Nüfus düşer.
Kişi başına düşen milli gelir artar.
Çeşitli mesleklerde kontenjan açığı olur. Atanamayanlar atanır.
Hastalığın kaynağı Suriye'lilere atılarak onlardan da kurtulunur.
Aktif siyaset konuşulmaz. Siyasiler istemsiz de olsa halkın dertleriyle ilgilenmek durumunda kalır.
Bir çok kişi işe okula gitmez. (eksi yönleri de var)
insanlar kalabalık yerlere gitmekten çekineceği için küçük esnaf kazanır.
Titizliğe daha çok önem verilir.
Titizliğe önem vermeyenler, kokanlar ölür.
SAĞLAM BiR HASTALIK ÜLKEYE NELER KAYBETTiRiR ;
Ekonomi yarra yer.
Dizideki en harbi sorgu sahnelerinden biridir. Bi de asker babası sorgusu vardı. ikisi ayrıdır. 1.40'ta başlayan şarkıyı bulabilecek varsa rica ediyorum size zahmet.
baya karmaşık bir başlık oldu ama anladınız sanırım. dimi?
küçük beldelerde yaşayan erkeklerin sık sık yaptığı eylemdir. (tanım cümlesi bulamadım o yüzden bunu yazdım yoksa her erkek yapıyor diye bi kaide yok tabii ki.)
ülkede yaşananlardan dolayı kafa öyle yerlere gidiyor ki, her zaman sektirmeden yapıyorum bunu. kadın rahatsız olur, yanlış anlar, ayağım takılır kucağına düşerim vs. vs. binlerce ihtimal geliyor aklıma. o yüzden direk karşıya geçiyorum. 200 metrede 2şer kez karşıdan karşıya geçerek zik-zak yapmışlığım var.
erkek sapıktır, erkek tecavüzcüdür, erkek pisliktir kavramları insanların beyinlerine günbegün kazındığı zamanlardayız. karşımdaki kişinin de öyle düşüneceğini tahmin ederek yapıyorum bunu. aman biz doğru olalım, herkes kötülük peşinde.
yarrak gibi entry oldu bu arada. ama anladınız sanırım. dimi?
şimdi tabi başlıktan pek bir şey anlaşılmıyor. örneklendireyim.
eğer bir şey yoksa. atıyorum sevgili. yoktur. en kötü yok derken biraz için sıkılır. ama cevap nettir.
var olupta aslında olmayan şeyse sanal sevgilidir. vardır. ama yoktur.
bir şeyin olmayışı olupta olmamasından daha iyidir. şükretmek gerekir.
mesela baba.
olması demek ilgili olması demektir. seven,sayan,sahip çıkan, arkanda duran.
olupta olmaması ise aynı evde seni görmemezlikten gelmesidir. çok boktan durumdur.
geçen öğle vakti hıdırlıkta bi gasp edilmişim. gitti 40 lira. allahtan gasp eden çocuk iyi niyetliymişte önce parayı alıp sonra takmadı bıçağı. eve taksiyle gitsem daha az tutardı amk.
Behzat Ç. çok farklı. Behzat Ç. Türk dizilerinin bir idolü artık. Ben Behzat'ta kendimi gördüm. Eski sevgililerimi gördüm. Hayatımı gördüm. Yaşamak istediklerimi, yaşadıklarımı gördüm. Sikerim haftasonunu! Ben Behzat var diye bekledim Cuma günlerini. Ben bu hayatta en çok amirimi özledim be. Sezon finali yaptığında filmle idare ettik. Eski bölümleri izledik. ''yenisi gelicek!'' dedik. Ama öyle değil ki şimdi.
Ankara'yı en güzel tanıtmak amaçlı yapılan en güzel projeydi. Türkiye'nin gerçeklerini korkusuzca milyonlara yansıtan tek diziydi. Saçma sapan dizilerin seneler sürmesi ve Behzat'ın 3. sezonda bitmesi insanı yaralıyor en derinden.
Millet bira içerken eski sevgilisini düşünürdü, ben amirimi düşünerek içerdim be. Bitme la, gitme la! Gitme!
Anne veya babanın 40 yaşından sonra ''bende üniversiteye gidecem!' demesiyle mümkün olabilir. Dershanelere gidilir. Denemelerden 400-450 arası puanlar alınır. Ve sizde büyük ihtimal aile bireyinizden daha kötü bi üniversite okursunuz. Evet bu da bi ihtimal.
Başkent olduğu halde, medya tarafından şişirilen istanbul'un gölgesinde kalan Ankara'ya yakıştırılan deyimdir ; Üvey evlat.
Ne olursa olsun, istanbul şehri her daim Ankara'nın önüne geçmiştir. Ankara'lılar kırgındır biraz. Hani bir sahnenin arka planında kalan kişiler vardır. Ankara o sahne arkasındaydı her zaman. Ankara dublördür. Ankara bir sahnenin perdesidir her zaman.
Medya tarafından beslenen istanbul, Ankara'dan daha büyük, daha güzel ve daha çekicidir her zaman bir başkasına göre. Ankara bu ülkede sevilmeyen, istanbul'un üvey kardeşidir.
Hep gülen, güldürmek isteyen. Ama hep istenmeyen adamlarız. iyi niyetli, temiz kalpli. Kimine göre. Hep seven, sevildiğini sanan kişileriz. Mutluluğu dibine kadar hakeden, ama hüznün, kederin ortasından çıkamayan ruhlara sahip insanlarız. Kalabalık ortamlarda kahkahalar atıp, gece çökünce güne, yorgan altında ağlayanlardanız. Kimsemizin olmadığını bile bile, birilerine, bir şeylere bağlanmaktır tek umudumuz. Biz hep gülen adamlarız, çok kişi olduğumuz zamanlarda. Her şeye rağmen. Ama biz mutsuz insanlarız. Hüzünden, kederden çıkartamadığımız ruhumuzla boğulmakta bedenimiz. Bırakın onlar bizi gülüp eğleniyor sansın uzaktan görünce. Oysa bilmezler ki ; Kan ağlıyor içimiz.
Bugünlerde bunalımdayım aslında. Eskiden yaşananlar tekrar yeryüzüne çıkıp mahvediyor bedenimi, ruhumu. Zor hayat gerçekten. Özellikle şu günlerde. intiharı sevdirdi ama bu günler. Canını tehlikeye atıyorsun. Yapamıyorsun. Kalıyosun öylece yoldan geçenlere falan bakıyosun. Olmayan dostlarım geliyor aklıma. Sevipte kavuşamadıklarım. Özlediklerim. ilkokul aşkım. Sevgilim. Beni sevenler. Riskli iş işte kısacası. O an tüm yaşadıkların geçiyor aklından. Her şeyi herkesi bi kenara bırakıp, kıymak istediğinde canına son çare olarak ''bu tarafım zaten bok, diğer tarafımda öyle olmasın'' diye vazgeçiyosun o an. Ama aklında hep bi ölmek isteği.