sosyalhizm
0 (düz adam)
on ikinci nesil yazar 8 takipçi 206.17 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    iki görüntü arasındaki fark

    1.
  1. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2295611/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2295612/+

    Özgünlük en yalın hali ile yapılan çalışmanın ne vadettiği ile ilgilidir. Bir başka ifade ile yapılan çalışma neyi, ya da hangi bilgiyi yeni olarak söylemeyi vadetmektedir. Çalışmanın yeni olarak söylediği bulgunun/bilginin boyutu çalışmanın özgünlüğünün ölçüsüdür. Dolayısı ile yapılan çalışma (bire bir tekrar çalışması değilse) daha önce yapılan araştırmalardan hangi yönleri ile farklılaşmaktadır, farklı olarak ne yapmaktadır gibi sorulara verilecek cevaplar özgünlüğün belirleyicisidir. Bu sorulara verilecek iyi yanıtı olmayan çalışmaların özgün olmadığı düşünülmelidir. Ayrıca bu çalışmaların meşruiyeti de sorgulanabilirdir.
    (bkz: https://dergipark.org.tr/...nload/article-file/474131)
    0 ...
  2. saat 2 27 olmasına rağmen uyuyamama sebepleri

    1.
  3. 1,5 mg ativan ile delmeye çalıştığım kafein bariyeridir.
    0 ...
  4. yazdıklarımızdan dolayı fişleniyoruz sanrısı

    1.
  5. Sanrı dedim ama açılan davaları gördükçe sanriliktan gerçekliğe dönüşmekte olan düşüncelerdir. Çoğu kişi asıl düşüncelerini malûm nedenlerle yazamıyor bile. Neyse bu kadar...
    2 ...
  6. filistin e gitmek isteyenler gönderilsin

    1.
  7. Bu kampanya bir an önce başlatılmalıdır. Böylelikle Bedevisever arapperestlerin Mehmetçik'i kanı çok ucuzcasına sağa sola gönderme isteklerinin bir parça da olsa önüne geçilmiş olur. Arapperestler için de iyi olur; hayalini kurdukları standart 72 huri verilen cennete israil sayesinde kavuşmuş olurlar. Ayrıca gerçekten samimi olup olmadıkları da dünya âlem görür. iki de bir Türk kanı üzerinden hamaset yapılması da önlenmiş olur. Bu Dünya'nın ne önemi var, önemli olan sonsuz öbür dünya değil mi? Bakın işte overlokçu ayağınıza geldi! Söylediğiniz ve konuştuğunuz gibi, şehitlik ve sonsuz cennete inanıyorsanız bir an önce gitmelisiniz. Bu kapsamda israil'e gidenlere israil devleti cihadist Arapperestleri cennete kavuşturmak için elinden geleni yapacağından emin olabilirsiniz. Giderken yanlarında surileri de götürürlerse verdikleri zararın bir kısmını da telafi etmiş olurlar.
    0 ...
  8. hayalimdeki israil ve israil dostluk parkı

    1.
  9. MEB Ortaoğretim Genel Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen yazıda “Hayalimdeki Çin” temalı bir resim yarışması düzenledi. Organizasyon temelde ubikav'in ama öyle herkese değil, sadece MEB öğrencilerine. Konu doğu Türkistan ve Türkler olunca arapperestler bırakın tepki gostemeyi açık açık Çin'i desteklemektedir. ikinci bir linkte çin dostluk parkı haberini bırakıyorum, hani şu muhafazakârlıklaryla bilinen ilimizden.
    Bunların ikiyüzlülüğü burada işte; hayalimdeki israil resim yarışması düzenleyip, israil dostluk parkı açabilirler mı?

    https://www.uyghurcongres...yesi-baskaninin-cin-aski/
    http://ubikav.org.tr/2021...cin-resim-yarismasi-2021/
    0 ...
  10. israil i destekleyenlerin artması

    8.
  11. Artan Arap karşıtlığının mutlak etkisi olduğu gibi, israil'in her zaman Türk milletinin yanında olmasının görünür hâle gelmesinin daha büyük etkisi olduğu da bir gerçek. Çünkü, Azerbaycan Ermenistan savaşında israil Azerbaycan'a hem diplomatik ve hem de teknolojik/askeri yardımda bulundu. Bunu da açık açık delikanlıca yaptı. Rusya bile Ermenistan'a destek verirken bunu açık etmemeye özellikle dikkat etti. Bu bağlamda düşünüldüğünde israil'in tüm Türk dünyasının dostu olduğu daha görünür durumdadır. Kaldı ki buna hiçbir şekilde mecbur değildi.
    1 ...
  12. online cuma namazı fetvası

    1.
  13. henüz olmayan fetvadır. Son zamanlarda zaten islâm dinine güncelleme yapılması gündemde. Bu güncelleme de bir yenilik olacak. islâm dinine yapılacak güncellemelere eklenmesi gereken fetvadır. Her ne kadar kendim cuma namazına gitmesem de gidenler için iyi bir uygulama olacağından şüphem yok. "cuma namazını kıl" aplikasyonunu cep telefonuna indirenler evde , işte, arabada, yolda kolaylıkla cuma namazlarını kılmış olurlar. özellikle bu fetva, pandemide çok ama çok elzem olduğu gibi ilerisi için de şart. hem hastalıklardan korunulduğu gibi hem de zamandan, elektrikten, sudan, mekândan.. vb. büyük tasarruf sağlar. 618 yılında geçen bir olay gerekçe gösterilerek bu fetva çalışmalarına biran önce başlanmalıdır. Zehir gibi din adamlarımız var, on dakikada hallederler bu işi. Pedofiliye gerekçe bulan buna mı gerekçe bulamayacak? bu uygulama gerçekleşirse toplumsal huzura da etkisi olur. öyle ki; Orta Anadolu'nun çorak bozkırlarında cuma gitmeyen benim gibi fertler de, rahatsız edici bakışlardan ve üstü kapalı olumsuz etiketlemelerden kurtulur.
    0 ...
  14. karşıt tepki geliştirme mekanizması

    1.
  15. --spoiler--
    Samsun'da, aşırı dozda uyuşturucu madde kullandığı için hayatını kaybettiği değerlendirilen Hacı Ali Bahar'ın (24) cenazesinde ailesi ve yakınlarınca uyuşturucu maddeye karşı pankartlar açıp tepki gösterenler arasında yer alan A.Y. (36), polis tarafından üzerinde bir miktar uyuşturucuyla yakalanarak gözaltına alındı. A.Y. ifadesinin ardından Savcılık talimatıyla serbest bırakılırken, Bahar'a uyuşturucuyu sattığı iddiasıyla gözaltına alınan Seyit Ahmet C. ise tutuklandı.
    --spoiler--

    (bkz: https://www.memurlar.net/...turucu-ile-yakalandi.html)

    insanoğlu, kaygı ve iç çatışmaları ile baş edebilmek için savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Çünkü insan, daima iç huzur arayışı içerisindedir. Kaygıyı azaltmak, iç huzuru biraz da olsa yakalayabilmek için insanoğlunun geliştirdiği savunma mekanizmalarından birisi de karşıt tepki geliştirmedir. Tıpkı vücudumuzun sahip olduğu biyolojik savunma silahları gibi. insanda biyolojik dürtülerden başka bu dürtülere ikincil olarak bunlardan köken alan toplumsal veya bireysel gereksinimler ve dürtüler oluşur. Burada vurgulanması gereken nokta biyolojinin , ruhun ve toplumun keskin sınırlarla ayrımı yapılamadığıdır. Ancak benliğin savunma mekanizmaları denilince kişinin içinden (yani id veya superegodan) gelen bir tehlikeli ve çok güçlü dürtü veya varolan içsel dengeyi sarsabilecek uyarana karşı savunma yollarını anlamaktayız.
    Karşıt Tepki Kurma (Reaction Formation) :
    Kişi benliğinin içinde gelişen katlanılamayan ve kabul edilmeyen dürtü ve duygulara bunların tam karşıtını göstererek kendisini savunur. içindeki kabul edemediği yoğun cinsel dürtülere karşı kişi aşırı ahlakçı davranarak rahatlar. Çok olumsuz duygular beslenen bir kişiyle karşılaşıldığında aşırı kibar veya sevecen davranışlar göstermesi, aslında homoseksüel eğilimleri olan birinin aşırı homofobik davranışlar sergilemesi, uyuşturucu satıcılarının madde karşıtı gösterilerde boy göstermesi bunlara örnek gösterilebilir. Haberde geçen olay tam da bu duruma örnektir.
    0 ...
  16. ergence başlıklara entry yazmıyoruz kampanyası

    1.
  17. Ergence açılan başlıklara entry yazmıyoruz kampanyası: Var mı katılan dediğim kampanyadır. Merak saikiyle yazılan abazan ergen başlıklarına entry yazmak başlık sahibini ödüllendirmekten başka bir şey değil. Buna gerek var mı; asla yok. elbette isteyen istediği başlığı açar ancak, salt hormonlarla açılan başlıklar kimseye bir şey katmıyor. bu tip açılan başlıkların olması değil ağırlık kazanmış olması daha da rahatsız edici. O yüzden kendimce hormonal başlıklara pek entry yazmıyorum, bu tür başlıklara yazmayarak azalıp bitmelerini temenni ettiğim başlıklardır.
    2 ...
  18. afrosentrik bakış

    1.
  19. Afrosentrizm (Devore&Schlesinger,1996) , farklı kültürel ve etnik gruplardan insanlardan bu bağlamda paylaştıkları ortak bir çıkar olduğunu öne sürer. Kavram ABD'de ortaya çıkmış olup ırkçı Anglo-Amerikan görüşlerini değil, ötekinin "niggaların,diğer etnik grupların" bakış açısını/olması gerekeni yansıtır. Kişilerin sosyal gruplardan bağımsız olarak bireysel algılanabileceği iddiasını reddeder. Kolektif bir kimliğin, paylaşmayı, iş birliğini, ve sosyal sorumluluğu arttıracağının altını çizer. Bazı kuramcılara göre ( Schiele,1996) Afrikalı soyundan gelen insanların kültürünü sunarken onların dünyanın gelişimine veya insanlık tarihine en küçük katkıda bulunmadıklarını, sosyal , kişisel veya ahlaki gelişim yönünden patolojik ya da aşağılık olduğunu öne sürer. Bu anlayışın zemininde köle ticareti yapanların ve köle sahiplerinin köle ticareti/Afrikalıları köleleştirmek için meşruiyet yaratma çabaları yattığı vardır.
    1 ...
  20. konya da ramazan ayında uluorta yiyip içmek

    1.
  21. Alınan risk midir değil midir henüz belli değil. Ancak tedirginlik mutlak suretle vardır. Açık yer bulmak eskiye nazaran pek sorun değil. Fakat adım başı camii olduğu için; siz yiyip içtiğiniz esnada camii cemaati ile göz göze gelirsiniz. Ramazan dayağı piyangosu eski rağbeti görmemektedir. Eskiden resmen ava çıkılırdı. Öğlen yemeği olarak tosta talim etmissinizdir. Ve an itibariyle camii cemaati dagilmakta, siz tostunuzu bitirip çayınızı yudumlarken aynı eşgallerle yine yandan yandan bakisirsiniz. Hâlbuki oruç tutanlar, tutmayanlara daha saygılı olmalıdır. Çünkü henüz oruç tutmayanlar, oruç tutanlara oruç tuttukları için saldırmamislardir.
    0 ...
  22. köpeklerin saldırısı sonucu yaşlı kadının ölmesi

    1.
  23. Elazığ'da korkunç olay! Köpeklerin saldırısına uğrayan yaşlı kadın öldü.

    --spoiler--
    Elazığ'da çeşmeden su doldurduktan sonra evine dönerken sokakta başıboş köpeklerin saldırısına uğrayarak ağır yaralanan Çiçek Boztaş (82), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
    -spoiler--

    (bkz: http://www.hurriyet.com.t...yasli-kadin-oldu-41219849)
    1 ...
  24. yardım isteyen kadının cinayet işlemesi

    1.
  25. Yasal girişimlerde bulunmaksa bulunmuş. Daha ne yapmalıydı? Yargı dediğimiz süreç çaresiz insanları iyice çaresiz bırakıp elini kolunu bağlıyor.

    --spoiler--
    Erkek şiddeti konusunda yardım isteyen kadın cinayet işledi
    Denizli'de eski sevgilisinden korunmak için basın aracılığı ile verdiği röportajda yardım isteyen genç kadın bugün kapıya dayanan şahısla aralarında çıkan tartışma sonrası çıkan kavgada 35 yaşındaki adamı bıçaklayarak öldürdü
    -spoiler--

    (bkz: https://www.memurlar.net/...kadin-cinayet-isledi.html)
    0 ...
  26. çocuğu kullanarak din değiştirme şovu

    1.
  27. çocuklar böyle korunuyor. yazacak çok şey var ama yazamıyorum. ayırt etme yetisi nedir, yaptıktılatının potansiyel sonuçlarını öngörebilme nedir azıcık fikir sahibi olmak gerekir. hoca diyor ki bir de " 21 kişiyi müslüman yaptım" bununla beraber. kaç kişiyi dinden çıkarttın saydın mı? şu yapılanlar çocuklara reva mı?

    --spoiler--
    Nihat Hatipoğlu'nun canlı yayınlanan iftar programında 13 yaşındaki Ermeni bir çocuğu kullanarak 'din değiştirme' şovu yapması büyük tepki çekti. Çocuğun annesi, oğlunun onayı alınmadan programa çıkarıldığını söyleyerek, "Çocuk istismarı yapan program hakkında yarın RTÜK’e ve savcılığa suç duyurusunda bulunacağım" dedi.
    --spoiler--

    (bkz: https://www.birgun.net/ha...SjegqfrKuT7dN_3RU-F24xoBI)
    0 ...
  28. ozan arif in vefatı

    1.
  29. Ozan Arif’i, sabaha karşı kaybettik. Türk milletinin başı sağ olsun .

    "babam ozan arif şirin bu sabah saat 04:50'de hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

    cenazesi 16 şubat 2019 cumartesi günü saat 10:00!da samsun, atakum / inecusu, yalı mah. 6003. sokaktaki evimizden alınarak büyük cami'de kılınacak öğle namazına muteakip kıranköy mezarlığına defnedilecektir.

    allah rahmet eylesin,
    başımız sağolsun.

    mehmet alp şirin"

    şerefsiz adlı şiiri adrese teslimdir.

    “sus!.. kraldan fazla kralcı olma,
    utan ulan biraz utan şerefsiz!..
    sakın ha beyliği ağzına alma,
    konuştukça boka batan şerefsiz!..

    beylik kim, sen kimsin tövbe et tövbe!..
    bey kısmı ellere kalır mı gebe?
    senden aşirete bey mi olur be?
    aşireti ele satan şerefsiz!..

    aşiretin temel taşını söküp,
    hayalini söküp, düşünü söküp,
    kurtları aldatıp dişini söküp,
    götürüp davara katan şerefsiz!..

    kendi eski kapımızı batırdın,
    yeni diye el kapsına götürdün!
    kendin gibi sevdamızı bitirdin,
    kendi gönüllerde biten şerefsiz!..

    vâkıf olamadın bizdeki aşka!
    eller ile girdin devamlı meşke!
    bu gün böyle dersin yarın bir başka
    sözünü yalayıp yutan şerefsiz!..

    yalan mıyım dansöz gibi kıvırdın,
    yönümüzü başka yöne çevirdin,
    şoför yaptık arabayı devirdin,
    bizi uçuruma atan şerefsiz!..

    bülbül idik gülümüzden ettin sen!
    töremizden ilimizden ettin sen!
    yahu bizi yolumuzdan ettin sen,
    rotan belirsiz be rotan şerefsiz!..

    böğürmeden konuş adam ol önce,
    çıtın çıkmaz el hakaret edince,
    ele çıkmaz ama bize gelince,
    çatlak zurna gibi öten şerefsiz!..

    ne huzur bıraktın ne bizde dirlik,
    bundan sonra seni görmemek körlük,
    sadece sen değil seninle birlik,
    artık sana alkış tutan şerefsiz!..

    çok geç anlaşıldım içim yanıyor,
    ama şükür artık herkes tanıyor!
    halâ kendisini kağnı sanıyor,
    kağnı gölgesinde yatan şerefsiz!..

    vatan-matan bu arif‘i kandırma,
    kendini hiç vatanperver sandırma,
    senin derdin koltuk, lafı döndürme,
    senin umrunda mı vatan şerefsiz!”

    "isim-misim vermedim, korktuğumdan sanmayın, gocunan şerefsizdir, bunu bari anlayın."
    demiştir.

    https://www.yenicaggazete...ifi-kaybettik-223456h.htm
    12 ...
  30. 3 618 524 suriyelinin 4 milyonunu sınır dışı etmek

    1.
  31. resmi verilere göre 3.700.000 civarı suriyeli mülteci var, açıklamalara göre bunların 4 milyonu bir şekilde gönderilecekmiş.

    --spoiler--
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ülkemizdeki 4 milyon Suriyeli sığınmacının kendi evlerine dönecekleri güvenli bölgeler oluşturmayı hedefliyoruz, dedi.
    --spoiler--

    --spoiler--
    2011 yılının Mart ayında başlayan iç savaş sonrası özellikle Suriye’nin kuzey bölgelerinden milyonlarca Suriyelinin Türkiye’nin 81 iline dağılarak bir göç akımı başlatması Türkiye'de kültürel ve sosyal hayatkı da kökünden etkiledi. Yaklaşık 8 yıldır Türkiye'de sığınmacılar ile yerel halk arasında, farklı dil, kültür ve yaşam tarzından kaynaklanan büyük sorunlar yaşanıyor. içişleri Bakanlığı Göç idaresi Genel Müdürlüğü'nün 2018 Aralık ayı verilerine göre Türkiye'de bulunan Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 618 bin 624 kişi.
    --spoiler--

    haber:(bkz: https://www.timeturk.com/...ine-donecek/haber-1031314)
    istatistikler için:(bkz: http://www.goc.gov.tr/)
    0 ...
  32. khk nın khk ile değiştirilmesi

    1.
  33. 28103 (Mükerrer) sayılı 2 Kasım 2011 ÇARŞAMBA günü Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 662 khk'dır. önce ortada bazı kanun,teşkilat görevleri ve khk'lar var,bunların değiştirilmesi için khk düzenlenir,sonra onlarında değiştirilmesi için tekrar khk düzenlenir. zanlının tam adı "AiLE VE SOSYAL POLiTiKALAR BAKANLIĞININ TEŞKiLAT VE GÖREVLERi HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME iLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞiŞiKLiK YAPILMASINA DAiR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME".
    tabi burada bitmeyecek şöyle ki; bakanlığın ismi değişti, şimdilik bununla idare ediliyor ama, yeni bir yasal düzenleme yapılırsa yeni isim ne konulur merak edilendir.
    0 ...
  34. kedileri doyurup çocuğunu aç bırakıp öldüren anne

    1.
  35. başlık:Kedilerini doyurup çocuğunu aç bırakarak öldüren anne.

    hayvansever anne kendi çocuğunu acılar içinde katletmiştir. bebeğin çığlıklarına en ufak bir şekilde aldırmayan bu canavar, doğuma giderken bile kedilerine bakılması için komşusuna tembihlerde bulunmuştur.

    --spoiler--
    Kadıköy’de doğurduğu bebeğiyle ilgilenmeyip günlerce odada bekleterek ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklanan anne, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Sanık, “Hayvansever bir insanım. Kedilerime gayet iyi bakıyorum. Hamile olduğumu anlamadım. Bu nedenle doktora gitmedim” diyerek kendini savundu.
    --spoiler--

    istanbul Kadıköy’de yaşayan 28 yaşındaki F.D. isimli kadın iddiaya göre, evlilik dışı ilişkisinden hamile kaldı. Genç kadın çevresindekilerden hamile olduğunu gizledi. Karnının büyümesini ‘kilo aldım’ diyerek açıklayan kadın, ‘hamile misin’ sorularına da ‘kist ameliyatı olduğum için çocuk sahibi olamıyorum’ dedi. Israrla hastaneye gitmeyen F.D.’yi, halsiz düşmesi üzerine komşusu hastaneye götürdü. Yapılan muayene sonucunda çocuk doğurduğu tespit edildi ancak kadın bu durumu yine kabul etmedi. Gerçek ise komşusunun evine gitmesiyle ortaya çıktı. Kadın evde temizlik yaptığı sırada temizlik kovası içinde havluya sarılı bebek cesedi buldu.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında alınan rapora göre, ceset çürüdüğü için değerlendirme yapılamadığından bebeğin kesin ölüm sebebi tespit edilemedi.

    Günlerce ölen bebeğiyle birlikte yaşamış

    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından F.D. hakkında “yeni doğmuş bebeğini kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, bebeğin canlı doğduğu ancak kadının doğurduğu bebeğe ilgi göstermeyerek, 5-6 gün yatak odasında bekleterek ölmesine ve çürümesine neden olduğu, sonra da su dolu kovaya koyarak üstünü havluyla kapattığı anlatıldı. ifadesinde hamile olmadığını ve olayı hatırlamadığını söyleyen F.D., çıkarıldığı mahkemece 11 Ekim 2018 tarihinde tutuklandı.

    Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya, tutuklu sanık F.D. cezaevinden getirilirken avukatı da salonda hazır bulundu.

    “Hamile olduğumu anlamadım”

    Duruşmada savunma yapan sanık, kapı komşusu olan L.D.’yi 5 yıldır tanıdığını söyleyerek, “Bel ağrılarım artınca komşumun kapısını çaldım, o da ‘bekle geliyorum’ dedi, evime geldi. Kanamam birden bire başlayınca ‘Sen doğum yapıyorsun. Sakin ol, ben senin yanındayım, hiç kimseye ihtiyacımız yok’ dedi. Sonrasında hiçbir şey hatırlamıyorum. O ana kadar hamile olduğumu anlamadım, hastanede ameliyattan çıkınca kendime geldim. Çocuğun da ne olduğunu bilmiyorum. Bilincim yerinde olmadığı için, evime tek giren kişi L.D. olduğu için onun bunu yapmış olabileceğini düşünüyorum. Herhangi bir suça karışmadım” Tahliyemi ve beraatimi talep ederim” dedi.

    “’Yatak odama girme, kimseyi de sokma’ dedi”

    Sanığın komşusu ise duruşmada tanık olarak dinlendi. L.D. beyanında, olay gününe kadar her gün doktora götürmek istediğini ancak sanığın kabul etmediğini söyleyerek, “Zayıf olduğu için göbeği çok büyümedi. Bazen aramızda şakalaşıyorduk, ‘seninki kaç aylık’ diye. Ciddi olarak kendisine ‘hamile misin’ diye sormadım. O dönem içinde çok kötüleşmeye başladı. Sanki vücudunda hiç kan yokmuş gibiydi. Kendisini sonunda hastaneye gitmeye ikna ettim. ilk muayenesini yapan doktor sanığa, ‘düşük mü yaptın, doğum mu?’ yaptın diye sordu. Sanık da, ‘Hayır öyle bir şey olmadı’ dedi. Sanığı kadın doğum bölümüne çıkardılar. Sedyeyle ameliyata götürürken bana döndü, “Kedilerime iyi bak, yatak odama girme, kimseyi de sokma” dedi ve ameliyata girdi” şeklinde konuştu.

    “Ciddi bir koku vardı, havluyu kaldırdığımda bebek gördüm”

    Kedilere mama vermek için sanığın evine gittiğini söyleyen komşusu, “Eve girdiğimde her yer kirliydi, uzun süredir kedilerle ilgilenilmemiş gibiydi, temizledim. Evde ciddi bir koku vardı. Yatak odasının camını açmak için odaya girdim. Gardırobun önünde örtüyle kapatılmış kova gördüm, içinde ıslak bir havlu vardı. Havluyu tutarak suyunu süzmeye başladım, elime sert bir şey geldi. Havluyu ucundan tutup havaya doğru kaldırdığımda bebeğin belinden yukarısını gördüm. Önce oyuncak sandım. Bebeğin boyundan yukarısı mosmordu. Bıraktım, eve gittim, elim ayağım titredi. Karakolu arayıp durumu haber verdim” dedi.

    Sanıktan skandal savunma: “Hayvansever bir insanım”

    Bunun üzerine söz alarak cani bir insan olmadığını söyleyen sanık F.D., “Ben yıllarca hayvan hakları savunuculuğu yaptım. Hayvansever bir insanım. Evde 4 tane kedim var. Kedilerime gayet iyi bakıyorum. Hamile olduğumu anlamadım. Bu nedenle doktora gitmedim” dedi.

    Ceza ehliyeti tespit edilecek

    Mahkeme ara kararında, sanığın Adli Tıp Kurumu Gözlem ihtisas Dairesi’ne sevk edilerek gözlem altına alınmasına ve işlediği suç nedeniyle ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmesine karar verdi.

    Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördüğü belirtilen sanığın tıbbi evraklarının istenmesine hükmeden mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

    kaynak:(bkz: https://www.cnnturk.com/t...n-anneden-skandal-savunma)
    5 ...
  36. ölen hırsız dayısını görmeye çalıntı araçla gelmek

    1.
  37. başlık:"Araç çalarkan öldürülen dayısının cenazesini görmeye çalıntı araçla geldi" olacaktı.

    buraya hümanizma/sevgi pıtırcıklığı koyamayacağım;pedofili sapıkların, ormanları yok eden katillerin, insanları parçalayarak katleden sokak köpeklerinin,hırsızların,arsızların ve kasıtlı olarak denizlerimizi mahvedenlerin istisnasız hepsi itlaf edilmelidir. ömrü hırsızlık geçmiş ve yaşasa yine hırsızlık geçecek olan Cemil Özel'i itlaf eden eli öpülesi kişi , ülkeye ve insanlığa büyük hizmet ederek yeni mağdurların oluşmasını önlemiştir. öldürülen hırsızı görmeye gelen de hırsız üstelik çalıntı araçla gelecek kadar rahat.

    --spoiler--
    istanbul Kartal'da çaldıkları iddia edilen ciple kaçarken yaşanan kovalamaca sırasında silahla vurulan Cemil Özel'in öldürülmesine ilişkin gözaltına alınan iki şüpheli adliyeye sevk edildi. Olayın ardından kaçan hırsızlık şüphelisi Emrah Y., dayısı Cemil Özel'in cenazesini görmek için geldiği hastanenin önünde çalıntı bir araçta yakalandı
    --spoiler--

    haber:

    istanbul Kartal Dragos'taki bir siteden çaldığı iddia edilen ciple kaçan Cemil Özel'in (37), cipin sahibinin koruması Ergin K. ve şoförü Cemal G.'nin takibi sonucunda silahla vurularak öldürülmesine ilişkin soruşturma sürüyor.
    Olayın ardından Kartal ilçe Emniyet Müdürlüğü'ne teslim olan Ergin K. ve Cemal G., işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

    DAYISININ CENAZESiNi GÖRMEYE GiDiNCE YAKALANDI

    Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, olay yerinden kaçan iki şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

    Çalışma kapsamında, çalıntı aracı takibe alan ekipler, Cemil Özel'in yeğeni Emrah Y.'nin Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde olduğu bilgisine ulaştı. Emrah Y., dayısı Cemil Özel'in cenazesini görmek amacıyla gittiği hastanenin önünde başka bir çalıntı araçta gözaltına alındı.

    Şüpheli Emrah Y.'nin, 10'u "oto hırsızlığı" olmak üzere "evden hırsızlık" ve "kişi hürriyetini yoksun bırakma" gibi çeşitli suçlardan 22 kaydının bulunduğu belirtildi.

    Emrah Y. de emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Ekiplerin diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

    NE OLMUŞTU?

    Dragos'taki bir sitenin önüne dün çalıntı bir otomobille gelen 3 kişiden 2'si, siteden bir cip çalarak kaçmaya başladı. Durumun fark edilmesi üzerine cipin sahibinin koruması Ergin K. ve şoförü Cemal G., otomobille kaçan şüphelilerin peşine düştü.

    Yaşanan kovalamaca sırasında Ergin K. ve Cemal G.'nin bulunduğu araçtan cipe ateş açıldı. Bunun üzerine Fethiye Caddesi ile Orhangazi Caddesi kesişiminde cip servis aracına, otomobil de cipe çarptı.

    Olay yerine gelen sağlık ekipleri, cipin sürücü koltuğunda üzerinde başkasına ait kimlik bulunan Cemil Özel'in silahla vurularak hayatını kaybettiğini belirledi. Cipin içindeki şüpheli ile diğer çalıntı aracın sürücüsü Emrah Y. ise olay yerinden kaçtı.

    Cipin sahibinin koruması Ergin K. ve şoförü Cemal G., Kartal ilçe Emniyet Müdürlüğü'ne teslim oldu

    kaynak:(bkz: https://www.sgkrehberi.co...calinti-aracla-geldi.html)
    1 ...
  38. 9 u birden saldırdı vücudumda kan bırakmamışlar

    1.
  39. --spoiler--
    Kırşehir'in Boztepe ilçesinde köpeklerin saldırısı sonucu kafa derisinin üçte ikisi parçalanan, vücudunun çeşitli yerlerinde doku kaybı ve ısırma izi bulunan Sebahat Karaman'ın (56) Konya'daki tedavisi sürüyor. Kızını okul servisine bindirip, evine dönmek isterken 9 köpeğin saldırısına uğradığını ifade eden Karaman, "Birden üzerime saldırıp elbiselerimi parçaladılar. Köpekler vücudumda kan bırakmamış" dedi.
    --spoiler--


    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1795587/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1795588/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1795589/+

    Boztepe ilçesi Çevirme Mahallesi'nde oturan 4 çocuk annesi Sebahat Karaman, 10 Ocak Perşembe günü, liseye giden kızı Fatma Karaman'ı (18), saat 07.00 sıralarında evlerinin yaklaşık 500 metre ilerisinde okul servisine bindirdi. Ardından evine dönmek üzereyken 9 köpeğin saldırısına uğradı. Çığlıklarını duyup yardıma koşan komşusu sayesinde köpeklerin elinden kurtulan ve kanlar içinde kalan Karaman, çağrılan ambulansla Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan müdahalenin ardından Konya'daki Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

    'KOMŞUM OLMASA ORADA ÖLEBiLiRDiM'

    Saldırıda kafa derisinin üçte ikisi parçalanan, vücudunun çeşitli yerlerinde doku kaybı ve ısırma izi bulunan Sebahat Karaman'ın, plastik cerrahi servisinde tedavisi sürüyor. Sağlık durumu iyiye giden Karaman, yaşadığı saldırı anını anlattı. Karaman, şöyle konuştu:

    ''Ben, kızımı okul servisine bindirmek üzere evden çıktım. Kızımı servise bindirdikten sonra eve dönerken, köpeklerin saldırısına uğradım. Köpekler bir anda üzerime atıldı. Elbiselerimi dahi yırttılar. Bana yardıma gelen komşum olmasaydı, orada ölmüş olabilirdim. Ambulansla beni hastaneye götürdüler. Köpek sahipleri köpekleriyle ilgilenmiyor. Orada başka birine de saldırıp öldürebilirlerdi. Yanımda kızım da olabilirdi. Köpekler vücudumda kan bırakmamış.''

    Kendisine saldıran köpeklerden bazılarının sahibini tanıdığını belirten Karaman, köpeklerin sahibini daha önce da uyardığını ve uyarılara aldırış etmediğini ileri sürdü.

    DAHA ÖNCE DE SALDIRIYA UĞRADI

    Annesi Sebahat Karaman'ın yanında refakatçi olarak kalan Bahadır Karaman da (25), annesinin daha önce aynı köpeklerin saldırısına uğradığını belirtti. 9 köpeğin saldırmasıyla annesinin yere düştüğünü ifade eden Bahadır Karaman, ''Annem köpekleri fark etmiş; fakat eve yetişemeden köpeklerin saldırısına uğramış. Köpekler anneme saldırıp yere düşürmüşler. Daha sonra diğer köpekler de gelmiş. Annem çok kötü yaralanmış. Kolu, bacakları ve belinden yaralanmış, Kafasında deri kalmamış. Daha önce köpeklerin sahipleri defalarca uyarıldı. Bundan önceki yıllarda da ufak çiziklerle köpeklerden kurtulan köy sakinleri var. Annem, şu an çok daha vahim durumda'' diye konuştu.

    Aynı köpeklerin kendisine de saldırdığını belirten Karaman, ''Orada bir çocuk da bu saldırıya uğrayabilirdi. Bu tamamen köpek sahibinin sorumsuzluğudur. Defalarca söylememize rağmen köpeklerini bağlamadı" dedi.

    BACAĞINDAN ALINACAK DERi PARÇALARI, KAFASINA YERLEŞTiRiLECEK

    Sebahat Karaman'ın sağlık durumunun iyiye gittiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nedim Savacı, Karaman'ın ilk geldiğinde şokta olduğunu kaydetti. Vücudunun birçok yerinde açık yaraların bulunduğunu ifade eden Savacı, ''Açık yaraları vardı. Bu yaralara vakum tedavisi uyguladık. Şuan gayet iyi durumda. Vücudunun her yerinde ısırık ve kanama mevcuttu. Kafasındaki saç derisinin üçte ikisi yok. Bacağından deri alarak başının da tedavisini yapacağız. Hastamızı yakında ameliyata alacağız. Hastamız iki gün yoğun bakımda yatmıştı. Dirençli biri olduğu için sağlığı iyiye gidiyor" diye konuştu.

    kaynak:(bkz: http://www.milliyet.com.t...vucudumda-gundem-2813510/)
    1 ...
  40. başıboş köpekler öğrenciyi hastanelik etti

    1.
  41. daha önce yazmıştık ama yine yazalım veya önceki yazdıklarımızı tekrar bir gözden geçirelim. her gün yeni bir saldırı haberi,her gün parçalanan çocuk, kadın yaşlı haberleri ... sonu yok.(bkz: https://www.sozcu.com.tr/...-hastanelik-etti-3073509/)

    Bursa'nın Gürsu ilçesinde başıboş köpekler bir öğrenciyi yaraladı. Geçtiğimiz günlerde Kayseri'de de lise öğrencisi Mehmet Özer köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti.

    ülkemiz insanlarına özgü 'mağduru suçlama' anlayışı inanın çok kaybettiriyor. çocuklar tecavüze uğrar suçlanırlar,kadınlar şiddete tecavüze uğrarlar suçlanırlar, insanlar dolandırılırlar suçlanırlar, ağaçlar katledilir ağaçlar da suçlanırlar,...vs örnekleri çoğaltmak mümkün.

    "o köpeklere çocuklara ne yaptı bakalım,allah bilir o köpekler daha önce insanlar tarafından nasıl travmatize edildi de tehlike algıladılar,hiç bir hayvan durduk yere saldırmaz " gibi söylemlerle mağduru suçladığınızın farkında olun. 'mini etek giydiği için karşı tarafı tahrik etmiştir' anlayışının hayvansever simetrisi.bir gün mağdur olursunuz üstüne bir de suçlanırsınız, o zaman belki anlarsınız ama bir işe yaramaz.

    hayvanlara eziyet edilmesinin onaylandığı falan yok.
    not1: hayvanlara eziyet edilmesi de tasvip edilen davranış değildir mutlaka . ağaçlara , doğaya yaşadığı gezegene olumlu katkısı olan hiçbir şeye zarar verilemez. bu nedenle buraya hümanizma/sevgi pıtırcıklığı koyamayacağım;pedofili sapıkların, ormanları yok eden katillerin, insanları parçalayarak katleden sokak köpeklerinin ve kasıtlı olarak denizlerimizi mahvedenlerin istisnasız hepsi itlaf edilmelidir.

    Kayseri'de köpeklerin paraçalayarak katlettiği çocuğun fotoğrafından 'otopsi' yapıp istismar raporu düzenlemeye kalkan kişiler;bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin,en azından öğrenmek için biraz bir şeyler okuyn ondan sonra yazın.
    not2:otopsi belli bir kurala ,adli prosedüre bağlıdır. bir aile, cenazelerine otopsi yapılmasını isteyebilir ve hatta mezarının açılmasını bile isteyebilir ama, otopsi yapılmasını reddetme/ istememe gibi yasal hakları yoktur. bir savcı ve adli tıp uzmanı yaptığı otopsi sonucunda ölüm nedenini kanıta dayalı olarak ortaya koyarlar.bu konular da gerekli eğitimi almışlardır bundan emin olun.

    --spoiler--
    kayseri cumhuriyet başsavcılığı, hacılar ilçesinde okul çıkışı köpeklerin saldırısı sonucu yaşamını yitiren mehmet özer'in ölümüyle ilgili açıklama yaptı. açıklamada, "mehmet özer'in yırtıcı hayvan yaralanmasına bağlı büyük arter ve geniş yumuşak doku yaralanması ile bunlardan gelişen kanama sonucu öldüğü tespit edilmiştir" denildi.07 ocak 2019 10:37 (bkz: https://www.memurlar.net/...savciliktan-aciklama.html)
    --spoiler--

    not3: sokak köpekleri , öyle pet shoplardan alınıp da sahipleri tarafından terk edilmiş hayvanlar değildir, tamam vardır illaki içlerinde ancak,ekseri çoğunluğu belediyeler tarafından "kısırlaştırılmadıkları" için aşırı derecede sayıları artmıştır. evet belediyeler kısırlaştırırmış gibi yapıyor ama kısırlaştırmıyor, yoksa bu denli çoğalmaları mümkün değil. sokak köpekleri amip gibi çoğalıyor. her insanın da çoğalması tehlikeli pek tabii. şurada bir insansı görüyorsunuz (bkz: http://www.dha.com.tr/yur...tina-alindi/haber-1619247). bu ve benzer insansıların da itlaf edilmesi gerekir.

    not4: köpeklerin atasının kurtlar olduğu biliniyor, yani köpekler evrimsel biyolojileri gereği vahşi,saldırgan ,yırtıcı hayvanlardır.insanoğlu tarafından son 12000 yıl içerisinde evcilleştirilmiştir. bu şu demek;iç güdülerini, evrimsel biyolojik özelliklerini kaybetmeyecekler. eğitilmeleri saldırgan olmayacakları anlamına gelmez.

    not5:barınakların halleri çok kötüymüş.lütfen iyileştirilmesi için çabala o zaman,emek sarf et,belediyeleri durmadan bu konu ile ilgili olarak ziyaret et ki , madem çok seviyorsunuz sevdiklerinize bir faydanız dokunmuş olur. sokak köpekleri ile yaşamayı dayatan anlayışın suriyelilerle yaşamayı dayatan anlayıştan ne farkı var?
    şu kadının ve çocuğun ne hale gelidğinie bir bakın.(bkz: http://www.internethaber....lerisi-1932801.htm?page=5)

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1791895/+
    11 ...
  42. pre diyabet

    1.
  43. Pre-diyabet, diyabet tanısı henüz konmamış ama kan şekerinin yükselmeye ve şekere dair diğer değerlerin de bozulmaya başladığı kişiler için kullanılan bir tanım.
    diyabet teşhisinin konulması; yaşam konforunuzu, alışkanlıklarınızı , davranış biçimlerinizi değiştirmenizi gerektirir. ben bunları değiştirmem dersen; körlük, kalp krizi ,felç , organ kaybı vb. gibi tedavisi pek de mümkün olmayan telafisi imkansız sonuçlarla karşılaşmanıza neden olabilir.olabilir değil kesinlikle olur.o çok sevdiğiniz penisinizi sadece işemek için kullanmak zorunda kalabilirsiniz.peki önleyici olarak, yaklaşan tehlikenin haberci sinyalleri var mıdır? yılda bir kere dahiliye ya da endokrinoloji uzmanına muayene olmanız takdirinde gerekli tetkikler yapılacaktır.açlık insülin,hba1c,,insülin direnci gibi bir dünya tetkik var.kendi kendinize teşhis koyup, ben şunları yaptırmak istiyorum demenize gerek yok. genel bir kontrol, özellikle de diyabet ve kolestrol kontrolü için geldiğinizi söylemeniz yeterli olacaktır.hastalandıktan sonra değil, hastalanmadan önce gidilmesi gereklidir. türlerine ,özelliğine ve kişideki seyrine göre diyabet 5-6 yıl önceden sinyal verebilir. amacımız da bu zaten. olacak bir durum varsa erkenden sinyali yakalayıp sağlığı bozmamak. yaşam konforumuzu ve sağlığımızı olabildiğince en üst seviyede tutmak. naçizane pre diyabet yani diyabet öncesi durum da bunu tanımlıyor. gdo lu gıdalar ve hareketsiz yaşam tarzı ülkemizde adeta bu hastalığı patlatmıştır,kanser de aynı. dr. olmadığım halde bu yazı yazmamdaki ve alttaki yazıyı vermemdeki amaç;bir ihtimal belki bir kişiye faydası olur. bugün ki insanlığa katkımız da bu olsun.

    buyrun:

    Tip 2 diyabete giden yol kısa değil, uzun bir yoldur. Hiperglisemi yani şeker yüksekliği aniden ortaya çıkmaz. Tip 2 diyabetli olan kişilerde şekerin yavaş yavaş ve uzun yıllar içerisinde diyabetli olarak tanımlayacağımız sınıra yükseldiğini görürüz.

    Pre-diyabet, diyabet tanısı henüz konmamış ama kan şekerinin yükselmeye başladığı kişiler için kullanılan bir tanımdır. Açlık kan şekeri normal değer olan 100 mg’dl’nin üstündedir veya yükleme testi yapıldığında 2. saat şeker değeri normal değer olan 140 mg/dl üzerindedir ama kişilerde diyabet tanısı koyabilecek kadar yüksek bir şeker değeri bulunmamaktadır. Bu kişilerde ilerde diyabet olma riski son derece yüksektir.

    Pre-diyabet olarak tanımladığımız bozulmuş açlık glukozu olan veya yükleme testi bozuk bulunan kişilerde mutlaka zayıflama, düzenli fiziksel aktivitenin artırılması, kilo kaybının sağlıklı bir yaşam tarzı ile devam ettirilmesi ve bazı ilaçlar olayın diyabete dönüşmesini engelleyebilecektir. Pre-diyabetli kişilerde kan damar hastalıkların daha sık olduğunu biliyor ve bu yüzden de bu kişilerin erken tanısına son derece önem veriyoruz.

    Pre-diyabetli olan yani diyabet riski taşıyan kişilerin bir kısmında yemekten 1-2 saat sonra ortaya çıkan reaktif hipoglisemi belirtileri bize bir uyarı verebilir. Özellikle karbonhidrattan zengin bir yemeğin ardından vücudun fazla insülin salgılaması ve şekerin normalin alt sınırına düşmesi bu kişilerde yemeği takip eden saatler içinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali gibi belirtilere yol açabilir. Reaktif hipogliseminin diyabet riski taşıyan pre-diyabetik kişilerde bir diyabet habercisi olduğunu unutmamalıyız.

    Her pre-diyabetli diyabete dönüşmez. Pre-diyabetin diyabete dönüşmesini önlemek için hiç kuşkusuz alabileceğimiz bazı önlemler vardır. Pre-diyabetlilerin fazla kilolarının %15’ini vermeleri, her gün 30 dakika egzersiz yapmaları ve hatta koruyucu önlem olarak bazı ilaçlarla hayatlarını devam ettirmeleri diyabet dönüşümünü yaklaşık her 2 hastadan 1’inde önleyebilmektedir.

    Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva
    i.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi iç Hastalıkları Anabilim Dalı
    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

    (bkz: http://www.diyabet.com/di...-seker-pre-diyabet-nedir/)
    0 ...
  44. boşanmanın kolaylaştırılması gerekliliği

    1.
  45. Boşanmanın "toplumsal olarak" kolaylaştırılması gerekliliği.

    Kapalı toplumlarda evlenme ve çocuk sahibi olmaya dair inanılmaz bir baskı vardır aslında. Haliyle bu baskının ortasında kendini bulan her insan kendini, illa ki evlenmek zorunda,evlenince çocuk sahibi olmak zorunda ve o evliliği yürütmek zorunda hissediyor. Toplumsal bir kurum toplumun devamı için gerekli olan evlilik; kimilerinin rüyası iken kimilerinin de kabusu. Çoğunluk için gereklilik ve olmazsa olmaz bir kurum. ülkemizde ise boşanmalar hem refah içinde bulunanlarda, hem de hayat şartlarının ezdiği kesimlerde görülmektedir. Bunların yanı sıra ruhi bozukluk,maddi çıkar için evlenme, eşlerden birisinin veya ikisinin alkol veya kumar alışkanlığı, yaş farkı, eğitim düzeyinin farklı oluşu, çocuksuzluk, erkeğin çok eşlilik görüşünü benimseme eğilimi, namus anlayışının farklılaşması, evliliğin yükümlülüğünü kavramadan evlenme, son yıllardaki bazı basın ve yayın
    kuruluşlarının aile kurumunu çözücü yayın ve telkinleri, toplumun zihniyetinin değişmesi, dolayısıyla insanlarda faydacı, çıkarcı ve ferdiyetçiliğin öne çıkması, uyumsuz Ve geçimsiz ailede yetişmek gibi, bir çok faktörün boşanmaya neden olduğu kaydedilmektedir ( Erkal, Mustafa, Sosyoloji, istanbul-1987, s.83) . Peki her evlilik illa yürütülmeye çalışılmak zorunda mı? Boşa mı gitti dış çekimler, dışarıda buluşmalar, sinemalara gitmeler,sikimsonik adetlerin hepsini yerine getirmeler,düğün masrafları? Herkes illa ki evlenmek zorunda mı?
    Herkes evlenmek zorunda olmadığı gibi nedeni ne olursa olsun bir şekilde yapılmış ama yürümeyen,sorun teşkil eden bir evliliğin de devam ettirilmesi zorunluluk değildir. Evliliği devam ettirmek için çocuk yapılması gibi garabet bir düşünce vardır ki insan, çocuk hayatı üzerinden oynanan kumarı duyunca cinnet geçirmemesi elde değil. Bu kumar yüzde yüze varan oranlarda tutmaz,sonuçta kendi hayatı mahvolduğu gibi bir de çocuğun hayatı mahvedilir. Evlilik yaparsınız bu tutmayabilir fakat, sırf kendiniz için bir çocuğu aile birlikteliğinden mahrum bırakma riskini göze almak affedilir bir düşünce değildir. Peki evliliği yürümeyen çiftimiz bunu bilerek mi yapmaktadır? değil Tabiki;boşanmak , insanlar üzerinde öyle bir baskı oluşturmaktadır ki son bir çare olarak zaten sağlıksız düşünen çift bu yönteme de (!) başvurabilmektedir. Toplumsal baskı olmasa ve insanlar yürümeyen evlilik için boşanma kararını rahatça alabilse kötü mü olur? Sokaklara, yetiştirme yurtlarına ,cami önlerine,parktaki banklara terk edilen bebekler olmasa ,bu riskler baştan önlense fena mı olur? ya dul kadına olan bakış nedir öyle? Kadın evlense bir türlü,evlenmese bir türlü, boşanması ise ayrı bir festival. Suçlanması mı dersin, dul damgası yiyerek potansiyel yürünecek kişi damgası yemesi mi dersin her türlü olumsuzluğu göze alabilmektir kadın için. Erkek boşandığı zaman ise birincinin travması henüz atlatılmamışken yeniden evlen baskısı ile karşı karşıya kalır. Kapalı toplumların özelliğidir ,zordur boşanmak ama, bu zorluk mutlaka aşılmalıdır.
    Ne olur yani, kimse bir birini kırmadan daha fazla örselemeden ve en önemlisi çocuk hayatı üzerinden kumar oynamadan yürümeyen evliliği iç huzursuzluğu en düzeyde hissederek medenice boşansa ? Zaten canı burnunda iken daha az travmatize edilse. Zoraki olarak evliliği devam ettirme adına inkar, fiziksel ve duygusal olarak içe kapanmak, her şey yolundaymış gibi yapmak ve sevecenliği geri kazanmaya çalışmak vs. gibi hiçbir faydası olmayan davranışlara ihtiyaç duyulmasa. boşanma döneminde eşlerden biri ya da her ikisi depresyona girmese; kızgınlık, ümitsizlik hissetmese, kendini suçlamasa, yoğun öfke, üzüntü, ve yalnızlık hissetmese daha iyi olmaz mı? Bir an önce rahatlama duygusuna geçilmesi veya hiç rahatsızlık duygusu yaratılmaması...
    Boşanmamak için evlenmemek mi? değil elbet. Önleyici hizmetler devriyesi olarak önce evliliğe sağlıklı, en doğru zamanda en doğru kişi ile karar vermek gerekli ki güzel bir evlilik ayrı bir konu. Evlenmek için de boşanmak için de bu kadar strese gerek yoktur mutlaka. Toplumsal baskılar yüzünden yaşadığımız kısacık ömrü ne kendimize ne başkasına zehir etmenin kimseye faydası yok.
    2 ...
  46. köpek saldırısıyla ölen liseli hakkında açıklama

    1.
  47. köpeklerin saldırdığı lise öğrencisinin ölmesi: (bkz: köpeklerin saldırdığı lise öğrencisinin ölmesi)
    (bkz: http://www.hurriyet.com.t...iseliden-1i-oldu-41073087)

    --spoiler--
    Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı, Hacılar ilçesinde okul çıkışı köpeklerin saldırısı sonucu yaşamını yitiren Mehmet Özer'in ölümüyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, "Mehmet Özer'in yırtıcı hayvan yaralanmasına bağlı büyük arter ve geniş yumuşak doku yaralanması ile bunlardan gelişen kanama sonucu öldüğü tespit edilmiştir" denildi.07 Ocak 2019 10:37
    --spoiler--

    Ülkemiz insanlarına özgü 'mağduru suçlama' anlayışı inanın çok kaybettiriyor. Çocuklar tecavüze uğrar suçlanırlar,kadınlar şiddete tecavüze uğrarlar suçlanırlar, insanlar dolandırılırlar suçlanırlar, ağaçlar katledilir ağaçlar da suçlanırlar,...vs örnekleri çoğaltmak mümkün.

    "o köpeklere çocuklara ne yaptı bakalım,Allah bilir o köpekler daha önce insanlar tarafından nasıl travmatize edildi de tehlike algıladılar,hiç bir hayvan durduk yere saldırmaz " gibi söylemlerle mağduru suçladığınızın farkında olun. Bir gün mağdur olursunuz üstüne bir de suçlanırsınız, o zaman belki anlarsınız ama bir işe yaramaz.

    Not1: Hayvanlara eziyet edilmesi de tasvip edilen davranış değildir mutlaka . Ağaçlara , doğaya yaşadığı gezegene olumlu katkısı olan hiçbir şeye zarar verilemez. Bu nedenle buraya hümanizma/sevgi pıtırcıklığı koyamayacağım;pedofili sapıkların, ormanları yok eden katillerin, insanları parçalayarak katleden sokak köpeklerinin ve kasıtlı olarak denizlerimizi mahvedenlerin istisnasız hepsi itlaf edilmelidir.

    Not2:otopsi belli bir kurala ,adli prosedüre bağlıdır. Bir aile, cenazelerine otopsi yapılmasını isteyebilir ve hatta mezarının açılmasını bile isteyebilir ama, otopsi yapılmasını reddetme/ istememe gibi yasal hakları yoktur. Bir savcı ve adli tıp uzmanı yaptığı otopsi sonucunda ölüm nedenini kanıta dayalı olarak ortaya koyarlar.Bu konular da gerekli eğitimi almışlardır bundan emin olun.

    Not3: Sokak köpekleri , öyle pet shoplardan alınıp da sahipleri tarafından terk edilmiş hayvanlar değildir, tamam vardır illaki içlerinde ancak,ekseri çoğunluğu belediyeler tarafından "kısırlaştırılmadıkları" için aşırı derecede sayıları artmıştır. evet belediyeler kısırlaştırırmış gibi yapıyor ama kısırlaştırmıyor, yoksa bu denli çoğalmaları mümkün değil. Sokak köpekleri amip gibi çoğalıyor. Her insanın da çoğalması tehlikeli pek tabii. Şurada bir insansı görüyorsunuz (bkz: http://www.dha.com.tr/yur...tina-alindi/haber-1619247). Bu ve benzer insansıların da itlaf edilmesi gerekir.

    Not4: köpeklerin atasının kurtlar olduğu biliniyor, yani köpekler evrimsel biyolojileri gereği vahşi,saldırgan ,yırtıcı hayvanlardır.insanoğlu tarafından son 12000 yıl içerisinde evcilleştirilmiştir. Bu şu demek;iç güdülerini, evrimsel biyolojik özelliklerini kaybetmeyecekler. Eğitilmeleri saldırgan olmayacakları anlamına gelmez.

    not5:barınakların halleri çok kötüymüş.Lütfen iyileştirilmesi için çabala o zaman,emek sarf et,belediyeleri durmadan bu konu ile ilgili olarak ziyaret et ki , madem çok seviyorsunuz sevdiklerinize bir faydanız dokunmuş olur.

    konu ile ilgili olarak savcılığın açıklaması burada.

    (bkz: https://www.memurlar.net/...savciliktan-aciklama.html)
    2 ...
  48. ateistlerin yaşamı kuran a daha uygun

    1.
  49. katılınması mümkün olmayan tespittir.

    --spoiler--

    Ateizm Derneği ve ilahiyatçı Cemil Kılıç Konda'nın son raporunda ateistlerin sayısının artmasını değerlendirdi. Kılıç'a göre bugünün Türkiyesinde ateistler, Müslümanlara göre Kuran’a daha uygun ve daha ahlaklı yaşıyor.

    --spoiler--

    ateistlerin ve hatta deistlerin Kuran'a daha uygun yaşadığını söylemek, kendi çıkmazlarını görmezden gelmekten başka bir şey değil. Şöyle ki; bir ateistin ,dinden döndü diye insanların boyunlarının vurulmasını , sevişti diye taşlanmasını , kadının yarım insanımsı sayılmasını, yakın akraba evliliğini onaylamasını, kölelik cariyelik mefhumunu benimsemesini, çocuk evliliğini onaylaması...vs. benimsemesi beklenemez. Beklenemediği gibi , görülmüşü de yoktur. Ekseri çoğunluk ateist/ deistler, ahlaklarını doğuştan gelen adalet duygusuyla evrensel ahlak ilkeleriyle, yani etikle temellendirirler. Ahlakı dinle temellendirdiğin zaman , çocuk evliliklerini ve-sair vicdanla bağdaşmayan dinden onay alan bütün kötü addedilebilen davranışları onaylaman gerekir. Sorunun etrafında dolaşarak veya öz eleştiri yapıyormuş gibi yaparak gerçekler görmezden gelinemez. Belki zamanı değil ama, sorunun kökenine inerek radikal çözüm üretseler ve yalnızca gerçeği anlatsalar yeterli. Ortadoğu coğrafyasında gerçeği anlatmak tabi ki sfinkter ister. Kim aydınlatma sürecine girdiyse , ya öldürüldü ya da ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Gerçeği, yalnızca gerçeği...

    (bkz: https://www.dw.com/tr/ila...ana-daha-uygun/a-46972680)
    0 ...
  50. köpeklerin saldırdığı lise öğrencisinin ölmesi

    1.
  51. Kayseri'de yaşanmış acı olay. Sokak köpeklerine çare bulamayan belediyeler çocuğun ölümüne ortaktır. Sokaklarda başı boş gezen köpekler araç güvenliğini , trafik güvenliğini tehlikeye attıkları gibi insanları da artık parçalayarak öldürmektedirler. daha önce de yaşanmıştır . Sokak köpeklerinin saldırısı sonucu ölen ilk çocuk değildir kayseri'deki lise öğrencisi. Sabah çocuğunu okula gönderiyorsun, akşama sokak köpekleri tarafından çocuğunun parçalanmış cesedini teslim ediyorlar. sokak köpeği saldırıları ile ilgili arama yaptığınız zaman zibilyon tane saldırı haberi çıkıyor. sokak köpeği saldırısı sonucu iz bırakan yaralanmalara maruz kalan insan ise haberlere çıkmayanlardan daha fazladır elbette. sokak köpeği saldırılarının ezici çoğunluğu çocuklara ve kendini savunamayacak fiziksel özellikte olanlaradır. sokak köpeklerini savunanların pedofiliyi savunan yobazlardan farkı yok,aynı bokun kırmızısı.(bkz: http://www.hurriyet.com.t...iseliden-1i-oldu-41073087)

    not0:ülkemiz insanlarına özgü 'mağduru suçlama' anlayışı inanın çok kaybettiriyor. çocuklar tecavüze uğrar suçlanırlar,kadınlar şiddete tecavüze uğrarlar suçlanırlar, insanlar dolandırılırlar suçlanırlar, ağaçlar katledilir ağaçlar da suçlanırlar,...vs örnekleri çoğaltmak mümkün.

    "o köpeklere çocuklara ne yaptı bakalım,allah bilir o köpekler daha önce insanlar tarafından nasıl travmatize edildi de tehlike algıladılar,hiç bir hayvan durduk yere saldırmaz " gibi söylemlerle mağduru suçladığınızın farkında olun. bir gün mağdur olursunuz üstüne bir de suçlanırsınız, o zaman belki anlarsınız ama bir işe yaramaz.

    not1: hayvanlara eziyet edilmesi de tasvip edilen davranış değildir mutlaka . ağaçlara , doğaya yaşadığı gezegene olumlu katkısı olan hiçbir şeye zarar verilemez. bu nedenle buraya hümanizma/sevgi pıtırcıklığı koyamayacağım;pedofili sapıkların, ormanları yok eden katillerin, insanları parçalayarak katleden sokak köpeklerinin ve kasıtlı olarak denizlerimizi mahvedenlerin istisnasız hepsi itlaf edilmelidir.

    not2:otopsi belli bir kurala ,adli prosedüre bağlıdır. bir aile, cenazelerine otopsi yapılmasını isteyebilir ve hatta mezarının açılmasını bile isteyebilir ama, otopsi yapılmasını reddetme/ istememe gibi yasal hakları yoktur. bir savcı ve adli tıp uzmanı yaptığı otopsi sonucunda ölüm nedenini kanıta dayalı olarak ortaya koyarlar.bu konular da gerekli eğitimi almışlardır bundan emin olun.

    not3: sokak köpekleri , öyle pet shoplardan alınıp da sahipleri tarafından terk edilmiş hayvanlar değildir, tamam vardır illaki içlerinde ancak,ekseri çoğunluğu belediyeler tarafından "kısırlaştırılmadıkları" için aşırı derecede sayıları artmıştır. evet belediyeler kısırlaştırırmış gibi yapıyor ama kısırlaştırmıyor, yoksa bu denli çoğalmaları mümkün değil. sokak köpekleri amip gibi çoğalıyor. itlaf edilsin 'hayır',barınaklara bırakılsın 'hayır' (hem ayranım dökülmesin hem de götüm sikilmesin). Bu demek değildir ki insanlar kontrolsüzce çoğalsın,her şey insana göre olsun.her insanın da çoğalması tehlikeli pek tabii. şurada bir insansı görüyorsunuz (bkz: http://www.dha.com.tr/yur...tina-alindi/haber-1619247). bu ve benzer insansıların da itlaf edilmesi gerekir.

    not4: köpeklerin atasının kurtlar olduğu biliniyor, yani köpekler evrimsel biyolojileri gereği vahşi,saldırgan ,yırtıcı hayvanlardır.insanoğlu tarafından son 12000 yıl içerisinde evcilleştirilmiştir. bu şu demek;iç güdülerini, evrimsel biyolojik özelliklerini kaybetmeyecekler. eğitilmeleri saldırgan olmayacakları anlamına gelmez.

    not5:barınakların halleri çok kötüymüş.lütfen iyileştirilmesi için çabala o zaman,emek sarf et,belediyeleri durmadan bu konu ile ilgili olarak ziyaret et ki , madem çok seviyorsunuz sevdiklerinize bir faydanız dokunmuş olur.

    not6:her canlının mutlak suretle yaşatılması gerektiğine dair bir kural ve ahlaki gereklilik yok. Nasıl ki ellerindeki bakterileri pervasızca öldürüyorsan (ki o bakterilerin zarar verdikleri yok, zarar verme potansiyelleri var sadece ), hiv virüsünden zarar görmemek için korunmaya dikkat ediyorsan , potansiyel büyük tehlike addeden canlıların da yaşatılmasına gerek yoktur,itlaf edilmelidir. Tersi kanıda olan bir kişi böyle bir durumda hiv virüsüne de ,ellerindeki bakterilere de kendi bulundukları yaşam alanında saygı duyarak bu mikroorganizmaları öldürmemelidir. Biz hiv pozitiflilere "Allah bilir virüse ne yapmıştır da virüs onu hasta etmiştir" demiyoruz.

    konu ile ilgili olarak savcılığın açıklaması burada.07.01.2019

    (bkz: https://www.memurlar.net/...savciliktan-aciklama.html)
    14 ...
  52. dindarlık geriledi ateist sayısı 3 e katladı

    1.
  53. Dinin insan ruhuna getirdiği darlık daha fazla hissedilir hale geldiğinden dindarlığın azaldığı doğrudur. kendini ateistden ziyade deist olarak niteleyenlerin ülke nüfusunda epey bir paya sahip olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte mevcut konjonktürün ateizme; Turan DURSUN'dan,ilhan ARSEL'den, Arif TEKiN'den ve Richard DAWKiNS'ten daha fazla katkısı olduğu bir gerçektir. Mevcut konjonktüre göre düşünürsek;insanları dindarlaştırarak extra bonus kazanacaklardı ki tam tersi olmuş,insanları olan dininden ederek 'günahlarına' ortak olmuşlardır.

    Neyse okuyoruz.

    Bu tablo herkese bir şey söylüyor

    Türkiye’nin son 10 yılına ışık tutan ‘Toplumsal Değişim’ araştırmasına göre dindarlık geriledi, ateistlerin sayısı üç kat arttı. Özellikle dini temsil etme iddiasındaki kişi ve kurumların dikkate alması gereken tablo dinî konularda sergilenen hoyrat tutumların gözden geçirilmesinin aciliyetini gösterdi.
    Türkiye’de, sanılanın aksine dindarlık artmıyor tam tersine azalıyor. Konda’nın verilerine göre ‘dindar’ olduğunu söyleyenlerin oranı son 10 yılda yüzde 55’ten 51’e geriledi. ‘Mutluyum’ diyenlerin oranı da yüzde 57’den 52’ye düştü.

    Konda Araştırma şirketi, 10 yıllık toplumsal değişim raporunu kamuyuna sundu. Çarpıcı ayrıntıların yer aldığı rapor, 2008 ile 2018 yılları arasını kapsıyor. Çeşitli alanlarda karşılaştırmalar yapılan raporda, hayat tarzları dışında ekonomik veriler de araştırmaya konu oldu. Raporda en dikkat çeken başlıklar ise ‘dindarlık” hakkındaki sorulara verilen yanıtlarda yer aldı. Öyleki, rapora göre kendisini ‘ateist’ olarak niteleyenlerin oranı yüzde 1’den yüzde 3’e çıktı. Buna karşın dindarların oranında da yüzde 55’ten yüzde 51’e doğru bir gerileme yaşandı. 5 bin kişiyle yüz yüze gerçekleştiren araştırmada, aynı sorulara 2008 ile 2018 yılında verilen yanıtlardaki çarpıcı farklılıklar rapora şu şekilde yansıdı;

    Ateist oranı yüzde 1’den yüzde 3’e çıktı.
    ‘Dindar’ olduğunu söyleyenler 10 yılda yüzde 55’ten yüzde 51’e geriledi.
    ‘Sofu’ olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 13’ten yüzde 10’a düştü.
    Kendisini ‘inançlı’olarak niteleyenlerin oranı yüzde 31’den yüzde 34’e çıktı.
    Kendini ‘inançsız’ olarak niteleyenlerin oranı yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktı.
    Oruç tutanların oranı yüzde 77’den yüzde 65’e geriledi.
    ’Başörtüsü’ oranı yüzde 52’den 53’e çıktı.
    ‘Türban’ oranı yüzde 13’ten yüzde 9’a düştü.
    (Rapora göre, örtünen kadınların oranı çok değişmiyor. Ancak, örtüye ‘türban’ deme oranı düşüyor.)
    ”Mutluyum” diyenlerin oranı yüzde 57’den yüzde 52’ye geriledi.
    Ev sahibi olan kişilerin oranı yüzde 74’ten yüzde 66’ya geriledi.
    Kiracıların oranı yüzde 21’den yüzde 29’a çıktı.
    Apartmanda oturanların oranı yüzde 33’ten yüzde 59’a yükseldi.
    Evlilerin oranı yüzde 71’den 65’e düştü.
    Gazete okuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 61’den yüzde 26’ya geriledi.
    Televizyondan haber izleyenlerin oranı yüzde 98’den 84’e düştü.
    Sosyal medya kullanım oranı yüzde 38’den 72’ye çıktı.
    Rapordaki diğer tespitler de şu şekilde aktarıldı;
    Toplum daha eğitimli hale gelmiş, ancak annelerin üçte biri hala okuryazar değil.
    Çiftçilerin sayısı yok olma noktasına gelmiş, esnaf ise artmış.
    Daha geç evlenir hale gelmişiz. Gençler daha çok karşılıklı anlaşarak evlenir olmuş; ancak, halen çoğunluk görücü usulü evleniyor.
    Kadın özgürlüğüne bakışta gelişme olmuş. Ancak halen çoğunluk ‘Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır’ diyor.
    interneti artık bankacılık için çok daha fazla kullanıyoruz, ancak gıda alışverişi için kullanımı artmamış.”
    ALKOL TÜKETiMi AZALDI, SiGARA iÇENLER ARTTI
    işlemlerini bankaya giderek yapanlar yüzde 63’ten yüzde 41’e geriledi.
    internetten bankacılık işlemi yapanlar yüzde 6’dan yüzde 18’e çıktı.
    Kredi kartı sahipliği oranı yüzde 41’den yüzde 40’a geriledi.
    Akıllı cep telefonuna sahip olanlar yüzde 83’ten yüzde 94’e çıktı.
    internetten alışveriş yapanlar 6 yılda yüzde 16’dan yüzde 52’ye çıktı.
    Sigara içenlerin ortanı yüzde 38’den yüzde 40’a çıktı.
    içki içenlerin oranı yüzde 23’ten yüzde 21’e düştü.
    Tatilde memlekete ailemin yanına giderim diyenlerin oranı yüzde 32’den yüzde 34’e çıktı.
    Tatilde yurt dışına giderim diyenlerin oranı yüzde 3’ten yüzde 2’e geriledi.

    (bkz: http://www.karar.com/gunc...-bir-sey-soyluyor-1079470)
    1 ...
  54. uludağ da kış uykusuna yatmayan ayılar

    1.
  55. sorumsuz ebeveynleri vardır.vakti zamanında doğru uyku alışkanlığı edindirilmemiş memleket ayılarıdır. aralığın 27'si olmuş bunlar hala oyun derdinde. yakında bunlar nargile içerken de görüntülenir. derdiniz ne?
    not1:uludağ'daki ayılar,burayı okuyorsanız gidin yatın,çok geç oldu.Gerçi hoş bahaneniz de hazırdır 'buralarda internet çekmiyor,akd doldu, faturayı ödeyemedik...'
    not2:nasıl bir denge bozukluğudur?
    (bkz: https://www.olay.com.tr/u...lar-goruntuledi-2933v.htm)
    0 ...
  56. 6 yaşındaki ikiz çocukları evlendirmek

    1.
  57. sabah şu (bkz: https://www.uludagsozluk....k-m%C4%B1-y%C3%B6n-verir/) başlıkta konu biraz irdelenmişti.

    --spoiler--
    Tayland'daki Bangkok'ta yaşayan bir ailenin 6 yaşındaki ikiz çoçukları arasında yaptığı evlilik. Taylandlı aile, daha önceki hayatında birbirine aşık olduklarına inandıkları ve karmanın yerine gelebilmesi için 6 yaşındaki ikiz çocuklarını Budist geleneklere uygun bir tören düzenleyerek evlendirdi.
    --spoiler--

    Taylandlılar ahlaklarını din ile yönlendirmeleri sonucu böyle bir davranış toplumca kabul görmektedir.
    Eğer ahlak dinle temellendirilirse her türlü ahlaksızlığa bir şekilde kapı açılıyor demektir. o Budizm bizde örneği yok demeyin.kardeş olmasa da çocuk yaşta evlilik islam toplumlarında halen ahlaken anormal karşılanmamaktadır.
    hangi din olursa olsun,din referansıyla ahlakını yönlendiren/şekillendiren toplumlar insani değerlerle mutlaka çelişecektir. A dinine mensup toplumda x ahlaksızlığı görülürken B dinine mensup toplumlarda y ahlaksızlığı görülür,ama ahlaksızlık mutlaka normal karşılanarak görülür. iskandinav ülkelerde ve diğer pek çok ahlaksızlık görülmez.Çünkü bu ülkelerde seküler yaşam %100, deizm+ateizm %70'lerdedir.
    Not:Ortadoğuya girmiyorum.

    (bkz: https://www.haberler.com/...-sevgili-11577629-haberi/)
    0 ...
  58. köpek ölülerini kefenle belediye binasına getirmek

    1.
  59. Köpek ölülerini kefenleyip belediye binası önüne getirmek, Şefkat-Der Başkanı Konya'lı Hayrettin BULAN'ın Konya'da yaptığı eylemdir.
    Belediyenin samimiyetsiz politikalarının sonucunu yüzlerine vurmuştur. Konya'da tüm belediyelerin yaptığı,sahipsiz köpekleri sokağa bırakmaktır. Hayvan barınaklarını yetersiz hale getirilmesi yetmezmiş gibi, sahipsiz köpekler sokağa bırakılarak araç güvenliğini, insanların güvenliğini tehlikeye attıkları gibi sahipsiz köpeklerin de haberde görüldüğü üzere hayatları tehlikeye girmektedir. Sahipsiz köpeklerin insanlara saldırmaması, araç güvenliklerini tehlikeye atmaması ve kendilerinin de böylesi zorlu hava koşullarında yaşayabilmesi için barınaklarda olması şart.
    (bkz: http://www.hurriyet.com.t...si-onune-getirdi-41063476)
    0 ...
  60. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük