en cok isime yarayan pratik bilginin basini ceker disi kabartma tozuyla fircalamak. aninda kar beyazi, ancak cok sık fircalamamk gerekir dis minesi acisindan.
tesadüfen trt müzik'te anonim programında karşıma çıkan şahane bir ses. böyle o kadar içten söylüyor ki şarkıyı inanmazsanız izleyin, dinleyin. ben bayıldım.
çok geç dinlemeye başladığım, çok geç keşfettiğim kadın.
arkadaşlar nazan öncel'i "aşkım baksana bana" ile tanıyan bir kimseydim, sonra örümcek ağının arkasında gitar çalan o klibi bilirdim onun hakkında. tanımazdım, açıkçası birkaç gün öncesine kadar nazan öncel'in benim için demet akalın'dan, hande yener'den bir farkı yoktu. hop hop şarkıların kahramanı sanırdım kendisini.
birkaç gün önce, ayın 15 i, yine sezen aksu'ya sığındığım, yine kendimi banyoya kilitleyip saatlerce ağlayıp, tutamayacağım yeminler ettiğim gece. hayatımın belki de en zor gecesi ya da uzun zamandır bu kadar ağır bir gece geçirmediğimden "en" diyorum. her neyse, sezen aksu diyordum. allah'ım bu kadını iyi ki yaratmışsın, iyi ki hem yazmış hem söylemiş, iyi ki halen yazıyor halen, iyi ki sezen aksu gibi bir "ayna" var yaşamımızda..
işte ben bu iyi ki'lerin kadınını bitirmiştim. evet evet bitirmiştim, üstelik bu ilk kez de olmuyordu. birkaç kere daha bu duruma gelmiştim; ama her seferinde ara verip yeniden başladım. her seferinde sıkılmadan ağladım, eğlendim. şimdi yine aynı şey oldu. ara vermek isterken rastladım nazan öncel'e. ilk bu şarkısını keşfettim;
"şeytan diyor ki tövbeler etmeli,
uğrunda yüz kere bin kere ölmeli,
cehennemde bile zulmetsen de,
bir seni sevmeli"
yazın ortası olmasına rağmen yağmur yağıyor konya'da şimdi. bu şarkıdan sonra da şunu dinleyeceğim;
sonrası mı?
sonrası yok.
sonrası hiç olmamış.
sonrasını hiç düşünmemek lazımmış.
bugünkü taksim gezi parkı olayı'nın üzerine kabullenmemiz gereken durumdur. bundan sonra çevik kuvvet yerine adeta insan kasabı olan emniyet teşkilatı'nın yeni sloganı bu olmalıdır.
beyaz show'da cem karaca, tamirci çırağı ile anılırken anladım ki şarkıda geçen "..girdi içeri kapıdan"ı ben ne kadar uzun zamandır "..girdi içeri kaptan" anlıyormuşum itiraf ediyorum.
anneanne evinde bulunan eşyalar, yapılan aktiviteler, yiyecekler vs şeyleri kapsayan başlıktır.
örneğin:
1- kutuda, naylonun içinde ve hafif bayat gofret.
2- akşam yemeğinden sonra sofra bezinin üzerinde ve mermerle kırılan fındık.
3- iki petibör bisküvi arasına yayılmış olan sade lokum gibi.
bir nevi "türkçe pop dinlemiyorum ben" deyip serdar ortaç, demet akalın, hande yener, soner sarıkabadayı vs. şarkıcılarının şarkılarının -en azından- nakarat kısmını ezbere bilmek gibidir pis yedili'yi izlemek. istemesen de olaylara hakimsindir. bayrampaşalı ve günçicek aşkından haberdarsındır, karabiber'in kim olduğunu bilirsin ve en kötü yanı bazen istemdışı olarak orçun'a gülersin bile. "dürüst ol kamil, haybiğğ" dedirten başlıktır.