ülkede suriyeli istenmemesinin nedeni ırkçılık degil tamamen ekonomok sebeplerdir. hastanede katkı payı ödemedikleri gibi ilaca da para ödenmiyor. Bircok iş kolunda o güne kadar yaşam standardını aldıgı ücretle kıt kanaat sağlayan işçinin, ücte bir maaşına calışan suriyeli, işveren tarafından tercih ediliyor. iş yeri açtıklarında vergi vs prosedür uygulanmıyor ya da daha kolay işyeri açma imkanı sağlanıyor. buna sebep türkiye de suriyelilerin üzerine açılmış sayısız işyeri var türkler tarafından ki bu da haksız rekabettir.
Hükümetin alel acele 25 bin suriyeliyi yerleştirmek için mera alanına konteynır kent yapacagı için köylülerin ayaklandıgı Kahramanmaraş'ın köyü. Bu hamle ile köylülerin hayvancılık hayatı son bulacağı gibi sosyal yaşamlarınında olumsuz yönde etkilenecek olmasını hükümet görmezden gelmektedir. Bir kaç mültecinin sınırlarını ihlal etmesi üzerine ayaklanan Avrupa halkı hükümetine sesini duyurabilirken biz toplum olarak sesimize sağır olan hükümete sesleniyoruz. Bu durum sadece konteyner kent ve yakın şehirlerin degil Türkiye'nin sorunudur. Biz suriyelileri istemiyoruz..!
Sosyal medyada eşinden şiddet gören bir bayanın başlattığı girişimdir. Avcuna siyah nokta koyan kadın bu sayede eşinden şiddet gördüğünü karşısındakine belirterek bir bakıma imdat çığlığı olarak sesini duyurmayı amaçlamaktadır.
Kendinin olmayana göz dikmeyen namuslu zat Hazineye gelir sağlamıştır. Afiyetle yiyen bulunur o defineyi. Başını yastığa koydukları gibi de uyurlar üstelik.
Insanların ektiğini biçtiği; karakteri ve duyguları dogrultusunda isteyerek ya da istemeyerek etrafındakileri belirlediği çekim yasadıdır. Örnegin: siz şiddet yanlısıysanız ortamınızda huzurdan bahsedilemez.