"askere kurşun sıkmam" diyen deniz'dir, "erleri geri çekin rütbeliler gelsin" mahir'dir devrimci ahlak. Ve 45 çocuğa edilen tecavüzü "bir kerelik" deyip hoş görenlerin, tekbirlerle asker dövenlerin ve kadını savaş ganimeti olarak görenlerin hiçbir zaman anlayamayacağıdır.
halkın dini duygularının sömürülerek siyaset yapılması.
Boğaziçi köprüsü'nde kafası kesilen asker de bu düşüncenin ürünüdür, Mamak'ta diri diri yakılan 38 can da. bim üzerinden aklanan kara paralar, takke altından yürütülen kirli işler... velhasıl marx'ın da dediği gibi on numara afyondur, "şiddet"le tavsiye edilir.
Türkiye, ilk nükleer santralini, Çernobil’le milyonlarca insanın hayatını karartmış ve karartmaya devam eden Rusya’ya yaptırıyor.
Üstelik ihale falan açmadan, devletlerarası anlaşmayla, bu görevi geçmişinde bir çok kaza olan, WikiLeaks belgelerinin enerji alanında iş gören ‘en zayıf firmalardan birisi’ olarak tanımladığı, eğitimli-deneyimli uzmanları olmayan, güvenilmez bulunduğu için uluslararası finansman bulamayan Rosatom’a veriyor.
100 yıl boyunca santralin çoğunluk hissesi Rosatom’a ait olacak.
Ruslar böylece ilk kez başka bir ülkenin topraklarında santral sahibi olacak. Kaza, sızıntı vs. olursa Rusya sorumluluğu üstlenmeyecek.
Anlaşma karşılığında Türkiye’nin eline ne geçecek? Ucuz elektrik? Nükleer teknoloji? Enerji bağımsızlığı?
Hayır, hiçbiri değil.
Türkiye şu anda birim enerjiye 5.6 sent öderken Rusya’dan enerjiyi 12.35sentten almak zorunda kalacak.
Enerji bağımsızlığı bir yana, Türkiye Rusya’ya daha da bağımlı hale gelecek.
Santralde Ruslar çalışacak. Yani Türkiye nükleer teknolojiyi öğrenemeyecek, teknoloji aktarımı olamayacak.
Onun yerine Mersin ve civarında bebekler sakat doğacak, kanser lösemi hastalığı yayılacak…
Tarım alanları yok edilecek…
Santralin yapılacağı bölgeye 10 bin kişilik bir şehir kurulacak. Akkuyu’nun Caretta Caretta ve Akdeniz foklarına ev sahipliği yapan eşsiz doğası talan edilecek…
Üstelik tüm bunların olması için santralde bir kazanın olmasına gerek yok. Bunlar nükleerin 60 yıllık tarihinde nükleer santrallere ev sahipliği yapan bölgelerde kaza olmadan ortaya çıkan ve uzman raporlarıyla açık açık ortaya konmuş sorunlar.
...
Türkiye'de işlenen her cinayet sonrası kullanılan bir teselli cümlesi.
bir şeyler yapamıyoruz ya da yapmıyoruz daha doğrusu, ama sonuçta kimin yaptığını biliyoruz. katili biliyoruz ama cezalandırmıyoruz sadece bilmekle övünüyoruz meydanlarda. farkında olmadığımız şey ise bir bilgi yarışmasında olmadığımız.
arkasına saklandığımız basit klişelerden biri olmaktan öteye geçmiyor bu kalıp. sizi tatlı rüyanızdan uyandırmak istemezdim ama arkası boş sözlerden çok daha fazlasına ihtiyacımız var.
v for vendetta ve matrixin yaratıcılarından olan wachowski kardeşlerin filmi.
6 farklı zamanda yaşanan ama birbirleriyle bağlantılı 6 farklı hikaye. hikayelerin temel noktası olan başkaldırı, isyan, devrim ve özgürlük uğruna verilen mücadele. hayatı anlamlı kılan değerlerin aslında nasıl elimizden alındığını fark etmemiz ve tekdüze bir sistemde nasıl sıradanlaştırılmış birer köleye dönüştürüldüğümüzü anlatan bir eser ayrıca.
--spoiler--
dünyada bir düzen var ve onu değiştirmeye çalışanları iyi bir son beklemez.
--spoiler--
leyla ile mecnundaki oyunculuğu ve leyla the band solistliğiyle yeteneğini kanıtlamış sanatçı.
ayrıca o nasıl etkileyici bir sestir nasıl bir tarzdır, diye insanı kendine hayran bıraktırır.
sessiz kalmaktır, olanlara suç ortağı olmaktır.
bu saatten sonra hala ben tarafsızım diyebilenler insanlığını sorgulamalı. 'bana karışmayan yılan bin yaşasın' mantığında ilerleyen ve 'aman ben karışmayayım' zihniyetine sahip herkes sadece mide bulandırıyor. sözlükte bile eksi oy alırım kaygısı taşıyıp düşüncelerini belirtmeyen insanlar var. fikirlerini söylemeye çekinenler yüzünden bu haldeyiz asıl.
herkes korkaklığından sıyrılıp tarafını belli etmeli artık.
hdp mitingi değil barış mitinginde gerçekleşen patlama. yalan yanlış bilgi vermeyin araştırın.
kimin gerçekleştirdiğini biliyoruz ve hesabını soracağız.
bütün diktatörlerin sonu aynı oldu. failleri biliyoruz. patlama olduğunda delilleri karartmak için biber gazı sıkan toma kullananlardır failler.
bugün değilse yarın ama elbette halklar kazanacak.
çocukluğumun müzik grubuydu. küçükken ne severdik şarkılarını söylerdik sürekli * grup kurmuştuk ben eren olmuştum falan neyse bu da böyle bir anımdır işte*
an itibariyle öğrendiğim ve büyük bir hayal kırıklığı yaşadığım durum. bu adam benim en sevdiğim şair (bkz: ah muhsin ünlü). neyse daha fazla yazamayacağım.
sesine aşık olduğum adam. hiç sıkılmadan tekrar tekrar tekrar dinlenir şarkıları. ne diye girdi ki siyasete o yine türkü söyleseydi biz öyle dinlerdik onu.
cinsiyetçi küfürler konusunda uyarılan erkek ve ne söylediğinin bilincinde olmayan kadınlar dalga geçmeye başlarlar önce. “küfür de mi etmiyak?” gibi. biraz duyarlıları ise bunun “lafın gelişi” olduğunu, aslında onu söylemek istemediklerini söyleyip dururlar. ama tam olarak onu söylemek istediler. nasıl mı?
2- şiddetle reddedilir:
kesinlikle o anlamda söylemediklerini iddia ediyorlar. sizin fazla hassas olduğunuzu söylerek aslında suçun sizde olduğunu söylüyorlar. bunun konuşma diline yerleşmiş kalıplar olduğundan bahsediyorlar ve tüm küfür lügatını sahipleniyorlar.
peki tam olarak neydi sikmek? amına koymak? neden insanlar sinirlenince birbirlerine öfkelerini bu şekilde ifade ediyorlardı? hatta neden son zamanlarda onsuz gülemez, espiri yapamaz olmuşlardı? sanırım olay, sikenin kendini “erkek” sikilen tarafı kendi cinsel kimliğinden daha aşağı görmesinde gizliydi. bir erkeğin bir kadına, bir erkeğin bir erkeğe ve hatta bir kadının bir kadına üstün olması durumu idi bahsi geçen “amk ya da aq”. bu kelimelerin mizah boyutunda kullanımı yaygınlaşınca meşruluğu ve kullanım oranı arttı. şakayla karışık, coşku, öfke, heyecan bildiren bir ünlem oldu. tam olarak durum böyle.
bir erkek bir erkeğin mevcut olmayan amına koymak istediğini söylediği zaman aslında onu bir kadın olarak gördüğünü söylemek istiyor. ve bu bahsi geçen küfürler tecavüze ve işkenceye varan bir cezalandırma şeklidir. küfüre maruz kalan kişinin kadın ya da erkek olması durumu değiştirmiyor. iki taraf da erkek ise o zaman aralarında “ben seni sikerim” ile “hadi lan ordan! asıl ben seni sikerim” e varan güç yarışı başlıyor. yani güçlü olan güçsüz olanı siker. burada amaç cinsel birleşim ya da üreme değil aksine cezalandırmadır, işkence ve zorbalıktır.
artık “ben o anlamda söylemedim”ci, “küfür işçi sınıfının ağzında çiçektir” e sığınan demogojileri ve saçmalıkları bir kenara bırakın. gün özeleştiri günüdür.