konusunda uzmanlaşmış tefsir alimleri tarafından yazılan kur'an ayetlerinin manalarını, açıklamalarını ve yorumlamalarını barındıran, ayetlerin birbirleriyle ilişkisi gibi birçok konuyu ihtiva eden kitaplardır.
tefsir lügatte bir şeyi iyice açıklamak anlamına gelen "fesr"den türemiştir. tef'il veznindedir.
mealden farklıdır.
çünkü meal kuran ayetlerinin sadece gelebileceği bir anlamı bulundururken tefsir ayetleri geniş olarak açıklar.
farklı ekollerin farklı tefsirleri bulunmaktadır.
ülkemizdeki en iyi tefsir kanaatimce elmalılı hamdi yazır efendinin hak dini kuran dili isimli tefsiridir.
muhammed esed ise kuran'ın avrupa'ya tanıtılmasında büyük emeği olan ve islam'ı seçtikten sonra hayatını kuran çalışmalarına adayan bir müfessirdir. kuran mesajı isimli tefsiri meşhurdur. hataları elbet vardır ama taş var diye pirinci dökmek anlamsızdır.
her daim kasiyerin arkasındaki rafta usul usul alıcısını bekleyen okey marka prezervatiflerdir. türk marketlerinin klasiğidir. erkek müşterilerin korkulu rüyasıdır. istenemez.
ayar üstadı, divan şairi "nef'i"nin kendisine kelp(köpek) diyen tahir efendi'ye verdiği tarihi, ibretlik, edebi, mükemmel ayardır. esas mesele bunu o zamanda bir devlet adamına hitaben yazabilmektir.
Tahir efendi bana kelp demiş
iltifatı bu sözde zahirdir,
Maliki mezhebim benim zira,
itikadımca kelp tahirdir.
20. yüzyılın en başarısız denemesi olarak komünizmdir.
ilginçtir, komünizm hiçbir yerde dikiş tutturamamış her zaman çökmeye yatkın bir sistem olmuştur.
marx, komünist devrimin "kendiliğinden" ingiltere gibi sanayleşmiş ülkelerde çıkacağını savundu.
ama tutmadı. tam aksine işçi şartları iyileştirildi.
kendiliğinden olmayınca "devrimciler" kendileri suni devrim yapmaya kalktı. o da olmadı.
lenin devrim'in rusya'da olacağını savundu.
sovyetler kuruldu. hızlı parlayıp çabuk söndü.
çünkü bir devlet komünist sistemle ayakta duramazdı.
bunun dışında diğer komünist ülkelerde de bu sistem dikiş tutturamayınca çökmüştür.
günümüzde ise bu sistem tek tük etkisiz ülkelerde yaşamaktadır.
neden böyledir?
çünkü komünizm ancak bir ütopyadır. hiçbir zaman gerçekleşemez. insanın fıtratına, psikolojik yapısına, eğilimlerine aykırıdır. insanın yapısı mutlak eşitliğe aykırıdır. çürük temellere dayanan sistemler de çökmeye mahkumdur.
istenildiği kadar katliam yapılsın, istenildiği kadar zor kullanılsın.
tarih bu konuda hiç yanıltmamıştır.
kısaca komünizm 20. yüzyılın en başarısız denemesidir.
edit: ayar vermeye kalkan "erişkin" dimağlar başarısız ayar denemelerinde bulunacağına "engin" bilgileriyle şu cahil sağcıyı aydınlatsa...
o okullarda dayatılan bilgilerle çıkan ya yalanları öğrenip devlet düşmanı oluyor, ya yalanlara tamamen kayıtsız kalıp aynen alıp faşist oluyor, ya da gözünü açıp vatanını milletini gerçek anlamda seven milliyetçi bireyler oluyor.
hülasa,
okullarda anlatılan her şey doğru değil. sorgulayıcı olmak lazım.
bir kitle iletişim aracı olarak lanse edilen televizyonun farklı bir boyutudur.
sübliminal mesajlarla, propagandalarla, iftiralarla, kimilerinin yönlendirilmesiyle yapılan çarpıtma haberlerle halk güzelce uyutulur.
insanları gerçek dünyanın realitesinden alır, sanal dünyanın yalanlarına daldırır. bir dizi karakteri sizin ailenizden biri olur, bir dizinin olayı sizin olayınız olur.
saçma sapan programlarla insanların değerli vakti çalınır. insanlar, evlilik programına çıkmış kendini bi şey sanan insanların evlilik kriterlerini dinler.
insanları hayattan koparıp bir kutunun başına bağlar.
bu kutu adeta bizi bir devekuşuna çevirir. gerçeklere karşı bu kutuya başımızı gömeriz. ve tehlikenin geçtiğini sanırız.
esasen, televizyon aptal kutusudur.
ve çoğumuz da bu kutunun müptelasıyız.
ne demiş zanuck:
"insanlar her aksam böyle bir kutuya bakmak istemez."
zaten mantıklı olan da bu değil midir? insan neden her akşam bir kutuya baksın?
şu anda bizim bu kutuya bağımlı olmamızın sebebi bile bizim uyutulmamızdır. tv bizi uyutarak kendine bağlamıştır.
muslera gol atınca böyle bi rahatsızlanan, alınan fenerlidir.
amooooon kıyamam ben size. etikmiş, bak sen etiğe. etik etik diye bugün gezenler dün kıçıyla top kontrol etmiyor muydu? neredeyedi o zaman etik? tabi etik şimdi aklınıza geldi demi.
ukteyi veren:defna
uktecinin notu:yek dü se caaaar
cahillik örneğidir.
tavladaki sayılar kürtçe değil farsçadır. kürtçe'deki sayılar diye bir şey yoktur çünkü kürtçe'deki sayılar farsçanın aynısıdır. zaten tavlayı da icat eden iran şahıdır. tavlayı icat eden adam elbette ki kendi dilinin sayılarını koyacaktır. yani eğer halen daha tavladaki sayıları kürtçe zanneden varsa o tavla alınıp kafasına geçirilip sonra koltuk altına sıkıştırılıp gönderilmelidir.