insanı çocuk zırıltısına doyurur. 150 hasta bakarsın 140ı üst solunum yolu enfeksiyonudur.
5 gündür öksürüğü olan çocuğu acile getirir. acil şartlarında basit üst solunum yolu enfeksiyonlarını reçete edersin, yine de yaranamazsın. viral bu solunum yolu enfeksiyonu dersin, annesi babası seninle kavga eder neden antibiyotik yazmadındaa diye. güç ve sabır isteyen bir iş pediatrist olmak.
bu saatte hasta gelmiyor onlar gelmeden yazayım dedim hacılar
6 yıllık tıp okumak gibi bir eziyete katlanan biz insancıklara müstehaktır efenim.
Gündüzleri intörnlük çilesi,yani doktorluk + hemşirelik + personellik yapıyorum. boşluklarda ve akşamları zorunlu ihtiyacımın olmadığı her an ders çalışıyorum. sonra neden doktorlar mutsuz diyorsunuz. sosyal hayatım yok ki.
şartlar sizi zorunda bırakıyor bir şeylere. en azından türkiyede işler böyle. 6 senelik zorlu eğitim sürecinden sonra seni pratisyen yapıyorlar. zorunlu görev yapacaksın yoksa diplomanı vermiyorlar. 6 yıl okuyosun ama devlete 2 yıl doğu görevi yapmadan hak edemiyorsun. pratisyenken rüzgarda uçan yaprak misali nereye sürüklerlerse oraya gidiyosun. bazen uzmanı olmayan bir acile atıyorlar, bazen bir ambulansın içine. günde 200 hasta baktırıp aylık 3 bin lira maaş veriyorlar sonra doktor maaşı çok diyorlar bide dövüyorlar.
bende bari bir alanda spesifikleşelimde belki ordan bir cacık oluruz diyenlerdenim. asistanlık çilesini göze aldım yani. ancak çok bunalımdayım dostlar. keşke 6 sene önceye gidebilsemde hiç tıp yazmasaydım. ailenize eşinize dostunuza söyleyin. biraz yaşam sevinçleri varsa tıp yazmasınlar yoksa bende olduğu gibi yaşam sevinciniz kalmıyor.
tayyip erdoğan'ın söylediklerinin halkta izini anlayabileceğiniz klinik efenim. millet hakikaten en az 3 doğuruyor. iyi ki 5 dememiş böyleyken zor yetiyoruz.
asla bitmez gibi görünen tıp sınavların sonuncusudur. yorgun zihinlerin birazcık olsun dinlenme umududur. hiç dinlenemeyecek olsada..
ilk 3 sene çekilen komite sınavları hatırlanmaz belki ama 4. ve 5. sınıftaki stajerlik döneminde çekilen sözlü sınav çilelerini hiç bir doktor unutamaz. sözlü sınav stresini çekmeyen bilmez dostlar. binlerce sayfayı tekrarlarca okumak, papağan gibi yapılan ezberler, sınav hastam iyi olsa bari diye temenniler, umarım kolay hocalardan girerim sınava düşünceleri, sözlüde hocaların abuk subuk soruları, ezmesi , azarlaması, sövmesi v.s.
işte bunların bittiği, internlik çilesinin başlayacağı zamandır. ama sınav yok ya birde son sene artık. nasıl olsa geçer be. ha bide tus var. oda başka bahara artık.
1982 yılında kurulduğunda adı selçuk üniversitesi olan ve geçen sene 2012de adı önce konya üniversitesi ve sonra ne hikmetse necmettin erbakan üniversitesi şekilde değiştirilen üniversiteye bağlanan konyanın en köklü hastanesidir.
selçuk üniversitesinden ayrılmasıyla kan kaybeden, yurt dışında prestiji kalmayan fakültedir.
ayrıca selçuk üniversitesi diye eğitime başlayan öğrencilerine necmettin erbakan üniversitesi adıyla diploma veren, itiraz hakkı bile tanımayan üniversitenin fakültesidir.
en iyi kliniğini bilemem ama genel cerrahi kliniği en iyi 5 kliniği arasında bile olamaz. genel cerrahi kliniği 65 yaş üstü hocalarını geri toplamakta, ünlü hocalarını kaybetmektedir.
bilindiğinin aksine duyguların orijini kalp değil beyindir o sebepten kalp nakliyle insanın kişiliğinde ve duygularında herhangi bir değişim gerçekleşmez.
teknik olarak esasen bypass ameliyatından bile kolay olan bir ameliyattır ancak ameliyat sonrası dönemde hastanın takibi ve prognozu çok yüz güldürücü olamayabiliyor. türkiye'de sayılı merkezde yapılabilen bir ameliyattır. ancak şüphesiz ki bu ameliyatı ilk yapan yer olan siyami ersek eğitim araştırma hastanesi bu konuda en iyi olan hastanedir.
ön sevişmenin çok uzun tutulmayacağının göstergesidir.
belki de uzun zaman olmuştur kim bilir. belki bi bakarsın oda hazırdır, ıslaktır, senden daha çok arzuludur.
dillere destan olacak ve kesin hardcore tadında geçecek sekstir efenim.
diğer bölümler gezerken eğlenirken, severken, sevişirken sabahtan ta anasının amı saatine kadar ders çalıştıkları için, bir şeylere çabalayan insanlar oldukları için ve can kurtardıkları için oluşan egodur.
siz bu ego mühendislerde yok mu sanıyorsunuz? hukukçularda yok mu sanıyorsunuz?
nedir bu doktor düşmanlığı anlamadım ki?
günde 200 hasta bakmak zorunda kaldıkları sistemde doktor seninle yeterince ilgilenmediği için mi bu egoya sahip olduğunu düşünüyorsun?
Yazık.
bugün bulunduğum fakültede çıkmış menüdür.
eyvallah milli şuuru uyandırdığını düşünen arkadaşlar vardır ama olaya biraz daha kapsamlı bakmak gerektiğini düşünüyorum.
bizim okulun bir yemekhanesi var allah sizi inandırsın adamlar 2 güne 1 makarna yapıyor. yanında çorba bi tane de kıytırık yemek. biz zaten bununla cebelleşiyoruz a dostlar. kuruşun hesabını yapan okul ve yemek şirketi için bu 18 martta buğday çorbası ve üzüm hoşafı fikri bir fırsat gibi algılandı istismar edildi resmen. sonuç ne oldu tüm okul çevredeki fastfoodculardan beslendi bugün.
şimdi ben böyle konuşuyorum diye fikirlerimi kendi hayal dünyalarında alıp istedikleri çerçeveye koyanlar muhakkak ki olacaktır. biz geçmiş senelerde o okulda bir topluluk kurduk. her 18 martta etkinlik yaptık. kimse hatırlamazken 4 sene boyunca biz hatırlattık çanakkaleyi o okula. ve her sene biz bugün verilen menüyü tüm okula ücretsiz dağıttık. çanakkale'deki menü gibiydi. şekersizdi hoşafımız,buğday lapasınında tuzu yoktu.
şimdi ne diyordum ben yemek şirketleri bu durumu istismar etti. madem birazcık anlamak istiyordunuz çanakkaleyi bir program düzenleseydiniz ya ? parasını aldığınız yemek yerine bu menüyü vermek neyin nesi?
diğer üniversitelerde farklıdır. benim üniversitemi ben biliyorum. 10 kasımı bir kez olsun hatırlamayan okul, cumhuriyet bayramını hatırlamayan okul, milliyetçileri öcü gibi gören okul 18 martta bize yemekhanede çanakkale menüsü diye ad ettiği şekerli hoşaf ve yağlı buğday çorbası vererek mi bize çanakkale şehitlerini anlattı?
ne olursunuz bu kadar basit düşünmeyin kardeşlerim.
tanım: şekerli üzüm hoşafı ve yağlı buğday çorbasından oluşan sözüm ona çanakkaleyi bizi hissetmemizi sağlayan menüdür. yersen.
ne garip değil mi sözlük insanın böyle bir duruma düşmesi.
ben bir kızla tanıştım internetten. muhabbet etmeye başladık. o kadar iyiydi ki muhabbetimiz birbirimize numaralarımızı verdik. aradık sorduk birbirimizi ve sonra her gün konuşmaya başladık. farklı şehirlerdeydik ve farklı hayatlarda. dün onunla buluştum. hayatımın aşkıyla. ve o da uludağ üniversitesinde. ilk kez bursada olmak istedim.
oysa ne garip ben zamanında bir sürü kız tanıdım. şuanda da etrafımda dolu kız var. güzeli-çirkini,uzunu-kısası,şişkosu-sıskası hepsinden var. ama ben o tanrısal hissiyatı bu kızda duydum. olabiliyormuş sözlük. internetten tanışınca önce kişiliğini tanıyormuşsun ve sonra yüzünü görüyormuşsun. tabi niyete göre.
hayat şimdi güzel. ben aşk sarhoşuyum belki düzensiz bu yazım belki değil ama seviyorum lan sözlük seviyorum!
tanım:hiç olmaz dediğimiz ama gerçekleşebilen durum.