henüz fenerbahçe tesislerinin kapısından içeri girmemiş, muhtemelen hiç girmeyecek olan insandır. en az 25 milyon insanın hayır duasını alacak bu kişi şüphesiz ki edison'dan önce cennete girebilecektir. neyse ki her futbolcu belli bir yaştan sonra jübilesini yapıp futbolu bırakmaktadır; güneşli günler göreceğizdir, çocuklar inanındır.
ali bilgin mevzusuna girmek bile istemiyorum, allah yardımcımız olsundur.
üçü de aynı federasyondan nasıl başarmışsa futbolcu lisansı almış,
üçü de kolay kolay sakatlanmayan,
üçü de futboldan milyon eurolar kazanan,
üçü de roberto carlos ve alex de souza gibi aynı formayla sahaya çıkmış,
üçü de kolay kolay sakatlanmayan,
üçü de aziz yıldırım'ın manevi evladı,
üçü de kolay kolay sakatlanmayan,
üçü de kolay kolay sakatlanmayan,
üçü de kolay kolay...
allahınız yok mu sizin? hadi sizi kovmuyorlar, hadi sizi görmüyorlar, hadi bu takım fukara babası, sizin allahınız dininiz imanınız yok mu? yetmedi mi o milyonlar eurolar, doymadınız mı? lütfen artık siktirin gidin, insanı futboldan soğuttuğunuz yetmiyormuş gibi sevdiği kulüpten de soğutan sizin gibi inşaat malzemelerinden bıktı bu taraftar. insan maldonado'nun yokluğunu hisseder mi yahu?
üçü de kolay kolay sakatlanmayan fenerbahçe futbolcusudur. allah sakatlık vermesin de, ya bizim çilemiz? biz n'olcaz?
troll başlık, troll entry, troll vırt troll zırt... kime tuhaf geleceğini artık bilemediğimizden sayelerinde aklımızdan geçen saçma sapan iddia ya da tezleri söyleyemez olduk, bir troll yaftası da biz yeriz hesabına. vira bismillah:
bu sığırlar asla anlamadığım ve anlamayacak olduklarımdır. neden diye soruyorum ama kendime makul yanıtlar veremeyince yoksa sığır olan ben miyim paradoksuna giriyorum mütemadiyen. yahu tamam, kimse sığır olmasın da, be hey sığır, sen ki milyar dolarlık servetinle hala iş güç peşinde koşturup zamanını sıkıştırarak daha çok kazanmanın, daha çok elde etmenin peşindesin. sen ki geriye sayıma devam eden bir fani olarak kimsenin sahip olamadığı imkanları bir şekilde elde etmiş, tanrının bu dünya için yarattığı tüm güzellikleri tatma imkanına kavuşmuşsun. peki napıyosun? seminer seminer gezip nasıl başarılı olunur mevzularında ahkam kesmeler, o proje senin bu plan benim koşturmalar, ihracatçılar birliği toplantıları, yönetim kurulu tartışmaları, stres ve gerginlik... lan oğlum manyak mısın sen? kimse de çıkıp demiyor ki aga bu nedir, bu ne körlüktür? şimdi sen diyeceksin ki işleyen demir ışıldar, sen tembelsin çalışmanın ne olduğunu bilemezsin, işte o insanlar o yüzden bu durumdalar sen garibansın vesaire... ya dostum, bir daha söylüyorum, milyar dolar diyorum. düşün ki cennete nail olmuşsun, daha nereye gideceksin be pezevenk?
şemsiyeli kokteyller, otantik adaların dehşetli güzel kızları, uzay yolculuğu, dünya turu, insanlığın ulaşabildiği en ileri teknolojiye her an sahip olmak, bugatti veyron... ama yok, git abbas güçlü'ye konuk ol, üç kuruşluk reklam yapıp malının mülkünün reklamını yapmak için götünü yırt. ama sakın yeme, aklının ucundan bile geçirme, manyak mısın lan para yenir mi?
türkiye saatiyle 21:45te başlayacak, şampiyonlar ligi'nin en heyecan veren grubu olan f grubunda oynanacak son 2 maçtan biri. fizik üstünlüğe dayalı futbolun dünyadaki en önemli temsilcilerinden dinamo kiev'e sonsuz başarılar dileriz, eğer futbol sürprizlerle dolu bir oyunsa ve onu eğlenceli kılan şey buysa ispatlasınlar bize, kimbilir belki de fenerbahçe ya da galatasaray'ın yolu barcelona'ya düşer bu vesileyle. saldır dinamo!
6 aralık 2009 galatasaray ibb spor maçında 90+4te galatasaray'a çok şık bir gol atarak adını duyuran istanbul büyükşehir belediyespor'un 89 doğumlu genç oyuncusu.
en dayanılmaz acıların çocuğudur, baştan aşağı bir hüzündür.
kral tv de top 10 a girmiş dandik ve hareketli bir şarkı eşliğinde, neşe içinde aracını kullanan çocuklar seyredilir gıpta ile pist kenarından. annenin eli tutulmaktadır o anda, çünkü çocuğuzdur ve salağızdır, piste düşme ihtimalimiz vardır. halbuki kafaya taktığımız o yeşil arabayı takip ederiz o anda heyecan içinde, şarkı bittiği anda saldırmak için tetikteyizdir.
bir anda susar şarkı, pist durur bir anda. annenin eli bırakılır, yeşil rüyaya doğru koşulur, o da ne!? yeşil arabaya yetişemeden daha stratejik bir noktada duran anne-çouk ikilisi bir anda sahip olur o güzelliğe. artık araba o çocuğundur, olan olmuştur. elde bilet bir anda bilinçsiz bir şekilde sağa sola koşulmaya başlanır pistin ortasında, bir teselli arabası kapılır ümidiyle. az önce deli gibi arabasını süren çocuğun arabasına koşulur, çocuk elindeki bileti sallayarak arabayı uzun bi süre işgal edeceğini alay edercesine belli eder. o sırada boş bir araba daha görülür ama elindeki bileti sallayan piç yüzünden kaybedilen zaman, o arabayı da başkasının sahibi yapar. kafa yeşil arabaya takılı kaldığından b planı olmayan çocuk, bir anda elinde biletiyle pistin ortasında kalakalır, ben ben nerde yanlış yaptım bakışlarıyla gözleri annesini ararken. ve birden hareketlenen arabalar artık kenara 'kaçılma' vakti eldiğini gösterir, zira direksiyon başındaki piçler 'kaçılsana lan' diye bağırmaktadır.
elde bilet kenara gelinir, ağlamamak için annenin eli iyice sıkılır. haftalardır beklenen çarpışan araba rüyasını 5 dakika daha beklemek kadar zor bir şey yoktur artık bu dünyada.
nefis bir sarhoş klişesi. cem yılmaz'ın da itina ile değindiği konudur.
göt cebine bir 'tadella' koyup sabahın 4 ünde elinde bir kilo mandalina ile gelir sarhoş abimiz. çocuklar uyumaktadır, hanım sessiz olmasını söyler. işte ceketinin tek düğmesi iliklenmiş fermuarı meyhane pisuvarından beri açık gezen abimiz o anda duygusal patlamasını yaşar:
- ben çocuğuma bi tadella alamayacak mıyım!!!!????
ruhun yaşamaya müsait olduğu en mühim rahatsızlıklardan biri.
statüsü yüzeysellikle tanımlanan dostluklar ve aşklar, 500 lira ödeyip aldığı gayri meşru silahı beline takarak ortalıkta gezen yiğitler, eşyanın maneviyata geçen hükmü, çiçek kokusunun dahi parfüm şişelerine saklanması, sevilene adanacak yeni bir şarkı dahi dinleyememek, zalimin iktidarı, mazlumun sessizliği...
dostluğun ve aşkın mektuplarda ve fedakarlıklarda yaşandığı bir zaman, yiğidin er meydanında gösterildiği bir zaman, eşyanın maneviyata hizmet ettiği bir zaman, çiçek kokularının toprağın üstünden geldiği, sevgilinin kulağına fısıldanacak güzellikte melodilerin birbiriyle yarıştığı, zalimin hükmünün olmayıp mazlumun söylediklerinin akıllarda tutulduğu bir zaman...
zamanın insanı olamamak büyük hastalık. telafisi mümkün olmayan bir hata sonucu yanlış bir dünyada doğmak, öleceği günü bekleyerek yaşamak. 'zaman sana uymuyorsa sen zaman uy' diyenin yüzüne küfreder gibi bakmak; ve küfretmenin bile bu yanlış dünyada normal sayıldığını hatırlamak.
moto gp de honda adına yarışan 1985 doğumlu ispanyol pilot. 125 ve 250 cc de kazandığı şampiyonluklardan sonra doctor rossi'ye ait podyuma 50 defa çıkmış en genç pilot olma rekorunu kırmıştır bu genç kardeşimiz. son olarak katar'da katıldığı sezon öncesi deneme sürüşünde yaptığı kazayla kolunu kırarak büyük talihsizlik yaşamıştır.