son günlerde abd'nin suriye politikaları ile alakalı enteresan makalelere yer veren site.
amerikan halkının artık uyandığını, suriye'ye savaş açılmasını desteklemediklerini vurgulamışlar. ayrıca suriye'de güya esad tarafından kullanılan kimyasal silah yalanı ile ilgili de güzel bir makaleleri var.
adresi şöyle: http://www.activistpost.com/
bir göz atın derim.
amerikalılardan daha amerikancı çıktı bizdeki beyinsizler.
kendi beyanatları doğrultusunda bazı din adamlarının kendisi için yaptığı tespit. söz konusu beyanları için:
&feature=share
"Kuran müslümanlığı diye bir sapıklık uydurmuşlar" diyor zevat. Kaynak olarak Allah kelamının alınması işine gelmiyor tabi, beyinleri yıkamak için kürd Said'in deli saçmaları ve kendi uydurdukları dine ihtiyaçları var.
edit: görüntüleri dahi izlemeden yunmuş büzülmüş beyniyle tepki veren şakirt kardeş, adam bunları demese bile, vatan hainliği nedeniyle, abd uşaklığı nedeniyle cehennemin dibini zaten boylayacak umarım. sen kendini kurtarmaya bak o bataktan!
Bülent arınç ve deniz baykal'ın ikinci kuşaktan kuzen olduklarına dair bir iddiadır. Akraba olsun ya da olmasınlar, icraatları kim olduklarını zaten açıkça ortaya koyuyor. Deniz baykal muhalefetinde izlediği tüm politikalar akpyi güçlendirir biçimdeydi. meğer adam akrabasını kayırıyormuş.
--spoiler--
SiZ AYRANLA, iÇKi YASAĞI iLE,
MEHTER MARŞI, ONUNCU YIL MARŞI iLE UĞRAŞA DURUN
DENiZ BAYKAL ,
iLE BÜLENT ARINÇIN TEYZE ÇOCUKLARI OLDUĞU,
iKiSiNiN DE ROCHEFELLER BURSU iLE OKUDUĞU GERÇEĞi iLE UĞRAŞMAYIN !!!
ZÜLFÜ LiVANELi UZUN UZUN,
DENiZ BAYKALI YAZMIŞ
DENiZ BAYKAL AKP Yi iKTiDAR YAPMIŞ,
BÜLENT ARINÇI MECLiS BAŞKANI YAPMIŞ,iKBAL KAPISINI AÇMIŞŞŞ!
*
DENiZ BAYKAL KiMDiR ?..
BiLMiYOR AMA KiM OLDUĞUNU BiLMEDEN iHANETiNi YAZIYOR
YA BiLSEYDi,DENiZ BAYKALLA BÜLENT ARINÇIN TEYZE ÇOCUKLARI OLDUKLARINI
*
BiR VARMIŞ,BiR YOKMUŞ
SEBATAY OLDUĞU iÇiN CAN KOKUSUYLA SURiYEDEN ALANYAYA KAÇARAK YERLEŞEN BiR AHMET NEŞŞAR VARMIŞ YIL 1860.
BiZiM SAFTiRiK YÖRÜKLER,
ARAPÇA BiLDiĞi iÇiN ONA ŞEYH AHMET NEŞŞAR DEMiŞLER
*
KIRRiPTO SEBATAY ŞEYH AHMET NEŞŞARIN,
BiR OĞLU iKi KIZI VARMIŞ
KIZLARINDAN BiRi RAZiYE,DiĞERi ŞADiYE
RAZiYENiN LAKABI DA VAR ALIK RAZiYE
RAZiYE BERGAMA YAHUDiLERiNE GELiN GiTMiŞ,
BUGÜN Ki iSRAiL BÜYÜKELÇiSi LEVi AiLESi
RAZiYENiN KIZI SEVDiYE,SEVDiYENiN OĞLU BÜLENT ARINÇ
*
PEKi ŞADiYEDEN GELME,SiDiKLi ATiKENiN TORUNU DENiZ BAYKAL,
BÜLENT ARINÇIN NESi OLUR !..
ZATEN HER iKiSi DE,
DENiZLi MiLLETVEKiLi AHMET UĞUR NEŞŞAR iÇiN,
DAYIMIN ÇOCUĞU DEDiKLERiNE GÖREEEEE
E BiR ŞEY OLURLAR CANIMMM !..
KEKLENMiŞ CHPLiLERE BUNLARI ANLATAMAZSIN,
HEMEN BELGESiNi SORARLAR,
E EBENiN DAMI !..
ANASININ BAŞINI BEN Mi TUTTUM !..
*
LEVi ÇOK VEFAKARDIR,
ÇOK DiNCi (!) BÜLENT ARINÇIN OĞLUNUN DÜĞÜNÜNDE TEK MÜSLÜMAN ÜLKESiNDEN BÜYÜKELÇi YOKTU AMA TEK BAŞINA iSRAiL BÜYÜKELÇiSi LEVi ŞEREF MiSAFiRi OLDU
VEFAKARLIĞINI TEBRiK EDERiZ !..
*
E DENiZ BAYKAL DA ÇOK VEFAKARDIR,
BÜYÜK ELÇi LEVi ANADOLU GEZiLERiNDE ERZiNCANDAN,KAYSERiDEN,TRABZONDAN HER iLiMiZDEN KOVULDUĞU HALDE .
LEViNiN BABA TARAFINDAN KUZENi,
CHP BiR NUMARA MANiSA MiLLETVEKiLi MASON ŞAHiN MEGÜYÜ GÖREVLENDiREREK,iSRAiL BÜYÜKELÇiSiNi KIRMIZI HALILARLA KARŞILADILAR,
AKRABALARI iÇiN MANiSADA COŞKULU TÖRENLER YAPTILAR
MANiSA SANKi iSRAiL OLMUŞTU
TEYZE ÇOCUKLARI iŞi BiLiYOR
ZATEN HER iKiSiNiN DE PATRONU,
ABDDEKi AZGIN YAHUDi ROCHEFELLER VAKFI DEĞiL Mi ?..
HER iKiSiNi DE BU VAKIF OKUTMADI MI,
HER iKiSiNi DE ABDDE BU VAKIF KARŞILAYIP KOLLADI NEDEN !..
DENiZ BAYKAL ATATÜRKÇÜLERi KEKLEDi .
TEYZE OĞLU iSE DiNDARLARI KEKLEDi,iSRAiL LOBiSiNE EKLEDi !..
HADi,DiYELiM Ki DiNDARLAR CAHiLDi,
YA UYANIK CHP LiLER KIRK SENE NASIL DA KEKLENDi !..
--spoiler--
(bkz: Dünya Kenti) küresel kent kavramının temeli olan bu kentler; küresel ekonominin kontrol, yönetim ve organizasyon merkezidir. Bu kentler uluslararası sermayenin yoğunlaştığı ve birikimin gerçekleştiği mekanlardır. Bölgesel, ulusal ve uluslararası ekonomiler bu kentlerde eklemlenir.
egemen güçlerin ekonomik üstünlüklerini sürdürmek amacıyla ortaya atılmış, yeni dünya düzeni'nin küreselleşme bileşeninin bir parçası. yaşam alanlarını tamamıyla sermayeye hizmet eder hale getirme, toplumları tükettikleri ölçüde anlamlandırma politikalarının kentler üzerinde uygulanmasına yönelik ideolojik bir söylem.
bu kavram 1982 yılında friedmann ve wolf tarafından ortaya atılan the world city hipotezi etrafında gerçekleşen akademik ve politik tartışmalarla şekillenmiş, günümüzde yaygın bir "tek tipleştirme" ve "bayağılaştırma" güdüsüyle uygulamaya konulmuştur.
Kök ananın çocuklarının bayramı kutlu olsun.
Nevruz tepsisinde bolluk olsun, gönüllerde hoşluk olsun.
Oğlak ayıyla, Yeni günüyle, Ergenekondan göçüyle, Nevruzuyla
Beşbin yıllık kökleriyle, geleneğiyle, kültürüyle... bayramımız kutlu olsun.
Çin denizinden Atlantike, Kuzey Buz denizinden Akdenize,
Baltıktan Hazara yedi deniz yedi iklimde Türk dünyasının toyu kutlu olsun.
Bolluk olsun, mutluluk olsun, barış olsun, birlik olsun, coşku olsun, dostluk olsun
Turan Elinin bayramı kutlu olsun.
Dede Korkut çalsın yine kopuzun, ozanlar eşlik etsin sazıyla, tarıyla, dombrasıyla.
Şenlik yayılsın Orta Asyadan Anadoluya,Türkistandan Yakutistana, Tanrı Dağlarından Altaylara
Karaimler, Gagauzlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Azerler, Türkmenler,
Tatarlar, Uygurlar, Hakazlar, Yakutlar, Çuvaşlar
Balkanlarda, Kafkaslarda, Rumelinde, Kerkükte, Kıbrısta...
Çalsınlar, söylesinler Türk'ün tarihini, Türk'ün toyunu...
Türkün coşkusu var bu gün
Kızlar yavuklusuna mendil işlesin, Kabirler bayrakla donansın,
Analar Türkün aşını pişirsin, yakılsın ateşler, günahlar dökülsün
Yeni güne yeniden doğumumuz var bu gün...
Çığlık çığlığa söylesin Azeri gencim, selvi gibi salınsın Türkmen kızım.
Yay gibi gerilsin Kırgızım, ok gibi fırlasın Kazağım.
Kuğu gibi süzülsün Özbeğim, uçar gibi yürüsün Çerkezim, Tatarım
Türkün bayramı var bu gün...
Dar gelsin ovalar, erisin dağlar, yol olsun yaylalar...
Ergenekondan göçümüz var bu gün...
Yine yağız atlar kişnesin, yine aktolgalı beylerbeyi haykırsın,
Yine Kızılelma beklesin Türk'ün özlemiyle
Şenliğimiz var bu gün...
Ateşler yakılsın, ocaklar kurulsun, demirler dövülsün,
Davullar, kösler vurulsun, tuğlar salınsın, bayraklar dalgalansın
Hilale özlem var bu gün...
Allar giyilsin, yeşiller sarılsın, sarılar donansın
Gök kubbenin tüm renkleri Turkuazın üzerine doğsun
Bayramımız var bu gün...
Sülün gibi süzülsün kızlar, yay gibi gerilsin delikanlılar,
Göz süzerek vurulsun kalpler, bir salınışıyla yere diz vursun dağ gibi zeybekler
Tuna'ya gönlümüz düşer bu gün...
Davul, kös dövülsün... Zurnalar çalsın memleket havasını
Kaplasın gönülleri Türk'ün yedi deniz yedi iklimdeki coşkusu
Özlemimiz var bu gün
hali hazırda tartışılmakta olan, kabul edilirse zaten bilime hizmetten uzak olan sistemin tamamen bozulmasına neden olabilecek yasa taslağıdır.
bu taslağa göre üniversite konseylerinde üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerinin seçtiği kişilerin yanı sıra, bakanlar kurulu tarafından seçilen öğretim üyeleri,bu üyelerin ilgili üniversitenin mezunları arasından seçtiği bir kişi, ayrıca son üç yıl içinde üniversitenin bulunduğu ildeki vergi mükellefleri içerisinde en çok gelir vergisi ödeyen gerçek kişiler ya da kurumlar vergisi ödeyen tüzel kişi temsilcileri arasından veya ilgili üniversiteye en çok bağışta bulunanlar arasından seçtiği bir kişi bulunacak.
bakanlar kurulu tarafından seçilecek öğretim üyelerinin üniversite konseyinde söz sahibi olması sizce ne demek? üniversitelerin özerkliği nerede kalıyor bu uygulama ile? alenen siyasi müdahale değildir de nedir?
daha da vahim ve komik olanı, parası olup üniversiteye bağış yapanın konseyde yer alacak olması. düşünebiliyor musunuz? bu uygulama ile ali ağaoğlu gibi biri üniversite yönetiminde söz sahibi olup, öğretim üyelerinin geleceği ile ilgili kararlar verebilir.
taslakta yer alan bir diğer husus, öğretim üyelerinin atanma koşulları ve dil puanları ile alakalı. yardımcı doçent olabilmek için doktoradan sonra 2 yıl, doçentlik için ise 5 yıl bekleme süresi getirilmesi söz konusu. yani, bilimsel çalışmalarınızın hiçbir önemi yok. istediğiniz kadar çok çalışın, istediğiniz kadar yayın yapın, yardımcı doçentlik ve doçentlik koşullarını sağlayın, hiçbir kıymeti yok. beklemek zorundasınız. hali hazırda mobbing yuvaları haline gelen üniversitelerde,bu şiddete en çok maruz kalan araştırma görevlileri doktoralarını bitirseler dahi çileleri bitmeyecek. özlük haklarını hiçe sayan bu öneri, uygulamaya konulması halinde suistimallere de zemin hazırlayacak.
dil puanlarına gelince, doçentliğini almamış her öğretim elemanı, üç yılda bir dil puanını yenilemek durumunda ve en az 70 alması gerekiyor. şimdi efendim sormazlar mı adama, doçentten aşağısı bir defa kanıtladığı dil bilgisini üç yıl içinde unutabiliyor da, doçentlere hafıza otu mu yediriliyor jüriden geçince? dil konusunun bilimsel çalışmalarının önüne geçirilmesi yanlış, ama elbette en azından okuduğunu anlayacak ve kendini ifade edebilecek düzeyde yabancı dil bilmeyenler de akademisyen olmasın kardeşim.
onlarca çalıştay yapıldı, güya akademik personelin, idari personelin ve öğrencilerin konu ile ilgili görüşleri alındı.hala da üniversitelerde toplantılar düzenlenip konu tartışılıyor. ama taslakta alınan görüşler doğrultusunda yapılan bir değişiklik yok henüz.
neyse uzatmaya lüzum yok, olmamış bu taslak. tek beğendiğim kısmı araştırma görevlilerinin maaşlarında iyileştirme yapılacağı konusu. onun için yasa taslağını beklemesek? *
birbirine neredeyse zıt iki burcun karşımı, çelişkilerin insanıdır. değişiklik yapmak kendisine ölüm gibi gelen boğa ile yerinde duramayan kovanın kavgasıyla tüketir günlerini. ama birbirine zıt özellikte olup, ayrı ayrı iken de, birlikte iken de mükemmel olan nadir ikililerden birinin karışımı. kahve ile süt gibi, siyah ve beyaz gibi, toprak ile havanın karışımı.
ne ile beslendiği çözülemeyen minicik yavru uğur böceğinin ölümüne neden olmaması için dua edilerek bir hafta süre ile gerçekleştirilen eylem. fakat kendisine sunulan yaprakları ve meyve kabuklarını yemeyi reddeden sevimli dostumuzu iç bahçeye doğal ortamına bırakmak zorunda kaldık. umarım mandalina toplamaya çıktığımız bir ders arasında yine karşılaşırız.
ken lytle, katie corcoran lytle ve bob carney tarafından hazırlanan, tarihe geçmiş en büyük fiyaskoları, olayların aktörleri arasında geçebilecek gülünç konuşmalar eşliğinde anlatan, okuması son derece keyifli bir kitap. tarihe geçen ilk büyük fiyasko olarak da ilk insanlar adem ve havva'nın cennetten kovulma hikayeleri anlatılıyor. şahsıma bu olay, tıpkı şeytan'da olduğu gibi, olması gerekeni oldurmak adına, yaratıcıya olan itaati itaatsizlikle göstermek gibi görünse de, kitabın mizahi yaklaşımı güzel.
seçim meydanlarında sırf oy toplamak amacıyla "yıllarca hakkınız yendi, biz size hakkınızı vereceğiz, açılım yapacağız" diyerek hem tarihine hem de vatanına ihanet edenlerin eseridir.
Bizim başbakanımızdır efendim. sakık denen teröristi bizzat telefonla arayıp başsağlığı dilemiştir. Evladının cesedi üzerinden siyaset yapmaya kalkan aşşağılık terörist ise evlat acısından dem vurup, bizim suçsuz yere kalleşçe saldırıya uğrayıp can veren şehitlerimizle, vatan haini katilleri ve kim bilir uyuşturucu ticareti esnasında dübürünü oydurup onun acısıyla kendini öldüren oğlunu kıyaslamış, kan dökülmesin, analar ağlamasın demiştir.
Önce kendi ellerindeki masum kanlarının hesabını ver sakık efendi, kanın durmasını istiyorsan önce dökülen kanlar üzerinden kaç para kazandınız onu anlat bakalım, samimiyetini görelim.
Teröriste başsağlığı dileyene gelince, tabii efendim, onların başı sağolsun da bizden gidenler önemli değil nasıl olsa. Tarafını zaten biliyoruz da bu kadar açık etmeseydin keşke. Terörle mücadele ediyorsan şayet, onlardan ölene üzülmek de ne demek?
Şimdi gelip bana insanlık dersi vermeye çalışıp, şehit verdiğimizde insanlıklarını dik tutup üzerine oturan terör sempatizanı hümanistlere kafam kadar tokmak girsin, belki tatmin olurlar o zaman.
Başbakanın bugünkü akp grup toplantısında "hakkarili kardeşlerime sesleniyorum" diyerek kurduğu cümlelerden biridir.
şimdi efendim, sorunun sahibi cevabını elbette hepimizden daha iyi biliyor, fakat belki dile getirmek işine gelmiyordur, belki de mecliste bazı küfürlü ifadeleri kullanmak hoş olmayacağı için söylemiyordur bilemeyiz. ama ben müsaadenizle söyleyim: oy veriyorlar, çünkü hepsi teröre destek veren orospu çocukları.
hakkarili kardeşim diye hitap ettiğiniz adamlar "korktuğumuz için oy veriyoruz" yalanını da bıraktılar artık. açık açık kendileri söylüyorlar zaten. inanmayan girip haberin yayınlandığı sitedeki okuyucu yorumlarına göz atsınlar.
alın link burada: http://www.ensonhaber.com...a-bulundu-2012-09-05.html
kürtler bdpye oy verecek, bdpliler teröristlere meclisten açık destek verecek buluşup pkklılarla sarılıp koklaşacak, pkk gelip benim milletime kurşun sıkacak, sonra biz kürtlerle kardeşiz diyeceğim ben öyle mi?
bırakın artık bu ayakları. hiçbir türk'ün bdpye oy verecek kadar soysuz kardeşi olamaz!
ben de kendisine sormak istiyorum:
parlamentoda yer alma şartlarını dahi taşımayan teröristleri mecliste tutan siz değil misiniz? artık sağır sultan dahi biliyor akpnin bdpden çok da farklı olmadığını!
BDP Mersin il Eşbaşkanıymış. bir diğer martı kaşlı olur kendileri. marifeti ise, fitre adı altında para toplayıp, bir kısmı ile estetik ameliyat yaptırıp, diğer kısmını da pkkya aktarmasıymış. http://www.ensonhaber.com...-yaptirdi-2012-08-31.html
gerçi bunlara fitresini veren de bunlar gibidir ama...
istisnasız tüm kamillerin ortak dilidir. birkaç yavan ve sığ kelimeden oluşur. "ben gerzeğim, uzak dur benden" şeklinde mimiklerle de desteklenir. tam cümle cümle yazmaya çok üşendim şimdi ama özetle ben aslında ıssız adamım demeye çalışır.
9 ağustos 2012 pkk izmir saldırısında ağır yaralanan canlarımızdan biri. şehit olduğu haberleri yayınlanıyor, bir canımız daha "birileri" nemalansın, malına mal, gücüne güç eklesin diye aramızdan ayrılıyor. allah ailesine sabırlar versin, sebep olanları da kahretsin!
vatani görevini yerine getirsin diye gönderdiğiniz evladınızın naaşının evinize gelmesidir. size göre ucube, o insanlara göre ibadet ettikleri yerde evladınızla bir daha görüşmemek üzere vedalaşmaktır ağlatan çaresizlik. her şeye rağmen "vatan sağolsun" diyebilmektir.
evladınız askerdeyken, her gece gözyaşları içinde "allah'ım koru askerlerimizi, yalnız benim yavrumu değil, cemil cümlenin evladını koru" diye dua eden annenin içinde bulunduğu durumdur ağlatan çaresizlik. her sabah yeni bir şehit haberine, yeni bir yaslı güne uyanma korkusudur.
şehit babasının cenazede çekilen fotoğrafıdır ağlatan çaresizlik.
yaralı askerin, sırtındaki yarası ile evine otobüsle ayağında terlikle gönderilmesidir ağlatan çaresizlik.
askerlik çağı gelen kardeşinizin gözünün içine bakarken, sırf sizin cepleriniz iyice dolsun diye o gencecik bedenin ölme tehlikesini düşünmektir ağlatan çaresizlik.
tüm bunlar olurken pişkin pişkin çıkıp konuşmalarınızı dinlemek, "allah belanızı versin" demekten başka bir şey yapamamaktır ağlatan çaresizlik.
ağlayın emine hanım, ama önce kendinize ağlayın. siz de bir annesiniz.
tanım: başbakanın izmir foça'da askerlerimize yapılan hain saldırı sonrasında yaptığı açıklamadır.
--spoiler--
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, izmir Foça'daki askeri aracın geçişi sırasındaki patlamaya ilişkin net bilgilerin henüz gelmediğini belirterek, ''Bu maalesef terörün yayılma noktasındaki attığı adımların bir başka örneği'' dedi.
--spoiler--
anlayan varsa beri gelsin. eee yani? bu olanlar karşısında iyiden iyiye acizi mi oynamaya başladınız? yoksa türk halkını hazırlamaya çalıştığınız bir şeyler mi var?
rivayete göre vaslui maçı sonrası metrobüs içinde trabzonspor aleyhine tezahürat yapan fenerbahçe taraftarlarına küsüp tribe bağlayan, kontak kapatıp, polis gelip kendisini ikna edene kadar metrobüsü hareket ettirmeyen şofördür.
kendisine sormak lazımdır, ulan babanın malımı o kullandığın metrobüs? gecenin o saatinde ne hakla onca insanı sokakta bırakmaya yeltenirsin? senin özel aracın mı o? karşılığında maaş alarak yaptığın görevi kötüye kullanıp, keyfin öyle istedi diye metrobüsü kenara çekip nasıl indirirsin onca insanı o araçtan? görevinden hemen alacaksın ki böylesini bakalım yapabiliyor mu aynısını bir kez daha o veya bir başkası!