istanbul gibi metropol ve gelişmiş bir şehri, kendi geldikleri köy yeri sanan zavallı tiplerdir. izmir'de iş imkanı olmadığı için her sene yüzlercesi istanbul'a gelip kuru kalabalıktan başka bi sike yaradıkları yoktur hatta siktirolup geldikleri yerlere geri dönsünlerdir.
ayrıca az önce taksim simit sarayı'nda aşağıdaki diyaloğun olduğudur.
( köylü izmirli iki denyo)
- Boyoz var mı?
(satış elemanı )
- Burası köy değil barkadaşım. satmayız öyle şeyler
aslında bu masaj aletidir. fakat son zamanlarda amerikalı kızlar tarafından vibratör olarak kullanılmaktadır. hair brush , rabbit dildo,.. neyse de alet kolumdan büyük aq gaza gelip çatır çatır 30 santimlik 6.5 santim kafası olan aletin hepsini içine alanlar da var
proje niteliğindedir. özellikle kış aylarının vaz geçilmezi olan mısır tüketimi ülkemizde ciddi bir rakam teşkil etmektedir. haşlanmış mısır yiyen kişilerin dışkılarının 30% u mısırdan oluştuğunu düşünürsek, bu yılda 6 ton haşlanmış mısır tanesinin yok edilmesi demektir.
Teker teker cımbızla toplanılıp dezenfekte edildikten sonra pil toplama merkezlerinin yanına açılacak turnikelere bırakılarak ek gelir de elde edilebilir. örneğin yüz gramlık poşete 3tl ödenmesi gibi aile bütçesine de çok yararı olacağını düşündüğüm proje.
insan dışkısından çıkartılıp temizlenerek yeniden kullanılmaya hazır hale gelen mısır taneleri dondurularak muhtaç bölgeler olan Afrika, Kuzey kıbrıs ve panama ya gönderilebilir.
şu an istanbuldaysanız yaptığınız en güzel eylemdir. yaklaşık -4 dere soğukta o sımsıcacık hava sarar bedeninizi, attığınız her adım da daha çok yayılır kütlesi.
"direnme" adına; halk olmayan belediyeciliği olmuş gibi görmek istese de , sırf bu yüzden beyaz eşya bayiicisini belediye başkanı seçmiş olsalar da
bugün görünen odur ki
yakında seçim yapılsa chp izmirde çok büyük darbe alır. izmir belediyesi şu an işçilerine maaş ödeyememe durumuna kadar düşmüş vaziyette.
bir belediyenin işçisine maaş ödeyememesi demek iflastır. belediyenin çöküşüdür.
aynı taktik izmir üzerinde de oynanıyor. bir zamanlar chp nin akpye kaptırdığı illerin hikayelerine bakarsanız:
önce ilçe belediyeleri il belediyelerine borçlandı, borçlar biriktikçe belediyeler işçilrine maaş ödeyemez hale geldiler ve hükümetten borç istediler, hükümet vermeyince halka saldırmaya başladılar. hizmet adı altında aldıklarına zam yaptılar vs vs.
o da tutmayınca halk skildiğiyle belediyeler rezilliğiyle kaldı.
ki,
Bugün izmir belediyesinin (yediği cezalar hariç) hükümete trilyonlarca lira borcu vardır.
adam öyle böyle gicedek sonra da "ya ben zaten belediyecilikten anlamam neden beni seçmişlerdi ben de bilmiyorum"
diyecek beyaz eşya bayiiciliğinden şehir belediyesi başkanı seçilmiş arkadaşımız.