Olimpiyat Şampiyonu olunca Bu madalyayı halkıma ve Fidele armağan ediyorum demişti
1976 Olimpiyat Şampiyonluğunun ardından, ABDde profesyonel boksa başlaması için yapılan teklifler arttı, kimisine göre 1, kimisine göre 5 milyon dolara varan sözleşmeler imzalatmak istiyordu profesyonel boks organizatörleri. Hatta kabul etseydi, ilk karşılaşmalarından birisi Muhammed Aliye karşı olacaktı. Ancak Stevenson amatörlüğü ve ülkesini terk etmek istemedi, 8 milyon Kübalının sevgisinin yanında birkaç milyon doların lafı mı olur? diyerek. ESPN tarafından hazırlanan bir programda, profesyonel boksu insani bulmadığını, profesyonel boksu parasal kaygıların şekillendirdiğini söylemişti.
tamam hepiniz aynı yolun yolcususunuz, aynı bağın gülüsünüz, aynı otlağın öküzüsünüz biliyoruz ama ulan zerre utanma yok mu bu kadında, desteklediğini biliyoruz zaten ama hiç değilse sus sus, kalkıp konuşma, bi kadın olarak kalkıpta böyle birşeye destek verdiğini alenen gözümüze sokma, bi susda otur hiç değilse.
şimdi biz sana hangi küfürleri edelim, ne diyelim daha sana, kalmadı ki söyleyecek bi şey.
aslında kürtaj, yasaklanması değil şu zamana kadar yeterince yapılmamış bir uygulamadır. teşvik edilmesi gerekilen bir uygulamadır.
mesela zamanında bir idris naim şahin, efendime söyleyeyim bir fatma şahin, bir beşir atalay aldırılmış olsaydı fena mı olurdu?
Dün "özel bir hastanenin açılışında"
"Zaten bakanıma söyledim, kürtajla ilgili yasayı hazırlıyoruz ve bu yasayı çıkartacağız" diyen recep tayyip sezeryan oranlarının özel hastanelerde %70 i bulduğunu unutuyor olmalı, yoksa daha üç gün önce "kürtaj ve sezeryan cinayettir" derken bu gün kalkıp özel bir hastanenin açılışında bık bık bık konuşacak kadar kuş beyinli olamazdı heralde.
birilerinin erdoğana özel hastane mantığını kavratması lazım.
yada belki kayınçosunun falandır hastane belli mi olur.
RTE bugün katıldığı bir toplantıda Kürtajı cinayet olarak görüyorum demiş.
sınırı kanunlarla belirlenmiş devlet adamlığı sorumluluğu ile bağdaşmayan bu söylemle ülkenin Başbakanı yasal hakkını kullanan binlerce insanı da katil olmakla itham etmiş oluyor.
ve kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı diyerek yasal hakkın kullanımının engellenmesini teşvik ediyor.
sol haberdeki bir yazıda erdoğanın bu açıklamalarının ne anlama geldiği oldukça iyi anlatılmış.
buyrun
Birincisi bu açıklamaya göre Erdoğanın, bir devlet adamı olarak yasal sınırlar içinde hareket etmesi gerekirken aksine, yasaların serbest bıraktığı bir tıbbi uygulamayı kamu önünde kendi değer yargıları içerisinde değerlendirdiği, makamının sorumluluğunu hiçe sayarak adeta bir sultan gibi özel hayata tecavüz hakkını kendinde gördüğü, kişilerin özgür tercihlerine müdahalenin yolunu açacak kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı diyerek adeta suç işlediği görülüyor.
Diğer bir nokta ise Erdoğanın daha önce de benzer açıklamalarda da yaptığı gibi kendisi gibi düşünmeyen kesimleri halkın gözünde, üstelik bir Başbakan olarak hedef haline getirmesi, üzerlerinde toplumsal baskı oluşturmaya çalışması. Erdoğan daha önce de alkol yasaklarının tartışıldığı günlerde aksırıncaya tıksırıncaya kadar içmiyorlar mı? diyerek saldırgan bir üslup kullanmıştı. Yaptığı son kürtaj açıklaması ile de yasal hakkını kullanan binlerce vatandaş, ülkenin Başbakanı tarafından katil olarak damgalanmış oldu.
Erdoğan'ın "Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı." söylemi dikkatli okunduğunda ise bir sonraki adımın hükümet tarafından "kürtaj ile cinayet işlenmesinin" önüne geçileceğinin mi olduğu sorusu da akıllara geliyor.
Yemeyip içmeyip cami yaptırana, camiye bağış verene ne gibi iyilikler, nasıl kolaylıklar yapsak diye düşünen AKP liler sonunda kuran kursu açtırana vergi indirimi uygulamaya karar verdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda dün görüşülen yasa tasarısında din eğitimi veren tesisler yapana vergi indirimi yapılması karara bağlandı.
Hükümet tarafından kuran kurslarına yönelik atılan adımlar dindar nesil projesi için yürütülen sistematik çalışmayı da gözler önüne çok iyi bir şekilde seriyor.
"Aziz Yıldırımın yeniden başkan seçildiği Kongrenin ardından, yeni yönetime, Kadir Topbaşın oğlu ve Başbakan Erdoğanın oğlunun kayınbiraderi de girdi. Yeni yönetimde yer alan Talat Yılmaz da göreve geldiği an cemaate sıcak mesajlar yolladı."
tüm yıl boyunca o at gözlüklerinizle kabuğunuza çekilip beyninize örümcek ağları ördünüz, şimdide kalkıp 19 mayıs 19 mayıs diye bık bık konuşuyorsunuz.
çocuk tacizleri, tecavüzleri olduğunda sesini çıkarma.
13-14 yaşındaki çocuklar okuması gerektiği yerde köpek gibi inşaatlarda çalışsın, ölsün. yine sesini çıkarma.
70 yaşındaki adamlara kumar borcu karşılığı satılsın ufacık kızlar ses çıkarma.
sırf haklarını aramak için yaptıkları eylemlerde yerlerde sürüklesin polisler gençleri, sudan sebeplerle yıllarca hapiste yatsınlar, puşi taktıkları için 11 yıl yesinler sesini sen yine çıkarma.
kürtçe türkü söylediği için öldürülsün o gençler.
oruç tutmadığı için öldürülsün
alevi olduğu için yakılsın
alevi olduğu için kapılarına işaretler konsun
bi şeylerin karşısında durduğu için hayatları karartılsın
sen tabi yine sesini çıkarma.
19 mayıs yaklaşıyor ya, işin içinde atatürk var ya, yırt kıçını yırtabildiğin kadar, yap laf ebeliklerini, laiklik elden gidiyor, atatürke sahip çıkalım, 19 mayısımıza sahip çıkalım, 19 mayısımız kutlayalım,
aman demokrasi aman cumhuriyet aman laiklik. aman gençlik canım gençlik. gitmesin hiç biri elden.
siz böyle mükemmel insan lar olduğunuz için, insanlığa sahip çıktığınız için, tüm yıl koca göbeğinizi büyütüp, yılda bir iki gün kıçınızı kaldırıp iki laf edebildiğiniz için merak etmeyin size hiç bi şey olmaz.
ama ne olur burada ülkesi için her şeyi yapan idealist atatürkçü gençler maskesiyle bık bık konuşup durmayın, ne olur.
Evet efendim bu gün 2.Dünya Savaşının bitişinin, faşizmin yenilmesinin 67. yıldönümü.
Dünya halkları açısından tam bir yıkım anlamına gelen ikinci Dünya Savaşı'nda ölen toplam insan sayısı 70 milyondu. 70 milyonun yüzde 33'ü asker iken, yüzde 67'si sivil halktan ölümlerdi.
Sovyetler Birliği 12 milyon asker ve 17 milyon sivil kaybıyla, toplam 29 milyon insanını kaybederek savaşın kayıplarının neredeyse yarısına yakınını verdi. işgal edilen onlarca Sovyet kenti, Naziler tarafından yakılıp yıkıldı. Sovyetler Birliği'nde "Büyük Anayurt Savaşı" olarak adlandırılan savaşta Sovyet topraklarındaki fiziksel yıkım, diğer tüm Doğu Cephesi ülkelerinden daha fazlaydı. Onlarca Sovyet kenti tanınmayacak hale geldi, altyapı ve binalar tam bir yıkıma uğradı. insanlığın faşizme karşı mücadelesinin yükünü sırtlanan Sovyetler Birliği'nde savaş sonrası yapılan araştırmalar, ülkenin Büyük Anayurt Savaşı'nda ulusal zenginliğinin yüzde 30'unu yitirdiğini ortaya koydu. (sol.org sitesinden alıntı)
Faşizm Avrupa'da ortaya çıktı ve yine orada yenildi, onu engelleyebilecek tek güç olan sosyalizm tarafından.
"Halkların bayramı satılamaz" diyerek hıdırellez kutlamalarının parkormanda ücretli olarak yapılmasına karşı çıkan Ahırkapı mahallesi sakinleriyle beraber 5 mayısta kutlamaya gidilmesi gereken etkinliktir.
Parkorman'da giriş ücreti 20 TL olarak hazırlanan Hıdrellez şenliğine karşı Ahırkapı Mahallesi sakinleri, Ahırkapı'da yapılacak olan halka açık kutlamalara katılma çağrısı yaptı.
olan erkek öğrencilerine olacak.
yazık çocuklara.
havuz problemi çözerken yan sırandan birinin doğurması pek travmatik olacaktır.
bir nesil böyle heba olacak.
akp nin hazırladığı yeni matematik yönetmeliğine uygun olarak hamile lise öğrencilerine sorulacak matematik problemleridir.
soru:
ayşe 13 ünde evlenmiş ve ilk gecesinde hamile kalmışsa doğurduktan sonrada hiç ara vermeden ikinci çocuğu için çalışmalara başlamış ve yine ilk seferde başarı sağlarsa, ayşe ikinci çocuğunu doğurduğunda kaçıncı sınıfta olacaktır?
4+4+4 yasası ile eğitimin tamamen dinselleştirileceği eleştirisini doğrular biçimde AKP ve MHP'li vekiller önerge yarışına girdi. "Kuran ve Peygamberin Hayatı" isimli seçmeli ders olması ve imam hatiplerin orta okul bölümlerinin açılması için verilen önergeler kabul edildi.
o gözlerine biber gazını sıktığın kızın babası yanarken sen ne kadar tatlı bi çocuktun kim bilir sevgili polis, acaba noldu sonra?
diye sormadan edemiyor insan.
yetmez ama.
daha tek tek hepimizin kıçına kafamızı sokucaklar.
ayrıca kadınla erkek veznesinin yanyana olmaması lazım bence. nebleyim yani birden kolunu uzatır adam kadının omzuna falan çarpar, efendime söyleyeyim göğsüne çarpar. maazallah sonra bi elektrik faturası yüzünden ateşlerde yanmak var.
yıllardır metropol sokaklarında sosyal atık muamelesi gören ve devletle tek bağı sabıka sicili olarak tutulan bu çocukları hakkatende kim yetiştirdi?
akıllı tahta ve tablet bilgisayarların teknolojik yardımıyla sözde dindar özde tüketici nesiller yetiştirilirken bir diğer yandan o tinerci çocuklar nasıl yetişti?
erdoğan'ın "dindar gençlik yetiştirme" konusunda dindar olmayanların tinerci olacağını ima etmesi, din ve tiner konusunda birçok çağrışımı beraberinde getiriyor.
rte nin söylediklerine ise radikal gazetesi yazarı ezgi başaran'ın yazısı ise oldukça iyi bir cevap niteliğinde.
başaran şöyle diyor;
madem 9 yaşında çocuk seviyesinde tartışıyoruz meseleyi öyleyse o minvalde ben de şu soruyla sonlandırayım mevzuyu: bugüne kadar inançsızlığını dayatmak için başkalarına zarar veren, katliam yapan, savaş ilan eden, aydınları öldüren ateist gördünüz mü de, ateizmi dünyanın en kötü ihtimali olarak sunuyorsunuz?
inançsızlığı hangi mantıkla tinercilikle nasıl bir tutuyorsunuz?
madem konuyu açtınız, bunları da konuşacağız.
rte türkiye'ye gelmeyen yazar paul auster için "aman! biz sana çok muhtacız. gelsen ne olur gelmesen ne olur.sen ne cahil adamsın be" demişti. paul auster'den cevap gecikmedi : "üff snne be slk"
tanrım böyle bi adam yaratıyosun, bari kolla. başbakan mı olur lan bundan.