düzenli olmasa da arada bir görüşülüp güzel vakit geçirilen insanın ölmesidir.
adının fuck buddy olması ağırıma gidiyor aslında, değerini azaltıyor sanki, arkadaşımdı demeliyim belki de, ama aslında ne arkadaşım gibi hissettim onu, ne de bir kere aşkla baktım yüzüne. kabullenmiştik birbirimizi. ihtiyaç duyduğumuz tek şey bedenlerimiz gibi görünse de dışarıdan, beraber film de izlerdik bazen, gecenin 2'sinde çiğ köfte yemeye de çıkardık. uzun zamandır görüşmüyorduk, malesef iki hafta önce trafik kazasında hayatını kaybetmiş, daha yaşı 21'di. gitti.
geride kimseye anlatamayacağım, anlatsam da inandıramayacağım anılarımızı bıraktı ve gitti. toprağın bol olsun.
derin bir nefes alıp kitabın cildine dokunmak, içinde yazanları düşünmek ve sonrasında uyumak.
benim yaptıklarım bunlar oluyor genelde, ikinci bir kitaba başlamıyorum hemen, bunu doğru da bulmuyorum. okunulan kitap üzerine düşünülmeli bence biraz.
kötü giyinenlerin her zaman daha iyi oynadığını belirterek başlayalım. sen giymişsindir barcelona formanı, şortunu, kramponun bir o kadar can alıcı filan, anaa adam gelmiş gigi sports eşofmanlarıyla, böyle paçaları üstüne basılmaktan parçalanmış c şeklini almış, onun üzerinde çamaşır sulu soluk sarı renkli eski bi tişört, ama bu rüküş topu bir alır, çalımlarla ilerler messi gibi, vurduğu her top gol olur, fazla koşmadığın halde senin de ayağına maçın ortasında kramp girer mal gibi yatarsın, geçsin diye bacağından kıl çektirirsin barcelona formanla.
siz böyle kırmayayım, incitmeyeyim diye kelimelerinizi bile özenle seçersiniz, oturacağı sandalyeyi çeker geçeceği kapıyı açarsınız, bunları içinizden geldiği için yaparsınız tabi, sonra bir gün yavşak ağızlı biriyle karşılaşırsınız beraber bir ortamdayken, sizin değerli bir yere koyduğunuz kişiye basit kız muamelesi yapar. hatta direkt söylemekten çekinmiyorum, orospu muamelesi yapar bildiğin. "oo kokoş sen de mi burdasın yıhyıhyıh... nerelerdesin fıstık (bu sırada kolunu sıkıp ileri geri sarsıyodur kızı, yanağından makas alıyordur)"