açılım yapıyorum diye işin b.kunu çıkaranlara, kontrolü kaybedip milletini elaleme maskara edenlere, bu milletin şehitlerinin kemiklerini sızlatanlara söylenebilecek en hafif eleştirel cümle. çok daha ağır versiyonları mevcuttur.
bir şeyin, kişinin sonunun güzel olması anlamında kullanılır. en yaygın kullanımı "allah insana hüsn ü hatime versin" şeklindedir. güzel bir dilektir çünkü insanları dinsizlikle, günahkarlıkla suçlayan bazı arkadaşların bile son nefeslerinde ne olacakları belli değildir. bunu onlar da bilir ve korkarlar, korkmuyorlarsa da korkmalıdırlar. dini anlamda anlık bir olaydır bir ömrü heba etmek aslında.
yüksektir. görünüşe bakılırsa çoook yüksektir. elinde pkk bayrağıyla polisin karşısında atatürk'e küfreden insanlar hala nefes alabildiklerine göre kıskanılacak kadar yüksektir. bu iyi bir şey midir, o tartışılır. (bkz: yavaş atın çiftesi pek olur)
ikinci ihtimal, insanlar artık umursamıyor olabilir ki işte bu çok kötüdür. bu milleti bu durumu dahi kanıksayacak hale getirenler utansın demek gerekir.
kimseyi asalım keselim demiyorum ama allah aşkına mı diyeyim, vatan aşkına mı diyeyim, o kadar şehidin aşkına mı, artık ne aşkına olursa bir tepki verin lan.
yok barış gönüllüleriymiş, yok silahsız iyi niyet elçileriymiş, yok düz ovada siyasetmiş. bir avuç ağanın işbirlikçisi hain militanları demokrasi havarisi yapmayın bari.
bir çapulcu sürüsünü muhatap alan hükümete ne diyeyim bilmiyorum, ne desen gg. (bkz: anladın sen onu)
şimdi de avrupa daki militanlar gelecekmiş, bir de yargılamadan serbest kalıyor ya bunlar. yahu o kadar zamandır suçu nedir belli olmayan o kadar adamı (suçlu da vardır, suçsuz da konum o değil dikkat edersen) silivri'de hapse tıkıp bekletiyorsun, bari bir kaç gün gözaltında tut usulen bir soruşturma yap. herifler yarın öbür gün meclise girecek, bu devletin milletvekilleri ile aynı havayı soluyacak, başkentinde elini sallayarak dolaşacak.
bu mesele kürt türk meselesi değil, uyanın artık. terör otoriteyi yeniyor. bunun sonu gelmez.
"söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil" ne yapayım.
"sürekli polemiğe açık entry girmek" çaylak statüsüne düşürülmeme neden olduğu moderasyon tarafından bildirilen durum.(bu tanımın ilk kısmı)
entryler silinmedi ama. çünkü silinmeyi gerektirecek bir şey yoktu, suç unsuru yoktu, isim belirtilmiyordu, hakaret içermiyordu.
neden çaylak olduğumu sorduğumda aynen şu cevabı aldım. "genelde polemik yaratan entryler girdiğiniz için, artniyetli olduğunuzu düşündüğümüzden 15 gün dinlenmeye alındınız."
bunun üzerine "verdiğiniz cevap sorumun cevabı değil ama ana fikri anladım. sanırım birkaç mesaj daha yazarsam 10 gün olarak başlayan çaylaklığım daha da uzayacak. tavrınızı yanlış bulduğumu tekrar belirtirim. not:şu anda sol kolonda "yahudiler oturdukları yerden para basıyorlar", "ne mutlu türküm diyene yazısı kaldırılmalı", "o kadar ibne olmak ki paçasından aşağı bok akmak", "türk milliyetçiliğini faşizm olarak algılamak" gibi nezih ve polemik yaratmayacak entrylere bakarak ne kadar suçlu olduğumu ve sözlüğü kaosa sürükleyecek entryler yazdığımı farketmiş bulunuyorum." şeklinde yaptığım yoruma da;
"siz sadece bu polemik yaratma işini yapıyorsunuz. hiç tartışma olmayacak diye bir şey yok. ama sizin amacınız buymuş hissiyatı veriyorsunuz. anladınız mı?" cevabı verildi.
ve ben yarattığım bu "hissiyat" yüzünden 15 gün çaylak kaldım.
sözlük sizin, moderasyon sizsiniz ama bu şekilde keyfi yargılamaya hakkınız yok.
onun için siz "hissiyatlarınızla" hareket etmeye devam edin. ben de defolup gideyim.
özal kuşağı apolitik gençlerine ve tahammülsüz şakirt biraderlere ayrıca selam ederim.
bu durumu içine sindiremeyip defolup giden sartorius'un yaptığı eylem (bu da tanımın ikinci kısmı).
kaz gelecek yerden tavuk esirgenmeyeceğini bir kez daha kanıtlayan durum. üzerinde binlerce dolarlık takım elbiseleri, ayağında prada ayakkabıları, son model arazi araçlarıyla babanızın hayrına sınır kapısında militan (pardon; barış grubu) karşılamaya gitmiyor bu adamlar herhalde. bu gidişlerin bir "sırrı" olmalı.
ülkesinde bütün eğitim, sağlık sorunları çözüldüğü için (hangi ülkeyse bu?) dünyayı kurtarmaya karar vermiş hayırseverdir. sudan dan tutun da ukrayna ya kadar okullar yaptırır. hayrına bedavaya öğrenci yetiştirir, hiç bir beklentisi yoktur. çok hayırseverdir. hiç bir art niyeti yoktur, olamaz da. sürekli dünyadaki zavallı insanları düşünüp gözyaşı döker.
ona yapılabilecek en büyük kötülüktür. bıraksaydın sokakta, belki yaşardı. en azından sevgiyi tatmazdı. niye terkedildiğini anlayamıyorsan, terkedilmek daha da boktandır üstelik.
arandığında iş yerine intikal etme işini tanımlayan terimdir. diğer mesleklerde de bulunsa da; en çok doktorlar için kullanılır. branşınızda tek doktorsanız iğrençtir. hayatınızı zehir eder, yaşadığınız şehre mahkum olursunuz. ek ücreti falan da yoktur.