çok özledim be. güzel zamanlarını. benim olan sokaklarını. ciğerleri donduran soğuğunu. her an her yerde karşına çıkabilecek sürprizlerini. olmuyor başka yerde. çok değil tabi ama hepsi farklı coğrafyalarda 4 şehirde yaşadım. olmuyor. kimi gerçekten daha güzeldi. trafik sorunu, kalabalığı sorun olmayan şehirler. yeşil alanı bol miktarda olan bölgeler. hepsi de büyük. istanbul gibi. ne istersen bulabiliyorsun. insanlarla insan gibi gidip tanışabildiğin, herkesin sinirli olmadığı yerler. ama olmuyor.
istanbulu mu özledim yoksa içimden geçen her şeyi anlatabileceğim biri ile bir yerde olmayı mı emin değilim aslında ama izlediğim dizi ve filmlerde gördükçe özlemişim gibi geliyor. almancılarla empati kuruyorum bazen mesela. o kadar özledin dön pezevenk di mi? değil işte. dönünce o keşmeşek, trafik, göt kadar balkonsuz evlere sıkışıp kalmak. bu fikirler gecenin bu saatinde boğuyor mesela beni. yalnızlığın keyfini çıkartırken ya arada çıkıp eğleniyim bir de desen almayan götü boklu barları düşündükçe darlanıyorum.
klişe herhalde ama doğruymuş "Hayatın kuralı bu, ne kadar uzağa gidersen git, başladığın yere dönersin sonunda. Ne kadar değişirsen değiş nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı." kafamı kaldırıp önüme bakamıyorum artık. dönüş vakti geldiğinde pişman olmak ayrı bir korku tabi. yıllar utansın be.
bunları ekseriyetle instagram'a, twitter'a ve sözlüklere attıkları kedi fotoğraflarından anlarsınız. biriyle flört ettiğinizde o da yapar ya benzer bi hareketi. dünyanın en çirkin çocuğu olan yeğenini size gönderir "bu gönülçelenleydim yazamadım kusura bakma." gibi bir mesaj atıp sizden ne kadar tatlı bir yeğeni olduğunu duymak ister. aha bunlar da öyle işte.
her an her dakika bir yerlerde kediyi paylaşma ihtiyacı duyan bu hayvan düşmanı amcıları tüm sözlük huzurunda kınıyorum. olm tamam bi kere paylaştın gördük bak. neden ben senin kedinin her yatış şeklini görmek zorundayım? sen bir kadın için bu hallere düşecek kadar alçak 1 insan mısın?
girdiği ve bulunduğu her ortamda kendilerini efsane olarak adlandıran ama aslında kestane olan 90lar nesli için konuşacağım. içinde bulunduğum için hiçbirinizden icazet almadan eleştirilerimi sıralayabilirim.
çocuk gelişiminde psikolojinin öneminin bilinmediği (en azından türkiye'de), özel tv kanallarının yeni yeni türemeye başlaması neticesinde henüz bir kontrol mekanizmasının olmadığı ve bilinçsiz ebeveynleri tarafından "biz zamanında sırtımızda daş daşıdık" diyerek istekleri, dertleri ve sıkıntıları küçümsenen o ekip. arada tabi ki bilinçli, eğitimli, okumuş bir aile eli ile bugün normal olanlar olacaktır fakat türkiye genelini düşünerek bunun yüzdesini hesap etmenizi istiyorum.
5-10 yaş aralığındaki çocuklara nasıl etki edeceği bile düşünülmeden izlettirilen kemal tuğcu denen adamın son derece zararlı ve toplumu melankoliye sürükleyen üvey baba, küçük besleme gibi dram kere dram, acı kere acı dolu yapımları ve çarpıklıkların iç içe geçtiği bilimum diğer dizilerden ve henüz yaşı sebebiyle gördüğü her çarpıklığı gerçek gibi düşünerek hafızasına kazıyan çocuklardan bahsediyorum. yıllarca alkol alan herkesin her an birisini dövebileceğini, kavga ve maraz çıkartabileceğini, alkolün tüm kötülüklerin anası olduğunu düşünerek büyüdüğümü anlıyorum şimdilerde.
bu nesil sonrasında ergenliğinde kurtlar vadisi ile dizi hayatına devam etmiş, ekseriyetle sigara içmiş, perşembe günü diziyi izleyip her cuma okulda kavga çıkartmış nesildir.
genç kardeşlerim, z kuşağı. sizden de bi sikim olmaz da sebebi imkan bulunan her alanda sizi yerin dibine vuran dallamaların dedikleri değil. sebebi daha büyük sosyolojik problemler. başka yerde inceleriz bi ara. yoksa her türlü uyuşturucu ve fuhuşun döndüğü dj akman çalan internet kafelerin nefes alınamaz doluluğunda bir götlük yer bulup solucan kesmek adına saatlerce bekleyen ve bunun için bir de para veren insanlar olarak sizin bu sikik davranışlarınızı eleştirmeyelim bi zahmet.
tam bir kalıpçı veya demirci mavi yaka eylemi bu. türk inşaat firmalarının yoğunlukla iş yaptığı yurtdışı bölgelerinde mekanlardan hızlıca tanışılan hanımefendilere sirayet etmiş oluyor bu özellik. bildikleri türkçe kelimeler,
tamam
amına koyum
orospu çocuu
kocacım
aşkım
sonra köylüleri neden öldürmeliyiz diyince kızıyonuz.
boşalmanın verdiği yetkiyle heteroluktan bir adım uzaklaşıp gayliğe bir adım yakınsamış gibi hisseden her erkek o an kadınlardan nefret eder. kibarca yapmamasını salık verin, devam ederse bir süre sizden soğuyacak olmasını göze alıp ona salsanın ça ça çaya olan etkisinden bahsedebilirsiniz.
22 yaşını geçmiş ve sağlıklı olan kadınlar böyle bir bilgiye sahip erkekle bir şeyler yaşamak istemeyecektir. hala daha devam ediyorsa zaten size de yol görünsün.
kendisini fiziksel olarak çok beğenmemekle birlikte -maşallah güzel tabi ki ama onca milyoner, milyarder olsam neredeyse sınırsız seçenek olsa o sıralamada ilk 10a giremez- nasıl hep zenginlerle birlikte olduğunu merak ediyorum.
ya sorumun cevabını alır son hakkımda çok mutlu olurum ya da kafamda yeni sorular doğar ama kendisine birebirde sorma şansım olur.
akabinde facebooktan ve instagramdan engellemek lazım kadınları. sonra peşinize düşüp bulurlar mulurlar mazallah. 10 sene sonra mutlu bir evliliğiniz varken kapıya çocuğunuzun gelmesini istemezsiniz.
köylüleri uğruna ağlatan üçlü. şehirli ve modern bir insanın uğrunda ağlayacağı tek üçlü sarma olandır. 2000li yılların başında sözlüklerde bu kadar köylü yoktu, sonra köylere internet gitmesiyle buraların profili de değişti. üzücü.
köpekler ve köylüler giremez yazılmalı sözlüğün anasayfasına bence.
hiçbir şey olamayınca bari öğretmen oluyum diye düşük puanlı bir bölüm yazmış, sonra kendi gibi düşük puanlı bölüm kazananlarla yarışıp devlete girmeye hak kazanmış, yılda 3 ay kılçıksız yatan insandır.
sorsan tabi öğretmenlik çok zor, geçen bi öğrenci şöyle yaptı, geçinemiyoruz. geç hocam bu işleri geç. en son 90larda mezun olan nesil meslekten ötürü saygıyı hak eder durumda. sonrası hep "bari öğretmen oluyum" kafasındaki tipler.
insanda biraz utanma olur bee. utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürürüm de siz ondan da anlamazsınız ki.
evime davet edip şarap ikram etmek istedim, napacaz dedi. sevgilim var bayan ama isterseniz doğu akdeniz krizi üzerine hasbihal edebiliriz diyince bir daha yazmadı.
dur bi başlayalım da arada pozisyon değiştirirken takarım kondomu düşüncesiyle başladığım sevişmelerde genelde yapmak zorunda kaldığım doğum kontrol yöntemi. erken boşalma problemi kaynaklı sanırım.
ama ben buradan geç boşalanlara sitem etmek istiyorum, zaman en değerli hazinemiz. 2020 yılında soyunup tekrar giyinme arası 10 dakikayı geçen seksler israftır ve dinimize göre israf haramdır. bokunu çıkarmaya gerek yok.
insanın içini bir miktar buran olay. sevgilimin app storeunda gezerken geçmişte tinder indirdiğini fark ettim. pek çaktırmasam da birkaç saat yüzüm asıldı ve sonra dayanamayıp sordum, yüreklere su serpen o açıklamayı yaptı allahtan
"merak ettiğim ve arkadaşların tavsiyesiyle bir kez indirdim ama ne olduğunu anlamadan sildim geri, benlik değilmiş." dedi.
yalan yok derin bir ohh çektim. çocuklarımın annesi olmasını hayal ettiğim kadının geçmişte de olsa tinderın tanınan simalarından olması ayrılık sebebidir.
kendisine saygısı olmayan bir kancıktır. akşamları maç özetlerini bitirdikten sonra, çekirdek çitleyip kurtlar vadisi ırak izler. sanattan, bilimden, edebiyattan bihaber at gözlüğü ile hayatına devam edip yükselen kur haberlerini görünce ayasofya üzerinden espri falan yapar.
kibarcası olduğu için ekstra başlık israfı yapmayım dedim.
genellikle kamera kıllı bir göbek ve sivilceli bir götü çekerken nefes nefese sorulan soru. "gocan seni böyle sikebiliyo mu? hı? gonuş. gonuş dedim sana."
aslında biliyorlar biraz. souq waqifta alışverişe çıkıp hediyelik bir şeyler bakarken fark etmiştim ben de. abe indirim mindirim, bize en son ne olur bak from turkey diyince %90 oranında, turkey? erdoogaaaan erdooogaaaan wallahi great leader şeklinde tepkiler almıştım.
siz solun çomarları bilmezsiniz, bir gün de katarda pakistanlı bi taksiciyle karşılaştım, türk olduğumu öğrenince türkiye ve erdoğan sevgisini anlatırken heyecandan kaza yapmıştı. lol.
herkesin farkına varması gereken olay. biz doğu ile batı arasında sıkışmış, biraz ordan biraz burdan toplamış duygusal bir milletiz. olayı anlatan taraftan dinlediğimiz anda diğer tarafa küfür etme hakkımız da baki. hiç acaba çarpıtma mı var, yanlış mı anlaşılmı mukayesesini yapmadan direkt dalıyoruz ağız dolusu hele ki böyle birinin gönül verdiği bir kadın söz konusuysa.
şimdi efenim bu nejat alp isimli abimiz kıskanç, sevdiği kadını arkadaşlarıyla bile tanıştırmayan bir insan. senin aylarca beraber olduğun sevgilin olacak ve hiçbir arkadaşınla tanıştırmayacaksın. bakın burası 1. perde. arkadaşlarından o derece kıskanıyorsan sen onlara güvenmiyorsun abi. neden arkadaşlık ilişkine devam ediyorsun o halde? çıkar ilişkisi mi tüm arkadaşların bunu söyle önce bi.
hadi arkadaşlarını geçtim, hepsini atla da Hayatta en çok sevdiğim ve yıllardır aynı sahneyi paylaştığım piyanist arkadaşım Ozan'a bile güvenmiyorsun sen. insan bi kere olsun bahseder, fotoğraf gösterir, story atar sadece yakın arkadaşların göreceği ne biliyim en kötü post atar vs. sen zaten anladığım kadarıyla bi yandan kısmetin de kapanmasın diye gizli saklı yaşamak istemişsin bu ilişkiyi.
e şimdi olan olmuş, şöyle böyle saklamışsın vs sonra onu ozanla görmüşsün e neden gelip orta yerde bunu anlatıp tüm suçlu ozanmış gibi bahsediyorsun. millet gelip orda burda ozana sövüyor sonra. ozan'ın ne suçu var dostlar, yoldaşlar, romalılar! sorarım size. ozan o kadının nejatin sevgilisi olduğundan habersiz. hatta ozan nejat'ın sevgilisi olduğundan bile bihaber.
hem sen arkadaşlarına güvenme, kimseye bi şey anlatma, kısmetin kapanmasın diye sevgiliyle instaya fotoğraf bile koyma, sonra kadının kim olduğundan habersiz bi şekilde arkadaşın onunla olunca gel bunu tüm türkiye'ye yay. zaten duygusal olan toplum ozan'a yüklensin. bu olayda ozan'ın zerre suçu yoktur.
hatta buradan ozan'a çağrım gel artık bu sana güvenmeyen insanın arkasında sahne almaktan vazgeç. bırak kendisi ne yapıyorsa yapsın. sana yapılan bu ayıba artık birisi dur demeli.
turkish deep web ekibi bu olayı görse gerçek kaybedenler kulübü videosunu bunlarla çekerdi.
götünün kılı kadayıf olmuş, evlenip çocuğuna kreş veya okul bakacak yaşta olan adamların yaptığı ezik bir olay.
moruk lütfen lise ve üniversitedeki yaşanamamışlıklarınızı sözlük kızları üzerinde uygulamaya çalışmaktan vazgeçin. vücut çöküşe geçmiş, o yaşta hala daha sözlüklerde maskaralık yaptığına göre psikoloji de iyi değil. allah yardımcınız olsun. lütfen en yakın psikiyatri kliniğini ziyaret edin daha fazla uğraşmadan.
sıcak yaz günlerinde bunalan insanın isteği, ardından gelen uykum kaçsa diye bağırma isteğinden evladır.
bir kuş konsa badi parmağıma diye devam eden bünyeleri yarın saat 14:00'da galatasaray lisesi önüne bekliyorum. taksim anıtına kadar sosyal mesafe kuralı çerçevesinde yürüyelim.
tehlikeli aktivite. neyse ki hocamın yaşı biraz geçti. ben de 2 porno bilgisi öğrenip sasha greye soyunmak istiyorum ama hocalar dersi değişir de sins gelirse diye korkuyorum ihihi
afedersiniz ama izninizle ben sizin sığlığınıza bi boydan giriyim desem olmaz. sığ yere boydan girilmez çünkü çakılırsın.
şu istatitistiklere bak vay vay vay. bir de şuradan gösteriyim o zaman mini etek gibi olan istatistiği,
57. hükümet mayıs 99da başa geliyor.
1 haziran 1999 dolar kuru 405.358 türk lirası
kasım 2002de hükümet değişti
31 ekim 2002 dolar kuru 1.662.511 türk lirası
eee? çok sevdiğiniz, methiyeler düzdüğünüz karaoğlan zamanında 3 yıl 4 ayda kur 4,1 katına çıkmış. başarı mı başarısızlık mı kim daha başarısız o zaman?
aktroll değilim sadece basitlik ve salaklığa gelemiyorum. salya akıtmaya gelmeyin pls.