büfeci kadının zorla sattığı, lansmanının geçen hafta yapıldığını söylediği, aldığımda ise havalara uçtuğu aromalı slender sigara. gayet iyi, beklemiyordum bu kadar iyi olmasını. aroması nedir tam çözemedim ama gayet iyi.
14 mayıs 2020 tarihinde yolda uyumakta olan bir köpeği aracıyla ezen, "araç benim ama köpeği görmedim" diye ifade veren vicdansız haysiyetsiz bir insan müsveddesi.
afedersiniz ama y.rrak görmedin köpeği. madem görmedin ezdikten sonra niye durmadın? katilsin birsen.
gazapizm'in hiza isimli albümünde bulunan şarkıdır. eğer uslu bir dinleyici olursanız yeraltı edebiyatı albümündeki kafam karışıyor şarkısını duyabilirsiniz.
yeni, kara paketlerin üzerinde bulunan vahşet içeren fotoğraflardır. misalen şu an sigaramın üzerindeki fotoğrafta bi adamı göğsünden yarmışlar. akciğeri dışarda. yani ben sigara içiyorum diye bu vahşeti görmek zorunda mıyım? liveleak görseki gibi amk. midem bulandı.
ekşi sözlüğün insanların özgür iradesine dahi müdahale eden, özgürlükleri kısıtlamaya çalışan, baskıcı bir partinin mensubunun reklamını almasıdır. iki yüzlülük ve samimiyetsizliktir.
edit: google reklamı dediğiniz sözlüğün temasını değiştirmez. sözlüğün temasının değişmesi için sözlüğün reklam alması gerekir. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1865661/+
enflasyonla topyekün mücadeleye destek olmak için hazırladığım rehberdir.
gelin bakalım.
benim gibi yirmi dal sigaraya on lira vermeyi kaldıramayan bünyeler için tütün sarmak istemsizce bir hobiye dönüşür. bu hobi de sonrasında bir ihtiyaç halini alır. öyle ki, bir bakarsınız tütününüz kurumasın diye buzdolabına koymuşsunuzdur. evcil hayvanınız gibi bakarsınız her aldığınız tütüne.
şimdi, bildiklerimi ve bu işin inceliklerini aktararak size rehberlik edeceğim. aman ha, kağıt böyle tutulur şöyle kıvırılır diyerek boş boş konuşmayacağım. zira kağıt kıvırmayı okuyarak değil görerek öğrenmeniz lazım. ben tütün seçimi, filtre ve kağıt seçimi gibi basit ama merak edilen şeyleri aydınlatmaya çalışacağım. başlayalım.
öncelikle tütün seçimi çok önemli, ben 25 gramlık george karelias and sons kullanıyorum çünkü kokusu ve içeriği tam zevkime göre. fakat bu meretin gramına göre fiyatı pahalı. 25 gramı on sekiz türk lirası. onun yerine elli gramı yirmi lira olan tütünleri alabilirsiniz. tamamen kendi zevkinize kalmış. tütüncünüze danışınız.
sonra gelelim kağıt seçimine. yeni başlayacaksanız eğer bir liralık arap kağıdı yerine kahverengi paketli ocb slim virgin paper öneriyorum. yapışkanı var, gayet de güzel bir kağıt. tam amatör işi. tabi fiyatı da pahalı. büyük paketi on lira küçüğü 5 lira olması lazım. en son öyleydi. şu an fiyatı nedir bilemem. ilgilenmem de.
filtre konusunda her şeyi size bırakıyorum çünkü bir liralık filtre de elleri sarartıyor beş liralık filtre de. içinde yüz yüz elli tane olan ocb filtrelerin fiyatı 5 lira civarı. hiç gerek yok. şeffaf poşetteki bir liralık filtreler iş görür.
evet.
öncelikle benim naçizane önerim kağıda iki filtrenin art arda koyulmasıdır. çünkü zaten bu mereti dibine kadar içemiyorsunuz. içinde kalan tütün de ziyan olmuş oluyor. o nedenle iki filtre koyup öyle sarınız. sonra içiniz. çakmak seçimi önemli değil.
tütün taşıma çantasıydı, tütün sarma makinesiydi falan hiç almayın. gerek yok bunlara. gerçekten boş iş. gerekirse siyah hediyelik eşya poşetinde taşıyın. ama o malzemelere para vermeyin. üstelik bir sır vereyim, o tütün taşıma çantaları küf yapıyor.
sıkça sorulan sorular:
-parmaklar sararıyor mu?
eh, evet.
- bana da sarar mısın bir tane?
hayır sarmam.
- bu işin kârı nedir?
25 gramlık kara ilyas ve oğulları, ortalama günde yarım paket sigara içen bir insanın sigara ihtiyacını üç haftalığına karşılıyor. o kişi on liralık sigara içiyor diyelim. tütün+filtre+kağıt da toplam yirmi lira diyelim. bu kişinin normalde yirmi bir günde sigaraya vereceği para 105 liradır. arada seksen beş liralık bir kâr söz konusu.
iyi şeyler parsellenmiş, kötü şeyler parsellenmiş. sözlük parsellenmiş mesela, evvela popüler insanların entryleri okunuyor buralarda.
kariyer olanakları, iş sahaları falan parsellenmiş. tanıdığın, dayın mayın yoksa barındırmıyorlar sağda solda.
sonra edebiyat bile parsellenmiş mesela. önce yazı yazıp sonra isim yapamıyorsun artık. önce isim yapıp sonra yazı yazman lazım. ne bileyim youtuber falan olsan, belki. ama youtube dahil sanal alem komple parsellenmiş. facebooku dayılar parsellemiş twitterı varoş tiki tayfa. vkyı da abazalar parsellemiş ama o konuya girmek istemiyorum.
herkes bi şekilde yolunu bulmuş da bi ben ortada kalmışım sanki. müzik durmuş bi ben oturamamışım sanki. her şey parsellenmiş.
kadınların, erkeklerin hatta herhangi bir canlının hangi fiziksel özelliklerden hoşlandığının umrumuzda olmaması durumu.
yok kızlar kas mı sever sıska vücut mu, sarı saç mı sever siyah saç mı, esmer mi kumral mı diye diye kafamızı siktiniz. kafanız bir insanla uyuşuyorsa, bir şekilde birbirinizi sevmeye başladıysanız bunların önemi olmuyor. bu herkesin bildiği bir gerçek. oturup bunu ciddi ciddi konuşmak için 15 yaşında falan olmak lazım.
hayattan zevk alamamak ama çaktırmamaktır. ortalamanın üstünde bir çizim tekniğiyle yapılmış on numara tespitler içeren karikatürler gibi yaşamaktır. yaz mevsiminde mecidiyeköyde dayıların sigara dumanlarını solumak gibi yaşamaktır. biraz yarrak gibi adam pozitifliğiyle, biraz aşkımızın meyvesi aytek mahçubiyetiyle yaşamaktır. ama her zaman yeni yıkanmış ulviliğiyle yaşamaktır..
müşteri görünce homurdanan bakkallardır. sürekli bilgisayarlarından dizi izlerler. marketlerde bir liraya satılan çikolatayı iki liraya satarlar. muhabbetleri iyi değildir çünkü yoktur. şımarıktırlar.
amerikalı roman yazarı. ilk kitabı As Simple as Snow 2005 yılında çıkmıştır.
türkçeye çevrilmiş bir romanı vardır.
(bkz: adam strandın otuz dokuz ölümü)
gregory galloway kitabı. türkçe çevirisi ayrıntı yayınlarından çıkmıştır.
adam strand adında on yedi yaşındaki bir genç aşırı doz, yüksekten atlama, vurulma gibi yöntemlerle otuz dokuz kez intihar eder fakat intiharlarından bir süre sonra alakasız yerlerde uyanır.
Kendi eksikliklerinizin farkında olmak mı daha iyi hiç fikrinizin olmaması mı? Belki de moron olmak hayatı idame ettirmenin tek yoludur. Eğer kafanızın içinde bir beyin varsa, tek görebileceğiniz dünyadaki çirkinlik, bizim ilkel bir yabani oluşumuz gerçeği, kendimizi daha iyi hissedebilmek için başkasını tırmalamamızdır. Ölülerden daha çirkiniz; ölüler mükemmeller. Onların hataları unutulmuş ya da en azından affedilmiş; kusurları, geride yalnızca iyi şeyler kalıncaya ya da hiçbir şey kalmayıncaya kadar silinmiş. Onların hırsları ya da pişmanlıkları yok; onlar hayal kırıklığına uğramazlar.