vefat eden yazar arkadaşın (bkz: selcuk cetiner) haberinin ardından akla düşendir.
sözlükten arkadaş edinmemenin getirisidir ya da götürüsüdür bu. öldükten sonra bişey ifade etmez gerçi ama başımıza bi iş gelse sosyal çevrenin dışında üç beş insan tarafından anılmak da mutluluk verirdi şimdi düşününce.
ancak maalesef bu samimiyetsizliğin sebebi yine sözlüklerde yaşanan ifşa korkusu sanırım.
yaklaşık bir sene aradan sonra online olmamla karşılaştığım manzaradır. görüyorum ki büyümüş abi abla olmuşsunuz ve kimseye ''sen yeni nesilsin başlığına yazmam'' yavşaklığı, burnu büyüklüğü yapmıyorsunuz. ilk yirmi dakikalık bir gözlemle bunu gördüm. hala şaşkınım.nerde o eski bilmemkaçıncı nesil sözlüğü çok bozdu yeaa gerizekalılığı.
alsjaskjalsk şeklinde bir tanımlamak mümkündür.
ani gelişen durumlarda ağız burun senkronunu tutturamamaktan; kimi zaman da ağız yiyecek veya içecek ile doluyken gerçekleşen durumdur.
tipik optimist söylemidir.
iki dünya bir araya gelse olmayacak işler varken; dünyanın dönmesini veri kabul edip umutlanmak aptal işidir. istikrar iyidir, eninde sonunda beklediğiniz kapı açılır ama olmaz işler için umutla beklemek zaman kaybıdır, hüzündür, can acıtır.
hacdaki mümin kardeşlerime nasihatımdır kulaklarına küpe olası cinsten.
vay ben tam dönemedim, vay ben kenarında kaldım tam tur bindiremedim diyenlere müjde!!
10 kasım ATATÜRK'Ü anma töreni için anıtlabire gelen kulüp taraftarlarıdır.
böyle şanlı bir kulübün taraftarına yakışır şekilde atasını ziyaret etmiş,tezahurat şaçmalığına hiç bulaşmadan efendice törenden ayrılmışlardır.
hepsini tek tek tebrik ediyorum,cansınız.
malum ''zam'' sonrası, bakkal amcanın süpersonik zekasıyla zengin olma yolunda attığı adımlar bütünüdür. şöyle ki;
bir süre önce görünür alanda sigara satma yasağı ile tütün reyonlarının gözönünden kalktığını biliyorsunuz. içtiğiniz sigara, çeşitleri olan bir sigaraysa; örneğin winston slim mavi gibi, onu vermeden mutlaka başka bir sigara çıkartılır oldu. google ın bunu mu demek istediniz demesi gibi.
oysa önceden işaret etmek kafiydi.
sonuç olarak var mı yok mu bilemediğimiz için satıcının söylediğine inanmak zorundayız artık. seçme hakkına bir nevi sekte vuruldu mu vuruldu.
şimdi zam da geldi. e bakkal amca bu zammı karsız atlatır mı?
elinde fazla olan ya da az giden sigaraları satıp sizin istediğiniz sigaraya yok,kalmadı diyerek zamlı fiyattan iteleyerek en akıllı esnaf ödülünü alacak.
kendisine başarılar diliyorum.
zira kendisine yapılan '-ver hadi zamlı fiyattan ver' teklifi karşısında '-aa 1 karton varmış' tepkisiyle 'en iyi yalancı' ödülüne de benim tarafımdan layık görülmüştür.
yaratılış sebebin yenilerek tüketilmek işte nedir bu baş kaldırı, isyan, ağlama tripleri falan anlamıyorum. ağızda bıraktığı koku bir manyak, doğraması bildiğiniz manada zulüm, pişirdiğinizde ortalığa saldığı buhar ayrı bir ibretlik.
soğan deyip geçmiyorum; işlenip kimyasal ve biyolojik silaha dönüşebilir.
Kadınlar için makyaj temizlerken ayna önünde geçirilen o 5 dakikalık zamanda gerçekleşen bu yüzleşme; erkekler için traş esnasında olsa gerek.
Ne tuhaf histir o, ne aldatıcıdır hatta sahtedir. Aslında belki gerçek olan odur bilemiyorum ama topluma karıştığınız anda yüzünüze taktığınız o maske yoktur aynada.
Saf desem değil aksine sinsi bir ben görürüm ben aynada. Bu ara çok yapar oldum bunu amaçsızca. elime birşey de geçmiyor hani kendimle yüzleştim falan desem o da değil. içten içe bir tedirginlik, bir korku hali sarıyor içimi.
Velhasıl korkuyorum gözümün içine bakmaya. Acep çok kötü biriyim de benim mi haberim yok?
abazanlığın sadece erkeklere has bir durum olmadığından mütevellit; her türlü çabayı sarfettiği halde başarılı olamamış, hüzünlere gark olmuş yazarın sarfettiği cümledir.
ukte veren yazarın ekleği notun ki bu içeriğe göre değişir; yazar üzerinde yarattığı 'ya istediği performansı sergileyemezsem' sıkıntısıdır.
ukteyi ne zaman tıklasam doldurmaya değer her uktenin altında;
-hadi bakalım göster kendini!
-patlat bişeyler...
-beceremeyeceksen hiç elleme!
gibi notlara rastlıyoruz sevgili yazarlar.
sözün özü; amaç bilgiye ulaşmaksa kastırmayın da dolduralım şunları.
insanlık hali tabi; bugün hafif meşrep yarın rahibe gibi hissedebiliyor insan.olay ruhunun esiri olmamaktan geçiyor. ola ki ''vay bugün çok kaşarım''modunda seyreden ruha kapılırsanız; yarın rahibeye büründüğünüzde ziki tutmuş olabilirsiniz.*
hazır sözlük meteoroloji istasyonu kıvamına gelmişken soğuktan donan yazarları kızdırma başlığı.
ama yalan da değil hava gayet güzel seyrediyor şu an antalya'da. ortalık cıvıl cıvıl güneşli, etrafta yakışıklı erkekler ve çıplak turistler falan var. o derece.
şöyle bir çeki düzen vermeyi anlarım ama her gün toplayıp üzerini gereksiz örtü ve kırlentlerle donatmanın mantığını bulamıyorum.
annem olsa''e yine acıkacaksın yeme o zaman'' derdi.
çerçevesi iş, ev, kimi zaman dostlarla bir yerlerde oturmak olarak sınırlandırılmıştır. küçük yaşlarda kalan o kocaman, keşfedilesi dünya; 2 km lik alanda git gel ile küçücük kalıvermiştir.
işte biz buna büyümek diyoruz; hayalleri gömerek büyümek.
yaşadığı fiziksel acı şöyle dursun; utanç içinde derdini anlatan, diğer taraftan kocasının başına bir şey gelmesin diye onu korur nitelikte yalanlar sıralayan kadındır.
suçlu,haklı aramaksızın; canlıya şiddetin her türlüsüne karşı olan kişiler için üzüntü kaynağıdır.*
dün geceden beri derinliklerinde boğulduğum mutluluk ve huzur denizidir.
hasta olmam hasebiyle ilgi, alaka ve her türlü gıda takviyesini eksik etmeksizin kendisini hissettiren davranıştır.**
spor salonlarını sosyal çevre kurmak* amacı ile kullanan tiplerdir.
süzülerek ortalıkta dolaşır, kesinlikle terlemezler. yüzlerindeki kırmızılık,bol makyaj ve allıktan kaynaklanır.
10 kiloluk tiki çantasını kolunda rahatlıkla taşırken; iki kiloluk ağırlığı taşıyamıyormuş numarasıyla, gözüne kestirdiği erkekleri yardıma çağırırlar.
spor yapıyormuş izlenimini verdikten sonra, dinlenme bahanesiyle sohbete* başlarlar.
ellerinde mutlaka pipetle içilen bir içecek bulunur ki; içerken 'çok seksiyim' izlenimi verebilsinler.