bütün gün üşenip işemeye bile enerjisi olmadığına inanan güruhun, yatarak izlediğini düşündüğüm videolardır. bir de (bkz: abi bende yaparım nolcak) dediğinde ağzına vurasınız gelir. (bkz: yap amk)
John Malkovic'in yönetmenliğini yaptığı, Robert Rodriguez ile ortak çalıştıkları rivayet edilen (bkz: 100 years) isimli filmdir. Yapanlar hariç, film çekildiği dönemde yaşayan kimsenin izleyemeyecek olması muhtemel. gişeniz bol olsun abiler.
19 Ekim tarihinde kitap siparişi verdim. Vizelerim için ihtiyacım vardı. Dışarı çıkıp almak gibi bir durumum da yoktu. Haliyle, idefix'den ihtiyacım olan kitabı sipariş ettim cebimdeki son parayla. Ancak 5 iş günü geçmiş olmasına rağmen sipariş takibimde bir şey gözükmüyordu. Haliyle, 'çözüm merkezi'ni aradım. Ancak o da ne? Kitap ellerinde yokmuş (sitede stokta var yazıyordu) haliyle tedarik bekleniyormuş. istersem iptal ettirebilirmişim. Bende iptal ettirdim hemen. Ardından telefondaki ses "3 iş günü içerisinde iade yapılacaktır" dedi. Bu olayın üzerinden 2 hafta geçti, bu süreçte 7 defa idefix ile yarım saati aşan telefon görüşmeleri oldu. Ve hiçbir şey çözemediler! mağdur olmakla kaldım. Bugün yine aradım, sürekli "durumun aciliyetini ilettik" diyorlar. param ne zaman yatacak diyorum, sorun çözülünce efendim diyorlar. kısacası idefix denilen firmadan alışveriş yapmayın dediğim durumdur.
şuan yaşadığım durumdur. ice latte söyledim. bildiğin soğuk kahve getirdiler. dalga geçer gibi, içine buz da atmışlar. oysa lattenin içimi ısıtması gerekiyordu. bir yudum daha aldım, ısrarla. Ama yine aynı tat. Gitme diyemem. Ama kalmanı da istemem.
herşey öğrenci menü istememle başladı. öğrenci olup olmamam önemli değil. bi iş yapıyosun adam gibi yap abi. şimdi çok bilmişler çıkacaklar "6 liraya menü yiyosun, ne bekliyosun" diyerek. 6 lirayı nasıl kazandığımı biliyomusunuz kardeşim? tek istediğim tavuk dürümün yanında biraz patates, biraz kolaydı. onu da çok gördüler, boğazıma dizdiler resmen. 5-6 katlı bi kağıda sarılmış gibi duran lavaş mı desem, patateslerinin yanık olması mı desem bilemedim. rezaletin daniskasıdır. gitmeyin.
Bırakın abi 'alanında en iyi şirket' vs. durumlarını, şikayet siteleri vb. yerlere şikayette bulundum. defalarca adamları aradım şikayet etmeye hiç bir sonuç çıkmadı. en son buraya yazmayı uygun gördüm. Geçenlerde, Godaddy Türkiye müşteri temsilciliğini aradım. Ve sistemleri (bkz: 404) sayfasına yönlendirdiğinden ödeme yapamadığımı, yardımcı olmalarını istediğimi söyledim. Uykusundan yeni kalkmış bir tavırla, tamam, ben buradan deneyeyim dedi karşımda ki kişi. Tamam dedim. işte kart bilgileri istedi. Tamam dedim verdim. Aklımda da bir şüphe yer etmeye başladı, adamın tavırlarından kaynaklı. Kart bilgilerini vermişim vs. işimi halletmem gerek benimde. işte yok olmuyor, şöyle böyle demeye başladı. Uzattıkça uzatıyor kelimeleri halil sezai misali. Bende dayanamadım, Tamam beyefendi anladım ben siz beni başkasına bağlayabilir misiniz dedim. Hayır bağlayamam dedi. Nasıl yani dedim. Ben senin sorununu çözmeye çalışıyorum, sana yardım etmem böyle konuşursan dedi. bildiğin 5 yaşındaki kuzenimin yapmadığı tribi yedim adamdan. Manyak dedim kapattım telefonu. 2-3 dakika sonra bir telefon geldi. Aynı kişi (adı tolga)"sen bana az önce manyak mı dedin? sen kimsin lan? kendini ne zannediyosun? 2 liralık alışveriş yapacaksın diye (godaddy indirim kuponumdan bahsediyor) senin her dediğini yapacak mıyım? bir daha hiç bir yerden alışveriş yapamayacaksın falan fişman bişeyler dedi. iyi aferin sana dedim kapattım telefonu. ben böyle bir sorumsuzluk, böyle bir terbiyesizlik görmedim. güya bu adamlar alanının en iyisi, işte dünya markası falan filan. ayıp ulan! bidaha da hiçbir şekilde şirketle çalışmam, eğer bulaşacaksanız bulaşmayın der susarım.
beni sinirlendiren durumdur. yahu babalar, sol tarafa bakınca; yok kız kankamın sütyenimi ilikler misin demesi, norveçli kızların taş gibi olmasının sebebi, sütyen kopçası açmak, kadınları seksi gösteren kıyafetler, yok kürt milliyetçiliği, yok türk milliyetçiliği, karısını doktora elleten erkek gibi saçma salak başlıklar var sadece. sonra da ekşi'de yazarlık alınca neden uludağı satıyor bu yazarlar sorusu. abicim, ablacım, değerli kardeşim az biraz mantıklı şeyler konuşsanıza yahu. yok bilmem ne bilmem neye yarak dedi, yok o ona amcık dedi. sonra yeni başlık açıyorsunuz "cinsiyetçilik yapan yazar" diye. bunlar hep çaylakların başından çıkıyor demek istiyorum ama moderatörleri de görev başına davet ediyorum. lütfen be. az biraz kafa dağıtalım, bişeyler bakınalım, eğlenelim, öğrenelim diye giriyoruz. saçma salak şeyler. neymiş efendim sütyen kopçasıymış. sonra da vay efendim insanlar ekşiye bilgi doğrulamak için girer oldu. tabi girer lan.
not: saçma salak yorumlar yapılması muhtemel olan başlık. (on birinci nesillerin altından çıkacaktır çoğunlukla).
muhalif olan veya cemaate bağlı medya kuruluşlarına verilen isim. bizzat (bkz: havuz medyası) tarafından uygun görülmüş. geçen haberleri okurken bu terimi ilk defa gördüm. vay arkadaş dedirtti.
Sene 1961, tam da : 18 Ağustos. Türkiye bir daha asla aynı olmamış. Hollywood filmlerinde görmeye alışık olduğumuz bir sahne yaşanmış istanbul'da. (bkz: necdet elmas), elinde silahla bir banka şubesine girer ve "Bu bir soygundur" der. Türkiye'nin ilk gangsteri işte o gün efsaneleşir. Tabii şu sıralar beşiktaşta bir büfe işletiyormuş rivayete göre.
- Pardon,pardon bakar mısın canım? bi sosisli alabilir miyim?
- Eller yukarı, bu bir soygundur gadın!
beyaz tv'de katıldığı programda, chpdeyken validebağ korusu konusunda ki tavrını akpye yaranmak için değiştirmesi durumudur. sanki üsküdar'da camiden bol başka şey yokmuş gibi, bir de validebağ korusuna göz diktiler adamlar.
Hiç unutmuyorum. Bir gün uykusuzluk çekiyorum. Salonda uyuya kalmışım. Gecenin geç saatleri, korkmuş bir şekilde uyandım. Titriyorum korkudan ve evde kimse yok! 16 Yaşındayım! içerden, mutfak tarafından fısıltılar geliyor. Fısıltılar okadar zor duyuluyor ki, bütün duyularımı işitmeye yöneltmişim resmen. (Evde birileri varken mastürbasyon yapanlar bilir, böyle durumlarda senden iyi, içeriyi duyma kabiliyeti kimse de yoktur.) Yavaş hareketlerle koltuktan kalkmaya çalışırken, kahrolası koltuk gıcırdıyor tabi! Fısıltılar bianda kesiliyor. Beni dinlediklerini düşünüyorum. Nefes bile almıyorum. Kulaklarım öylesine güçlüler ki, uyukladığım sırada yanağıma konan sinek havalanır havalanmaz, öldürdüm sanıyorken, salonda uçuşan sineğin ellerini ovuşturma sesine kadar duyabiliyorum. Ayak sesleri duyuyorum, ufaktan.. Ömrüm boyunca üşengeç kalmama neden olan evin koridoru adımlar yaklaştıkça kısa gelmeye başlıyor ve belkide ilk defa lanet olası koridorun biraz daha uzun olmasını diliyorum.
amerikan ulusal kanser enstitüsünün yaptığı açıklamadır. cannabidiol üzerinde yapılan son bir araştırmada, CBD vücuda alındığında sağlıklı meme hücrelerine minimum zararı verirken iyi ve kötü huylu meme kanseri hücrelerinin ölümüne neden olduğu anlaşılmış. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, CBD’nin (bkz: metastatik) meme kanseri hücrelerinin büyümesini durdurduğu, sayılarını azalttığı ve tümörün yayılmasını önlediği de gözlemlemişler.
Amerikan Cerrahlar Birliği’nin son 20 yılda derlediği yıllık ölüm oranlarının sonuçları ise Tütün kullanımından kaynaklanan ölüm sayısı yaklaşık 400 bin civarındayken alkolden kaynaklanan ölüm sayısı 150 binmiş. Kafeine bağlı hastalıklarda gerçekleşen ölüm sayısı ise ortalama 5 bin civarındaymış. Aşırı dozda asprin kullanımından kaynaklanan ölüm sayısı 500 civarındayken esrar kullanımından kaynaklanan ölüm hiç gerçekleşmemiş denilen durum. Ayrıca ABD’de yapılan bir araştırmada, erken yaşta esrar kullananların ileri yaşlarda esrar kullanmayanlara oranla depresyon, psikoz veya astım gibi rahatsızlıklara yakalanma oranlarının daha yüksek olmadığı belirlenmiş.
Sadece Katolik Hristiyanların uyguladığı kutsal yıl olan “Jübile” geleneğini, 1300 yılında bir fermanla ilk başlatan Papa, 8’inci (Bkz: Bonifacius) olmuştu zamanında.
Jübile, her 25 yılda bir yapılıyor. Ancak sonuncusu 2000 yılında gerçekleştirilmesine karşın Papa Francesco, zamanın ihtiyaçlarından dolayı “olağanüstü” bir şekilde bu yıl yapılmasına karar vermişti.
Dünyanın en küçük devleti Vatikan’ı topraklarında barındıran Roma’ya bu nedenle 30 milyona yakın inanç turistinin akın etmesi bekleniyor olduğu garip bir yıl. binevi bayram.
Boniface, Aziz Boniface, Latince: Bonifacius, Almanca: Bonifatius, zaman zaman Almanların Havarisi olarak da anılır. ingiltere’de doğmuş, ona Winfrid veya Wynfrith adı verilmişti. 8. yüzyılda Frenk imparatorluğu’nda misyonerlik yapmış ve Hristiyanlığın Frenk imparatorluğu’nda yayılmasına büyük katkıda bulunmuştur. Almanya ve Hollanda’nın koruyucu azizidir.
Papa Francesco tüm rahiplere, kürtaj yaptırdıktan sonra tövbe etmiş olan kadınları bir yıllığına affetme yetkisi verdiği olaydır.
“Zamanımızın en büyük problemlerinden biri hiç kuşkusuz, yaşamla olan ilişkiyi değiştirmektir. Bu yaygın zihniyet, yeni bir yaşamın kabulü konusunda artık kişisel ve sosyal duyarlılığın yok olmasına neden oldu.
Bu zor ve acı verici seçimi yapmak zorunda kalan ve kalplerinde bunun yarasını taşıyan birçok kadın tanıdım. Onları bu kararı almaya iten baskıları, bunun varoluşsal ve ahlaki bir dram olduğunu biliyorum.” - Papa Francesco '2015
halihazırda iş arayışındayken, bunun zorluğunu her geçen gün daha net fark ediyorum. nasıl oluyor bu sektörde iş bulmak? neden kimse kimseye "gel kardeşim sana iş bulalım" demiyor da herkes kendi teknesinin büyümesine bakıyor?