sahibinden modern kole
-19 (nihilist)
altıncı nesil silik 1 takipçi 0.90 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    en yakın arkadaşın babasıyla sevişmek

    1.
  1. gizlilik içinde yapılması koşulu ile, sorun teşkil etmeyecek olaydır.

    esasında, gizlilik umursamam çoğu zaman. bununla birlikte, ilkel aldatma klişelerini atlatamamış bir toplumun, gerici bireylerinden olan en yakın arkadaşın anesini üzmemek adına, babanın da telkinleri doğrultusunda umursadım bir defaya mahsus olmak üzere. şunu da söylemem gerekir ki, gizliliğin fantezi dünyasına katkıları da büyükmüş. 56 yaşındaki bir adamın, bu denli dinç ve sağlıklı olabileceği ve gençlere nal toplatacağı aklıma gelmezdi. bitmek tükenmek bilmeyen seks enerjisi ve tüm gücüyle gerçekleştirdiği gel-gitler, bu babayı tanrılaştırmıştı gözümde. ve ertesi gün karısından, seks hayatlarının eskisi gibi olmadığını duyduğumda, bıyık altından gülmüştüm. ne harika günlerdi.
    5 ...
  2. bir sözlük yazarından cinsel ilişki teklifi almak

    1.
  3. belki birçok kişi, teklifi yapan kişiyi mahkemeye vermekle tehdit ederdi. ya da ne bileyim, moderasyona şikayet ederdi en azından. ben ise hiçbirini yapmıyorum. bu cesur hareketinden dolayı tebrik de ediyorum kendisini. fakat bana yolladığı resmi, cinsel tatminimi sağlayamayacağına dair izlenim yarattığı için cevap vermedim mesajına. belki de alay ettin benle ve sahte bir resim yolladın. bilemiyorum. açıklarsan herkes öğrenecek. ama diğerleri gibi riyakar olmayıp, derdini cesurca, kıvırmadan, dan diye anlattığın için takibimdesin artık.

    heyecanlandıran bir durumdur.
    4 ...
  4. bir kızın hayallerini süsleyen seksin tarifi

    1.
  5. ''üşümüyor musun burada'' diye sordu.
    tek ayağımı duvara yaslamış, sigaramdan derin bir nefes çekerken işittim o tok sesini. göz ucuyla süzdüm baştan ayağa. siyah, deri bir mont vardı üzerinde, içinde de siyah boğazlı bir kazak. düşük bel buz mavisi bir blue jean giymişti. siyah kısa saçları, uzun kirpikleri, biçimli kalın kaşları ve kirli sakalı ile moda dergilerinden fırlamışa benziyordu. cevap vermedim ve kafamı çevirdim. sigaramdan bir nefes daha çektim. ''canını sıkan birşeyler var sanırım'' dedi, o da duvara yaslanmıştı. ona doğru döndüm, o da dosdoğru bana bakıyordu.zeytin gözleri deldi gözlerimi o an. burnu ne kadar da düzgün diye düşündüm; gözleri, çenesi, yanakları, alnı ve hatta kırışıklıkları bile öylesine güzeldi ki. ''sigara içer misin'' diye sordum, marlboro paketini uzatarak. içinden bir tane aldı. çakmağı çakarken, rüzgarın etkisini azaltmak için ellerini siper etti ellerime. sıcacıktı. omzuna yaslanıp ağlamak istedim o an. sarsaydı ya beni. sarılsaydı boynuma. okşasaydı uçuşan sarı saçlarımı. hiç konuşmadan kalsaydık öyle, ısınsaydım kollarında. son bir nefes daha alıp savurdum izmariti rüzgara doğru. ''hoşçakal'' dedim ve hızlı adımlarla caddenin karşısına doğru yürümeye başladım. arkama dönüp bakmak istemiyordum, bir an önce yalnızlığıma geri dönmek, acımı çekmek istiyordum. soğuk canımı yakıyordu, beynimde ise acı hatıralar dört dönüyordu. hafifçe koluma dokundu, irkildim. soluk soluğaydı. ''gitme'' dedi. kalbim deli gibi atıyordu. ''kalbimi kırmayacağını bilsem gider miyim hiç'' dedim içimden, ''diğerlerinden faklı olduğuna inansam''. yüzüne baktım, gözlerimin içine bakıyordu. karşı koyacak gücüm kalmamıştı, yeni bir hayal kırıklığına tahammül edebilir miydi kalbim düşünmeden, dudaklarıma doğru yaklaşan dudaklarına karşı koymadım. aşkla, tutkuyla öpüyordu, içimdeki sese inat ben de aynı şekilde karşılık veriyordum. sonra çektim kendimi. ''bize gidelim'' dedim, ''olur'' dedi. ve eve kadar yürürdük hiç konuşmadan. elleri ellerime kenetlenmişti.

    işte böyle başlayandır.
    2 ...
  6. babanın çok mütaassıpsın biraz açıl saçıl demesi

    1.
  7. çok şeyler görmüş geçirmiş, ve aptal bağnazlıkları gerilerde bırakmış bir babanın öğüdüdür. benim babamdır o. candır. kapalı birini gördüğünde kıçıyla güler, onaylamadığım tek davranışı da bu esasında. gerçi kötü niyetle yapmıyor ya, tutamıyor kendini.
    3 ...
  8. cinselliği kısıtlayan kitap beni temsil edemez

    1.
  9. zeki ve mantıklı bir kişinin söylemidir. yemek, içmek kadar sıradan ve haytı anlamlandıran bir aktiviteyi, saçma sapan ve gerici bir şekilde sınırlandıran kitabı nasıl referans alırım. erkekler 4 kadınla zevkü sefa yapsınlar, kadınlar bir iktidarsız kocayla ömür törpülesinler. yok ya.
    2 ...
  10. sözlük yazarlarının cinsel revizyona ihtiyacı var

    1.
  11. kendini belli eden cinsel bilgisizlik ve açlık dolayısıyla doğru bir önermedir.revizyona ihtiyaç vardır. dini konularda en ufak bir eleştiriye tahammül edemeyen yazarlar bile, kendileri ile çelişmek pahasına, cinsel içerikli entrylerini, kadını aşağılayacak şekilde kullanmaktan sakınmıyorlar. kimileri de cinselliği yalnızca fahişelerin evlenmeden önce yaşadığını düşünüyor sanırım. kendi kız kardeşleri, ablaları hiç porno izlemez onların, mastürbasyon yapmaz ya da bir erkeği arzulamaz. yapıyorlar. hem de istisnasız. nasıl ki sen porno ile yatıp porno ile kalkıyorsan, onlar da böyle yaşamak için yanıp tututşuyorlar. erkek egemen toplumdan korkmasalar, daha özgür yaşayabilecekler ama korkuyorlar, haklılar da. öldürmediniz mi gencecik kızları sırf cinselliği doyasıya yaşadıkları için. gün gelecek devran dönecek ama. ve herkes benim sahip olduğum sonsuz özgürlüğe sahip olacak. umarım.
    1 ...
  12. askerde sevişmek

    1.
  13. her hatırlandığında gülümsetir.

    habercim seçtim onu. ilk gördüğümde ''tamam'' demiştim, mutluluğumun anahtarı. bu zor günlerde sığıncağım bir liman. nişanlıydı kemal. küçük bir kasabada ailesiyle birlikte yaşayan, görmüş geçirmiş bir delikanlı. hakkari'nin dağlık arazsinde, operasyonlara çıkmayı neşeli hale getirendi o. her istediğimi yapardı, ve bunu zorunda olduğu için değil, istediği için yapardı. bölük komutanının izniyle, operasyon bölgesine bir baraka yaptırmaya karar verdim kendim ve habercim için. askerlerim canavar gibiydiler, 3 saatte bitirdiler. işte o baraka benim cennetim olmuştu. kolay olmamıştı kemal'i ikna etmek ama başardım. çılgınlar gibi seviştik her nöbet bitişinde. ve bunu asla bana karşı kullanmadı kemal, itaat etmeye devam etti, fırsatı varken yararlanmadı zaafımdan. onu hep iyi dileklerle anıyorum . düğünene gidememek de çok koydu. mutlu olduğunu biliyorum ama ve bu da yetiyor şimdilik...
    4 ...
  14. ulu sözlük yazarı ile sevişmek

    1.
  15. beklentilerimi karşılayamamış ilişki olarak tarihe geçmiştir. aslında ilişki de diyemem ya.

    (bkz: eşcinselliği doyasıya yaşayamamak) adlı yazımdan sonra ismini açıklamayacağım bir yazardan mesaj aldım. bana küfürler yağdıran bir yazardı. cevap vermedim. sonra tekrar mesaj yolladı. bu kez aileme küfürler ediyordu. ''derdin ne'' diye mesaj attım. ''derdim senin gibi ahlaksızların varlığı'' dedi. peki dedim, msn adresim bu gel orada tarışalım, madem bu kadar dolusun. 5 dakika sonra ekledi beni. biraz yumuşamış gibiydi. belli ki, beklentilerinin tam aksi bir profil resmine sahiptim. ''neden böyle yazılar yazıyorsun'' dedi. ''cesur musun?' diye sordum onun sorusunu duymamış gibi yaparak. ''evet'' dedi. al o zaman, adresim. bekliyorum. ''olmaz'' dedi. ''yiyorsa sen benim evime gel''. ''adresini ver'' dedim. gene yan çizdi, ''ortak bir yerde buluşalım'' dedi. peki dedim. bağcılarda bi adres verdi. oraya gidemeyeciğimi söyledim. taksimde anlaştık. ve buluştuk. 17 yaşında, çelimsiz, kemrli bir burnu olan doğulu ve muhtemelen de yoksul bir çocuktu karşımdaki. gelmeyeceğini düşünmüştüm ama geldi. tüm cesaretiyle. arabaya bindirdim onu. söyle dedim, içinde ne kaldıysa. ''ben seni böyle beklemiodum'' dedi, elimi erkekliğine attım. ''napıyosun'' dedi sinirlice. ''numara yapma dedim, ''onca yolu konuşmak için mi geldin''. dudaklarına sarıldım, kendini çekti. dişleri sarıydı ve ağzı da kokuyordu ama umrumda bile değildi. sonra başımdan tuttu, ''yala o zaman'' dedi. ve boşaldı. sonra onu bağcılara bıraktım. şu aralar yazmıyor nedense. ve bu katıksız yaşanmış bir hikayedir. ne eksik, ne fazla.
    7 ...
  16. eksi 10 derecede seks

    1.
  17. barda çılgınlar gibi dans ediyordum. sıkışık dans pistinde, kalçamı yanlışlıkla! onun erkekliğine sürtüyordum ara ara. sertleşmişti, demek o da ilgisiz değildi. sonra arkamı döndüm. artık yüzyüze dansediyorduk. elindeki birayı kaptım ve bir dikişte içtim. kısa boyluydu. ama muhteşem bir vücudu vardı. yeşil gözleri, kısa sarı saçları vardı. kırmızı bir tsirt giymişti. dans pistinin nispeten boş olan kısmına yöneldim, o da beni takip etti. ''sigara içmem lazım'' dedim. ''hadi içelim o zaman'' dedi. ottowa'nın soğuğunda dışarı çıktık. hava buz gibiydi. ''içme onu'' dedi, marlboromu yakmak üzereyken. ''ot var bende'' dedi. döndürdük sigarayı. ''dudakların çok güzel''dedi, ''sanki oral için yaratılmışlar''. ''çok hızlısın'' dedim, hınzır bir gülümseme eklemeye çalıştım ifademe. ''ister misin'' dedi, ''neyi istermiyim'' diye sordum sanki bilmiyormuşum gibi. elimden tuttu ve beni gay barın arkasına, izbe bir kulübeye doğru sürükledi. kulübe boş değildi anlaşılan. içeriden inleme sesleri geliyordu. içeri girdik. 3 erkek vardı içeride. ''burada olmaz'' dedim. dudaklarıma yapıştı. direnmemeye karar verdim. diğerleri de bize katılmaya karar verdiler sanırım çünkü vücüdumun hangi parçasını, kimin yaladığını anlayamaz hale gelmiştim. hepsi sırayla becerdiler ve çekip gittiler. ve ben soğuğu yeni hissetmeye başladım...

    üşütmez. ama ne kadar değersiz olduğunuzu bir kez daha hatırlatabilir. gene üzgünüm.
    4 ...
  18. parayla cinsel ilişkiye giren eşcinsel

    1.
  19. -ne diyorsun?
    -sana pahalıya patlar bu ama,
    -para önemli değil, gidelim mi?
    -madem öyle peki, ama kurallarım var.
    -söyle
    -fantezi yapmam, öpüşmem, yarım saat sonra da çeker giderim. parayı da peşin alırım.
    -peki, gidelim.

    bir gün daha zevk denizinde yüzebildim, boğulacağım günü bekliyorum.

    işte böyle çaresiz bir adamdır.
    0 ...
  20. kendi yarattığı mutsuzluğa boyun eğen insan

    1.
  21. beni arabasıyla kadıköy iskelesinden aldı. vücut hatlarını ortaya çıkaran, dar bir t-shirt giymişti. sol kolunun adale kısmında dövmesi vardı. ''good fucker'' yazıyordu. gülümsedim. ''güzel dövme'' dedim sessizliği bozarak. cevap vermedi. gergin gibiydi. elimi omzuna attım, ona dokunmak istiyordum. sertçe ittirdi elimi. ''şimdi olmaz'' dedi. ''ne olmaz'' diye sormak istedim ama susmanın daha iyi olcağına karar verdim.

    arabayı garaja parketti ve asansöre doğru yürümeye başladı, ben onu takip ediyordum. o yürürken kalçaları ne kadar dolgun ve biçimli diye düşündüm, onlara dokunmak istiyordum. göğüs kıllarını okşamak, dudaklarını ısırmak... kapıyı açtı ve beni içeri davet etti. ''salona geç ben geliyorum'' dedi. ses tonu o kadar soğuktu ki. yanlış birşeyler vardı, bunu hissedebiliyordum. salona geçtim. ''bir viski alabilr miyim'' diye bağırdım, ''sorun değil'' diye seslendi lavobodan. kendime bir viski doldurdum ve bir dikişte içtim. sonra evi dolaşmaya başladım. odaları geziyordum ki onun sesini duydum. telefonda konuşuyordu ve sesi gayet neşeli geliyordu. kapıya yanaştım;

    -evet, geldi.
    ....
    -sikip, parasını alıp salıcam ibneyi napıcam!
    ....
    -fena değil gibi, zorlamasa bari..
    ...
    -tamam, eyvallah akşam görüşürüz.

    dünya başıma yıkılmıştı. hemen salona geri döndüm. adi bir paçavraydım onun için. kullanılıp atılacak. ve parası alınacak. gözlerim doldu, ağlamamak için kendimi zor tuttum. çok mu abartıyordum acaba; ne bekliyordum ki. sevgi mi? aşk mı? sonra salona girdi. üzerinde sadece boxer vardı. ''çok zamanım yok'' dedi ve kafamı sertçe erkekliğine yaklaştırdı. boxerını indirdi. itaat ettim. isteksizce ağzıma aldım. saçlarımdan tutarak ağzımda sertçe gidip gelmeye başladı. bir hayvan gibi ağzımı beceriyordu. bense inceden süzülen gözyaşlarımı saklamaya çalışıyordum. sonra boşaldı. ''nasıldı'' diye sordu. kafamı çevirdim. konuşmak istemiyordum. sonra banyoya gittim ve duş aldım. banyodan çıkmak istemiyordum. arınamazdım ki bir kaç dakikada. saatlerce temizlenmeliydim. kapıya vurdu, ''çık artık'' dedi, emir verir bir edayla. çıktım. sonra beni kanepeye dayayarak, kalçamı okşamaya başladı. parmağıyla içime giriyordu. bu arada bana küfürler de ediyordu. tek istediğim, hemen o an evi terketmekti ama yapamazdım. ona ihtiyacım vardı. yalnızlığa tahammül edemezdim. ve bu yüzden beni hayvanca becermesine de müsade ettim. 15 dakika daha üzerimde tepindi. ve sonra boşalarak yığıldı. ben toparlandım. sessizce giyindim. komidinin üzerine 100 lira bıraktım ve çıktım. artık gözyaşlarımı saklamak zorunda değildim.

    işte bu insandır; kalbi pramparça ama ılık ve atmakta...
    3 ...
  22. eşcinselliği doyasıya yaşayamamak

    1.
  23. kaslı kollarına dokunmak. bundan daha heyecan verici, daha masalsı bir an var mı ki? varsa da ben yaşamadım. kalbimi delen o okyanus mavisi gözleri ve biraz sonra bana yapacakları, heyecandan titretiyor. heyecanlıyım ama belli etmek istemiyorum. merak etme diyorum kendi kendime, o da seni istiyor. dolgun dudaklarını, dudaklarıma değdireceği anı bekliyorum sabırsızlıkla. ilk adımı atan ben olamam. hayır, o yapmalı. hata yapma riskini göze alamam. ''içki içelim mi'' diye soruyor. olur diyorum. heyecandan ölmek üzereyim. barın önüne gidip içki kadehlerini dolduruyor. sonra kadehlerden birini bana doğru uzatıyor. ''Biraz sert oldu ama'' diyor, muzur bir tebessüm var yüzünde. cevap vermiyorum. gözleri beni yakıyor. ne söylesem, ne cevap versem, sanki aptal durumuna düşecekmişim gibi hissediyorum. ikimizde kadehlerimizden birer yudum alıyoruz. sonra o kadehini sehpanın üzerine bırakıyor ve gömleğinin düğmelerini çözmeye başlıyor. ateş gibi yanıyorum. o düğmelerini çözdükçe, ben o harika dudaklara teslim olmamak için kendimi zor tutuyorum. ''sende çıkarsana'' diyor ''burası çok sıcak''. peki diyorum. hareketlerim çok acemice ve utangaç. o da farkediyor, ''dur'' diyor ''yardım edeyim''. ve gömleğimin düğmelerini açmaya başlıyor. gözleri, dudakları, burnu tam karşımda. kokusu, sıcaklığı, arzusu, herşeyi hissedebiliyorum. ve artık dayanacak gücüm kalmıyor. dudaklarına bir öpücük konduruyorum. bir an için tepkisiz kalıyor ama sonra o da bana karşılık veriyor. ve sonra deli gibi öpüşmeye başlıyoruz. dilini ağzıma alıyorum. dudaklarımı ısırmaya başlıyor. giderek hızlandırıyor ritmi. nefes alış verişlerimiz hızlanıyor. ikimiz de ayağa kalkıyoruz, o benim dudaklarımı ısırırken ben onun pantolon düğmelerini bulmaya çalışıyorum. yavaş yavaş çözüyorum. sonra beni öpmeyi bırakmadan pantolonunu çıkarmaya çalışıyor. ve nihayet başarıyor. elimle erkekliğine dokunuyorum. o anda yaşadığım zevk, beni çıldırtıyor. ağzıma almak için yanıyorum ama o harika dudaklardan ayrılmaya da korkuyorum. boxerının üzerinden erkekliğini okşuyorum. inlemeye başlıyor ve beni öpmeyi bırakıyor. bu fırsatı değerlendirip, göğsünü öpmeye başlıyoruö, memelerini ısırıyorum. artık iyice tahrik oluyor. inlemeler artıyor. sonra saçlarımdan tutup kafamı erkekliğine doğru yaklaştırıyor. boxerını usulca indiriyorum. sertleşmiş erkekliğini hiç tereddütsüz ağzıma alıyorum. bunu nekadar yaptığımı hatırlamıyorum ama bağırıp titreyerek ağzıma boşaldığında kendime geliyorum. yatağa çöküyor. ben hemen banyoya koşuyorum. temizlendiğim saniye tekrar yanına koşuyorum. arzu bedenimi yakmaya devam ediyor. yanına uzanıyorum. ''teşekkür ederim'' diyor. ''şşşt'' diyorum, ''mutluysan, mutluyum''. gülümsüyor. dünyanın en muhteşem adamı yanımda, öyle mutluyum ki. sonra o da benim erkekliğime doğru eğiliyor. ''yapmak zorunda değilsin'' diyorum, yapmak istediğini söylüyor ve erkekliğimi dolgun dudaklarının arasına alıyor. volkan gibi patlıyorum ağzına, boğulur gibi oluyor. özür diliyorum ama o bana gülmekle yetiniyor ve banyoya koşuyor. sonra yanıma yanaşıyor gene, sarılıyor bana. arkamı dönüyorum. erkekliğini hissetmek istiyorum. öylesine sıcak ki. ensemi öperken bir yandan da erkekliğini kalçamda gezdiriyor. o sıcaklık, o sertlik...kendimde değilim gene. hızlanıyor. ben inlemeye başlıyorum. ona doğru dönmem için beni zorluyor. dönüyorum ve dudaklarıma saldırıyor. haraketleri daha sert, daha erkeksi. ve bu beni daha da fazla tahrik ediyor. sonra ayağa kalkıyor ve beni yatağın ayak ucuna kadar sürüklüyor. ayaklarımı omzuna alıp, erkekliğini kalçama yaklaştırıyor. bir anda bir acı hissediyorum ama aynı oranda da zevk. istemsizce bağırıyorum. ''özür dilerim'' diyor. bense onun devam etmesini, asla durmamasını istiyorum. içimden hiç çıkmasın diliyorum. sonra biraz daha ittiriyor. ve gidip gelmeye başlıyor. ikimiz de kan ter içindeyiz. o hızlandıkça ben haykırıyorum ve o gece hiç bitmesin istiyorum...

    işte bunları yaşayamamaktır.
    15 ...
  24. aşk ı memnu vs recep ivedik

    1.
  25. ne teknik ne de kalite açısından yapılmış karşılaştırmadır. tamamen sosyolojik açıdan bakacağım olaya.

    recep ivedik; hakkında yapılan yorumların neredeyse hepsi, ne kadar rezil bir film olduğundan dem vuruyor. yani kimse bu filme iyi film diyemiyor. izledim ama arkadaşımın zoruyla diyor. ikinci yarısında çıktım diyor. yani bu filmi yermek, o kişinin kendisini iyi hissetmesini, belki de kendini olduğundan daha entellektüel görmesini sağlıyor. film hakkında iyi şeyler söylemek isteyenler bile, bir ''ama'' sokuşturmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

    gelelim aşk ı menu adlı güzide diziye. (''salağa bak, film ile diziyi karşılaştırıyor'' diyeni vururm ona göre.) oyunculukları, senaryosu, diyalogları, müzikleri, renkleri, seçimleri, kısacası her boku ile , recep ivedik ten kat be kat daha rezil olan bu esere, çoklukla olumlu yorumlar yapılıyor. bu diziye dair olumlu birşeyler yazmak, kişiyi, olduğundan daha az entellektüel göstermeyeceği düşüncesiyle mi yapılıyor bu anlamak güç. bir de dizide ki karakterler, ''ahh ah, bu x'de artık zıvanadan çıktı, yazık y'ye yaaaa'' tarzı cümlelerle, sanki hayatının en önemli meselesi oymuş gibi eleştiriliyor ya, ne diyeyim.

    soruyorum, neredeyiz biz? kimlerle yaşıyoruz ve neyi paylaşıyoruz. bu bahsettiğim dizi aşk ı memnu olmuş, başka bi dizi olmuş farketmiyor, hayatına bir sanalı bu kadar derince sokan bir insan çok iyi analiz edilmelidir kanımca.
    1 ...
  26. silahlanmaya itilen türk gençliği

    1.
  27. tarih bilinci olan, tedirgin gençlerdir. ne faşisttirler ne de aptal. tarih boyunca hep huzuru için silah kullanmayı aklına getirmiştir ve bu huzuru kendisi için değil, bayrağı altında yaşayan her bir birey için dilemiştir. fakat bu uğurda, o nefret ettiğ barut kokusuna da tahammül eder, gözyaşlarını içine akıtarak.
    0 ...
  28. © 2025 uludağ sözlük