15 yıldır her seçimi lehine çeviren akp, 16 nisan referandumundan istedikleri sonucu alacaklarını bildiğinden emin adımlarla ilerliyor.
Şu ana kadar fiili başkanlık olduğunu defalarca dile getirerek anayasal suç işlediğini bile çekinmeden söyleyebiliyor. Şuana kadar her istediğini bir engel olmadan yapabildi. Yeni anayasanın bu yaptıklarının hukuksal karşılığını veriyor olmasıyla birlikte bütün muhalif sesleri kesin olarak susturabildiğini söylemek olanaklıdır. Yani yaptıklarına eleştiri aldığında büyük olasılık "ben başkanım istediğimi yaparım" diyebilecek.
Şuan referandumda bile hayır seslerini büyük bir güçle susturabiliyorlar. Yani evet çıktığı olasılıkta kimse önünde duramayacak.
Bugüne kadar yaptıkları göz önünde bulundurunca yapacaklarını ön görmek çok zor olmuyor, ancak daha büyük baskı altına alınacağımız ve hayır dediğimiz için büyük baskı belki de yaptırım göreceğimiz kesin gibi.
Hukuktan uzaklaşıp tek bir kişinin bağıntısı ve anlayışı altına girmiş olacağız. Ve bu kez bağıntısız kalma şansımız da çok düşük. Yani kutuplaşma ve bir süre sonra buna bağlı daha ağır sonuçlar doğacağı olasılıklı görünüyor.
Lan siz ne kadar gerizekalı insanlarsınız!
Biri kaynak vererek kanıtlamış aklınca demiş o kaynağım aldığım site zaten.
Biri de benim tezim olduğunu filan iddia etmiş alıntı olan yazılara site kaynağı eklenir alıntı üstüne alıntı yazmayı unutmuşum kusura bakmayın ancak yine de okumadan eksileyeceğinizden eminim zaten.
Okumadığı kitaba inanlar yine okumadan inkar etmiş.
5 dakikada 7 eksi almışım sanırım rekorumu kırdım.
Eksileyin!
Bazı kişiler, içindekileri anlatmak istediği halde kimseye anlatamadığı için gözleri anlatır.
Bazı kişiler gözleri hüzünlü bakar, yalnızca bazı kişiler anlar.
Size Evet ve hayırdan oluşan bir pusula verilecek, bir de mühür.
Evet pusulası beyaz, hayır pusulası kahverengi olacak.
Bu mühürü hayır yazan kahverengi pusulaya basacaksınız ve ters katlayıp zarfa koyacaksınız.
Demokrasi elden gidiyor diye elimize demokrasilerimizi alıp sokağa çıktık, elimizdeki demokrasileri de düşürüp kaybettik.
Sokaklarda kaybettiğimiz demokrasiyi bir daha sandıklarda bulamayız, yeniden sokaklara çıkıp aramak gerek!
Chp başkanlığa karşı eylem yaptı polis geçit vermedi, sizce demokrasi nerede?
Sokaklara yeniden çıkıp düşürdüğümüz yerlerden almalıyız!
Biz bu cumhuriyeti sandıklarda almadık, bize bu cumhuriyeti padişah vermedi!
Savaşarak kazandığımızı sandıklarda veremeyiz!
Şuanda milliyetçi hareket partisi liderliğindeki bu kişinin yaptıklarının nitelendirmesidir.
1 kasım 2015 seçimlerinde henüz demokrasi tümden yıkılmamışken akp-chp-mhp koalisyona kaldığında bu kişi, ben akp ile koalisyon kurmam diye atarlanmış incilerini dökmemiş ve yeniden seçim yapılıp akp'nin usulsüzce kazanmasına yol açmıştır.
Meral Akşener koltuğunu sallayınca hemen kendini akp'nin kollarına atmış partinin olası kurultayını engelletip akşeneri saf dışı bırakmış, akp sayesinde koltuğunu sağlamlaştırmıştır.
15 temmuz sonrası ben asla adımımı atmam dediği saraya gitmiş sözünü yemiş sultanıyla el sıkışmıştır.
Başkanlık seçimlerinde önce halka gidelim biz zaten hayır diyeceğiz diyip, akp'ye her türlü yardakçılığı yapıp hem partisini hem seçmenlerini hem de vatanını aşağılık biçimde satmış, başkanlığa sonuna kadar evet demiştir.
Ülkenin bu duruma gelmesinde bunca payı olan bahçeliyi tarih unutmayacaktır! Bu hainliği tarih yazacaktır!
Akp ve yasaları vesselam üstüne daha tanımadım.
Her geçen gün yeni bir çığır açıyorlar bu konuda.
Başkan bey çocukların babaları hapiste demiş.
Bir de yasalara göre kuçuk yaşta evlenip hapse atılan kişileri çıkartmak için demiş.
Yani bir sonraki adım evlilik yaşını aşağıya çekmek.
Özrü kabahatinden büyük beyefendi ilk yaptırımda 4 bin kişiyi serbest bırakacakmış.
Düşünce suçundan içeri girenleri atmak için hapishaneler doldu deyip katileri hırsızları aramıza getirdiniz yetmedi şimdi de tecavüzcüleri dışarı çıkartmak istiyorlar.
Sakın susmayın!
Yeni tecavüz yasasıyla birlikte zengin olmak isteyenlere verilecek tavsiyelerdir.
Nasılsa bu ülkede işler böyle yürüyor suyunu çıkartana kadar devam ulan!
Dizi, film ve benzeri oluşumlarda sıklıkla görülen olgudur.
Eskiden kadın bedenini ilgi çekmek için kullanıyorlardı şimdi sıra erkek bedenine geldi.
Yok duştan çıkmış durumlar, yok çıplak odun kesme durumları filan bu gibi şeylerle dizi film sektörleri erkek bedenini meta olarak kullanmaktadır.
Yanıtı kolay: Kendi ülkesindeki savaştan kaçan ezikler, kaçtıkları yerde savaş çıkarsa oradan da kaçarlar.
Ülkede savaş çıkarsa etrafta bir tane suri göremezsiniz yine biz bize kalırız: Ermeniler mağaralarına girer, rumlar adalarda-kıyılarda(tehlikesiz bölgede) keyif yapar, biz de 100 yıl önce olduğu canla başla savaşır kaçmayız.
Suriler de 100 yıl önce olduğu gibi yine bizi düşmana satar kaçarlar.
Eh başka olasılıklar da olabilir.
Ancak biz göndeririz onlar kendi isteğiyle gitmezler.
Bir anket.
Bu sözlükte en çok aldığım soru kullanıcı adım: Uzayın neresi, hangi galaksi, ya da hangi gezegen sorularından bıktım: Kullanıcı adımı değiştireceğim artık.
Ermenistan'ın lavaşın kendilerine ait olduğunu iddia ederek Unesco'ya başvurmasıdır.
Adına "ermeni ekmeği" diyerek kültürel miraslara eklenmesini istemiş.
Türk ülkeleri de itiraz dilekçeleri yazmış.
Türkiye de, lavaşın gelenek olduğunu ant ederken kafada kırıldığını hatta düğünlerde takı diye takıldığını söylemiş.
Tam bir sorunsaldır.
Şimdi biri Güvenpark'ta ölür, biri sultan ahmette ölür, biri beyazıtta ölür, tüm bunlar olurken de acaba ben hangisinde ölürüm diye düşünen kişinin sorunsalıdır.
Son dönemde çıkan haberlerle, gündüz programlarıyla, din programlarıyla(sorulan sorularla) daha da iyi anladığımız durumdur.
Elin çinlisi dünya dışında bitki yetiştiremeye çalışıyor, biz: içine sıkıştığımız karanlık kutudan çıkmaya çaba bile göstermiyoruz.
Pezevenk, kuzenini taciz ediyor, konuşmasın diye öldürüyor, anlaşılmasın diye cenazesine katılıp bir de ağlayıp zırlayıp rol kesiyor.
Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz, kendinizi ne sanıyorsunuz?
Kimden kaçıyorsun, kim olduğunu sanıyorsun?
Bu nasıl ruh hastalığı!?
Yalnızca bu gibi konular değil bir çok bir birinden değişik konuların ortaya çıkardığı sonuçtur.
Acınasıdır.
Büyük devletlerin birleşerek bir an önce çıkartması gereken yasadır.
Maddeleri arasında: Bilime ters düşen her şey ve bu gibi şeyleri kullanarak kitleleri peşinden sürüklemek yasaklanmalı. (bkz: Din)
Çünkü bu gibi şeyler bizi ileriye götürmez çıktıkları yıla sabitler.
Büyük para kaynaklarının yönettiği kapital sistemin kölesi-oyuncağı olmaktır.
(bkz: Kapitalizm)
Örneğin; moda diye bir şey çıkarırlar size istediklerini giydirirler, marka diye bir şey çıkarırlar size istediklerini istedikleri ücretlerle satarlar.
Şimdi siz kapitalizmin oyuncağı olunca kendinizi oyuncak gibi hissetmiyor musunuz?
Örneğin maliyeti 300-400 lira olan telefona 3000-4000 lira vermek hoşunuza gidiyor mu?
Veya maliyeti 3-4 lira olan bandanaya marka değeri için 120 lira vermek, 1 lira maliyeti olmayan çayı sözde lüks bir yerde içip 17 lira vermek hoşuna gidiyor mu?
Yerli malını ucuz diye almayıp yabancı ünlü markaların, maliyetinin çok üstünde sattığı ürünleri sırf marka diye alıp havalı olduğunuzu sanıyorsunuz.
Peki ya sizi oynatmak için yapılandırılmış kapital düzene ayak uydurup, popüler kültürün oyuncağı olmak nasıl bişey?
Aptallık değil mi, bence de..