bu seçimlerde de ak parti yapacağını yapmış. mahkeme mahkeme dolaşarak adliye mutfaklarına makarna bulgur dağıttığına dair de görüntüler var. uludağ sözlük yazarlarını bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum.
tanım: hsyk seçimlerine şaibe karıştığının göstergesi olan iddiadır.
hem akp'liyim. hem de liderini destekliyorum.
parti içi demokrasinin pek olmadığı ülkemizde liderini savunamayıp partiyi destekleyenler, onlar da çıkıp hem chpliyim,mhpliyim hem de baykal'ın bahçeli'nin söylemlerini destekliyorum diyebiliyorlar mı? partideki tek yetkili onlar çünkü. onları savunamayıp partiyi destekleyenler, onlar niye tırsıyor liderlerini savunmaktan acaba?
7 yıl boyunca katıldığı tek resepsiyonun tuncay özkan'ın kanalının resepsiyonu olması.
danıştay saldırısı sonrası alenen hükümeti ve muhafazakar insanları katil ilan etmesi.
(#7570946) bir insanın hayatı hakkında hiç bilgi sahibi olmadan, sapıkça yakıştırmalar yapanlara gösterdiğim tepkiyi eleştireye tahammülsüzlük olarak algılamış yazar. bir hukukçu olarak eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımı tam olarak öğrenmesini tavsiye ediyorum. ilerde başına derde sokabilir.
tek sorunun anlamını bilmeyen ve dönüp dolaşıp sıraya girmiş gibi soru yazan yazarların matematik dersi alması için okullarınızdan birini bu yavrucaklara açar mısınız?
sözlükte kendisine bok atılan entryleri okumayan cemaattir. bu cemaatin asıl mensuplarının pek alakaları yoktur efendim böyle sözlük gibi skindirik yerlerle. sözlükte benim gibi bu cemaati savunanlar da aslında sadece bu cemaatin yaptıklarına gönül vermiş kimselerdir. asıl yükü omuzlayanlar sizi duyamazlar. boşuna götünüzü yırtmayın çamur atacağız diye. yani siz ne kadar yırtsanız da onlar dünyanın her hangi bir yerinde yine devam edecekler bu işe. en zor dönemlerden geçip 20 25 yılda bu hale geldiklerini düşününce, bu kadar etkin hale geldikten sonra ne kadar büyüyeceklerini kara kara düşünmeye başlayın derim. bir gün gerçeği görmek nasip olur belki ama elbet göreceksiniz ya hayatta ya ölümde, gerçek gibi görünen yalanların ve yalan gibi görünen gerçeklerin sahiciliği serildiğinde önünüze, inşallah herşey çok geç olmaz.
zamanında yök ün değiştirdiği katsayıları, bu yürütmenin işidir diyerek görevsizlik kararı veren biricik yüksek yargımız. şimdi katsayıları kendi belirliyor. yıllarca idari yargıda öğrendiğimiz en temel prensip, mahkeme, idarenin yerine geçecek şekilde işlem tesis edecek karar veremez hükmü de öyle duruyor mevzuatımızda.
türk silahlı kuvvetlerinin binlerce askerimizle ile birlikte çanakkale'deki kutlama yapması kastediliyor tabiki de. türk yıldızları, savaş gemileri felan. bütün ordu oraya yığılmış sanki. 10 muvazzaf generale osmanlıyla alakalı bir cümle kur desen, 9 tanesi yıkılış dönemindeki olumsuzluklarından bahseder. teslimiyetçiliğinden, gericiliğinden, halkın cahil olmasından, bin türlü osmanlıyı karalayacak şey duyarsınız. osmanlıya sahip çıkmak irticai faaliyetin allahıdır çünkü ve tsk mızın en önemli görevi! irticayla mücadele etmektir.
(bkz: irtica)
ne zaman tsk çanakkaleye sahip çıktığı gibi, bu ülkenin değerlerine de sahip çıkarsa o zaman o birlik beraberlik ruhunu geri yakalarız. ezan'a, kuran'a, namaz kılana iç tehdit gibi bakmaktan vazgeçmesi lazım artık bazı kurumların.
çağrışım.
(bkz: bu dinciler o müslümanlara benzemiyor)
(bkz: bu tsk o peygamber ocağına benzemiyor)
dipnot: bunları yazmamdaki asıl sebep, çok yakın zamanda girdiğim bir mülakatta kuran okuyup okumadığımla, içki içip içmediğimle alakalı soruların sorulmasıdır. içki içmiyorum diyorum sebebini soruyor. dini sebeplerle mi yoksa sağlıksız olduğu için mi içmiyorsun diyor. ben türkiyenin en iyi fakültelerinden birinde eğitim almışım ve tsk zihniyetinin sahip olduğu bir başka kurum hala beni bu sorularla mülakat yapabiliyor. benim kuranı ezbere bilmem ya da hiç okuyamamam cami imamlığı dışında hangi mesleği ilgilendirebilir ki?
--spoiler--
lakin bir cemaat, neden lideri için bir film yapılmasını tercih eder ki? ya imaj bozuktur, o düzeltilmek istenmektedir halkla ilişkiler yöntemiyle. ya da şan ve şöhret perçinlenmek istenmektedir. her iki halde de absürd bir durum vardır.
--spoiler--
bu filmin amacı f.gülen'in imajının düzeltilmesi felan değildir. nerdeyse hiç adının geçmediği, atıfta bulunulmayan bir film için ancak bu kadar adice bir yorum yapılabilir. ister kabul edin ister kabul etmeyin, f.gülen türkiyenin son 20 yılına damgasını vurmuş bir insandır ve ömrü yettiğince de bu böyle devam edecek. bu film olsa olsa ona gönül verenlerin onu kendi gözleriyle anlattığı bir filmdir.
nasıl tarihte bir çok insan hakkında yapılan filmler imaj düzeltmek adına ya da şan şöhret perçinlemek adına yapılmıyorsa, bu filmde de öyle bir amaç yoktur.
bu film de sadece bir realitenin perdeye aktarılmasından ibarettir. eşrefpaşada uyuşturucu, kumar vs. den hayatı 180 derece dönenlerin hikayesidir.
baya baya reytinglerin de amına koyan dizi. ne var bu kadar bu dizide anlamış değilim. bildiğin koca karı dizisi olm bu. bu diziyi gündüz kuşağında müge anlı, esra erol izleyenler izliyormuş gibi geliyordu hep bana. çok iyi niyetliymişim meğer. artık anladım ki toplum giderek normal, temiz, saf duyguların anlatıldığı dizilerden hoşlanmıyor. bu bir yaşlı amca geyiği değildir yanlış anlaşılmasın. durum tespiti sadece. şöyle bir geriye dönüp bakıyorum, yaprak dökümü furyası başlamadan önce böyle entrikaların döndüğü türk yapımı diziler hiç tutmadı gibi hatırladığım kadarıyla. evlilik dışı çocuklar, aldatmalar felan, hep yabancı dizilerde güzel geldi bizim millete bu süreç başlamadan önce. neyse entrika, aldatma, bunlar da toplumda olmayan şeyler değildi zaten. böyle işte sözlük. nereye bağlayacam bilemedim.