onlarca yüzlerce mühendis arasında salınırken kendinden emin biçimde hareket eden, burnu fiziksel olarak yukarı doğru kalkık, kaşları da biraz yukarı kalkık olan müthiş inanılmaz bilgi işlem uzmanı hatta profesörüdür.
robotlaşmış beyine sahip olan bu robot söz kendisine verildiği zaman önce bir "şimdi" çeker. sonra anlatır anlatacağını.
>evet sayın zort sizin bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
<şimdi konuşmama başlarken...
>şimdi kelimesine ne gerek var
<şimdi müsade ederseniz açıklayayım
>müsade etmiyorum
<şimdi böyle yaparsanız olmaz
öncelikle bızt nedir ne değildir bunu yıllar sonra açıklayacağım. ama budala anlamında düşünebilirsiniz.
her erkeğin seks düşündüğünü sanan kız haklı olabilir. seks düşünmeyen insan var mı bunun da cevabının verilmesi gerekir. ama her erkeğin sadece seks düşündüğünü sanması, mesela sözlük gibi fuhuş meraklısı kopukların da at koşturduğu yerlerde bu kopuklara ait bazı sözlerle karşılaşmalarının devamında edindikleri kanaatlerden ileri geliyor olabilir ve bu düpedüz yanlıştır. seks dışında başka şeylere de kafası çalışan erkekleri lütfen genelleme içerisinde göz ardı etmeyelim. zoruma gidiyor.
halayın tarihi yönü olsun, toplumların üzerindeki sosyolojik etkileri olsun, bir halay için gerekli optimum kişi sayısı nedir konusunda olsun, iyi bir halay başı olmanın mühendislik yönünden incelenmesi olsun bu gibi konularda araştırmalar yapan bilim dalıdır. recep tayyip erdoğan üniversitesinde ilk olarak dünyaya merhaba diyecektir.
hapşıran insana bir Allah'ın kulunun çok yaşa hacı dememesi vakası. insana koyuyor biliyor musunuz hacılar? o kadar geriliyorum efekt yapıyorum kendimden geçiyorum hapşırma sonrası sesleri de çıkartıyorum ama tık yok. sanki ben hapşırmadım da tren korna çaldı. kız olsaydım kesin oralı olurlardı.
düğünlerde bazen göz göre göre gelişen çakışma durumudur. buna bilgisayar bilimi deadlock der. halay bilimi ise çakışma deyip geçer. kendinden geçmiş iki veya daha fazla halay ekibinin her nasıl becerirlerse bir şekilde çakışmaları ve hiçbirinin daha hareket edemeyecek hale gelmesi olarak vücut bulur bu çakışma.
televizyon reklamlarından, sağdan soldan pompalanan harca harca baskıları ile bu baskılara boyun eğip, kimi de adı var ya oraların diye "o alışveriş merkezi benim bu alışveriş merkezi de benim" sözüyle yola çıkan kimi züppe, kimi kokoş, kimi seçkin, kimi sistem adamı.
anlamıyorum bir sosis için 11.50 tl verilir mi? evet verilir. hatta masadan kalkarken
ha ha ha para üstü kalsın bile der bu züppe coollar.
düpedüz dayatma bir algı biçimidir. neymiş hava kötü olacakmış. yani yağmur yağacak veya kar yağacak. nesi kötü ulan? herkes sizin iyi dediğinize iyi mi demek zorunda?
ben evvelden beridir kapalı yağmurlu havayı severim. benim için iyi hava budur.
iyi hava ile plajlar kötü hava ile kar kış ilişkilendirilmiş beyinlere. kabul etmiyorum bu zorlamayı ulan.
ekmek arası özel mcdonalds köftesi değil ekmek arası kazık yiyen insan. mcdonaldsa gitmiş olmak bile otomatikman karınlarını doyurur. ortamda radyo dalgalarıyla beyninizi mi saptırıyorlar anlamıyorum.
"beni bırakma.." al burada "beni bırakma" değil oradaki iki nokta insanın beynine saplanıyor. söyle ulan söyle daha ne diyeceksen de. ne öyle iki nokta. bize neden bu hissi yaşatıyorsun? senin yüzünden taktım iki noktaya..
eline başka birşeyler alma ihtimali olan erkektir. hayatı boyunca bir defa bile kazma kürek kullanmamış, odun kesmemiş, betonarmeler arasında boğulmuş bisküvi çocuğu erkektir.
istanbul'un özellikle 15-25 yaş aralığındaki götü ömrü boyunca terlememiş, eline kazma kürek almamış erkeklerinin; yarım ton makyaj yaparak, cool tavırlar takınarak bir yerlere gelmeye çalışan kızlarının değişilmez cümlelerinden biri.
göbeğine çok iyi bakan, fit bir vücuda sahip olup aynı zamanda cool gülümsemeler fırlatıp etrafa çılgınlar gibi karizmatik olduğunu sanan, form yeyip formda kalan, yetmezmiş gibi starbucksa çadır açıp coolluğun tavanı hakkında bize işaret olan teneke erkektir.
yazışma ortamında kendisine söylenen bir ifadeye "tamam" "anlaşıldı" "anladım tamam ulan" demek varken "oki" hatta "oki doki" diyen ve mizahi karakterini bir çırpıda yansıtan inanılmaz insandır.
bir tikiye sorsanız şu aralar neyle meşgulsün; cevabı heralde şu olacaktır: "bir müzik projem var. kendi hayatımı temel alan subjektif bir çalışma olduğu kadar aynı zamanda nesnel öğeler barındıran eşsiz bir proje.."
harun kolçak project, osuruk project gibi daha envai çeşit projeler var. bunların hepsine aslında avrupa birliği proje manyaklarına destek fonundan destek verilmeli.
her özel otobüste bir şoför ve bir muavin olmasını sağlayan sistem neden her otobüse kadrolu bir cıkcıkçı atamaz onu da anlayabilmiş değilim. ille yaşlı teyzelere bırakmamak lazım bu duyarlılık göstergesini.
eline aldığı tokmakları pardon bagetleri cıs tak cıs tak ettirme dışında kullanamayan, davulla sevişmeyi bilmeyen,
odun gibi çalan, yetmezmiş gibi solo da atamayan çakma davulcudur.
recep tayyip erdoğanın muhtemelen içerisinde bulunduğu kaygı güdüşüdür. başkalarını iki koyun güdememekle suçlarken, kendisi başbakanlıktan sonraki mesleği açısından özellikle koyun gütme konusunu inceliyor olmalı.
bankacıların bir kısmını (genelle beni cevat) tarif eden üçlü. sabah 9 olmadan gelirler akşam 8-9-10 a kadar çalışırlar/çalışır görünürler. kimisinin kibiri salkım salkım sallanır gözlerinizin önünden süzülürken kendisi.
aylık 5 milyar alıyorum, lüks apartmanda oturuyorum, ufacık köpeğim var, spor yapan insanım, tatilde gidip güneşleneceğim sahilde, yaş 40 a geldi ama çok başarılı bir kadınım diyor da olabilir. ya da öyle geldi bana. ya da gelmedi attım biraz. starbucksta görüşmek, starbuckstan birşeyler alıp 30 saat onu içmek ise ayrı bir enteresanlık.
afedersin dün sızmışım yatağımda. 10 dakika dedim bir uyandım 6 saat olmuş. ocakta hazır çorba için koyduğum tencere ve içinde inanılmaz ama, evet, su vardı. 6-7 saat içerisinde su buharlaştı. yetmedi tencere kapağını oluşturan demir moleküllerinin titreşmesi ve devamında bu vibriyotik hareketlerin tencere kapağının tutacağı plastik yapıyı eritmesi hatta belki de süblimleştirmesi suretiyle ortalığa derin ve enfes bir plastik kokusunun yayılması beni huşu içerisinde uykumdan uyandırdı.
kimya okuyan bir arkadaşımı aradım. "ne yapmak lazım ki bu plastik kokusunu sönümleyelim" dedim.
ilk dediği şey "oda spreyi" oldu. işte geleceğin kimyacıları. bitti mi, hayır.
uzun bir bekleme süreci sonunda ikinci önerisi "sirkülasyon" oldu. yani kapı pencereyi aç götünü yay koltuğa bekle demek istedi. bunu bilmiyordum hakkaten. nasıl düşündü, şaşkınlık içerisindeyim. heralde seçmeli bir derste öğretmişler.
işte içler acısı üniversiteli manzarası. işte türkiye.
halbuki bana dese "iki gram kezzap ile 30 ml sütü karıştır yarım limon sık bunu kaynat o havadaki plastiği oluşturan bikarbonik hidro sülfür moleküllerinin kökünü kurutur" işte o zaman derdim "harvard mı hadi canım sen de".
bu adamı ne zaman görsem, hele ki biriyle telefon görüşmesi yapıyorsa, hele hele ki birisine soru soruyorsa ifade ederken bir zorlanma, bir ben iyi insanım ya aslında iyi adamım be bakışı bunlar beni çileden çıkarıyor.
bir abazaniye tarafından veya eşcinsel tarafından söylenme ihtimali yüksek olan istek. yapılan kamuoyu araştırması gösteriyor ki bu talep dile getirilmesinden yaklaşık 53 saniye sonra yaklaşık 17 geri dönüş (feedback(de la feedbacké)) alır.