siyasetçilerin basit demagojilerinden biri daha. kayıkçı kavgası, amaçsız boş açıklamalar, harcanan yıllar. bunların bu ülkeye verdikleri bunlar. halkımız da kim kime ayar verecek diye bekliyor ama ayarı yiyen kendisi oluyor farkında bile değil. hala değil.
islami yaşamayı hayatına sokmak istemeyen birinin içinde bulunduğu durum. gusül abdesti almamak başka, alana saygı göstermemek başka. bu, ben senin inancının bir emrini inanmadığım halde tartışmaya açıyorum ve senin inancının saçma olduğunu ispatlamaya çalışıyorum demektir. sonuçta varacağı yer orası.
doğrudur, tespit yerinde. her türk faşist değildir ama her türkçü faşisttir. ırkı siyasete konu eden faşist oluyor, ırk durduğu yerde hiç kimseyi faşist yapmaz.
amerika'nın çıkarları için babasını, dedesini, dedesinin dedesini de kullanabileceğinin göstergesi.
dünyadaki değişen dengeleri yeniden kendi gücü nispetinde, kendi çıkarları doğrultusunda formatlamaya çalışan abd'nin genel politikasıyla çelişmeyen bir gerçek.
teoriyi savunanların teoriyi bilimin dışına çıkararak tartışılmayan bir teori haline getirmeleri, savunucuları tarafından koşulsuz doğru kabul edilmesi hatası, sürekli değişkenliği vaat eden bir teori olması, sürekli kendisini yenilemesi gibi bir avantajı kovalaması, son olarak en önemli etken, yaratıcıyı inkar edenlerin istismar alanını açması.
her yüzyılda mutlaka bir devrimci çıkarmanın mecburiyet olduğunu sanan insan tespiti. okan bayülgen bir televizyoncu, atatürk ise siyasetçi. ikisinin de ilerici, çağdaş, gençlere örnek adledilmesi zaten bu tespiti baştan çürütüyor.
yeri geldiğinde barıştan, demokrasiden, insan haklarından, hukuktan, özgürlükten, adaletten söz eden bir belediye başkanı olmuş ama adam olamamışın ağzına hakim olamadığı bir sırada söylediği küfür yüklü rest cümlesi.
orduyu dizlerinin üzerine çöktürmek için kurulmuş olan gazete. bu yapılanların, ordunun bu zamana kadar yaptığı hatalardan beslendiğini de unutmamak gerekir.