Sunwalker
380 (Tsubasa Ozora)
yedinci nesil silik 11 takipçi 45.76 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    camelot unchained

    1.
  1. Benim gibi eski Daoc oyuncularını heyecanlandırmış olan, içerisinde pve barındırmayan, proje aşamasındaki mmorpg oyunudur. Projenin hayata geçmesi için kickstarter eventi başlatmış yapımcılar, desteklenesidir. (bkz: camelotunchained.com)
    0 ...
  2. iyilik ve kötülük var mıdır sorunsalı

    1.
  3. Dünya işleyişindeki en önemli değerlendirme kriteri olan iki sıfatın aslında var olup olmadıklarına yönelik sorunsaldır.

    Felsefeyle ilgilenenlerin bazılarının dediği gibi iyilik ve kötülük; görece kavramlar mıdır; izafi midirler? Yani herhangi bir kavram, bakan kişinin görüş açısına, zihinsel temellendirmesine ve tecrübesel edinimlerine göre iyi yada kötü yanda görülebilir mi?

    Kötülük; Holywood filmlerinde üçgen vücutlu, adonis kaslı, yakışıklı akörlerce yada uzun bacaklı, dolgun göğüslü, seksapalitesi tavan yapmış aktrislerce oynanan dünyaya türlü oyunlarla hükmetmek için insanoğlu tarafından kutsal sayılan her olguyu görmezden gelen güçlü, zeki, yaratıcı, korkutucu, tehlikeli ve olağan dışı uyarıcı etkilere sahip karakterlerin kimlikleri mi dersiniz?

    Kötülük; sonunun insanoğlu tarafından getirilebileceğinin bilincinde olan, kutsal kitaplarda şeytan olarak adlandırılan metafiziksel bir boyuta geçmiş, yaşayan gerçek bir varlığın kimliği mi dersiniz?

    Peki ya iyilik? iyilik nedir?

    Hayır; iyilik kutsal kitaplarda okuduğumuz ve bazılarımıza can sıkıcı ve renksiz gelen bir nutuk değildir.

    Hayır; iyilik boğucu, nedensellikten yoksun kurallar, kanunlar zinciri olarak da nitelendirilemez.

    Hayır; iyilik korkunç tanrısal tehditlerden korunmak için yapılması zorunlu olan davranışlar da sayılmamalıdır.

    Zorunluluk ve zorlama duygusu ile oluşmayacak olan iyiliğin var oluşuna; öncelikle iyiliğin gerekliliğine inanmakla başlayabilir insan. Peki dünyada kötülük olarak adlandırılacak herhangi bir eylem olmasaydı şayet, iyilik olarak adlandırılacak eylemler gerekli olabilirmiydi?
    11 ...
  4. saraylara layık simit

    1.
  5. Evet sözlük, son günlerde sigara kullanmıyorum. Bu yüzden iştahımda önlenemez bir yükseliş söz konusu. Açken bir fili yiyebileceğimi düşündüğüm anlar bile oluyor. Durduk yere aklıma kırk türlü yiyecek düşüyor, obezite başlangıcına sebep olan sigara bırakma sendromu yaşıyorum sanırsam. Tıpkı ergenlik çağındaki bıçkın bir delikanlının gün boyu kızları düşünmekten kendini alıkoyamaması gibi otomatiğe bağlanmış bir durum söz konusu.

    Damarlarımda nikotinin dolaştığı günlerimde doğru dürüst kahvaltı etmeyen biri olarak, artık uyandığımda "ulan bugün kahvaltıda ne yesem" diye düşünmekteyim. Bu sabahta nereden aklıma estiyse midemdeki holigan taraftarlar "simit, simit, simiiittt" tezahüratıyla inletti ortalığı, taraftara sırt çevirmekte olmaz pek tabii...

    Uğruna yolumu hayli uzatıp adımlarımı "simit sarayı" adlı mekana yönlendirdim. Tezgah arkasında sabah kalabalığından mütevellit tatlı bir koşuşturma yaşanmaktaydı fakat bu benim zerrece umrumda değildi çünkü ben uzun zamandır görüşmediğim bizim bildik, tanıdık, gevrek, pişkin simidin; tıpkı bir teletabi gibi renkten renge girmiş versiyonları ve çeşitlendirilme adı altında uğradığı defermasyon karşısında şok geçirmekteydim. Ulan çikolatasından tut, kakaolusuna kadar...

    Öğrencilik günlerimin tavuk dönerle beraber emektar yoldaşı olan simit yabancılaşmıştı bir anda gözümde, içerisine serpiştirilmiş katkı maddeleriyle ve kazandığı yeni şekliyle sanki bir simit değildi, sanki başka bir şeydi gördüklerim. Poğaça şeklindeydi kimisi, kimisi somun ekmek kıvamındaydı, kimisi ovaldi... işte tam o esnada tezgahın en zor görünecek kısmında gördüm ve tanıdım eski yoldaşımı, bakışlarımı yoğunlaştırdım üzerinde. O bildiğimiz simit yani şimdiki çeşitlendirmelerin asıl kaynağı olan simit, simit kültürünü * bu ülke insanlarına sevdiren simit, tezgahın tenha bir köşelesinde kaderine terkedilmişti. Tıpkı süslü çeşitlendirmelerine tercih edilmeleri için bayağılaşırılan diğer değerlerimiz gibi o da almıştı materyalist uygulamalardan payını.

    Lakin ahde vefa esastır. Aldım gevrek simidimi *, süsledim kendilerini en iyi arkadaşı eski kaşar peyniri ve çay ile...
    3 ...
  6. aralik ayinda sigara stoklayacak tiryaki

    1.
  7. Akp hükümetinin olası sigara zammına karşı elinden geldiğince tedbir alacak tiryakidir. Benim gibi mahalle bakkalıyla arası da iyiyse ay başında ödemek kaydıyla veresiyeden bir rövaşata atabilir.
    2 ...
  8. değiştikçe değişmemişleri arar olmak

    1.
  9. Benim gibi otuzlu yaşlarını yaşamaya yeni yeni alışmaya başlamış bünyeler için keşmekeşten öte bir durum olmasa gerek diye hayıflanmaktan kendimi alamadığım durumdur. Garip bir haleti ruhiyedir velhasıl kelam.

    insanoğlunun sırtına hayat diye adlandırılan döngü tarafından yüklenen sorumlulukların, her kuşakta değişime uğruyor olması ve bu kuşak kavramının yıldan yıla daha kısa parametrelere indirgenmiş durumda olması kafa kurcalıyıcılıktan ziyade hayret uyandırıcıdır da aynı zamanda ey sevgili sözlük. Bu hayret uyandırıcılığın tek sebebi pek tabii sadece değişen sorumluluklar değil, günümüzde yetişmekte olan yeni kuşağın beğenileri, değer yargıları ve hayat temellendirmeleri de buna etmendir.

    Sanki uzaklardan çok uzaklardan bir el gelmişte ülkemi baştan aşağıya değiştirmiş gibi hissediyorum.

    Artık kimseler topaç çevirmiyor, kimse kafçik kavgası yapmıyor, kimse niyet çekmiyor, kimse mahalle maçı yapmıyor, kimse paylaşmayı öğrenmiyor, kimse grup olamıyor, kimse birbirini kollamıyor, kimse farklılıkları tölere edebilme seçeneğiyle tanıştırılmıyor... Yetişmekte olan her genç dijital gerçekliğe(!) inatla ve azimle yönlendiriliyor. Akıllı telefon sahibi olmaları, tablet kullanmaları, laptoplarının olması, kablosuz internet bağlantısına ulaşımlarının olması sanki nefes almaktan sonraki en büyük ihtiyaçları olmuş yeni neslimizin.

    Teknolojinin insan doğasına yüzde yüz uyumlu olduğunu hiç bir zaman kabullenememiştim, uzaktan kumandanın olmadığı zamanlarda sıcacık yataktan kalkıp kanal değiştirmek için televizyonun başında dikilmem belki şu an daha az tembel olmama neden olmuştur.

    Kuşak çatışmalarında kural bellidir; insan kendinden önceki nesli "bilgisiz ve cahil" olarak, kendinden sonraki nesli ise "sorumsuz ve düşüncesiz" olarak tanımlar. Ama an itibariyle ben genç insanımızı tanımlayamıyorum. Bu kadar çok bölünmüşlükle ve materyalist tutumla bu ülkenin gençliği daha önce karşı karşıya kalmamıştır. Etrafım büyüklerine bayram ziyaretine gitme sözkonusu olduğunda oflayıp puflayan gencecik insanlarla dolu be sözlük. Bayramlaşmaları da utanmasalar twitterden yada facebooktan yapacaklar.

    Bu ülkenin her ferdinin insan hayatını kolaylaştırıcı yenilikleri yaşamlarında uygulamaya hakkı olduğu kadar geçmişten günümüze miras kalmış, bizi biz yapan, bu ülke insanını diğer ülke insanlarından ayıran niceliklere karşı da sorumluluğu vardır.

    Günümüz türkiyesine bakın, her platformda bir bölünmüşlük, bir çekişme bir didişme mevcut. Şakirdi, kürtçüsü, Atatürkçüsü, tayyipçisi, fenerlisi, galatasaraylısı, alevisi, sünnisi, sağcısı, solcusu, ulusalcısı, tatlı su hümanisti vs... vs... Onlarca etiket bireylerin üstüne şu veya bu şekilde, birey kabul etse de etmesede durmaksızın yapıştırılıyor fakat daha arkadaşlarıyla bir mars oynamak kadar grup olabilmeyi yaşamamış gençlerimiz bu parçalanmayı at gözlükleri gözlerinde, kan dökme hırsı kafalarında, intikam(!) aldığı günün hayali zihninde izliyorlar. Bana da bir kaç etiket yapıştırmaya çalışacaklardır eminim sözlük, lakin insanımızı ambalajlayıp bu etiketleri piyasaya sürenler, boğazımıza girmesi gereken lokmaları daha fazla ve gizlemeksizin çalmaya başladıklarında acı gerçekleri anlayacaklardır.

    Konu da nereden nereye geldi, işin özü şu sözlük; "ağaç yaşken eğilir". Bir sonraki kuşağın daha az bölünmüş ve daha az materyelist olması dileğiyle...
    4 ...
  10. horoz döner

    1.
  11. Alternatif isim arayışına örnektir.

    Düşünün; sizcede tavuk döner olarak yediğimiz şeyin içerisinde hiç horoz eti yok mudur? Bence yüzde yüz vardır, hiç olmadı %15'i horoz etidir. *
    Peki bu dönerin içerisine lezzet katmakta olan horozların hakkı neden yenmektedir? Neden "horoz katkılı tavuk döner" yada ne bileyim "horozuda var tavuğuda döner" olarak adlandırılmamakta, bütçesi kısıtlı insanlarımızın ve özellikle çilekeş öğrenci kesimimizin karnını doyuran bu yegane yiyeceğin bütün başarısı dişiye mal edilmektedir? Negatif ayrımcılığa karşıyız efendim.

    Sözlük aracılığıyla bereket olsun, banvit olsun, şenpiliç olsun bütün döner imalatçısı firmalara sesleniyorum, dönerin içine kattığınız horozların hakkını teslim edin arkadaş. *
    3 ...
  12. pastanızda resminizi görmek ister misiniz

    1.
  13. Pasta ustalarının aynı zamanda ressam da olduğu pastanelerin potansiyel müşterilerin ilgisini çekmek için kullandığı slogandır.

    Bu güzide pastanelerimizde çalışan ustalarımız müşterilerinin portrelerini bir picasso edasıyla pastaların üzerlerine resmektedirler.

    Yalnız son zamanlarda asi gençliğin, nü çalışma istemeleri yüzünden zor günler geçirdiklerine dair de duyumlar ortalıkta dolaşmaktadır. iş bu gençler doğum günü pastalarına erotizm çağrışımları serpiştirerek, yapacakları doğum günü partisine farklı atraksiyonlar katmanın peşinde olabilirler.

    Lütfen bu saygıdeğer ustalarımıza sahip çıkalım, olur olmadık şeyler beklemeyelim kendilerinden. Adamın işi pasta yapmak.

    Ha unutmadan, birde dijital teknoloji kullanarak "fotoğrafınızı pastanın üzerinde görmek ister misiniz?" sloganına bağlı kalan pastaneler vardır, bu pastane ustaları kolaya kaçmayı seçikleri için ressam ustalar kadar rağbet görmemektedirler. Yine de pastaları lezzetli olabilmektedir.
    3 ...
  14. biscolata erkeklerini kıskanmak

    1.
  15. body buildinge başlama sebebi olabilecek histir.
    2 ...
  16. sigara içen liselinin yaşadığı harçlık sorunu

    1.
  17. Bir paket sigaranın en az 4,5 TL olduğu göz önüne alındığında, günümüz liseli gençliğinin yaşamaktan kolay kolay kurtulamayacağı kronikleşmiş sorunlarından biridir.

    Bu arkadaşlar sigaraya para ayırabilmek için; az çorbaya ekmek banar, sigara içmeyip lahmacun yiyebilen arkadaşına "ucundan kırsana lan banada" diye yalvarır, kız arkadaşıyla parkta pinekler, otobüse bilet atmadan binebilmek için kırk türlü cambazlık yapar fakat sigarayı bırakmaz çünkü sigaranın okuldaki karizmasına kattıklarından asla vazgeçemez.
    2 ...
  18. kadının tecavüze uğrama ihtimalini artıran şeyler

    1.
  19. tecavüze uğrayan atların,eşeklerin,ineklerin bu ihtimali nasıl azaltabileceği sorusunu kafalara getiren şeylerdir. *
    34 ...
  20. eşcinsellerin bütün dünyayı manipüle etmesi

    1.
  21. Şahsım adına ben eşcinseller tarafından manipülasyona maruz kaldığımı düşünmemekteyim. iki erkeğin yada kadının birbirini tatmin etme uğruna insan doğasına aykırı davranıyor olması diğer insanların sorun edebilecekleri bir durum değildir.

    Ayrıca manipülasyon işini dünya çapına taşıyabilmiş olan eşcinsellerin ABD, Brezilya, ispanya, Portekiz, Güney Afrika, isveç ve Norveç dışındaki tüm ülkelerde yasal * olarak tanımlanmamış olması da düşündürücüdür.

    Kısacası daha dünya çapında adam yerine bile konulmayan kişilerin yapacağı manipülasyondan etikelenebilmek için homofobik olmak gerekmekte.
    3 ...
  22. unutulmak istenen üniversite anıları

    1.
  23. Öğrenci işlerinden Ek-G belgesi alınması gerekmektedir. Öğrenci işlerinde ağır bir parfüm kokusuyla bezenmiş, süslü bir hanım kızımızla karşılaşılır.

    Öğrenci işlerindeki kız: öik
    Ben: b

    B: Merhaba
    öik: Merhaba
    B: ek-g belgesi almak istiyordum, yoklama kağıdım gelmiş.
    öik: numaranızı alabilir miyim?
    B: bik bik bik *
    Akabinde öğrenci işlerindeki kızın bilgisayarla verdiği mücadele onbeş dakika kadar izlenir, izlenir, izlenir...

    B: Daha sürecekmi acaba?
    öik: Size öğrenci belgesi versem olmaz mı?
    B: hayır olmaz, şubeden ek-g isteniyor.
    öik: hmm, peki

    Akabinde öğrenci işlerindeki kızın bilgisayarla verdiği ikinci mücadele onbeş dakikadan daha uzun süre izlenir, izlenir, izlenir... Ama bir türlü ek-g oluşturulup verilemez

    Öik: off, ben size öğrenci belgesi vereyim
    B: Olmaz dedim ya, şube kabul etmiyor
    öik: yaa ama bana daha ek-g nasıl çıkartılır göstermediler.
    B: Mavi ekran!!!
    7 ...
  24. kızlarda erkekler beni sadece düzmek istiyor tribi

    1.
  25. kıt bakışlı hatun kişilerin tribidir. zira bu hatun kişilikler, bacak aralarındaki organın sunacağı zevkten başka, bünyelerinde erkeğin ulaşmaya çaba göstereceği kadar önemli başka bir değeri barındırmadıklarını bilinç altlarına işlemişlerdir. Böyle düşünmelerine sebebiyet veren erkek davranışlarının günümüzdeki sıklığı kendilerini haklı çıkarmaları için yeterli bir sebep değildir. *
    3 ...
  26. türkiye de yapılacak en iyi iş

    1.
  27. Etiket sektöründe faaliyet göstermektir. Fabrikanızda üreteceğiniz laikçi, şakirt, kürtçü, türkçü etiketleriyle rahatlıkla köşeyi dönebilirsiniz. Tabi tasarım da önemli. Hem kadınlarımızın hem erkeklerimizin zevkine hitap eden tasarımlara imza atmanız gerekli. Malum bu etiketleri başkalarına yapıştıracak olanlar, tıpkı günümüz dünya düzeninin sömürülmesi gereken ülkelere enjekte ettiği başkalaştırma akımına uydukları gibi aynı dünya düzeninin tüketimi körükleme amacıyla kullandığı modayı da yakından takip etmektedir.
    2 ...
  28. çocukluğumuzun unutulmaz tatları

    1.
  29. Çocukken tükettiğimiz fakat bugün tüketildiğinde aynı tadı alamadığımız yada piyasada artık bulunmayan lezzetlerdir.

    Çocukluğumda içtiğim elvan gazozun tadı buna örnektir.*
    3 ...
  30. afganistana demokrasi götürmenin sonuçları

    1.
  31. 7 ekim 2001 günü amerika birleşik devletlerinin 11 eylül olaylarını bahane ederek terörle mücadele programı kapsamında afganistan da başlattığı silahlı saldırı. 4.000 `den fazla sivil kaybı (bu sivil kayıpların sayısı; savaştan doğan kıtlık nedeniyle oluşan açlık, salgın hastalıklar, yaralanma sonucu ölümler hariçtir) ve afganistan üzerindeki uyuşturucu üretiminin %3000 artışı ile sonuçlanmıştır.

    bölgeye halen vaad edilen demokrasi götürülememiş, yaşayan halkın insancıl hakları milletler cemiyeti tarafından sağlanamamıştır. afganistan an itibariyle dünya coğrafyasının uyuşturucu ihtiyacını karşılamada kullanılan bir numaralı üretici konumundadır.
    1 ...
  32. nutella ve karınca deneyi

    1.
  33. işi gücü bizleri şaşırtmak, bu dallamaların başka işleri yokmu dedirtmek olan isviçreli bilim adamlarının son yaptıkları çalışma neticesinde rakamsal verilerle açıkladıkları ilişkidir.

    bu araştırmanın sonuçlarına göre;

    * normal beslenen bir erkek işçi karınca kendi ağırlığının 50 katını kaldırabiliyorken, nutella ile beslenen bir karınca kendi ağırlığının 83,8 katını kaldırabilmektedir. buda nutellanın kaldırma gücünün açık bir ispatıdır.

    * normal beslenen bir kraliçe karınca günde ortalama 25.000 - 35.000 yumurta yumurtlayabilirken, nutella ile beslenen bir kraliçe karınca günde ortalama 38.812 - 54.175 yumurta yumurtlayabilmektedir.

    * normal beslenen bir erkek karıncanın ömrü ortalama 7 yıl iken, nutella ile beslenen bir erkek karıncanın ortalama ömrü 9,75 yıldır.

    * normal beslenen bir kraliçe karıncanın ortalama ömrü 15 yıl iken, nutella ile beslenen bir kraliçe karıncanın ortalama ömrü 17,15 yıldır.

    araştırmayı yapan isviçreli bilimadamları bu bilgiler ışığında söz konusu araştırmayı insanlar üzerindede yapacakalrını bildirmişlerdir. nutella sayesinde erkeklerin kaldırma, kadınların doğurma gücünün arttırılabileceği ve iki cinsin de ömürlerinin uzatılabileceğini düşünmektelermiş.*
    2 ...
  34. islamda laikliğin yeri

    1.
  35. Günümüzde din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, kişiye din ve vicdan hürriyeti tanınması olarak tanımlanan laikliğin, müslümanlıktaki uygulamasıdır.

    öncelikle laiklik kavramının doğuşunu gözden geçirmekte fayda vardır. Laiklik kavramı roma imparatorluğu literatüründeki "redde caesari quae sunt caesaris, et quae sunt dei deo" yani "Sezarın hakkı Sezar`a, tanrının hakkı tanrıya" söylemiyle tarihteki yerini almıştır.

    Bu söylem Hristiyanlığın yayıcısı Hz. isa peygamber tarafından, romaya vergi vermenin günah olup olmadığını soran inananlarına cevaben kullanılmıştır. Tarihte bilinen ilk laik söylemdir.

    Hz. isanın böyle bir yaklaşımda bulunmasının asıl sebebinin, o çağlarda eşitlik düzeniyle uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmayan roma düzenine karşı, Hirsityanlık gibi insanlar arasında eşitliği paye edinmiş bir dinin yayılmasına siyasi otorite olan roma imparatorluğu tarafından izin verilmesi isteği olduğuda söylenmektedir.

    Velhasıl kelam, siyasi otoritenin zaman içinde zayıflamasıyla, aynı hristiyanlığın Papalık düzeni vasıtasıyla devletlere hükmettiği, bilimsel ve sosyal araştırmalara kilise ve tanrı adına yasaklar getirdiği, kralları afaroz edebildiği, toplumsal düzenden hukuksal düzene bir çok konuda kendini tek otorite kıldığı, müslümanlara karşı haçlı savaşı ilan edebilecek derecede egemenlik sahibi olduğu da ayrı bir tartışma konusudur.

    Martin Luther, Jean Calvin gibi aydınlar ve dönemin ingiltere kralı VIII. Henry (bkz: Anglikanizm) tarafından gerçekleştirilen reform hareketleri neticesinde imzalanan Augusburg Antlaşması ile Papalık düzeni gücünü yitirmiş ve hristiyanlıkta yeni mezhepler ortaya çıkmıştır. Mezhep bölünmesi öncesinde ve sonrasında Avrupada bir çok savaş çıkmıştır (bkz: Otuz Yıl Savaşları)

    Buradan özetle denilebilir ki Avupa medeniyeti bugün tahsis ettikleri laik düzeni kurabilmek için oldukça ağır bedeller ödemiş, bir çok katliamla yüzyüze kalmışlardır.

    islamiyetin doğup yayıldığı coğrafya ise Hristiyanlıktan son derece farklıdır. Hz. isanın dinini yaydığı coğrafya üzerinde Roma imparatorluğu gibi zamanın süper gücü olan, teknoloji ve bilimde son derece ilerlemiş, askeri ve ekonomik olarak hiç bir sıkıntısı olmayan, kast sistemine dayalı bir sosyal düzeni olan çağın en gelişmiş devleti bulunmaktaydı.

    Oysa Hz. Muhammetin dinini yaydığı coğrafya üzerinde bırakın süper güç olmasını bir devlet bile yoktu. Bu sebeple Hz. Muhammet yalnızca dini yaymakla değil, yaşadığı coğrafya üzerinde sağlıklı işleyişe sahip bir devlet kurmaklada uğraşmıştır. Yani bu demek oluyorki Hz. Muhammetin peygamber sıfatından ayrı olarak devlet adamlığı sıfatıda vardır. Peki Hz. Muhammetin yaydığı din olan islamiyette devlet düzeniyle ilgili ne mevcuttur?

    Efendim, kuranı kerim bir siyaset yada hukuk kitabı değildir. Kuranı kerimde toplam ayet sayısı 6236dır (halk arasında bilinen 6666 sayısı yanlıştır, basılan mushaflar 6236 üzerinden numaralandırılmıştır). Bu 6236 ayetin yalnızca evet yalnızca 55 (ellibeş) adeti hukuki nitelikte olup bu ayetler aile ve borçlar hukukuyla ilgilidir. Kurân ve Sünnet`in ortaya koyduğu değişmez kanunlar, temel ve çerçeve kanunlardır (Yönetimin danışma ile olması, akitlerin karşılıklı rızâya dayanması, adâletin ve dengenin korunması gibi.)

    Hz. Muhammet` in devlet adamlığı dönemi incelendiğinde karşımıza bir cihat olgusu çıkmaktadır, bu cihat olgusu kurulan devletin genişlemedeki ateşleyici gücü olmuş, peygamberin vefatının ardındanda halifeler tarafından önemi muhafaza edilmiştir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki, her ne kadar cihat din adına yapılıyor olsada genişlemenin aynı zamanda sosyal ve ekonomik düzenede yansımaları olmuş ve bu yöndeki bazı ihtiyaçları karşılamıştır.

    Halifenin devlet başkanlığı yaptığı özellikle çok dinli (bkz: Osmanlı Devleti) devletlerde din adına herhangi bir zorlama olmamıştır, devletin çatısı altında yaşayan insanlar ne yaşantı olarak nede ekonomik olarak islami usullere uymaya zorlanmamıştır, bilim adamları ve ulema kesim Papalık düzenindeki gibi dinsel baskıya maruz kalmamıştır (bkz: ibn-i Haldun un evrim teorisi)

    Buradan hareketle söylenebilir ki Hilafet devletlerinde din ve devlet işleri birbirinden ayrı tutulmuş olduğundan islamiyette laikliğin özellikle tahsisine gerek duyulmamış, hukuksal düzen toplumsal işleyişteki maksimum faydaya odaklı olarak fıkıh ve ictihad yoluyla kurulmuştur.
    6 ...
  36. ideolojileri reddetmek

    1.
  37. Faşizm, sosyalizm, komünizm, epistemeler, paradigmalar gibi etimolojik nitelikteki tüm kuram, kavram, düzenlemenin inkar edilmesidir.

    Bu inkar edişin bir çok sebebi vardır. Fakat en önemlilerine değinmek gerekirse,

    1* ideolojiler insan zihninin bir ürünüdür. insan düşünceleri ise; içinde bulundukları şartlara, görgü ve geleneklerine, yaşadığı çağın getirmiş olduğu perspektife, kişisel kanaatlere, duygusal yada tecrübesel bakış açılarına göre kendi bildiği doğruları savunan hatta bir süre sonra önceki savunduğunu bırakıp başka doğruları savunabilen beşeri bir kavramdır.

    insan aklının ürünü olan ideolojilerin yanılma boyutlarını anlayabilmek için iki ayrı ideolojinin savlarını karşılaştırmak yeterli olacaktır. Bu karşılaştırmada birbirine ne kadar zıt düşüncelerin doğru olarak savunulduğu görülecektir. Uygulamaya konulan ideolojilerin yanılgılarının faturasını ise yine tarih boyunca insanlar ödemiştir ve ödemeye devam edeceklerdir.

    2* Bildiğiniz üzere insanların hayatta vazgeçilmez gördükleri en önemli edinim mutluluktur, mutluluğun temellendirmesi ise kişisel çıkarların (maddi veya manevi) elde edilmesi üzerine kuruludur. Tarih boyunca savunulan hiç bir ideoloji bugün milyarlarla ifade edilen insan nüfusunun her bir bireyini mutlu kılacak nitelikte değildir keza bir insanın çıkarı uğruna başka bir insanın çıkarından (mutluluğundan) fedakarlık yapması veya fedakarlık yapmaya mecbur bırakılması, çıkar çatışmasının vazgeçilmez ve asla değiştirilemez kanunudur. Ne kadar istemesekte çıkar çatışmaları dünyanın başlangıcından beri var olan bir gerçektir ve dünyanın son gününe kadarda gerçekliğini koruyacaktır.

    Hiç bir ideoloji milyarlarca çıkarın birbiriyle çatıştığı bir dünyada, toplumsal huzuru ve adeleti sağlamaya yetmeyecektir. Bu da ideolojilerin doğuş sebebi olan toplumsal huzurun aslında hiç bir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopya olduğunun ispatıdır.

    Not: Yukarıda belirttiklerim kendi şahsi düşüncelerim olup herhangi bir ideolojiyi savunan hiç bir insana kesinlikle en küçük bir eleştirim söz konusu değildir.
    29 ...
  38. optimist bakış açısı ve evlilik

    1.
  39. Modern psikolojinin&sosyolojinin temellendirmesini yakın geçmişte yaptığı 'optimist' bakış açısını Mevlânanın, insan ilişkilerinde özellikle de evliliklerde bir formül olarak sunduğu düşünsel bütünlüktür;

    "Sevgiyle acılar, tatlılaşır; bakırlar altına dönüşür. Muhabbetle tortular, berraklaşır; dertler, şifa verir. Muhabbetle ölü, canlandırılır. Sevgiyle padişah, köle yapılır." Unutmamalı ki hiçbir şey mükemmel değildir ve eksiklikleri vardır. insan gözüne eksiklik görme gözlüğü takarsa hiçbir zaman mutlu olmayacaktır"

    Evlilik kurumunda erkekle kadın arasındaki sevgi bağına dikkat çeken Mevlâna, aksi bir durumda ise sorumluluğu erkeğe yüklemektedir. Mevlâna, erkeğin kadına olan sevgisinin, meylinin bunun ilacı olduğunu belirtip şunlarıda söylemektedir;

    "insan, yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza'dan bile cesur olsa yine de hükmetme hususunda karısının esiridir. Görünüşte su, ateşten üstündür... Fakat ikisinin arasına bir tencere (sevgi) girdi mi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su nasıl ateşten üstünse sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin. Kadınlar, akıllı erkeklere karşı galip gelirler; fakat cahil kişiler kadınları mağlup ederler. Bu tür cahiller, sert ve kaba olan insanlardır. Bunlarda acıma, lütfetme ve sevme duygusu azdır; çünkü yaratılışlarında hayvanlık duygusu üstündür. Sevgi ve acıma insanlık özelliğidir, hiddet ve şiidet ise hayvanlıktır."
    7 ...
  40. türkiye de yurttaşlık bilinci

    1.
  41. Başkalarını bilemem fakat son zamanlarda yaşanan gelişmeler karşısında ne kadar bilinçli bir yurttaş olabildiğimi iyiden iyiye sorgular durumda olmamdan mütevellit üç aşağı beş yukarı aynı değer yargılarıyla yetiştiğim diğer insanlardan oluşan toplumumuzda yer edip edemediğini halen düşündüğüm kavramdır.

    Bilinçli bir yurttaşın bu maymunsu siyaset düzenine daha fazla sessiz kalabilmesi sınırları zorlayıcı bir hale geldi... Havada uçuşan kasetler, devlet parasıyla metreslere sağlanan imkanlar, cebimizden çıkan vergilerle gökyüzünü kapladıkları flamalar, bayraklar, afişler, çeşit çeşit reklamlar, kan üzerinden yapılan oy hesapları, kişilerin manevi değerlerini odak noktası haline getirip yapılan propagandalar vs...

    Aynı zamanda bilinçli yurttaşlardan oluşan bir toplum olsaydık siyaseti meslek haline getirmiş olan bu şahıslar bizlere bu şekilde davranabilirlermiydi bu şekilde maymunsu bir siyasi profil çizebilirlermiydi diye de düşünmeden edemiyorum.
    1 ...
  42. hunted the demons forge

    1.
  43. PS3 için gelecek çok etkileyici bir trailera sahip oyun. Enfes görünüyor...
    0 ...
  44. demon s souls

    1.
  45. Hayatımda oynadığım en zor oyundur kendisi. PS3 için yapılmıştır efendim. Pekte zevklidir oynaması ama yarattığı tedirginlik te her bünyeye uygun değildir.
    0 ...
  46. türkiye uçak gemisi bile yapabilir

    1.
  47. işte açıklama:

    "Savunma Sanayii Müstaşarı Murad Bayar, Türkiye'nin milli savunma sanayiinde çok ilerleme kaydettiğinin altını çizerek, Gelişen denizcilik sektörü ile elde edinilen kazanımlar sonucu, ihtiyaç olması halinde, kendi uçak gemisini yerli imkan ve kabiliyetleri ile yapabilecek güçte olduğunu söyledi."

    Ama olsun, uçak gemisini Amerikadan alırız nasılsa, biz parayı Kanalistanbula gömelim...
    3 ...
  48. pierre luc dusseault

    1.
  49. Kanadada yapılan seçimlerde 19 yaşında milletvekili seçilmiş kişi.
    0 ...
  50. akaryakıttan alınan vergiler

    1.
  51. Efendim güzide hükümetimizin en büyük gelir kaynaklarından biridir. Ayrıca flüt, klima, pil, kontakt lens, kamera, printer, cilt bakım ürünleri gibi kalemler dahil edilmesine rağmen enflasyon hesaplamalarında kullanılan sepete konu edilmemeside ayrıca manidardır.

    Öncelikle akaryakıt fiyatlarındaki duruma bakalım tarihler itibariyle,

    3 Kasım 2002 - Benzin 1,67TL / Motorin 1,25TL
    10 Mart 2011 - Benzin 4,67TL / Motorin 3,62TL

    Rakamlardan görüldüğü üzere maaş artışlarının çok üzerinde bir artış söz konusu.

    2002 yılı asgari ücret - 250,875TL
    2011 yılı asgari ücret - 570,21TL

    Çiftçilerimizinde önemli bir gideri olmasından ötürü belirtmek isterim, 2002 yılından 2011 yılına kadar buğday alım fiyatındaki artış %63 tür.

    Şimdi gelelim konunun özüne, 2011 yılı itibariyle ülkemizde benzin rafineri çıkış fiyatı 1.085 TL dir. Bu fiyatın üzerine EPDK payı, nakliye ücretleri, dağıtıcı karı ve hükümetimizin belirlediği vergiler eklenerek benzinin satış fiyatı oluşmakta. Tabi bu üzerine binen payda aslan payının kimde olduğunu sorgulamaya gerek yok sanıyorum.

    Birde bu benzin rafineri çıkış fiyatında özelleştirmesi yapılan ve vergi rekortmenliğini kimselere kaptırmayacak derecede karlı bir işletme olan Tüpraşın da kar oranının dahil olduğunu unutmamak lazım. (Tüpraş'ın 2010 yılı net karı 737 milyon 324 bin TL)

    Bu rakamlarla petrol üzerinde devlet eliyle dönen ve yıldan yıla büyüyen rantın büyüklüğünü sanıyorum idrak etmek daha kolaylaşacaktır. Bu rant öyle bir rantki uğruna ülkelere demokrasi götürülüyor, o kadar yaptırım gücü yüksek bir rant işte.
    1 ...
  52. mesmer

    1.
  53. Bir MMO olan Guild Warsta, en sevdiğim classtır kendileri.
    0 ...
  54. golconda

    1.
  55. vampirlerin arınması, bir nevi limitleri aşıp nirvanaya ulaşmasıdır.
    1 ...
  56. © 2025 uludağ sözlük