin ben gittiğimde "paşam seninle bir rakı içmek isterdim" derim.
uzun süre para çekmek/yatırmak için beklemenize neden olan, atm ile bir tür iletişim kurabileceğini zanneden, ona fake atıp ayarlarını bozup hesabına para ekletmeyi deneyen, abartıp bir de onu dürtükleyen ya da kartı en az 4 kere çıkarıp geri soktuğunda bir değişiklik oluyor mu diye uğraşan insanlar toplamıdır.
uzun zamandır beynimi kurcalayan bir konudur. seçim öncesi bu tür konuları konuşmaktan da rahatsız oluyorum. gerçek şu ki, bize verilenler kadar özgür olduğumuz bir dünyada, kim seçilirse seçilsin aslında, dünya üzerindeki stratejinin asla değişmeyeceği gerçeğine rağmen oy vereceğiz. berbat bir dünya düzeni var bu doğru. beklentiler, çıkarlar. sanırım şu anki ruh halimi en doğru tanımlayan krishnamurti'nin şu sözleri;
"insanoğlu hâlâ eskiden beri bildiğimiz gibi; hâlâ barbar, hâlâ şiddet tutkunu, saldırgan, açgözlü, rekabetçi ve inşa ettiği toplum da bu değerler üzerine kurulu"
köpeklerin türleri konusunda hiç bir fikri olmamasına rağmen, onlara karşı duyduğu sahte ilgiyi gösterebilmek için çabalayan zihne iye kişidir. bunlardan bolca mevcut olduğuna inanırken geçen hafta gerçekten bir tanesinin yaşadığına şahit oldum.. hatta "aaa kangal değil mi bu" bile dedi netekim))
Güzel uzun siyah saçları, etkileyici büyük gözleri ile küçük bir tatil beldesinde yaşayan bir istanbullu'dur kendisi. Öne çıkan özellikleri arasında, azimlilik, kararlılık en ön sıralardadır. Yaptığı güzel esprilerle keyifli dakikalar yaşatabilen, her zaman ciddiyetini koruyan bir güzelliktir. Özellikle azmi herkesi mest etmektedir. Neden sonuç ilişkisinde inanılmaz bir denge kurabilen bu şahsiyet gülümsediğinde adeta dünyanın da gülümsediğini hissedersiniz.
çekimleri 18 nisanda başlayacak olan, yapımcılığını galata film'in üstlendiği, yönetmenliğini yüksel aksu'nun yapacağı şu sıralar didim ve çevresinde hazırlıkları süren komedi filminin adıdır.
küçük bir tatil beldesinde diş hekimliği yapan, golden diye aldığı ufaklığın sonradan kandırılarak kendisine golden diye yutturulduğunu öğrenen, buna rağmen içindeki hayvan sevgisinden bir gram bile ödün vermeyerek muhtemelen kırma goldenı bağrına basan, her akşam kızı ile dolaşıp hava alan deli dolu keyifli ve zarif bir hanımefendidir kendisi. Aldığı üst düzey eğitime rağmen tevazunun en büyük zenginlik olduğunu bilen insandır.
Aşçılık konusunda kariyer yapmak isteyen, ablası tarafından kuşadasına gönderilmiş, geceleri sabaha kadar fırında çalıştırılan kişidir kendisi. Bütün güzel ve iyi iş tekliflerine rağmen "hayır ben aşçı olacağım" başka bir değişle "sürünmek istiyorum" diyen bu arkadaşımıza master chef programına katılarak şöhret olmasını öneriyoruz. Sevimli ve güzel yüzünün ardından henüz canavar çıkmamış olan söz konusu bu aşçı arkadaş gülmeyi ve coşkulu olmayı her fırsatta başarabilmektedir. Kendisine başarılar diliyoruz.
Küçük bir tatil beldesinde kardeşleri tarafından yalnızlığa terk edilmiş, geceleri korkan, şirin mi şirin, ama sorumluluklarının fazlasıyla bilincinde insandır kendisi.
Genelde erkek arkadaşları olduğundan onlara "sevgilim" "aşkım" diye hitap ederler. "Erkek arkadaşım" var demezler. "sevgilim" demek hoşlarına gider. Bu türün en karmaşık ve şaşırtıcı olanları da erkek arkadaşı uzakta olan kızlardır. Erkek arkadaşları olduğu için çok zarif ve keyiflidirler. Hatta insana bir tür coşku verirler. Erkek arkadaşı uzakta olanlar ise daha farklı ve komplike bir yapıya sahiptirler. Ne yapacakları bilinmez. Bir tür border liner gibidirler.
Yenisine para vermemek için bozulan su ısıtıcısını tamir eden ve firma sahiplerine verilen "patron" ünvanını taşıyan kişidir kendisi. Ya da o an yapacak bir işi olmadığından tipik erkeklerin her şeyi tamir etme arzusundan ötürü de bu işe koyulmuş olabilir. An itibari ile tamir etti ve koli bantıyla bir şeyleri yapıştırıyor.
kadınların aşık olmak için sex yaptıkları, erkeklerin de sex için aşık oldukları gerçeğinden yola çıkarsak bu iki kavram son derece uyumlu olabildikleri gibi birbirinden ayrı düşünülemez kanaatindeyim..
sınavlarda %2 lik dilimden seçilmesi gerektiğine inandığım meslek grubuna üye kişilerin eğitmen olanlarının tamamına verilen ad. zira "en kötü" öğretmen olurum diyen, altını çiziyorum özellikle bunu diyen, %20 lik dilimden gelenlerin %2 lik dilime girmeyi hedefleyenlere verebileceği hiç bir şey olamaz.
Didim'den akbük'e giden yol üzerinde saplı adayı geçer geçmez görebilecğiniz bir büyük süper market olup kendisi midi olanlarındandır. Akbük Tansaş denmesine karşın akbük'e gelmeden soldadır. Orada bir kızla kasada tanışılır. money club card yoktur. Kız ailesi iledir. Kasada tesadüfen hemen arkandadır. Kasiyer sorar
- money club vard var mı?
- maalesef yanımda değil..
arkadan bir ses gelir, göz göze gelinmiştir öncesinde ve arkandadır..
- benimkini kullanabilirsiniz
- ah çok teşekkür ederim
- rica ederim
- siz bu arada hazır köpek maması arıyordunuz değil mi?
- evet
- almasanız
- neden?
burada normalde hazır mamaya karşı olunulduğu belirtilmek istenmektedir ama salak esas oğlan
- ben makarna veriyorum, baharatlı salçalı, çok da güzel oluyor
- ama daha 47 günlük
- hmmm
kendisine salak olduğunu tekrarlamak ve bir şekilde adını öğrenememek gerzekçeydi.. 30 saniyede daha iyisini yapabilmeliydi esas oğlan))
bazı sözlük yazarlarının özen göstermediği ve bir çok yazım yanlışının yapıldığı entrylerin artık beni rahatsız etmeye başladığını söyleyebilirim. Harfler sonuç olarak birer resimdir. Önemli olan karşındakinin seni anlamasıdır. Bütün bunlara tamam. bazı yabancı sözcüklerin kullanımı, bilmediği için yanlış yazılan sözcükler bunlara da tamam.. ama "değil" yerine "deyil" "bakıyorum" yerine "bakıyom" biraz özensizce oluyor.. lütfen biraz daha özen..