babayla birlikte nezarete düşmenin en komik yoludur*
+bilmem artık anneme sen hesap verirsin
-babanla aynı kelepçeyi paylaştın daha ne istiyon anlamadım ki!*
tecrübeyle sabittir efendim,her baba her işten az da olsa anlar.hiç anlamazsa bile onun adı babadır,babalığa halel getirilmez.gözü kapalı dalar olaya,sonra uzay-zaman sürekliliği hakkında düşünüyorumuşçasına durum değerlendirmesi yapar,döner evladına "sen de bişe söylesene oğlum" pozu atar."ne bileyim baba anlamam ki" cevabını alınca "sen zaten ne bilirsin ki,anca mont gibi dur öyle bi köşede" cevabını verir.dikkat edilmesi gereken nokta babanın burada kritik yol ayrımında oluşudur.ya "lanet olsun atom fiziğine" diyip pes edecektir,ya da sonuna kadar mücadele edip "this is sparta" nidaları atacaktır.parça arttırması ve üretici firmaya bok atması kuvvetle muhtemeldir.ileride bu kutsal görevi her baba adayı gibi üstlenmek sorumluluğumuzdur."paşa koş dolaptan takım sandığını getir,hanım sen de atımı hazırla.yürüü bre bolu beyi,bu cenk amansız olacak!"*
o kadar kolaydı ki bu, söylemeye fazlasıyla zorlandı. sonunda tüm cesaretini topladı ve hastanın yüzüne bakmaksızın konuşmaya başladı: "ne kadar sahte dostlarım var; ve ben bazı dost sıfatı taşıyanlara göre ne kadar sahteyim. ah bu dünyanın da teatralliği olmasa.. hiç çekilmezdi değil mi olmasa ? neyse önemli olan şimdi bu değil; anneni kurtaramadık,öldü,metin olmalısın dostum." dedi.
kadir topbaşın öyle bir geçer zaman ki dizisini izledikten sonra sabah yapacağı basın açıklamasında haydarpaşa yangınını da metenin yaptığından artık eminiz, joker suratlı herkesi alacaz demesi ihtimalidir.