bu kadar sade başladığım bu mektubumu nasıl sonlandıracağımı inan ben de bilmiyorum. cnn türkt'en beridir seni takip ediyorum. gözlerim 7/24 ntvspor'da her an çıkacaksın diye. twitter hesabını sürekli takip ediyorum, yazdığın her tweete saçma sapan cevaplar veriyorum. beni bir duy, varlığımdan haberdar ol diye. ama ne çare. okuduğundan bile şüpheliyim. sözlüklerde seninle ilgili yazılan her şeye sinirleniyorum ve basıyorum eksiyi. başka kimse izlemesin, takip etmesin istiyorum belki de.
bir yerlerde sana ciddi ciddi hayran olan bir hayranın var bunu bil. mektubumu sonlandırırken sana tek söyleyeceğim şunlar, olur da bir gün yolum istanbula düşer ise -ki mutlaka düşer istanbul sonuçta- o stüdyoya gelip seninle tanışma isteğimi geri çevirme, beni kırma ne olur.
spor dünyasının gördüğü en güzel spikere sevgilerle.
lost'un 5.sezon 8.bölümünün kilit cümlelerinden biridir. nerden aklıma esti de neden bunun için bir şeyler yazma gereği duydum bilmiyorum ama bir şekilde açıklamaya çalışayım.
5x08 bir james sawyer ford bölümüdür. olaylar onun etrafında döner ve adada geçirdiği üç yılı ve bu üç yıldaki liderlik vasıflarını nasıl gösterdiğini anlatır bu bölüm.
bölümün 37.dakikası sanıyorum, evet işte o dakikasından sonra sawyer ile horace arasında geçen konuşmada sawyer'ın tiradının can alıcı cümlesi budur. tiradı hatırlamak gerekirse;
şimdi tutup sorabilirsiniz ulan lost aşkın bugün bu saatte mi depreşti diye. lost aşkından çok monoloğun güzelliği aklıma geldi. bugünlerde 3 yıl kadar olmasa yine de belli bir süredir hayatımdan çıkarmaya çalıştığım biri var. belki de onun şeysidir bu yakarış.
amaan her neyse. bilemedim ben onu. güzel monologtur velhasıl.