Fransızca' da: très bien
Türkçe' de: trebien
anlamı ise, güzel olan, kulağa hoş gelen kelimedir.
Aynı zamanda Aynı gün kargo! diyerek jet hızıyla ürün teslim eden. ablamın düğünü için 300-500 bayılmadan elbise alabildiğim markadır.
Candır can. (bkz; kadınların ucuz elbiseye dayanamayacakları gerçeği) http://www.trebien.com.tr
küçükyalı sahil yolunda hizmete girmiş olan mekandır.
dünya mutfağından seçkin lezzetler, damak çatlatan dünya kahveleri, çocuk oyun parkı ve kafesi ile çok yönlü ve eğlenceli bir hizmet sunmak için oluşturulmuş mekandır.
anneler kahvelerini içsin, babalar derbi maçlara baksın bu arada ufaklıklar palyaçolarla eğlensin. sen mutlu ben mutlu. oh mistir.
three words me adı ile internette yerini almış, sosyal paylaşım sitesidir.
site, üyelerin birbirlerini üç kelime ile anlatmasını istiyor.
belkide facebook, twitter vs. için alternatif oluşturmaya çabalıyordur.
uğur dündarın üniversite de yapmış olduğu söyleşi sırasında öğrencilere kinder süpriz yumurtası atmasıdır.
akabinde; üzerine çikolata bulaşanlar dava açmasınlar uğur bey esprisi ile de olaya farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.
(bkz: zengin eylemi)
(bkz: cool adam)
ingilizce kursu tanıtımı yapan gençlere verilecek cevaptır.
-ingilizce eğitim almak ister misiniz hanımefendi?
- no thanks...
-??????
(bkz: ahahahahahahahah)
ekleme: çok eğlendim. düşününce yani.
sabah sabah güldüren hadise. facebokunun çizgi film karakterli zımbırtısının bugünkü patlamış halini ilan eden soru ve akabinde verilmiş cevaptır.
--spoiler--
Yine mi kandırıldık ? EVET !
Profil resminizi çizgi film karakterine çevrimenin çocuk istismarını engellemekl...e hiçbir ilgisi yoktur, aksine çocukların profillerine kolayca ulaşmak için planlanmış bir düzmecedir.
Çizgi film karakterini gördüklerinde her çocuk arkadaşlık istklerini kabul ediyor ve böylece profillerine ulaşılabiliyor.
Kötü niyetli insanların bu tür aldatmacalarına düşmeyelim. Haberleri izleyin lütfen dünya çapında uyarı yapılıyor !
--spoiler--
bir şey daha: bunu paylaşanda dün viki viki ördek fotoğrafıyla eyleme katılan kişilerden biridir. *
tanımdır: itilip kakıldıklarını iddia eden, zulüm gördüğünü düşünen, haddi olmadan ülkeyi sahiplenenler sayesinde cümle içerisinde geçen ve vatanını belirten "türküm ben" cümlesini kurmanın korkutmaya başlamasıdır.
geçenlerde bir arkadaş ortamında açılan mevzu vasıtası ile beni deli eden duruma sebebiyet vermiştir bu durum. arkadaşım, zulüm gören,aşşağılanan, ezilen, dövülen, sövülen azınlıkların kendi etnik kökenlerini veya din- meshep gibi görüşlerini dile getirmeye korktuklarından bahsetti. yahu ben mi yanlış anlıyorum, duyuyorum?
hiç ben aleviyim! ben kürdüm! derken sesini alçaltan görmedim. fakat, bu gruplara dahil olmayanlar yani örneğin ben, cümle içinde "kürt" "alevi" kelimelerini istemsizce sesimi kısarak söylüyorum. etraf kolaçan edilmeden bu kelimeler fütursuzca ağızdan dökülemiyor. "türküm" derken acaba bir mesaj mı verdim? birisi buna tepkili yaklaşır mı? diye düşünmeden edemiyorum.
kökenlerim gürcü fakat türküm ben, türkiye de doğdum, burada büyüdüm. arkadaş kanırtmayın!
çok teknolojik fakat, kağıt takılamayan aptal mal yazıcıdır. gece gece delirtmiştir. nasıl kağıt koyamam lan yazıcıya diye sigaraya sardırtandır aynı zamanda.
dünya kupasının bitmesiyle son bulan* vızırtılı aleti testereyle kesmek suretiyle kurtuluşu kutlama şeklidir.
medya kralın da hakkı devrimin fantazisidir aynı zaman da.
şakaklarımdan bastıran mengene hissizleştiriyor beynimi. avuçlarımı sıkmıyorum artık, ve bacaklarım kasılmıyor, dişlerim kenetlenmiş yakalanmıyor arada bir kendine gelen bilincime. pes ediyorum mağlubiyeti kabulleniyorum şimdi kaçtım, saklandım aptal gibi saklandığım delikte ağlıyorum hala ve hala herkeste onun yüzü, gülüşü mengenelerden beter sıkıştırıyor ruhumu. soyut paranoyalarım somut acılar artık ya ben hissetmiyorum. kolumda oluşan morluk nasıl oldu bilmiyorum ve hiç acı duyduğumu anımsamıyorum rüyalardan uyanmak zorluyor beni şu ara en fazla. öyle gerçekler ki öyle neşeli ve renkli görürken bile gerçek olmadığının bilincindeyim en çok ta bu üzüyor, gözyaşlarımın sebebi oluyor. her güne ıslak gözlerle uyanmak canımı çok yakıyor. gözyaşlarım kurumuyor. unutursun diyor şarkı o bağırdıkça alevleniyor şiddeti artıyor daha da anımsıyorum daha da çırpınıyor kalbim bir sonraki atışı için. öyle zorluyorum ki onu öyle zora sokuyorum o basit atışmaları ve nefesime eziyet ediyorum. al-ver, al-ver yapamıyorum. alıyorum içimde kabarıyor, veriyorum geri alması çok zor. olur olmaz zamanlarda bağırmak istiyorum. kaçıp kaçıp ağlıyorum. öyle hızlı yürüyorum ki o anlam veremediğim hırsla sanki yardımına koşuyorum son dakikalarını yaşayan bir yaralıya, sanki bulutlardan hızlı gitmeliyim yağmur saçımı ıslatmasın diye, sanki güneşin hızına yetişmek istiyorum gece beni korkutamasın diye ondan önce varmak istiyorum. ben geceyi severdim küçükken, ben önceleri küçüktüm. aşkla beslenmeden önce minicik bir kızdım ve geceyi severdim. yıldızlar yaşam kaynağımdı ve ay ile sohbetler ederdim. canı sıkkın olurdu güldürürdüm, o gülüyorsa ben de katılırdım. sonra yıldızları sorardım ona o bana dünyayı uzayıp giderdi geceler keyifle neşeyle sonra ay karardı sanki o günden sonra hiç konuşmadık, kümsüyüz? bilemiyorum ama o hep ağlıyor artık ben gibi hep üzgün ve sıkıcı tamam biliyorum o benim yansımam zihnimin yansıması geceye ve ben artık hiç gülemiyorum onuda mahkum ediyorum karanlığa. onunla konuşurken öyle dalardım ki düşlere hiç kayan bir yıldız görmemiştim ben küçükken mesela. ve hiç dilek dilememiştim. ama benim dileğim yoktu ki hep düşünürdüm görürsem ne dilerim diye saatlerce hiçbir şey bulamazdım. ne dileyebilirim ki derdim her şey zaten istediğim gibi. neden başkalarının dilek haklarını ben harcayayım. hayatım çok güzel ki ay benimle dost ki derdim küçükken. sonra bir gün yıldız kaydı ben gördüm öyle yakındı ki üzerime geliyor sandım. o an bir dileğim vardı o hep benim kalsın öyle mutlu olmuştum hatırlıyorum o geceyi. berbat şeyler olmuştu ve o yıldız benim tesellimdi. öyle inanmıştım ki artık o hep benim kalacaktı çünkü dleğim yıldızlardaydı artık. sonra o gitti. beni terk etti. o günden sonra hep kayan yıldızlara tanıklık ettim. bu kez dileğim değişmişti onsuz ilk kayan yıldızla birlikte artık kombine bir dileğim vardı o yine benim olsun aylar geçti, birçok yıldız hiç oldu. kaydı gitti gözümün önünde fakat o dönmedi dönmeyecek değil mi? bir şey söyleme ben yine yıldızlara dilekler tutacağım çünkü ve yine bekleyeceğim yıldızlar yüzümü güldürecek çünkü. çünkü ben onlara hep gülümseyerek bakıyorum. ya onlar benim aşkımı kıskanıyorlarsa ama? o yüzden onu aldılarsa ve o yüzden bana geri vermeyeceklerse yapmasınlar ama ben böyle onlara gülümseyemem ki ben mutlu olamazsam onlara nasıl ışığımı veririm ki? o zaman sönerler. onlar yalancı aslında. yıldızlar aptal taş parçaları!
tanım:trt spikerinin an itibariyle verdiği bilgidir. vuvuzelayı icat eden adamı bulmak için bir ekip kuran ve onunla konuşup nasıl ve neden böyle bir icat yaptığını sorarak bizleri aydınlatacak olmalarıdır.
65 yaşında bir amca bulmuş ama neden bulmuş anlamadım. sözleriyle duyurmuştur.
o değil; bu vuvuzelayı bulan adamı araştırıyoruz bulup... dediği an gerisi kafamda ki gibi gelecek diye korkmadım değil.
an itibariyle; saba tümerle bu gece programında konuşan tamamlayıcı tıp uzmanı.
gelen bir soruya verdiği cevapla içime huzur doldurmuştur. ölesi gelir insanın bu çocukla yaşasa.
soru şöyle; babam parkinson hastası* iyileşme ihtimali var mıdır?
cevap; bakın herkes doğduğu an ölümü kabul etmiş demektir. o görevini tamamladığında umarım çok mutlu olur. güneşin doğuşunu izledikten sonra güneşin batışınıda izlemek gerekir.
gece ne rüyalar gördüğünü merak ettiren, tedirginlik yaratan ve gizlice youtubeden tarkan şarkıları dinlemeye sebep olan iç ürperten hissiyattır. *
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
tanım: quaresma transferi daha imzalar atılmadan dahi nedense başka takımların değil de hatta beşiktaşın bile değil de fenerin çenesini yormasıdır.
bir beşiktaşlı olarak sıkılmış bulunuyorum. bırakın efenim gelsin, oynasın görelim hep birlikte! nedir yani bu tantana?
sevgili koreli kardeşlerin 2 gol atıp görevini yapması durumunda ingilterenin bir abd yi yenemeyip kuponu yatırmasının acısıdır.
arkadaş bu da olmaz ama sen ingilteresin. bi sürü insan sana yatırdı parasını senden bekledi iyi bir şeyler. herkese eli korkak oynadıda sana heralde ingiltere dedi. ayıp vallahi çok ayıp hem de yazık.
tanım: her şeye rağmen o kadar da kötü olmama durumudur.
insan düşününce, bakınca şöyle bir eteafına yine de iyiyim diyebiliyorsa vardır bir umut muhakkak. bu cümleyi kurabilmek umutsuzluğu azıcıkta olsa itebilir gerilere. bir gün iyiyim ben! diyebileceğini müjdeler belki, belki de şimdi iyi olduğunu fakat buna cesareti olmadığını.
geçecek evet, bazen dostundan duyduğun bazen de kendine fısıldadağın inatla bu cümle güzel günleri vaad eder.
yine de iyiyim be sözlük, yine de dostlarım var, sevdiklerim de, hala güzelim ve eğlenebiliyorum arada bir. yine de iyiyim ben.
tanım: seri artı oy veren bir meleğin yaşadığı zorlukların tamamıdır.
kutsal bir görev olmakla birlikte bunun da bazı zorlukları vardır. ve bünye de reaksiyonları.
kolun kopma noktasına gelmesi.
parmağın tlik tlik ritminin kalıcı olarak kasılıp kalması.
yine de mutluluk vaad eder.