yeni öğrendiğim bir atasözü, ya da beni keklediler 20 yıl sonra atasözü olacak bir cümlecik. kör bıçak niye ete yürür bilmiyorum belki cümlenin başına öyle hava olsun diye eklediler ama püsür kadın olayı tam olarak şöyle açıklanmakta; pis, dağınık kadın kusurlarını cır cır konuşarak örtmeye çalışır.
hatta çok konusan kadına pis bile diyor olabilir, alttan alttan bu atasözün verdiği mesaj belki de budur.
Oh how sadly sound the songs the queen must sing of dying
A prisoner upon her throne of melancholy sighing
If she could see her mirror now
She would be free of those who bow and
Scrape the ground before her feet
Silently she walks among her dying midnight roses
Watches as each moment goes that never really know us
And so it seems she doesn't care
If she has dreams of no one there
Within the shadows of her room
But all my frozen words agree, and say it's time to
Call back, all the birds I sent to
Fly behind her castle walls, and I'm
Weary of the nights I've seen
Inside these empty halls
Wooden lady turn and turn among my weary secrets
And wave within the hours past and other empty pockets
Maybe we've found what we have lost
When we've unwound so many crossed entangling
Misunderstandings; but
All my frozen words agree and say it's time to
Call back all the birds I sent to
Fly behind her castle walls, and I'm
Weary of the nights I've seen
Inside these empty walls
Bir Guillemots şarkısı. Sözleri: *
No, Marbella's on the run in her eastern overcoat
Used to wear a lightbulb dressing gown
Turn it on, then tear it down
Before we went to sleep
So Marbella upped and left, a tuba in a treble clef
Couldn't walk, she wouldn't cry
Dreaming was their only time
Dreams are half asleep
When they go sing out, sea out, sea out, sing out, sing out now
Sea out now, sing out now
Sing out, sing out, sing out, sing out, sing out now
Sea out now, sing out now
So a washed up carnival has just reduced me to my bones
I never did the washing up
I loved the stains on every cup
They were the only hint I had
Now Marbella's gone astray somewhere in this blackening Milky Way
I used to colour in the holes
Now I leave them blank
Now it's only spaces I have cause to thank
Sing out, sing out, sing out, sing out, sing out now
Sing out now, sea out now
Sing out, sing out, sing out, sing out, sing out now
Sing out now, sing out
Well, Marbella is my guest, I treat her just like all the rest
Whisper fairytales of Neverland
Throw the pennies in her hand
Stroke her hair and tell her I've been cheating
Sing out, sing out, sing out, sing out, sing out now
Sing out now, sing out now
Sea out, sea out, sea out, sea out, sea out now
Sing out now, sing out now
bir suat suna şarkısı. sözlerine bakınca bir şeye benzemez sanılsa da; o nasıl bir söylemektir yahu? ! kendisi, sigara yaktıran şarkılardan olup, peşpeşe dinlenmesi ağlama hissi uyandırabilir.
gitme dur desem beni dinler misin
bir şans daha istesem vermez misin
yüregin sızlamaz mı
hiç canın acımaz mı
yalavarsam bana geri dönmez misin
bir ben yapamam sensiz
bir ben ölürüm sensiz
böyle gideceksen eğer
can evimden vur gitsin
2000 yapım brad anderson filmi. irreversible ne kadar gerçekse, bu film bir o kadar 'gönül isterdi ki' tadında. zaman içinde yolculuk işin özü ama bilim kurgu değil de romantik bu kez.
seçici bir dedektör olup azot, oksijen, karbondioksit gibi alevde iyonlaşmayan moleküllere karşı duyarlı olmayıp hidrokarbonlara karsı duyarlı olan dedektördür. numuneyi tahrip de etmemektedir. *
95 yapım amerikan filmi. korku, gerilim falan demişler sagda solda filmin türü için kesinlikle değil, fantastik diyerek özetleyebiliriz heralde. "eti tanrının gözleriyle görmek" tabiriyle aşkın bir hastalık oldugunu ve ugruna yapılan her seyin anlamsız oldugunu ifade etmeye calısıyor, ara ara nix isimli bir türlü ölmek bilmeyen kimse.
(bkz: bölüm sonu canavarı)*
türkçeye 'köprüdeki kız' diye cevrilen 1999 yapım fransız filmi. ilginçtir ki; hikaye istanbul'da galata köprüsü'nün üzerinde bitiyor. diyaloglar fena değil ama muhtesem bir film hiç değil.
mühendislik kulupleri tarafından düzenlenen, firma tanıtımları ve cesitli sertifika programlarının yer aldıgı bir organizasyondur.
düzenlendiği tarihlerde dersler yalan olur, bu da artılara artı katmaktadır.
"erkek değil misiniz, hepinizin köküne kibrit suyu" şeklinde halk arasında sıkca kullanılan cümle. erkeklerin kökünü kurutmak isteyen, erkeklerden nefret etme noktasına gelmiş hatun kişi tabiri.
2004 yapımı amerikan filmi, sıradan romantik komedilerin dısında.
"bir ömrü anlamak için bir ömrü harcadım" diyor stacy. * brittany murphy kadar şirin bir bayanın filmleri begenilmez mi be..
hayat bize mutlu olma şansı
vermedi sevgili...
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık çünkü.
dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı.
kedilere ağladık,
kuşların yasını tuttuk...
yüreğimizin zayıflığı kimi zaman
hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak.
ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
yaşamak ne güzeldir be sevgili...
sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...
gel gitlerden, dibe vura vura yorulmalardan sıkılıp bu gidişe bir dur demektir. insanoğlu her seye alısabiliyor ama izleri silmek mümkün olmuyor. bu sebeple en iyisi, en acısızı boşluga, kimsesiz olmaya alısmaktır.
her şeyi kaybettikten sonra özgür kalabiliyor insan... özgürlüğümüz yalnızlığımızdır. **
john travolta'nın güçlü adam imajının dısındaki scarlett johansson ile basrolu paylastıgı 2004 yapım, sakin, sessiz, dingin ama güzel film.
Görünmez olanı görürseniz ne yazacağınızı görürsünüz.
o, görünmez insanlarla yaşamak isterdi.
Her gün yanlarından geçtiklerimiz;
Bazen kendimizin olduğu,
Sadece birinin hayalinde yaşayan, kitaplarda olanlar...